1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Kişiliğin Korunması" bölümünün
altında "Ad üzerindeki hak" alt başlığında yer alan 26. madde, mehaz İsviçre
Medeni Kanunu'nun (ZGB) 29. maddesinden alınmıştır. Kuralın ratio
legis'i (amacı) bireyi toplum içindeki diğer kişilerden ayıran, tanıtan ve
onun özvarlığı ile bütünleşen adın, genel kişilik hakları (TMK m. 24-25)
dışında kendisine özgü, bağımsız ve özel bir koruma rejimine tabi tutularak
güvence altına alınmasıdır.
2. Kavramlar
2.1 Adın kişilik hakkı niteliği: Ad, kişinin kişiliğinden ayrılamayan,
başkalarına devredilemeyen, kural olarak miras yoluyla geçmeyen ve
vazgeçilemeyen, mutlak bir kişilik hakkıdır.
2.2 Ad çeşitleri: TMK m. 26 kapsamında korunan ad kavramı oldukça geniştir.
Gerçek kişilere ait öz ad ve aile aidiyetini gösteren soyad asıl unsurlardır. Bunun yanı sıra, kişilerin edebiyat veya sanat dünyasında kullandığı
müstear adlar (takma adlar, mahlaslar) tanınmış lakaplar ve tüzel
kişilerin kullandığı ticaret unvanları ile işletme adları da kanuni ad koruması
şemsiyesi altındadır.
2.3 Ad tespit davası: Bir kişinin kendi adını taşıması veya kullanması hakkına
üçüncü kişiler tarafından itiraz edilmesi, bu hakkın inkar edilmesi veya bir
başkasının aynı adı hukuka aykırı şekilde sahiplenmeye çalışması (adın
çekişmeli olması) durumunda, hak sahibinin bu hakkının varlığını mahkeme
aracılığıyla tespit ettirmesidir.
2.4 Adın haksız kullanımına son verme davası (men davası): Başkasına ait bir
adın veya soyadın, hak sahibi olunmadığı halde haksız yere kendi adıymış gibi
kullanılması (adın gaspı) veya izinsiz olarak ticari bir üründe, eserde yahut
işletmede iltibasa mahal verecek şekilde kullanılması durumlarında, bu hukuka
aykırı kullanımın durdurulması ve yasaklanmasıdır.
2.5 Maddi tazminat: Adın haksız kullanımı nedeniyle ad sahibinin malvarlığında
bir eksilme doğmuşsa, bu zararın giderilebilmesi için failin haksız
kullanımdaki kusurunun varlığı şartıyla talep edilen tazminat türüdür.
2.6 Manevi tazminat: Adın haksız kullanılması neticesinde ad sahibinin şeref,
haysiyet ve onurunda oluşan zedelenmenin telafisi amacıyla istenir; kanun
metninde de belirtildiği üzere bu talebin dinlenebilmesi için "uğranılan
haksızlığın niteliğinin" (olayın ağırlığı ve failin kusur derecesinin) manevi
bir tazminatı gerektirecek boyutta olması aranır.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 27 (adın haklı sebeplere dayanılarak değiştirilmesi davaları)
- TMK m. 24-25 (ad üzerindeki hakkın ihlali aynı zamanda genel kişilik hakkının
ihlali olduğundan genel koruyucu davalar ve vekaletsiz iş görme hükümleriyle
bağlantı)
- TMK m. 321 (çocuğun soyadı ve aile adının kazanılması)
- TTK m. 41 vd. (ticaret unvanının korunması ve haksız rekabet hükümleri)
- 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (bir kimsenin adının izinsiz şekilde marka
olarak tescili ve kullanılmasına karşı sağlanan koruma)
- TBK m. 49, m. 58 (adın ihlalinden doğan haksız fiil sorumluluğu ve manevi
tazminatın temel dayanakları)
4. Yargıtay İçtihadı
scraper'dan karar yok, ileride güncelle
5. Pratik Örnek Olaylar
- Olay 1: Ünlü bir ses sanatçısının adı ve soyadının, kendisinden izin
alınmaksızın turistik bir bölgedeki bir restorana isim olarak verilmesi
durumunda, adın ticari amaçla ve iltibasa yol açacak şekilde gaspı söz
konusudur. Sanatçı, TMK m. 26 uyarınca adın haksız kullanımına son
verilmesi (tabelanın indirilmesi) davası ile birlikte, bu haksız kullanımdan
doğan itibar kaybı için manevi tazminat ve yoksun kaldığı lisans bedelleri için
kusura dayalı maddi tazminat talep edebilir.
- Olay 2: Bir kişinin sosyal medyada adı ve fotoğrafları izinsiz alınarak
taklit bir hesap (sahte profil) açılması ve bu hesap üzerinden kişinin adeta
kendisiymiş gibi paylaşımlar yapılması, TMK m. 26 kapsamında adın doğrudan
gaspıdır. Gerçek ad sahibi, bu eyleme son verilmesini ve hesabın
kapatılmasını mahkemeden isteyebileceği gibi, olayın ulaştığı şeref ihlali
boyutuna göre (örneğin deepfake ile sahte içerikler üretilmişse) manevi
tazminat da isteyebilir.
6. Pratik Notlar
- Soyadın korunması yalnızca onu ilk kullanan kişiyi değil, aile birliği ve
nesep bağı nedeniyle o soyadını haklı olarak taşıyan eş ve çocukları da kapsar;
soyadına yönelik bir saldırı tüm ailenin kişilik hakkına yansır.
- Tüzel kişi adlarının korunması konusunda, TMK m. 26'daki mutlak ad koruması
ile Türk Ticaret Kanunu'ndaki (TTK m. 41 vd.) ticaret unvanının korunması ve
haksız rekabet hükümleri birbirini tamamlayan kombinasyonlar olarak yarışarak
kullanılabilir.
- Yazar, ressam veya sahne sanatçılarının tanındıkları sahne adları (artist
adları) veya mahlasları, kişinin gerçek kimliği ile özdeşleştiği ölçüde öz ad
gibi TMK m. 26 korumasından eksiksiz yararlanır.
- Adın haksız kullanıldığı davalarda yargılama süreci beklenmeden ihlalin
durdurulması için HMK m. 389 uyarınca ihtiyati tedbir talebinde bulunulması
pratik açıdan kritik bir öneme sahiptir.
- Sosyal medyada adın haksız kullanımında (sahte hesaplar) uzun sürebilecek
davalardan önce 5651 sayılı Kanun kapsamındaki içerik çıkarma veya platform içi
şikayet mekanizmalarının işletilmesi daha hızlı sonuçlar doğurabilmektedir.
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 26, klasik anlamda fiziksel ve ticari hayattaki ad gaspını çözmek üzere
kurgulanmış olsa da, günümüzde dijital dünyanın getirdiği yeni kimlik formları
karşısında yetersiz kalma riski taşımaktadır. Doktrinde Dural/Öğüz ve
Akıntürk/Ateş Karaman'ın eserlerinde de işaret edildiği üzere, kişilik
haklarının dinamik yapısı gereği ad kavramının koruma çemberinin genişletilmesi
şarttır. Modern dönemde kişilerin sanal dünyadaki (Web3, metaverse) "avatar"
adları, dijital mahlasları ve e-spor kullanıcı adları yoğun bir iktisadi değere
ve şahsi aidiyete sahip olduğundan, bu dijital adların da TMK m. 26
kapsamında öz ad gibi korunması gerektiği savunulmaktadır. Öte yandan Öztan ve
Akyol'un sistematiğinden yola çıkıldığında; platformların sağladığı anonimliğin
arkasına saklanılarak yapılan "deepfake" (sahte video/ses) üretimi veya bir
kişi adının NFT olarak izinsiz şekilde blokzincire kaydedilmesi gibi modern ad
ihlalleri, failin tespitindeki teknik imkânsızlıklar nedeniyle TMK m. 26'daki
tazminat mekanizmalarını etkisiz bırakabilmektedir. Adın dijital bir veriye
(data) dönüşmesi, Kılıçoğlu'nun da vurgulayabileceği üzere, klasik özel hukuk
korumasından ziyade dijital platform sorumluluklarını (aracı hizmet
sağlayıcılar) ve "unutulma hakkı"nı merkeze alan daha proaktif bir koruma
paradigmasına geçilmesini zorunlu kılmaktadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 26'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 29.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 26. madde metnine dayanır.
Görüş: Adın kişilik hakkı boyutunun dijital kimlik ve avatarları kapsayacak biçimde geniş yorumlanması; deepfake ve sahte profil karşısında TMK m. 26'nın etkin korumasının sağlanması gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Kişiliğin Korunması" bölümünün altında "Ad üzerindeki hak" alt başlığında yer alan 26. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 29. maddesinden alınmıştır. Kuralın ratio legis'i (amacı) bireyi toplum içindeki diğer kişilerden ayıran, tanıtan ve onun özvarlığı ile bütünleşen adın, genel kişilik hakları (TMK m. 24-25) dışında kendisine özgü, bağımsız ve özel bir koruma rejimine tabi tutularak güvence altına alınmasıdır.
2. Kavramlar
2.1 Adın kişilik hakkı niteliği: Ad, kişinin kişiliğinden ayrılamayan, başkalarına devredilemeyen, kural olarak miras yoluyla geçmeyen ve vazgeçilemeyen, mutlak bir kişilik hakkıdır. 2.2 Ad çeşitleri: TMK m. 26 kapsamında korunan ad kavramı oldukça geniştir. Gerçek kişilere ait öz ad ve aile aidiyetini gösteren soyad asıl unsurlardır. Bunun yanı sıra, kişilerin edebiyat veya sanat dünyasında kullandığı müstear adlar (takma adlar, mahlaslar) tanınmış lakaplar ve tüzel kişilerin kullandığı ticaret unvanları ile işletme adları da kanuni ad koruması şemsiyesi altındadır. 2.3 Ad tespit davası: Bir kişinin kendi adını taşıması veya kullanması hakkına üçüncü kişiler tarafından itiraz edilmesi, bu hakkın inkar edilmesi veya bir başkasının aynı adı hukuka aykırı şekilde sahiplenmeye çalışması (adın çekişmeli olması) durumunda, hak sahibinin bu hakkının varlığını mahkeme aracılığıyla tespit ettirmesidir. 2.4 Adın haksız kullanımına son verme davası (men davası): Başkasına ait bir adın veya soyadın, hak sahibi olunmadığı halde haksız yere kendi adıymış gibi kullanılması (adın gaspı) veya izinsiz olarak ticari bir üründe, eserde yahut işletmede iltibasa mahal verecek şekilde kullanılması durumlarında, bu hukuka aykırı kullanımın durdurulması ve yasaklanmasıdır. 2.5 Maddi tazminat: Adın haksız kullanımı nedeniyle ad sahibinin malvarlığında bir eksilme doğmuşsa, bu zararın giderilebilmesi için failin haksız kullanımdaki kusurunun varlığı şartıyla talep edilen tazminat türüdür. 2.6 Manevi tazminat: Adın haksız kullanılması neticesinde ad sahibinin şeref, haysiyet ve onurunda oluşan zedelenmenin telafisi amacıyla istenir; kanun metninde de belirtildiği üzere bu talebin dinlenebilmesi için "uğranılan haksızlığın niteliğinin" (olayın ağırlığı ve failin kusur derecesinin) manevi bir tazminatı gerektirecek boyutta olması aranır.
3. Sistematik İlişkiler
4. Yargıtay İçtihadı
scraper'dan karar yok, ileride güncelle
5. Pratik Örnek Olaylar
6. Pratik Notlar
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 26, klasik anlamda fiziksel ve ticari hayattaki ad gaspını çözmek üzere kurgulanmış olsa da, günümüzde dijital dünyanın getirdiği yeni kimlik formları karşısında yetersiz kalma riski taşımaktadır. Doktrinde Dural/Öğüz ve Akıntürk/Ateş Karaman'ın eserlerinde de işaret edildiği üzere, kişilik haklarının dinamik yapısı gereği ad kavramının koruma çemberinin genişletilmesi şarttır. Modern dönemde kişilerin sanal dünyadaki (Web3, metaverse) "avatar" adları, dijital mahlasları ve e-spor kullanıcı adları yoğun bir iktisadi değere ve şahsi aidiyete sahip olduğundan, bu dijital adların da TMK m. 26 kapsamında öz ad gibi korunması gerektiği savunulmaktadır. Öte yandan Öztan ve Akyol'un sistematiğinden yola çıkıldığında; platformların sağladığı anonimliğin arkasına saklanılarak yapılan "deepfake" (sahte video/ses) üretimi veya bir kişi adının NFT olarak izinsiz şekilde blokzincire kaydedilmesi gibi modern ad ihlalleri, failin tespitindeki teknik imkânsızlıklar nedeniyle TMK m. 26'daki tazminat mekanizmalarını etkisiz bırakabilmektedir. Adın dijital bir veriye (data) dönüşmesi, Kılıçoğlu'nun da vurgulayabileceği üzere, klasik özel hukuk korumasından ziyade dijital platform sorumluluklarını (aracı hizmet sağlayıcılar) ve "unutulma hakkı"nı merkeze alan daha proaktif bir koruma paradigmasına geçilmesini zorunlu kılmaktadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 26. madde metnine dayanır.
Görüş: Adın kişilik hakkı boyutunun dijital kimlik ve avatarları kapsayacak biçimde geniş yorumlanması; deepfake ve sahte profil karşısında TMK m. 26'nın etkin korumasının sağlanması gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.