1. Sistematik
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku bölümünde, yasal
mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin sona ermesi üzerine
gerçekleştirilecek tasfiye sürecini aşamalandıran TMK m. 230-239 aralığındaki
hükümler, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 205-211. maddelerinden (eski
metinleri itibarıyla) esinlenilerek sistematiğimize dâhil edilmiştir. Bu
normların temelindeki ratio legis, eşlerin evlilik birliği süresince ortak
çaba ve dayanışmayla elde ettikleri ekonomik değerlerin tasfiye anında adil ve
hakkaniyetli bir biçimde paylaşılmasını sağlamak; eş zamanlı olarak da
denkleştirme ve eklenecek değerler mekanizmaları vasıtasıyla mal kaçırma,
hileli transferler ve karşılıksız kazandırmalara karşı zayıf eşin alacak
hakkını katı bir güvence altına almaktır. Yasa koyucu, ailenin
mülkiyet rejimini tasfiye ederken salt bir matematiksel bölme işlemi yapmamış,
evlilik içi emek ve fedakârlığı ekonomik bir değere dönüştüren kompleks bir
hesaplama mimarisi inşa etmiştir.
Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiye süreci, kanunda birbirini mantıksal
ve kronolojik bir sırayla izleyen dört ana aşamada kurgulanmıştır. İlk aşamada
eşlerin malvarlıkları edinilmiş ve kişisel mal olarak mülkiyet ve tür esasına
göre dikey ve yatay ayrıma tabi tutulur (m. 228); ikinci aşamada mal grupları
arasında yaşanan kaymalar denkleştirme (m. 230) ve eklenecek değerler (m. 229)
ile telafi edilir; üçüncü aşamada pasiflerin aktiflerden çıkarılmasıyla safi
artık değer hesabı (m. 231-235) yapılır ve nihayetinde elde edilen meblağ
üzerinden yarı yarıya katılma ilkesi (m. 236) işletilerek tasfiye alacağı nakdi
veya ayni ödeme (m. 239) ile sonuca bağlanır.
2. Kavramlar
Denkleştirme alacağı (m. 230)
Bir eşin kişisel mallarına ilişkin borçları kendi edinilmiş mallarından veya
edinilmiş mallarına ilişkin borçları kendi kişisel mallarından ödenmiş ise, mal
grupları arasında meydana gelen bu kaymanın tasfiye sırasında matematiksel
olarak iade edilerek düzeltilmesidir. Ayrıca, bir mal kesiminden diğer mal
kesimindeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda
bulunulmuşsa, değer artması veya azalması durumunda tasfiye zamanındaki değere
göre değişken bir denkleştirme yapılır.
Değer artışından pay (m. 231)
Eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dâhil olmak üzere, her
eşin edinilmiş mallarının tasfiye anındaki toplam değerinden, bu mallara
ilişkin borçların çıkarılmasıyla ulaşılan ve katılma alacağının matrahını
oluşturan "artık değer" kavramının matematiksel karşılığıdır. Tasfiye
hesabında bir malın değeri eksiye düşerse, kanun gereği değer eksilmesi göz
önüne alınmaz ve artık değer sıfır kabul edilir.
Artık değer hesabı (m. 232-235)
Artık değerin tespiti aşamasında, tasfiyeye konu malların mal rejiminin sona
erdiği an itibarıyla mevcut durumları dondurularak, kural olarak mahkemenin
tasfiye kararını verdiği tarihteki sürüm (rayiç) değerlerinin (m. 232, 235)
veya tarımsal işletmeler bakımından gelir değerlerinin (m. 233) maddi karşılık
olarak esas alınması işlemidir.
Yarı yarıya katılma (m. 236/1)
Artık değerlerin eşler bazında ayrı ayrı hesaplanmasının ardından, her eşin
(veya mirasçılarının) diğer eşe ait artık değerin kural olarak yarısı (1/2)
üzerinde kanundan doğan şahsi bir alacak hakkına sahip olmasıdır. Doğacak
karşılıklı alacaklar yasa gereği takas edilir ve geriye kalan bakiye miktar,
katılma alacağı olarak borçlu eşten tahsil edilir.
Zina/hayata kastta pay azaltma (m. 236/2)
Evlilik birliğinin münhasıran zina (TMK m. 161) veya hayata kast (TMK m. 162)
özel boşanma sebeplerinden biriyle sona ermesi durumunda, bu ağır kusurlu
eylemleri gerçekleştiren eşin kanuni %50'lik artık değere katılma payının,
hâkim tarafından takdir yetkisi kullanılarak hakkaniyete uygun biçimde
azaltılabilmesi veya tamamen kaldırılabilmesidir.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 219 (edinilmiş mal tanımı): Artık değer hesabına (m. 231) dâhil
edilecek aktif kalemlerin ne olduğunu ve tasfiye matrahını belirleyen temel
normdur.
- TMK m. 220 (kişisel mal): TMK m. 230 uyarınca yapılacak denkleştirme
işleminde, edinilmiş mallardan çekilecek veya edinilmiş mallara eklenecek olan
diğer mülkiyet grubunun sınırlarını çizer.
- TMK m. 229 (eklenecek değerler): Tasfiyeden önce yapılan hileli devirlerin
veya karşılıksız kazandırmaların, sanki elden çıkmamış gibi TMK m. 231'deki
artık değer formülüne (aktif hanesine) farazi olarak dâhil edilmesini emreder.
- TMK m. 161 (zina): TMK m. 236/2'de yer alan kusurlu eşin artık değerdeki
payının azaltılması veya kaldırılması özel yaptırımının tetiklenebilmesi için
boşanma davasında ispatlanması zorunlu olan fiildir.
- TMK m. 162 (hayata kast): Tıpkı zina gibi, m. 236/2'deki hakkaniyet
indiriminin veya payın sıfırlanmasının dayandığı, evlilik birliğinin temelini
yok eden diğer yasal zemin ve kusur kaynağıdır.
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Kadın eş (A) kocasının (B) evlilik dışı bir ilişki yaşadığını
ispatlayarak TMK m. 161'e (zina) dayalı bir boşanma davası açmış ve bu karar
kesinleşmiştir. Eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesine geçildiğinde, sadece
kocanın (B) adına kayıtlı 1.000.000 TL artık değer bulunmuş, kadının (A) ise
hiç artık değeri çıkmamıştır. TMK m. 236/1 uyarınca kural olarak kocanın
500.000 TL'lik kısmını katılma alacağı olarak alması gerekirken, kadın TMK m.
236/2 uyarınca hâkime başvurarak kusurlu eşin payının kaldırılmasını talep
etmiştir. Hâkim, kocanın zina eyleminin ağırlığını ve aileyi düşürdüğü durumu
gözeterek, hakkaniyet gereği kocanın katılma payını tamamen sıfıra indirmiş ve
kocanın herhangi bir katılma alacağı almasını engellemiştir. Bu
müdahale, hukukun ağır sadakatsizliği mülkiyet rejimi içinde
ödüllendirmemesinin bir sonucudur.
Olay 2: Evlilik birliği devam ederken kadın eş (X) evlenmeden önce babasından
kendisine miras kalan (kişisel malı olan) arsayı 200.000 TL'ye satmış ve bu
paranın tamamını eşiyle birlikte oturdukları edinilmiş mal niteliğindeki ortak
evin mutfak, banyo ve tesisatının yenilenmesine (iyileştirilmesine)
harcamıştır. Boşanma davasının ardından mal rejimi tasfiye edilirken, kadının
kişisel malından edinilmiş mal grubuna doğru bir değer kayması gerçekleştiği
tespit edilir. TMK m. 230/3 uyarınca, bu 200.000 TL'lik harcamanın
evin tasfiye anındaki sürüm değeri içindeki katkı oranı hesaplanacak ve
değişken denkleştirme yapılarak elde edilen tutar, evin artık değerinden
(edinilmiş mallardan) pasif bir borç olarak düşülüp kadının kişisel mallarına
iade edilecektir.
6. Pratik Notlar
- Artık değer hesabında değerleme anının tespiti tasfiye açısından hayatidir;
malvarlığının durumu (nitelik, borçluluk) mal rejiminin sona erdiği (boşanma
dava) tarihindeki haliyle dondurulurken, matematiksel rakamı karara en yakın
olan tasfiye tarihindeki sürüm değerine göre hesaplanır.
- Denkleştirme alacağında, bir eşin kişisel malından edinilmiş mala veya
tersine bir yatırım (katkı) yapılmışsa ve malın değerinde artış/azalış olmuşsa;
denkleştirme, kümülatif yatırım tutarına değil, katkının tasfiye anındaki malın
değerine olan "katkı oranına" göre değişken olarak hesaplanır.
- Artık değer hesabında (aktifler eksi pasifler formülünde) şayet sonuç
sıfırın altına düşer ve borçlar malın değerini aşarsa, TMK m. 231/2 gereği
"değer eksilmesi göz önüne alınmaz" ve katılma alacağı teknik olarak sıfır
kabul edilir.
- Zina veya hayata kast durumunda (m. 236/2) payın azaltılması veya
kaldırılması tamamen hâkimin hakkaniyet temelli takdir yetkisindedir; hâkim
evliliğin süresi, kusurun ağırlığı ve eşlerin ekonomik yıkıma uğrayıp
uğramayacağını mikroskobik olarak değerlendirmelidir.
- Katılma alacağının tasfiyesi neticesinde doğan borcun TMK m. 239 uyarınca
kural olarak para (nakit) ile ödenmesi asıl ise de borçlu eş isterse ayni
(malvarlığı devri) ödeme yapabilir; ayrıca derhal ödeme kendisi için ciddi
güçlük doğuracaksa mahkemeden faiz karşılığında sürenin ertelenmesini talep
edebilir.
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 236/1'de düzenlenen artık değerin yarı yarıya (1/2) paylaşılması
şeklindeki emredici ana kural, kanun koyucunun evlilik birliğinde mutlak bir
ekonomik dayanışma karinesi öngördüğünün en net yansımasıdır. Ne var ki bu
norm, özellikle birkaç ay veya bir yıl gibi çok kısa süren, çocuksuz ve
eşlerden birinin tüm sermayeyi evliliğe getirip diğerinin hiçbir fiili veya
ahlaki katkı sunmadığı "kağıt üstü" evliliklerin tasfiyesinde ağır bir
adaletsizliğe sebep olmaktadır. Birikim sahibi eşin evlilik süresince kazandığı
ciddi miktardaki tasarrufun, sadece nikâh akdi gerçekleştiği için kısa süre
içinde hiçbir emek sarf etmeyen diğer eşe %50 oranında devredilmesi, sebepsiz
zenginleşme doğurmaktadır. Kanun koyucunun paylaşım oranını, evliliğin süresi,
ortak çocuk bulunup bulunmaması ve fiili dayanışmanın boyutu gibi kriterlere
bağlayan esnek (kademeli) bir tasfiye modeli benimsemesi çok daha hakkaniyetli
olurdu.
TMK m. 236/2 hükmünün, kusurlu eşin artık değerdeki payının azaltılması veya
kaldırılması yaptırımını sadece "zina" ve "hayata kast" sebepleriyle
sınırlandırmış olması hukuk tekniği ve adalet duygusu bakımından derin bir
tutarsızlık barındırmaktadır. Bir eşin diğerine her gün sistematik
biçimde ağır fiziksel şiddet uygulaması (pek kötü muamele) onu haysiyetsiz bir
hayata sürüklemesi veya ortak çocuğu istismar etmesi gibi aileyi paramparça
eden ağır kusurlu fiiller, sırf zina veya hayata kast kapsamında
sayılamadıkları için m. 236/2'nin uygulama alanı dışında kalmaktadır. Hukuk
düzeninin, canice hislerle eşini döven veya onurunu kıran kusurlu eşi artık
değer paylaşımında tam pay ile ödüllendirirken, sadakat yükümlülüğünü bir kez
ihlal eden (zina eden) eşin payını sıfırlayabilmesi mantıki bir çelişkidir. Bu
yaptırım maddesinin, "TMK m. 161, 162 ve m. 163 kapsamındaki tüm özel ve ağır
kusurlu boşanma sebepleri" şeklinde genişletilmesi acil bir yasama ihtiyacıdır.
Artık değer hesabının düzenlendiği TMK m. 232-235 hükümlerinin, 2000'li
yılların başındaki klasik eşya ve mülkiyet rejimine (ev, araba, tarla) göre
kurgulanmış olması, günümüzün blokzincir tabanlı kripto paraları ve NFT
(Nitelikli Fikrî Tapu) gibi dijital varlıkları karşısında ciddi bir tasfiye
krizine yol açmaktadır. TMK m. 235/1'e göre malların "tasfiye (karar) anındaki
sürüm değerinin" esas alınması kuralı, saniyeler içinde %100 değer kazanıp
kaybedebilen (aşırı volatil) kripto varlıkların hesaplanmasında bilirkişileri
ve hâkimleri içinden çıkılmaz bir usul kaosuna sürüklemektedir. Üstelik bu
dijital varlıkların fiziki bir sicilinin (tapu gibi) bulunmaması, soğuk
cüzdanlara aktarılarak kolayca gizlenebilmesi, TMK m. 229'daki (eklenecek
değerler) hileli devirlerin ispatını fiilen imkânsız kılmaktadır. Mal rejimleri
hukukunun, dijital ekonominin bu akışkan ve merkeziyetsiz yapısına entegre
edilecek yeni değerleme ve ispat karineleriyle acilen modernize edilmesi
gerekmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 235'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 205-211.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 235. madde metnine dayanır.
Görüş: Yarı yarıya paylaşım kuralının evlilik süresiyle orantılandırılması tartışması; zina/hayata kastta pay azaltmanın tutarlı uygulanması için nesnel kriterler geliştirilmesi; dijital varlıkların artık değer hesabına dahiliyeti için rehber içtihat gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Sistematik
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku bölümünde, yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin sona ermesi üzerine gerçekleştirilecek tasfiye sürecini aşamalandıran TMK m. 230-239 aralığındaki hükümler, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 205-211. maddelerinden (eski metinleri itibarıyla) esinlenilerek sistematiğimize dâhil edilmiştir. Bu normların temelindeki ratio legis, eşlerin evlilik birliği süresince ortak çaba ve dayanışmayla elde ettikleri ekonomik değerlerin tasfiye anında adil ve hakkaniyetli bir biçimde paylaşılmasını sağlamak; eş zamanlı olarak da denkleştirme ve eklenecek değerler mekanizmaları vasıtasıyla mal kaçırma, hileli transferler ve karşılıksız kazandırmalara karşı zayıf eşin alacak hakkını katı bir güvence altına almaktır. Yasa koyucu, ailenin mülkiyet rejimini tasfiye ederken salt bir matematiksel bölme işlemi yapmamış, evlilik içi emek ve fedakârlığı ekonomik bir değere dönüştüren kompleks bir hesaplama mimarisi inşa etmiştir.
Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiye süreci, kanunda birbirini mantıksal ve kronolojik bir sırayla izleyen dört ana aşamada kurgulanmıştır. İlk aşamada eşlerin malvarlıkları edinilmiş ve kişisel mal olarak mülkiyet ve tür esasına göre dikey ve yatay ayrıma tabi tutulur (m. 228); ikinci aşamada mal grupları arasında yaşanan kaymalar denkleştirme (m. 230) ve eklenecek değerler (m. 229) ile telafi edilir; üçüncü aşamada pasiflerin aktiflerden çıkarılmasıyla safi artık değer hesabı (m. 231-235) yapılır ve nihayetinde elde edilen meblağ üzerinden yarı yarıya katılma ilkesi (m. 236) işletilerek tasfiye alacağı nakdi veya ayni ödeme (m. 239) ile sonuca bağlanır.
2. Kavramlar
Denkleştirme alacağı (m. 230) Bir eşin kişisel mallarına ilişkin borçları kendi edinilmiş mallarından veya edinilmiş mallarına ilişkin borçları kendi kişisel mallarından ödenmiş ise, mal grupları arasında meydana gelen bu kaymanın tasfiye sırasında matematiksel olarak iade edilerek düzeltilmesidir. Ayrıca, bir mal kesiminden diğer mal kesimindeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, değer artması veya azalması durumunda tasfiye zamanındaki değere göre değişken bir denkleştirme yapılır.
Değer artışından pay (m. 231) Eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dâhil olmak üzere, her eşin edinilmiş mallarının tasfiye anındaki toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçların çıkarılmasıyla ulaşılan ve katılma alacağının matrahını oluşturan "artık değer" kavramının matematiksel karşılığıdır. Tasfiye hesabında bir malın değeri eksiye düşerse, kanun gereği değer eksilmesi göz önüne alınmaz ve artık değer sıfır kabul edilir.
Artık değer hesabı (m. 232-235) Artık değerin tespiti aşamasında, tasfiyeye konu malların mal rejiminin sona erdiği an itibarıyla mevcut durumları dondurularak, kural olarak mahkemenin tasfiye kararını verdiği tarihteki sürüm (rayiç) değerlerinin (m. 232, 235) veya tarımsal işletmeler bakımından gelir değerlerinin (m. 233) maddi karşılık olarak esas alınması işlemidir.
Yarı yarıya katılma (m. 236/1) Artık değerlerin eşler bazında ayrı ayrı hesaplanmasının ardından, her eşin (veya mirasçılarının) diğer eşe ait artık değerin kural olarak yarısı (1/2) üzerinde kanundan doğan şahsi bir alacak hakkına sahip olmasıdır. Doğacak karşılıklı alacaklar yasa gereği takas edilir ve geriye kalan bakiye miktar, katılma alacağı olarak borçlu eşten tahsil edilir.
Zina/hayata kastta pay azaltma (m. 236/2) Evlilik birliğinin münhasıran zina (TMK m. 161) veya hayata kast (TMK m. 162) özel boşanma sebeplerinden biriyle sona ermesi durumunda, bu ağır kusurlu eylemleri gerçekleştiren eşin kanuni %50'lik artık değere katılma payının, hâkim tarafından takdir yetkisi kullanılarak hakkaniyete uygun biçimde azaltılabilmesi veya tamamen kaldırılabilmesidir.
3. Sistematik İlişkiler
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Kadın eş (A) kocasının (B) evlilik dışı bir ilişki yaşadığını ispatlayarak TMK m. 161'e (zina) dayalı bir boşanma davası açmış ve bu karar kesinleşmiştir. Eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesine geçildiğinde, sadece kocanın (B) adına kayıtlı 1.000.000 TL artık değer bulunmuş, kadının (A) ise hiç artık değeri çıkmamıştır. TMK m. 236/1 uyarınca kural olarak kocanın 500.000 TL'lik kısmını katılma alacağı olarak alması gerekirken, kadın TMK m. 236/2 uyarınca hâkime başvurarak kusurlu eşin payının kaldırılmasını talep etmiştir. Hâkim, kocanın zina eyleminin ağırlığını ve aileyi düşürdüğü durumu gözeterek, hakkaniyet gereği kocanın katılma payını tamamen sıfıra indirmiş ve kocanın herhangi bir katılma alacağı almasını engellemiştir. Bu müdahale, hukukun ağır sadakatsizliği mülkiyet rejimi içinde ödüllendirmemesinin bir sonucudur.
Olay 2: Evlilik birliği devam ederken kadın eş (X) evlenmeden önce babasından kendisine miras kalan (kişisel malı olan) arsayı 200.000 TL'ye satmış ve bu paranın tamamını eşiyle birlikte oturdukları edinilmiş mal niteliğindeki ortak evin mutfak, banyo ve tesisatının yenilenmesine (iyileştirilmesine) harcamıştır. Boşanma davasının ardından mal rejimi tasfiye edilirken, kadının kişisel malından edinilmiş mal grubuna doğru bir değer kayması gerçekleştiği tespit edilir. TMK m. 230/3 uyarınca, bu 200.000 TL'lik harcamanın evin tasfiye anındaki sürüm değeri içindeki katkı oranı hesaplanacak ve değişken denkleştirme yapılarak elde edilen tutar, evin artık değerinden (edinilmiş mallardan) pasif bir borç olarak düşülüp kadının kişisel mallarına iade edilecektir.
6. Pratik Notlar
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 236/1'de düzenlenen artık değerin yarı yarıya (1/2) paylaşılması şeklindeki emredici ana kural, kanun koyucunun evlilik birliğinde mutlak bir ekonomik dayanışma karinesi öngördüğünün en net yansımasıdır. Ne var ki bu norm, özellikle birkaç ay veya bir yıl gibi çok kısa süren, çocuksuz ve eşlerden birinin tüm sermayeyi evliliğe getirip diğerinin hiçbir fiili veya ahlaki katkı sunmadığı "kağıt üstü" evliliklerin tasfiyesinde ağır bir adaletsizliğe sebep olmaktadır. Birikim sahibi eşin evlilik süresince kazandığı ciddi miktardaki tasarrufun, sadece nikâh akdi gerçekleştiği için kısa süre içinde hiçbir emek sarf etmeyen diğer eşe %50 oranında devredilmesi, sebepsiz zenginleşme doğurmaktadır. Kanun koyucunun paylaşım oranını, evliliğin süresi, ortak çocuk bulunup bulunmaması ve fiili dayanışmanın boyutu gibi kriterlere bağlayan esnek (kademeli) bir tasfiye modeli benimsemesi çok daha hakkaniyetli olurdu.
TMK m. 236/2 hükmünün, kusurlu eşin artık değerdeki payının azaltılması veya kaldırılması yaptırımını sadece "zina" ve "hayata kast" sebepleriyle sınırlandırmış olması hukuk tekniği ve adalet duygusu bakımından derin bir tutarsızlık barındırmaktadır. Bir eşin diğerine her gün sistematik biçimde ağır fiziksel şiddet uygulaması (pek kötü muamele) onu haysiyetsiz bir hayata sürüklemesi veya ortak çocuğu istismar etmesi gibi aileyi paramparça eden ağır kusurlu fiiller, sırf zina veya hayata kast kapsamında sayılamadıkları için m. 236/2'nin uygulama alanı dışında kalmaktadır. Hukuk düzeninin, canice hislerle eşini döven veya onurunu kıran kusurlu eşi artık değer paylaşımında tam pay ile ödüllendirirken, sadakat yükümlülüğünü bir kez ihlal eden (zina eden) eşin payını sıfırlayabilmesi mantıki bir çelişkidir. Bu yaptırım maddesinin, "TMK m. 161, 162 ve m. 163 kapsamındaki tüm özel ve ağır kusurlu boşanma sebepleri" şeklinde genişletilmesi acil bir yasama ihtiyacıdır.
Artık değer hesabının düzenlendiği TMK m. 232-235 hükümlerinin, 2000'li yılların başındaki klasik eşya ve mülkiyet rejimine (ev, araba, tarla) göre kurgulanmış olması, günümüzün blokzincir tabanlı kripto paraları ve NFT (Nitelikli Fikrî Tapu) gibi dijital varlıkları karşısında ciddi bir tasfiye krizine yol açmaktadır. TMK m. 235/1'e göre malların "tasfiye (karar) anındaki sürüm değerinin" esas alınması kuralı, saniyeler içinde %100 değer kazanıp kaybedebilen (aşırı volatil) kripto varlıkların hesaplanmasında bilirkişileri ve hâkimleri içinden çıkılmaz bir usul kaosuna sürüklemektedir. Üstelik bu dijital varlıkların fiziki bir sicilinin (tapu gibi) bulunmaması, soğuk cüzdanlara aktarılarak kolayca gizlenebilmesi, TMK m. 229'daki (eklenecek değerler) hileli devirlerin ispatını fiilen imkânsız kılmaktadır. Mal rejimleri hukukunun, dijital ekonominin bu akışkan ve merkeziyetsiz yapısına entegre edilecek yeni değerleme ve ispat karineleriyle acilen modernize edilmesi gerekmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 235. madde metnine dayanır.
Görüş: Yarı yarıya paylaşım kuralının evlilik süresiyle orantılandırılması tartışması; zina/hayata kastta pay azaltmanın tutarlı uygulanması için nesnel kriterler geliştirilmesi; dijital varlıkların artık değer hesabına dahiliyeti için rehber içtihat gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.