RESMİ METİN

C. Üçüncü kişilere karşı sor umluluk


Madde 224 - Eşlerden her biri kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Sistematik

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku bölümünde, yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin mülkiyet yapısını, yönetimini ve sona ermesini düzenleyen 220 ile 229. maddeler arasındaki hüküm bloku, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 198-206. maddelerinden sistematiğimize dâhil edilmiştir. Bu geniş kurallar silsilesinin ratio legis'i, tasfiye hesaplamalarında büyük önem taşıyan kişisel mallar ile edinilmiş mallar arasındaki o keskin ve normatif sınırı çizmek; diğer yandan mal rejiminin tasfiyesi aşamasında ortaya çıkabilecek hileli devirlere ve gizli karşılıksız kazandırmalara karşı zayıf eşin denkleştirme ve katılma alacağını katı bir yargısal koruma kalkanı altına almaktır. Kanun koyucu, eşlerin irade özgürlüğünü mal yönetimi bağlamında geniş tutarken, tasfiye anında oluşabilecek ekonomik adaletsizlikleri önceden bertaraf edecek yasal karineler ihdas etmiştir.

Özellikle TMK m. 229'da düzenlenen eklenecek değerler kuralı, evlilik birliğinin fiilen çöküş aşamasında kötüniyetli eşin mal kaçırma girişimlerini tasfiye hesabına "hesabi bir ekleme" yaparak bertaraf eden ve hakkın kötüye kullanılmasını engelleyen en kritik emniyet sübaplarından biridir. Bu kuralların etkin uygulanması, evlilikte soyut bir kavram olan dayanışma ruhunu mülkiyet adaletine dönüştürmekte; eşlerin karşılıklı emeklerinin evlilik sonrası dönemde heba edilmesinin önüne geçmektedir.

2. Kavramlar

Kişisel mallar (m. 220) Kanun gereğince kişisel mal sayılan değerler dört kategoriyle tahdidi (sınırlı) olarak belirlenmiş olup, bu mallar kural olarak mal rejiminin tasfiyesinde hesaba (paylaşıma) katılmazlar. Bu kategoriler; eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya sonradan miras ya da karşılıksız kazanma (bağış) yoluyla elde edilen mallar, manevi tazminat alacakları ve tüm bu kişisel mallar yerine geçen (ikame) değerlerdir.

Sözleşmeyle kişisel mal (m. 221) Eşlerin irade özerkliği çerçevesinde usulüne uygun yapacakları bir mal rejimi sözleşmesiyle, esasen yasa gereği edinilmiş mal sayılması gereken bazı özel malvarlığı gruplarını kendi kişisel mal havuzlarına dâhil edebilme yetkisidir. Buna göre taraflar, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan malları ile kişisel malların gelirlerinin (kira, faiz vb.) edinilmiş mallara dâhil olmayacağını açıkça kararlaştırarak paylaşım dışı bırakabilirler.

Mal yönetimi ve ispat (m. 222-223) Her eşin yasal sınırlar içerisinde kendi kişisel ve edinilmiş mallarını bağımsız bir şekilde yönetme, bunlardan yararlanma ve dilediği gibi tasarrufta bulunma hakkını ifade ettiği gibi, bu malların aidiyetinin tespitinde uygulanan sıkı usul kurallarını da içerir. Belirli bir malın kendisine ait olduğunu iddia eden eş bunu ispatla yükümlü olup; aidiyeti ispat edilemeyen mallar paylı mülkiyet sayılır ve bir eşin tüm malları aksi açıkça kanıtlanana kadar kanun gereği "edinilmiş mal" kabul edilir.

Mal rejiminin sona ermesi ve değerleme (m. 224-228) Edinilmiş mallara katılma rejiminin, eşlerden birinin ölümü, evliliğin iptali, başka bir mal rejiminin kabulü veya boşanma davasının açıldığı tarih (geçmişe etkili olarak) itibarıyla hukuken sona ermesini ifade eder. Bu an itibarıyla malların türlerine (edinilmiş/kişisel) ayrılarak durumlarının (nitelik, miktar) dondurulmasını ve katılma alacağının hesabında malların tasfiye (karar) anındaki sürüm değerleri üzerinden hesaplanmasını öngören usul basamaklarıdır.

Eklenecek değerler (m. 229) Mal rejiminin sona ermesinden önceki son bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan olağan hediyeler dışındaki karşılıksız kazandırmalar ile, rejimin devamı süresince (zaman sınırı olmaksızın) diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan her türlü devirleri kapsayan koruyucu mekanizmadır. Bu mallar fiilen elden çıkarılmış olsalar dahi, tasfiye hesabında sanki eşin malvarlığındaymış gibi (farazi olarak) edinilmiş malların aktif değerine eklenirler.

3. Sistematik İlişkiler

  • TMK m. 219 (edinilmiş mallar — m. 220'de sayılan kişisel malların tamamlayıcısı ve zıddı olarak tasfiye havuzunun ana hattını çizer).
  • TMK m. 230 vd. (denkleştirme ve katılma alacağı — m. 229'daki eklenecek değerlerin matematiksel olarak doğrudan dâhil edildiği hesaplama altyapısı).
  • TMK m. 236-241 (tasfiye hükümleri — değerleme anının ve eklenecek değerlerin sonuçlandığı nihai yargısal aşama).
  • TBK m. 19 (muvazaa — eşten mal kaçırmak için m. 229 kapsamında üçüncü kişilerle yapılan hileli devirlerin Borçlar Hukuku genel hükümlerine göre iptali koordinasyonu).

4. Yargıtay İçtihadı

scraper'dan karar yok, ileride güncelle

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Kadın eşe evlenmeden önce babasından miras kalan yazlık ev, TMK m. 220/2 uyarınca herhangi bir karşılık ödenmeden (ivazsız) elde edildiği için mutlak bir kişisel maldır ve tasfiye paylaşımlarının dışındadır. Ancak bu yazlığın evlilik birliği devam ederken üçüncü kişilere kiraya verilmesiyle elde edilen düzenli kira gelirleri, taraflar arasında TMK m. 221 kapsamında aksine bir noter sözleşmesi bulunmadığı takdirde TMK m. 219/4 uyarınca kanunen edinilmiş mal havuzuna dâhil edilir. Boşanma anındaki tasfiye davasında davacı koca, yazlığın mülkiyet değeri üzerinden hiçbir hak talep edemezken, bu yazlıktan gelip bankada biriken kira gelirlerinin yarısı üzerinde "katılma alacağı" isteyebilecektir. Bu senaryo, mülkiyetin aslı (kişisel mal) ile hukuki semeresi (edinilmiş mal) arasındaki keskin kanuni ayrımın en tipik tezahürüdür.

Olay 2: Çekişmeli boşanma davası açılmasından yaklaşık altı ay önce davalı koca, adına kayıtlı ve evlilik içinde alınmış olan lüks aracını kâğıt üzerinde satış göstererek annesine devretmiştir. Gerçekte bir bağışlama olan ve diğer eşin katılma alacağını bariz bir şekilde azaltma kastı taşıyan bu devir işlemi, kadının rızası alınmadığından TMK m. 229/1-b.2 kapsamında edinilmiş mallara "eklenecek değer" olarak tasfiye hesabına dâhil edilecektir. Kadın eş, bu malvarlığının devir tarihindeki durumu esas alınarak tasfiye tarihindeki sürüm değerinin yarı bedelini hesaplamada kocasının borcuymuş gibi işleme sokabilecektir. Üstelik TMK m. 229 son fıkrası uyarınca ilgili dava kayınvalideye ihbar edilmişse, kocasının malvarlığının yetmediği eksik kısım için doğrudan m. 241 kapsamında üçüncü kişiye de yönelebilecektir.

6. Pratik Notlar

  • İspat edilemeyen malın edinilmiş mal sayılmasının pratik sonucu (TMK m. 222/3) evlilik içinde eşlerin ortak havuzda biriktirdikleri ve bireysel kaynağını net olarak belgeleyemedikleri her türlü varlığın tasfiyede yarı yarıya paylaşılma güvencesini sağlamasıdır.
  • Değerleme ve sona erme tarihinin tespiti tasfiye açısından hayati öneme sahiptir; mal rejimi eşlerin evleri fiilen ayırdığı tarihte değil, hukuken boşanma davasının mahkemeye tevzi edildiği (açıldığı) tarihte sona erer ve bu an itibarıyla malların niteliği dondurulur.
  • TMK m. 229 son cümlesi uyarınca, eklenecek değere konu olan devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı (TMK m. 241 kapsamında eksik kalan miktar için) dava açılabilmesi ve mahkeme kararının onlara karşı ileri sürülebilmesi için, görülen asıl tasfiye davasının o üçüncü kişiye mutlak surette ihbar edilmiş olması usuli bir dava şartıdır.
  • Manevi tazminatın kişisel mal sayılması (TMK m. 220/3) kişinin çektiği fiziksel veya ruhsal acının telafisi olarak doğrudan şahsiyetine bağlı bir değer olmasından kaynaklansa da, bu tazminatın bankada faizde tutulmasıyla elde edilen gelirler kural olarak yine edinilmiş mal havuzuna akacaktır.
  • TMK m. 221 kapsamında bir mesleki malvarlığının veya kişisel mal gelirlerinin sözleşmeyle kişisel mal havuzuna alınabilmesi için bu mal rejimi sözleşmesinin, evlenme başvurusunda yapılmıyorsa mutlaka TMK m. 205 uyarınca noterde "düzenleme" veya "onaylama" şeklinde yapılması emredici bir şekil şartıdır.

7. Eleştirel Değerlendirme

TMK m. 222/3'te yer alan "Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir" şeklindeki yasal karine, görünürde zayıf eşi koruyan paylaşımcı bir yaklaşım sergilese de, Türkiye'deki kayıtdışı ekonomi ve nakit akışı pratikleri göz önüne alındığında ciddi bir ispat yükü dengesizliği yaratmaktadır. Evlilikten önce yastık altında biriktirdiği altınlarla evlilik içinde bir taşınmaz alan eş, yıllar sonra bu durumu yazılı belgelerle veya resmi banka dekontlarıyla ispat edemediği takdirde, tamamen kendi birikimi (kişisel malı) olan bu değeri diğer eşle yarı yarıya paylaşmak zorunda kalmaktadır. Bu katı formel ispat zorunluluğu, evliliğin başında hayatın olağan akışına ve aile içi güven ilişkisine uymayacak biçimde her harcamayı faturalandırmak gibi aşırı kuralcı bir tavrı dayatmakta, ispat edemeyen dürüst eşlerin ağır mali mağduriyetlerine yol açabilmektedir.

TMK m. 229'da düzenlenen hileli devirlerin ve karşılıksız kazandırmaların tasfiye hesabına eklenebilmesi, kâğıt üzerinde eşi ve katılma alacağını koruyan kusursuz bir zırh gibi dursa da; özellikle üçüncü kişiye (devralana) yönelik zorunlu ihbar şartının ve azaltma kastının ispatının yarattığı pratik usuli güçlükler davaları çoğu zaman çıkmaza sokmaktadır. Kötüniyetli eşin malı devrettiği üçüncü kişinin adresinin bulunamaması, yurt dışına gitmiş olması veya muvazaalı ticari işlemler silsilesiyle malın elden ele seri şekilde dolaşması durumlarında, sırf bu "ihbar" şartının sağlanamaması mağdur eşin hakkına kavuşmasını yıllarca geciktirmektedir. Kanun koyucunun, eklenecek değerler yönünden üçüncü kişilerin iyiniyet korumasını daha dar bir çerçeveye oturtması ve azaltma kastının ispatında zayıf eş lehine fiili karineleri yasal metne daha güçlü bir şekilde derç etmesi gerekmektedir.

Mal rejiminin tasfiyesinde kişisel mallar ve edinilmiş mallar ayrımının; kripto paralar, NFT'ler (Nitelikli Fikrî Tapu) ve dijital madencilik (mining) gelirleri gibi yeni nesil dijital varlıklar karşısındaki sınıflandırma boşluğu modern aile hukukunun en büyük güncel krizlerinden biridir. Bir eşin evlenmeden önce (kişisel mal olarak) aldığı pahalı donanımlarla evlilik içinde kendi zaman ve emeğini katarak ürettiği Bitcoin'lerin veya kişisel soğuk cüzdanında tuttuğu bir altcoin'in "staking" (kilitleme) yöntemiyle getirdiği dönemsel getirilerin TMK m. 219 (edinilmiş mal) ve m. 220 (kişisel mal) bağlamında hukuken tam olarak nereye oturtulacağı doktrinde tam bir muammadır. Bu varlıkların saniyelik aşırı değer dalgalanmaları (volatilite) ve kaynağının merkeziyetsiz blokzincir üzerindeki karmaşık ispatı, TMK m. 228'deki değerlendirme anı ve m. 220'deki ikame kurallarının dijital varlıklar hukuku ekseninde acilen güncellenmesini zorunlu kılmaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
  • Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 224'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 198-206.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 224. madde metnine dayanır.

Görüş: İspat edilemeyen malın edinilmiş mal sayılması kuralının adaletli uygulanması için tarafların ortak mal beyanı zorunluluğunun getirilmesi; dijital varlıklar için sınıflandırma rehberi oluşturulması gerektiği görüşü benimsenmiştir.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.