1. Sistematik
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku bölümünde, mal
ortaklığı rejiminde alacaklıların korunması ve cebri icra usullerini düzenleyen
(m. 209-211) ile yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin
giriş ve kapsam hükümlerini oluşturan (m. 218-219) normlar, mehaz İsviçre
Medeni Kanunu'nun (ZGB) 236-238 ve 197-201. maddelerine dayanarak
sistematiğimize kazandırılmıştır. Bu birbirini izleyen madde gruplarının
temelindeki ratio legis, bir yandan kolektif sorumluluk riskleri barındıran
mal ortaklığı rejiminde ticari hayattaki alacaklıların ve zayıf eşin
iflas/haciz kıskacında ezilmesini engellemek üzere olağanüstü koruma
mekanizmaları (mal ayrılığına geçiş) yaratmak; diğer yandan modern aile
hukukunun temeli olan edinilmiş mallara katılma rejiminde, neyin eşlerin ortak
emeğinin ürünü (edinilmiş mal) olduğunu net sınırlarla tanımlayarak tasfiyedeki
belirsizlikleri ortadan kaldırmaktır. Yasa koyucu, ailenin mülkiyet düzenini
kurarken hem dışarıya (üçüncü kişilere) karşı olan sorumlulukları hem de
içeriye (eşlerin birbirlerine) karşı olan aidiyetleri keskin bir biçimde
ayırmıştır.
Bu iki farklı mal rejimine ait kurallar silsilesi, özünde birbiriyle tutarlı
bir ekonomik anayasa bütünlüğü oluşturmaktadır. Seçimlik bir rejim olan mal
ortaklığında dışsal bir şok (iflas veya zararla sonuçlanan haciz) yaşandığında
sistemin derhal kendini korumaya alıp mal ayrılığına evrilmesi (m. 209-210)
yasal mal rejimi olan katılma rejiminde ise baştan itibaren malvarlıklarının
"edinilmiş" ve "kişisel" olarak ikili bir yapıya oturtulması (m. 218-219)
eşlerin irade özerklikleri ile mülkiyet güvenlikleri arasındaki o hassas
teraziyi dengelemektedir.
2. Kavramlar
Mal ortaklığında iflas (m. 209)
Evlilik birliğinde eşlerin mal ortaklığı rejimini seçmiş olmaları halinde,
ticari veya şahsi borçları nedeniyle eşlerden biri hakkında yetkili mahkemece
iflas kararı verildiği takdirde, mal ortaklığının herhangi bir ek mahkeme
ilamına veya eşlerin talebine gerek kalmaksızın "kendiliğinden" (ipso iure) mal
ayrılığı rejimine dönüşmesidir. Bu emredici kuralın amacı, iflas masasına
sadece borçlu eşin payına düşen malvarlığının girmesini sağlamak ve iflas
etmeyen diğer eşin malvarlığı değerlerini kolektif bir çöküşten ve hacizlerden
mutlak surette korumaktır.
Mal ortaklığında haciz (m. 210)
Mal ortaklığını kabul etmiş eşlerden birine karşı icra takibi yapan
alacaklının, ortaklık mallarının veya borçlu eşin kişisel mallarının haczi
neticesinde alacağını tam olarak tahsil edemeyip zarara uğraması (örneğin aciz
vesikası alınması) durumunda, hâkimden evlilikteki mevcut mal ortaklığı
rejiminin mal ayrılığına dönüştürülmesini talep edebilme hakkıdır. Bu kurum,
iflastan farklı olarak kendiliğinden gerçekleşmez; alacaklının usulüne uygun
şekilde her iki eşe karşı husumet yönelterek borçlunun yerleşim yeri
mahkemesinde dava açmasını gerektirir.
Eski rejime dönme (m. 211)
Mal ortaklığının m. 210 uyarınca haciz ve alacaklının zarara uğraması nedeniyle
hâkim kararıyla mal ayrılığına dönüştürülmesinin ardından, alacaklının
alacağının tamamen ödenmesi veya geçerli bir güvenceyle tatmin edilmesi
şartıyla işletilen telafi (geri dönüş) mekanizmasıdır. Alacaklı tatmin
edildiğinde, eşlerden birinin talebi üzerine hâkim, ailenin baştaki iradesine
hürmeten mal ortaklığının yeniden kurulmasına veya eşlerin kendi aralarındaki
anlaşmayla yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejimine geçmelerine
karar verebilir.
Edinilmiş mallara katılma rejiminin kapsamı (m. 218)
1 Ocak 2002 tarihinden itibaren kural olarak tüm evliliklerde uygulanan yasal
mal rejiminin temel çatısını çizen ve bu rejimin yekpare bir malvarlığı
havuzundan oluşmadığını belirten üst kavramdır. Bu rejim, evlilik birliği
içerisinde eşlerin tasfiye anında değer üzerinden paylaşacakları "edinilmiş
mallar" ile, tamamen paylaşım dışı kalacak ve eşlerin münhasır mülkiyetinde
bulunmaya devam edecek "kişisel mallar" olmak üzere birbirini tamamlayan ikili
bir mülkiyet mimarisine sahiptir.
Edinilmiş mal tanımı (m. 219)
Eşlerden her birinin mal rejiminin devamı süresince bizzat kendi bedeni veya
fikri emeğini ortaya koyarak, "karşılığını vererek" (ivazlı) elde ettiği ve
tasfiye aşamasında diğer eşin yarısı üzerinde hak sahibi olacağı ekonomik
malvarlığı değerleridir. Kanun bu malları tahdidi olmamak kaydıyla beş alt
kategoride örneklemiştir: çalışmanın karşılığı olan edinimler (maaş, ücret)
sosyal güvenlik kurumlarının ödemeleri, çalışma gücü kaybı tazminatları,
kişisel malların gelirleri (kira, faiz) ve tüm bu edinilmiş malların yerine
geçen ikame değerler.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 202 (Yasal asıl rejim olan edinilmiş mallara katılma rejiminin kural
olarak uygulanması, TMK m. 218 ve 219'un etki alanını toplumun büyük bir
çoğunluğuna yayar).
- TMK m. 220-226 (Kişisel malların kanundan veya sözleşmeden doğan türleri ve
ispatı; TMK m. 219'da tanımlanan edinilmiş mal kavramının negatif ve zıt
anlamlı sınırını çizer).
- TMK m. 242 vd. (Mal ayrılığı rejimi; TMK m. 209 ve m. 210 uyarınca iflas ve
haciz durumunda kendiliğinden veya kararla geçilecek olan nihai hedef ve
sığınak rejimidir).
- TMK m. 256 vd. (Mal ortaklığı rejimi; alacaklıları koruma amacıyla TMK m.
209-211'de sıkı şartlara ve yargısal müdahalelere bağlanan ancak mülkiyeti
elbirliğiyle birleştiren seçimlik ayni rejimdir).
- İİK m. 179 vd. (İflasın açılması ve masanın oluşturulması; TMK m. 209'da
zikredilen "iflas" olgusunun prosedürel olarak hangi aşamada gerçekleştiğinin
ve mal rejimine ne zaman etki edeceğinin icra hukukundaki karşılığıdır).
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (m. 219): Eşlerden birinin evlenmeden önce sahip olduğu bankadaki yüklü
mevduat hesabı (kişisel mal) evlilik süresince düzenli olarak faiz getirisi
sağlamış ve enflasyon oranında değer kazanmıştır. TMK m. 219/4 uyarınca, kural
olarak bu kişisel malın getirdiği düzenli faiz veya kira gelirleri "kişisel
malların geliri" sayılarak edinilmiş mal havuzuna dâhil edilir ve
boşanma/tasfiye anında diğer eş bu gelir üzerinde katılma alacağı iddia
edebilir. Ancak, anaparanın enflasyon veya döviz kuru karşısında kendiliğinden
değer kazanması (endüstriyel/konjonktürel artış) bir "gelir" (seمره)
sayılmadığından, bu değer artışı kişisel mal olarak kalmaya devam edecek ve TMK
m. 219 kapsamında paylaşıma kesinlikle tabi tutulmayacaktır.
Olay 2 (m. 209-210): Evlenirken noterde resmi şekilde "mal ortaklığı" rejimini
seçen eşlerden kocanın ticari işletmesi ekonomik krize girmiş ve ticaret
mahkemesince koca hakkında iflas kararı verilmiştir. TMK m. 209 hükmünün
emredici doğası gereği, iflas kararının verildiği anda eşler arasındaki mal
ortaklığı rejimi herhangi bir ek mahkeme kararına lüzum kalmaksızın
"kendiliğinden" mal ayrılığı rejimine dönüşür. Bu sayede, iflas masasına
sadece borçlu kocanın kişisel malları ve tasfiye edilen ortaklıktan kendi
payına düşen miktar dâhil edilecek; kadının kişisel malları ile ortaklıktan
ayırdığı payları alacaklıların tasfiye tehdidinden kurtarılarak zayıf eş
aleyhine doğacak sosyal yıkımın önüne geçilmiş olacaktır.
6. Pratik Notlar
- "Karşılığını vererek elde etme" kıstasının pratik yorumunda, bir eşin
piyangodan kazandığı ikramiye, eğer o bilet eşin maaşıyla (edinilmiş malıyla)
alınmışsa TMK m. 219/5 (ikame) gereği tümüyle edinilmiş mal sayılır.
- Kişisel mal gelirlerinin edinilmiş mal sayılması paradoksu, çalışmayan eşi
korumayı amaçlasa da eşler dilerlerse TMK m. 221/2 uyarınca noterde yapacakları
bir sözleşmeyle bu gelirleri edinilmiş mal havuzundan tamamen çıkartabilirler.
- Mal ayrılığına geçişin alacaklı zararını önleyip önlemediğinin tespiti için
(m. 210) icra dosyasında mutlaka haczi kabil yeterli mal bulunmadığına dair
kesin veya geçici bir "aciz vesikası" alınması yargısal bir ispat kolaylığı
sağlar.
- TMK m. 219/4'teki kişisel mal gelirlerinin devasa ticari işletmelerde
denkleştirme sonuçları çok ağır olabilir; bir eşin evlenmeden önce kurduğu
fabrikanın yıllar içindeki milyarlarca liralık kâr payı, aksine sözleşme yoksa
boşanmada doğrudan ikiye bölünmek zorundadır.
- Edinilmiş malların yerine geçen değerlerin tespiti (ikame ilkesi) evlilik
süresince satılan bir aracın parasıyla yeni bir taşınmaz alındığında uygulanır
ve tasfiye davalarında bilirkişilerin banka hesap hareketlerini kronolojik
olarak incelemesini gerektiren en zorlu ispat yüklerinden biridir.
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 219/4 bendi kapsamında "kişisel malların gelirlerinin" edinilmiş mal
sayılması, denkleştirme adaleti ve mülkiyetin doğası bakımından son derece
tartışmalı ve sorunlu bir tercihtir. Bir eşin evlenmeden önce kendi çabasıyla
veya ailesinden miras yoluyla edindiği bir taşınmazın veya şirket hissesinin
kira/temettü gelirinin, evlilik süresince hiçbir emek veya fiili katkı sunmayan
diğer eş ile sırf yasa gereği yarı yarıya paylaşılması, edinilmiş mallara
katılma rejiminin "emek karşılığı hak sahipliği" (dayanışma) felsefesiyle
açıkça çelişmektedir. Bu kural, bilhassa rantiye sınıfına mensup bireylerin
evliliklerinde emeksiz haksız zenginleşmelere yol açabilmekte olup; eşlerin
ancak resmi bir sözleşme (TMK m. 221/2) ile bu kuralı bertaraf etmeye
zorlanması yerine, kuralın baştan itibaren "kişisel malların geliri kişisel
maldır" şeklinde düzenlenmesi çok daha hakkaniyetli bir hukuk politikası olurdu.
TMK m. 209 ve m. 210'da düzenlenen mal ortaklığında iflas veya haciz
neticesinde rejiminin "mal ayrılığına" dönüşmesinin, aileyi ve iflas etmeyen
eşi tam manasıyla koruyacağı yönündeki yasal varsayım, pratikteki ani ekonomik
şoklar karşısında ne yazık ki yetersiz kalmaktadır. İflas kararının
verilmesiyle birlikte rejimin kendiliğinden ayrılığa evrilmesi, elbirliğiyle
yönetilen ortaklık mallarının tasfiyesini ve iflas masası lehine paylaşıma konu
edilmesini aniden gündeme getirmektedir. Bu aşamada iflas idaresinin, ortaklık
malları üzerindeki tasfiye alacağına anında el atması, iflas etmeyen kusursuz
eşin barınma ve geçim gibi en temel hayati haklarını bir anda kaybetmesi
tehlikesini doğurmaktadır. İcra ve İflas Kanunu'ndaki zayıf haczedilmezlik
kuralları, aile hukukunun koruyucu ruhuyla tam bir usuli koordinasyon içinde
olmadığından bu geçiş süreci zayıf eş için travmatik olmaktadır.
Gelişen finansal teknolojiler ve dijital mülkiyet biçimleri bağlamında,
Bitcoin, NFT ve diğer blokzincir tabanlı kripto varlıkların TMK m. 218 ve 219
kapsamında "edinilmiş mal" veya "kişisel mal" olarak sınıflandırılması, mevcut
yasal tanımları ciddi biçimde zorlamakta ve doktriner boşluklar yaratmaktadır.
Merkeziyetsiz, anonim ve saniyelik aşırı değer dalgalanmalarına (volatilite)
sahip olan kripto varlıkların, eşin maaşıyla (edinilmiş mal) mı yoksa evlilik
öncesi birikimiyle (kişisel mal) mi alındığının tespit edilmesi (ikame
ilkesinin işletilmesi) klasik banka dekontları gibi şeffaf şekilde
ispatlanamamaktadır. Dijital cüzdanlardaki varlıkların "staking" (kilitleme)
yoluyla elde ettiği faiz benzeri gelirlerin TMK m. 219/4 anlamında "kişisel mal
geliri" mi, yoksa doğrudan doğruya yeni üretilmiş bir kod (madencilik) olarak
"çalışmanın karşılığı" mı sayılacağı konusu, klasik İsviçre-Türk eşya hukuku
kalıplarıyla çözülemeyecek modern bir yargısal kaostur.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 212'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 236-238 197-201.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 212. madde metnine dayanır.
Görüş: Kişisel mal gelirlerinin edinilmiş mal sayılmasının denkleştirme adaletini sorgulatması; dijital varlıkların sınıflandırılması için içtihat geliştirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Sistematik
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku bölümünde, mal ortaklığı rejiminde alacaklıların korunması ve cebri icra usullerini düzenleyen (m. 209-211) ile yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin giriş ve kapsam hükümlerini oluşturan (m. 218-219) normlar, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 236-238 ve 197-201. maddelerine dayanarak sistematiğimize kazandırılmıştır. Bu birbirini izleyen madde gruplarının temelindeki ratio legis, bir yandan kolektif sorumluluk riskleri barındıran mal ortaklığı rejiminde ticari hayattaki alacaklıların ve zayıf eşin iflas/haciz kıskacında ezilmesini engellemek üzere olağanüstü koruma mekanizmaları (mal ayrılığına geçiş) yaratmak; diğer yandan modern aile hukukunun temeli olan edinilmiş mallara katılma rejiminde, neyin eşlerin ortak emeğinin ürünü (edinilmiş mal) olduğunu net sınırlarla tanımlayarak tasfiyedeki belirsizlikleri ortadan kaldırmaktır. Yasa koyucu, ailenin mülkiyet düzenini kurarken hem dışarıya (üçüncü kişilere) karşı olan sorumlulukları hem de içeriye (eşlerin birbirlerine) karşı olan aidiyetleri keskin bir biçimde ayırmıştır.
Bu iki farklı mal rejimine ait kurallar silsilesi, özünde birbiriyle tutarlı bir ekonomik anayasa bütünlüğü oluşturmaktadır. Seçimlik bir rejim olan mal ortaklığında dışsal bir şok (iflas veya zararla sonuçlanan haciz) yaşandığında sistemin derhal kendini korumaya alıp mal ayrılığına evrilmesi (m. 209-210) yasal mal rejimi olan katılma rejiminde ise baştan itibaren malvarlıklarının "edinilmiş" ve "kişisel" olarak ikili bir yapıya oturtulması (m. 218-219) eşlerin irade özerklikleri ile mülkiyet güvenlikleri arasındaki o hassas teraziyi dengelemektedir.
2. Kavramlar
Mal ortaklığında iflas (m. 209) Evlilik birliğinde eşlerin mal ortaklığı rejimini seçmiş olmaları halinde, ticari veya şahsi borçları nedeniyle eşlerden biri hakkında yetkili mahkemece iflas kararı verildiği takdirde, mal ortaklığının herhangi bir ek mahkeme ilamına veya eşlerin talebine gerek kalmaksızın "kendiliğinden" (ipso iure) mal ayrılığı rejimine dönüşmesidir. Bu emredici kuralın amacı, iflas masasına sadece borçlu eşin payına düşen malvarlığının girmesini sağlamak ve iflas etmeyen diğer eşin malvarlığı değerlerini kolektif bir çöküşten ve hacizlerden mutlak surette korumaktır.
Mal ortaklığında haciz (m. 210) Mal ortaklığını kabul etmiş eşlerden birine karşı icra takibi yapan alacaklının, ortaklık mallarının veya borçlu eşin kişisel mallarının haczi neticesinde alacağını tam olarak tahsil edemeyip zarara uğraması (örneğin aciz vesikası alınması) durumunda, hâkimden evlilikteki mevcut mal ortaklığı rejiminin mal ayrılığına dönüştürülmesini talep edebilme hakkıdır. Bu kurum, iflastan farklı olarak kendiliğinden gerçekleşmez; alacaklının usulüne uygun şekilde her iki eşe karşı husumet yönelterek borçlunun yerleşim yeri mahkemesinde dava açmasını gerektirir.
Eski rejime dönme (m. 211) Mal ortaklığının m. 210 uyarınca haciz ve alacaklının zarara uğraması nedeniyle hâkim kararıyla mal ayrılığına dönüştürülmesinin ardından, alacaklının alacağının tamamen ödenmesi veya geçerli bir güvenceyle tatmin edilmesi şartıyla işletilen telafi (geri dönüş) mekanizmasıdır. Alacaklı tatmin edildiğinde, eşlerden birinin talebi üzerine hâkim, ailenin baştaki iradesine hürmeten mal ortaklığının yeniden kurulmasına veya eşlerin kendi aralarındaki anlaşmayla yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejimine geçmelerine karar verebilir.
Edinilmiş mallara katılma rejiminin kapsamı (m. 218) 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren kural olarak tüm evliliklerde uygulanan yasal mal rejiminin temel çatısını çizen ve bu rejimin yekpare bir malvarlığı havuzundan oluşmadığını belirten üst kavramdır. Bu rejim, evlilik birliği içerisinde eşlerin tasfiye anında değer üzerinden paylaşacakları "edinilmiş mallar" ile, tamamen paylaşım dışı kalacak ve eşlerin münhasır mülkiyetinde bulunmaya devam edecek "kişisel mallar" olmak üzere birbirini tamamlayan ikili bir mülkiyet mimarisine sahiptir.
Edinilmiş mal tanımı (m. 219) Eşlerden her birinin mal rejiminin devamı süresince bizzat kendi bedeni veya fikri emeğini ortaya koyarak, "karşılığını vererek" (ivazlı) elde ettiği ve tasfiye aşamasında diğer eşin yarısı üzerinde hak sahibi olacağı ekonomik malvarlığı değerleridir. Kanun bu malları tahdidi olmamak kaydıyla beş alt kategoride örneklemiştir: çalışmanın karşılığı olan edinimler (maaş, ücret) sosyal güvenlik kurumlarının ödemeleri, çalışma gücü kaybı tazminatları, kişisel malların gelirleri (kira, faiz) ve tüm bu edinilmiş malların yerine geçen ikame değerler.
3. Sistematik İlişkiler
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (m. 219): Eşlerden birinin evlenmeden önce sahip olduğu bankadaki yüklü mevduat hesabı (kişisel mal) evlilik süresince düzenli olarak faiz getirisi sağlamış ve enflasyon oranında değer kazanmıştır. TMK m. 219/4 uyarınca, kural olarak bu kişisel malın getirdiği düzenli faiz veya kira gelirleri "kişisel malların geliri" sayılarak edinilmiş mal havuzuna dâhil edilir ve boşanma/tasfiye anında diğer eş bu gelir üzerinde katılma alacağı iddia edebilir. Ancak, anaparanın enflasyon veya döviz kuru karşısında kendiliğinden değer kazanması (endüstriyel/konjonktürel artış) bir "gelir" (seمره) sayılmadığından, bu değer artışı kişisel mal olarak kalmaya devam edecek ve TMK m. 219 kapsamında paylaşıma kesinlikle tabi tutulmayacaktır.
Olay 2 (m. 209-210): Evlenirken noterde resmi şekilde "mal ortaklığı" rejimini seçen eşlerden kocanın ticari işletmesi ekonomik krize girmiş ve ticaret mahkemesince koca hakkında iflas kararı verilmiştir. TMK m. 209 hükmünün emredici doğası gereği, iflas kararının verildiği anda eşler arasındaki mal ortaklığı rejimi herhangi bir ek mahkeme kararına lüzum kalmaksızın "kendiliğinden" mal ayrılığı rejimine dönüşür. Bu sayede, iflas masasına sadece borçlu kocanın kişisel malları ve tasfiye edilen ortaklıktan kendi payına düşen miktar dâhil edilecek; kadının kişisel malları ile ortaklıktan ayırdığı payları alacaklıların tasfiye tehdidinden kurtarılarak zayıf eş aleyhine doğacak sosyal yıkımın önüne geçilmiş olacaktır.
6. Pratik Notlar
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 219/4 bendi kapsamında "kişisel malların gelirlerinin" edinilmiş mal sayılması, denkleştirme adaleti ve mülkiyetin doğası bakımından son derece tartışmalı ve sorunlu bir tercihtir. Bir eşin evlenmeden önce kendi çabasıyla veya ailesinden miras yoluyla edindiği bir taşınmazın veya şirket hissesinin kira/temettü gelirinin, evlilik süresince hiçbir emek veya fiili katkı sunmayan diğer eş ile sırf yasa gereği yarı yarıya paylaşılması, edinilmiş mallara katılma rejiminin "emek karşılığı hak sahipliği" (dayanışma) felsefesiyle açıkça çelişmektedir. Bu kural, bilhassa rantiye sınıfına mensup bireylerin evliliklerinde emeksiz haksız zenginleşmelere yol açabilmekte olup; eşlerin ancak resmi bir sözleşme (TMK m. 221/2) ile bu kuralı bertaraf etmeye zorlanması yerine, kuralın baştan itibaren "kişisel malların geliri kişisel maldır" şeklinde düzenlenmesi çok daha hakkaniyetli bir hukuk politikası olurdu.
TMK m. 209 ve m. 210'da düzenlenen mal ortaklığında iflas veya haciz neticesinde rejiminin "mal ayrılığına" dönüşmesinin, aileyi ve iflas etmeyen eşi tam manasıyla koruyacağı yönündeki yasal varsayım, pratikteki ani ekonomik şoklar karşısında ne yazık ki yetersiz kalmaktadır. İflas kararının verilmesiyle birlikte rejimin kendiliğinden ayrılığa evrilmesi, elbirliğiyle yönetilen ortaklık mallarının tasfiyesini ve iflas masası lehine paylaşıma konu edilmesini aniden gündeme getirmektedir. Bu aşamada iflas idaresinin, ortaklık malları üzerindeki tasfiye alacağına anında el atması, iflas etmeyen kusursuz eşin barınma ve geçim gibi en temel hayati haklarını bir anda kaybetmesi tehlikesini doğurmaktadır. İcra ve İflas Kanunu'ndaki zayıf haczedilmezlik kuralları, aile hukukunun koruyucu ruhuyla tam bir usuli koordinasyon içinde olmadığından bu geçiş süreci zayıf eş için travmatik olmaktadır.
Gelişen finansal teknolojiler ve dijital mülkiyet biçimleri bağlamında, Bitcoin, NFT ve diğer blokzincir tabanlı kripto varlıkların TMK m. 218 ve 219 kapsamında "edinilmiş mal" veya "kişisel mal" olarak sınıflandırılması, mevcut yasal tanımları ciddi biçimde zorlamakta ve doktriner boşluklar yaratmaktadır. Merkeziyetsiz, anonim ve saniyelik aşırı değer dalgalanmalarına (volatilite) sahip olan kripto varlıkların, eşin maaşıyla (edinilmiş mal) mı yoksa evlilik öncesi birikimiyle (kişisel mal) mi alındığının tespit edilmesi (ikame ilkesinin işletilmesi) klasik banka dekontları gibi şeffaf şekilde ispatlanamamaktadır. Dijital cüzdanlardaki varlıkların "staking" (kilitleme) yoluyla elde ettiği faiz benzeri gelirlerin TMK m. 219/4 anlamında "kişisel mal geliri" mi, yoksa doğrudan doğruya yeni üretilmiş bir kod (madencilik) olarak "çalışmanın karşılığı" mı sayılacağı konusu, klasik İsviçre-Türk eşya hukuku kalıplarıyla çözülemeyecek modern bir yargısal kaostur.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 212. madde metnine dayanır.
Görüş: Kişisel mal gelirlerinin edinilmiş mal sayılmasının denkleştirme adaletini sorgulatması; dijital varlıkların sınıflandırılması için içtihat geliştirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.