1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Yerleşim yeri" alt başlığında
yer alan 21. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 25. maddesinden
alınmıştır. Hükmün ratio legis'i (amacı) fiil ehliyeti yönünden ayırt etme
gücünden yoksun olan veya sınırlı ehliyetsiz konumunda bulunan küçük ve
kısıtlıların, kendi başlarına bağımsız ve iradi bir yerleşim yeri kurma
yetkisinden yoksun olmaları nedeniyle, hukuki ilişkilerinde belirsizliği
önlemek adına yerleşim yerlerinin yasal (kanuni) olarak belirlenmesidir.
2. Kavramlar
2.1 Yasal yerleşim yeri kavramı: Kişinin kendi iradesine ve "sürekli kalma
niyetine" bağlı olmaksızın, kanun gereği doğrudan doğruya tabi olduğu,
statüsünden veya bir hukuki ilişkiden (velayet, vesayet) kaynaklanan ve
değiştirilmesi kendi özgür iradesiyle mümkün olmayan yerleşim yeridir.
2.2 Velayet altındaki çocuğun yerleşim yeri: Kural olarak velayet altındaki
çocuğun yerleşim yeri, ana ve babasının ortak yerleşim yeridir. Eğer ana ve
babanın ortak yerleşim yeri yoksa (örneğin eşler ayrı yaşıyorsa veya
boşanmışlarsa) çocuğun hukuka uygun olarak kendisine bırakıldığı ana veya
babanın yerleşim yeri esas alınır. Çocuğun ana veya babaya bırakılmadığı,
örneğin fiilen üçüncü bir kişinin yanında bulunduğu "diğer hâllerde" ise
çocuğun fiili oturma yeri, onun yerleşim yeri sayılır.
2.3 Vesayet altındakilerin yerleşim yeri: Vesayet altındaki kişilerin (kısıtlı
erginlerin ve vesayet altındaki küçüklerin) yerleşim yeri, fiilen nerede
yaşadıklarına bakılmaksızın doğrudan doğruya bağlı oldukları vesayet makamının
bulunduğu yerdir.
2.4 Yasal yerleşim yerinin emredici niteliği: Yasal yerleşim yeri kuralları
kanundan doğan emredici kurallardır. Bu kişilerin kendi rızalarıyla kanuni
düzenlemeyi bertaraf etmeleri veya bağımsız bir iradi yerleşim yeri tesis
etmeleri kural olarak mümkün değildir.
2.5 Hâkim kararı sonrası velayetin tek ebeveynde olması: Boşanma, ayrılık veya
velayetin nez'i gibi kararlar neticesinde velayet hakkı tek bir ebeveyne tevdi
edildiğinde, artık çocuğun yerleşim yeri doğrudan doğruya velayet hakkına sahip
olan ve çocuğun hukuken bırakıldığı o ebeveynin yerleşim yeridir.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 19 (iradi yerleşim yerinin tanımı ve teklik ilkesi)
- TMK m. 335 vd. (ergin olmayan çocukların ana ve babanın velayeti altında
olması)
- TMK m. 336/2 (ortak hayata son verilmesi veya ayrılık hâlinde hâkimin
velayeti eşlerden birine verebilmesi)
- TMK m. 182 (boşanmada çocuğun velayetinin düzenlenmesi)
- TMK m. 396 ve m. 411 (vesayet makamının sulh hukuk mahkemesi olması ve
vesayet işlerinde yetkinin kısıtlının yerleşim yerine ait olması)
- HMK m. 51 (dava ehliyetinin, medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olma
şartına bağlanması ve ehliyetsizlerin yasal temsilci ile temsili)
4. Yargıtay İçtihadı
scraper'dan karar yok, ileride güncelle
5. Pratik Örnek Olaylar
- Olay 1: Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanan bir ailede, mahkeme müşterek
çocuğun velayetini İzmir'de yaşayan anneye tevdi etmiş, baba ise Ankara'da
kalmaya devam etmiştir. Bu senaryoda velayet annede olduğu için çocuğun yasal
yerleşim yeri, annesinin yerleşim yeri olan İzmir'dir. Çocuğun yaz tatillerinde
geçici olarak Ankara'da babasının yanında bulunması yasal yerleşim yerini
değiştirmez.
- Olay 2: Akıl hastalığı sebebiyle kısıtlanarak kendisine vasi atanan ve
vesayet makamı (sulh hukuk mahkemesi) Trabzon olan bir ergin kişi, vasisinin
rızası ve onayıyla İstanbul'daki özel bir bakım kurumuna yerleştirilmiştir.
Kısıtlının fiilen İstanbul'da yaşaması onun hukuki yerleşim yerini İstanbul
yapmaz; TMK m. 21/2 uyarınca vesayet altındaki kişinin yasal yerleşim yeri,
bağlı olduğu vesayet makamının bulunduğu Trabzon olmaya devam edecektir.
6. Pratik Notlar
- Yasal yerleşim yerinin değişmesi bizzat küçüğün veya kısıtlının iradesiyle
gerçekleşemez; bu durum velayet hakkına sahip ana-babanın kendi yerleşim
yerlerini değiştirmesine veya vesayet makamının yerleşim yerinin
değiştirilmesine izin vermesine bağlıdır.
- Tebligat işlemleri ve yetkili mahkemenin tayini açısından, çocuğun veya
kısıtlının bizzat fiilen oturduğu yer değil, kanunen tabi olduğu ebeveynin veya
vesayet makamının yasal yerleşim yeri esas alınır.
- Vesayet makamı kural olarak sulh hukuk mahkemesidir. Vesayet kararını veren
makam, kısıtlının kısıtlanmadan önceki iradi yerleşim yerindeki mahkemedir ve
kısıtlılık süresince yasal yerleşim yeri, izinle değiştirilmedikçe bu makamın
bulunduğu yer olarak sabit kalır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen yasal yerleşim yeri otomatizmi, hukuki
güvenlik ve usul kolaylığı sağlasa da modern hukukun temel prensibi olan
"çocuğun üstün yararı" ilkesiyle zaman zaman çatışabilmektedir. Doktrinde
Dural/Öğüz ve Akıntürk/Ateş Karaman'ın sistematiğinde de tartışıldığı üzere,
çocuğun velayete sahip ana-babasıyla ortak yaşamadığı, uzun süreliğine fiilen
üçüncü bir kişinin (örneğin akraba) yanında kaldığı durumlarda, sırf velayet
hakkı o kişide diye çocuğun yasal yerleşim yerinin o ebeveynin yeri sayılması
çocuğun ihtiyaçlarına aykırı olabilmektedir. Her ne kadar TMK m. 21/1 son
cümlesi "diğer hâllerde oturma yeri yerleşim yeri sayılır" diyerek fiilî duruma
kısmi bir açılış yapsa da, Kılıçoğlu ve Öztan'ın (Aile Hukuku) eserlerinde
vurgulanabileceği gibi, özellikle uluslararası çocuk kaçırma (Lahey Sözleşmesi)
davalarında "mutad mesken" ve "yerleşim yeri" kavramlarının tespiti büyük önem
arz etmekte; ulusal hukuktaki bu katı yasal yerleşim yeri karinesinin, fiili
gerçekliği temel alan uluslararası mutad mesken kavramıyla çeliştiği noktalarda
yargılamalarda pratik zorluklar ve adaletsizlikler ortaya çıkabilmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 21'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 25.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 21. madde metnine dayanır.
Görüş: Yasal yerleşim yerinin emredici niteliği işlem güvenliğini sağlasa da, uluslararası çocuk kaçırma davaları gibi alanlarda çocuğun üstün yararının yasal otomatizmden ayrı değerlendirilmesi zorunludur.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Yerleşim yeri" alt başlığında yer alan 21. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 25. maddesinden alınmıştır. Hükmün ratio legis'i (amacı) fiil ehliyeti yönünden ayırt etme gücünden yoksun olan veya sınırlı ehliyetsiz konumunda bulunan küçük ve kısıtlıların, kendi başlarına bağımsız ve iradi bir yerleşim yeri kurma yetkisinden yoksun olmaları nedeniyle, hukuki ilişkilerinde belirsizliği önlemek adına yerleşim yerlerinin yasal (kanuni) olarak belirlenmesidir.
2. Kavramlar
2.1 Yasal yerleşim yeri kavramı: Kişinin kendi iradesine ve "sürekli kalma niyetine" bağlı olmaksızın, kanun gereği doğrudan doğruya tabi olduğu, statüsünden veya bir hukuki ilişkiden (velayet, vesayet) kaynaklanan ve değiştirilmesi kendi özgür iradesiyle mümkün olmayan yerleşim yeridir. 2.2 Velayet altındaki çocuğun yerleşim yeri: Kural olarak velayet altındaki çocuğun yerleşim yeri, ana ve babasının ortak yerleşim yeridir. Eğer ana ve babanın ortak yerleşim yeri yoksa (örneğin eşler ayrı yaşıyorsa veya boşanmışlarsa) çocuğun hukuka uygun olarak kendisine bırakıldığı ana veya babanın yerleşim yeri esas alınır. Çocuğun ana veya babaya bırakılmadığı, örneğin fiilen üçüncü bir kişinin yanında bulunduğu "diğer hâllerde" ise çocuğun fiili oturma yeri, onun yerleşim yeri sayılır. 2.3 Vesayet altındakilerin yerleşim yeri: Vesayet altındaki kişilerin (kısıtlı erginlerin ve vesayet altındaki küçüklerin) yerleşim yeri, fiilen nerede yaşadıklarına bakılmaksızın doğrudan doğruya bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yerdir. 2.4 Yasal yerleşim yerinin emredici niteliği: Yasal yerleşim yeri kuralları kanundan doğan emredici kurallardır. Bu kişilerin kendi rızalarıyla kanuni düzenlemeyi bertaraf etmeleri veya bağımsız bir iradi yerleşim yeri tesis etmeleri kural olarak mümkün değildir. 2.5 Hâkim kararı sonrası velayetin tek ebeveynde olması: Boşanma, ayrılık veya velayetin nez'i gibi kararlar neticesinde velayet hakkı tek bir ebeveyne tevdi edildiğinde, artık çocuğun yerleşim yeri doğrudan doğruya velayet hakkına sahip olan ve çocuğun hukuken bırakıldığı o ebeveynin yerleşim yeridir.
3. Sistematik İlişkiler
4. Yargıtay İçtihadı
scraper'dan karar yok, ileride güncelle
5. Pratik Örnek Olaylar
6. Pratik Notlar
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen yasal yerleşim yeri otomatizmi, hukuki güvenlik ve usul kolaylığı sağlasa da modern hukukun temel prensibi olan "çocuğun üstün yararı" ilkesiyle zaman zaman çatışabilmektedir. Doktrinde Dural/Öğüz ve Akıntürk/Ateş Karaman'ın sistematiğinde de tartışıldığı üzere, çocuğun velayete sahip ana-babasıyla ortak yaşamadığı, uzun süreliğine fiilen üçüncü bir kişinin (örneğin akraba) yanında kaldığı durumlarda, sırf velayet hakkı o kişide diye çocuğun yasal yerleşim yerinin o ebeveynin yeri sayılması çocuğun ihtiyaçlarına aykırı olabilmektedir. Her ne kadar TMK m. 21/1 son cümlesi "diğer hâllerde oturma yeri yerleşim yeri sayılır" diyerek fiilî duruma kısmi bir açılış yapsa da, Kılıçoğlu ve Öztan'ın (Aile Hukuku) eserlerinde vurgulanabileceği gibi, özellikle uluslararası çocuk kaçırma (Lahey Sözleşmesi) davalarında "mutad mesken" ve "yerleşim yeri" kavramlarının tespiti büyük önem arz etmekte; ulusal hukuktaki bu katı yasal yerleşim yeri karinesinin, fiili gerçekliği temel alan uluslararası mutad mesken kavramıyla çeliştiği noktalarda yargılamalarda pratik zorluklar ve adaletsizlikler ortaya çıkabilmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 21. madde metnine dayanır.
Görüş: Yasal yerleşim yerinin emredici niteliği işlem güvenliğini sağlasa da, uluslararası çocuk kaçırma davaları gibi alanlarda çocuğun üstün yararının yasal otomatizmden ayrı değerlendirilmesi zorunludur.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.