1. Sistematik
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku bölümünde,
evliliğin genel hükümleri arasında yer alan "Birliğin korunması - Genel olarak"
alt başlığını taşıyan 195. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 172.
(ve mülga 173.) maddelerinden alınarak sistematiğimize dâhil edilmiştir. Bu
hükmün temelindeki ratio legis, evlilik birliğinin temelden sarsılması ve
boşanma gibi kurumu tamamen ortadan kaldıran yıkıcı nihai sonuçlara ulaşmadan
evvel, devletin yargı erki vasıtasıyla aileye koruyucu ve onarıcı bir
müdahalede bulunmasını sağlamaktır. Yasa koyucu, boşanmayı her zaman
başvurulabilecek en son çare (ultima ratio) olarak gördüğünden, eşlerin iradi
veya fevri kararlarıyla aileyi dağıtmalarının önüne geçmek adına hâkimin
önleyici müdahalesini kurumsal bir kriz çözme aracı olarak ihdas etmiştir.
TMK m. 195, salt bir tespit veya cezalandırma normu değil, evlilik birliğinin
işleyişinde ortaya çıkan tıkanıklıkları gidermeyi hedefleyen dinamik bir kriz
önleme mekanizmasıdır. Eşlerin tek başlarına aşamadıkları sorunlarda objektif,
tarafsız ve otoriter bir üçüncü kişi olarak hâkimin devreye girmesi, aile
kurumunun sadece özel hukukun iki taraflı bir sözleşmesi olmadığını, aynı
zamanda Anayasal düzeyde (AY m. 41) kamu düzenini ilgilendiren sosyal bir yapı
olduğunu kanıtlamaktadır.
2. Kavramlar
Hâkimin müdahalesi talebi
Evlilik birliğinden doğan sadakat, yardım, çocukların bakımı veya ortak
giderlere katılma gibi temel yükümlülüklerin yerine getirilmemesi yahut konut
seçimi gibi evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda eşlerin derin bir
uyuşmazlığa düşmesi hâlinde, eşlerin ayrı ayrı veya birlikte mahkemeye
başvurarak yardım ve çözüm talep etmesidir. Hâkimin bu koruyucu
mekanizmayı işletebilmesi kural olarak re'sen mümkün olmayıp, eşlerden en az
birinin açık talebine (usul hukukundaki tasarruf ilkesine) bağlı kılınmıştır.
Uyarma yetkisi
Hâkimin, uyuşmazlık veya ihmal saptadığı durumlarda, eşleri evlilik birliğinden
doğan yasal ve ahlaki yükümlülükleri (TMK m. 185 vd.) konusunda resmi bir
otorite sıfatıyla bilgilendirmesi ve onları doğru davranışa sevk edecek hukuki
telkinlerde bulunmasıdır. Bu yetki, Borçlar Hukukundaki temerrüt ihtarı
veya bir yaptırım olmaktan ziyade, eşlere kanuni ve ailevi sorumluluklarını
hatırlatan pedagojik, yönlendirici ve onarıcı bir yargısal faaliyettir.
Uzlaştırma çabası
Hâkimin, uyuşmazlık içinde olan ve mahkeme kapısına kadar gelen eşleri, sorunun
esasına inerek ve tarafların menfaat dengesini gözeterek barışçıl bir çözüme
ulaştırmak için aktif olarak rol üstlenmesidir. 4787 sayılı Aile
Mahkemeleri Kanunu m. 7 uyarınca hâkimin, esasa girmeden önce aile içindeki
karşılıklı sevgi ve hoşgörünün korunması bakımından tarafları uzlaştırmaya
teşvik etmesi emredici ve yasal bir görevdir.
Uzman yardımı
Hâkimin, uyuşmazlığın çözümünde hukuki bilginin ötesinde psikolojik veya
pedagojik bir desteğe ihtiyaç duyduğu hallerde, eşlerin mutlaka "ortak
rızasını" alarak mahkeme bünyesindeki veya dışındaki psikolog, pedagog, aile
danışmanı veya arabulucu gibi uzmanlardan profesyonel destek talep etmesidir. Rıza şartının aranması, ailenin mahremiyet alanına dışarıdan
yapılacak bilimsel müdahalesinin ancak her iki tarafın isteğiyle meşruiyet
kazanacağı düşüncesine dayanır.
Kanunda öngörülen önlemler
Uyarı, uzlaştırma ve uzman yardımının sonuçsuz kaldığı veya yetersiz olduğu
durumlarda, hâkimin eşlerden birinin talebi üzerine TMK m. 196 ve devamında yer
alan maddi ve hukuki koruma kalkanlarını eylemli olarak (fiilen) devreye
sokmasıdır. Hâkim, bu kapsamda genel ve sınırsız bir tedbir yetkisine
sahip olmayıp, yalnızca yasanın açıkça izin verdiği sınırlandırma ve
yükümlülükleri (örneğin parasal katkının belirlenmesi, tasarruf yetkisinin
kısıtlanması) tesis edebilir.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 196 (Eşler birlikte yaşarken ailenin geçimi için yapılacak parasal
katkının belirlenmesi — m. 195'in ilk eylemli tedbir uzantısıdır).
- TMK m. 197 (Eşlerin haklı sebeple ayrı yaşaması ve tedbir nafakası bağlanması
— m. 195 uyarınca müdahalenin yetersiz kalıp fiili ayrılık aşamasına
geçildiğindeki izdüşümüdür).
- TMK m. 198-199 (Borçlulara ait önlemler ve ailenin ekonomik varlığını korumak
adına tasarruf yetkisinin kısıtlanması — ekonomik uyuşmazlıklardaki sert
müdahalelerdir).
- TMK m. 166 (Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma — m.
195 müdahale yolunun tamamen başarısız olunca başvurulan nihai tasfiye
kurumudur).
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair
Kanun (Mahkeme bünyesindeki uzmanların görevi ve uzlaştırma usulünün organik
çerçevesidir).
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (Aile içi şiddet
içermeyen vakalarda uzman yardımı olarak alternatif uyuşmazlık çözümünün tatbik
edilebilirliğidir).
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Evlilik birliği içerisinde kocasının sürekli alkol aldığını, bu sebeple
eve ekonomik katkı sağlamadığını ve çocukların bakımıyla ilgilenmediğini
belirten kadın, derhal boşanma davası açmak yerine TMK m. 195 uyarınca hâkimin
müdahalesini talep etmiştir. Mahkeme, öncelikle kocayı TMK m. 185 kapsamında
ailenin geçimine ve çocukların bakımına özen gösterme yükümlülüğü hususunda
resmi olarak uyarır ve tarafları uzlaştırmaya çalışır. Şayet koca bu
uyarıları dikkate almazsa, kadın TMK m. 196 kapsamında parasal katkının
mahkemece belirlenmesini veya TMK m. 199 uyarınca kocasının malları üzerindeki
tasarruf yetkisinin kısıtlanmasını talep edebilir. Hâkim, yasanın izin
vermediği keyfi ve atipik önlemleri alamayacağından, müdahalesini mutlaka
kanunda açıkça düzenlenen bu tür koruyucu önlemlerle sınırlı tutmak zorundadır.
Olay 2: Ortak konutun seçimi ve eşlerin bütçeye yapacakları maddi katkı
konusunda şiddetli bir uyuşmazlığa düşen, ancak evliliklerini sürdürmek
niyetinde olan çift, TMK m. 195 kapsamında Aile Mahkemesine başvurmuştur.
Hâkim, meselenin hukuki bir kriz olmaktan ziyade ağır bir iletişim
eksikliğinden kaynaklandığını saptayarak, eşlerin her ikisinin de açık ortak
rızasını almak suretiyle mahkeme bünyesindeki bir aile danışmanından veya
psikologdan uzman yardımı istemiştir. Taraflar bu uzman desteği (veya
ihtiyarî arabuluculuk süreci) neticesinde çekişmeli bütçe ve konut meselesinde
rasyonel bir çözüme ulaşmışlardır. Bu süreç, TMK m. 195'in salt yargısal bir
karar/hüküm mekanizması değil, aynı zamanda disiplinlerarası bir terapötik
(onarıcı) adalet kurumu olarak ne denli işlevsel ve hayat kurtarıcı
olabileceğini göstermektedir.
6. Pratik Notlar
- TMK m. 195 başvurusunun boşanmadan bağımsız olması: Hâkimin müdahalesi
talebi, derdest bir boşanma veya ayrılık davasının fer'isi (eki) niteliğinde
olmayıp, doğrudan doğruya evlilik birliğini korumaya ve ayakta tutmaya yönelik
bağımsız bir koruma talebidir.
- Uzman yardımının eşlerin birlikte rızasına bağlı olması: Hâkim, tarafların
özel hayatına derin bir müdahale anlamına gelebilecek psikolojik veya pedagojik
uzman desteğini, eşlerden sadece birinin talebiyle veya re'sen dikte edemez;
mutlaka iki tarafın onayını aramalıdır.
- Hâkimin alabileceği "kanunda öngörülen önlemler" kapsamı: Hâkim uyuşmazlığı
çözerken tamamen serbest bir takdir (yaratma) yetkisine sahip değildir; alacağı
eylemli önlemler TMK m. 196, m. 197, m. 198 ve m. 199'da sınırlı sayıyla
(numerus clausus) belirtilen tedbirlerle kısıtlıdır.
- Aile mahkemesindeki uzmanların rolü: 4787 sayılı Kanun m. 5 uyarınca
mahkemelere atanan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılar, hâkimin TMK m. 195
kapsamındaki uzlaştırma misyonunun en önemli teknik ve bilimsel icracılarıdır.
- TMK m. 195 müdahalesinin sıklıkla öncü boşanma davası olarak gelişmesi:
Pratikte eşler bu kurumu evliliği kurtarmaktan ziyade, ileride açacakları
muhtemel bir çekişmeli boşanma davasında diğer eşin kusurunu (yükümlülüklere
aykırılığını) resmi olarak kayıt altına aldırmak amacıyla taktiksel bir hamle
olarak kullanabilmektedirler.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Aile Hukuku uygulamasında TMK m. 195 uyarınca hâkimin tarafları "uyarma ve
uzlaştırma" sürecinin pratik etkinliği, maalesef kanun koyucunun idealize
ettiği o onarıcı seviyeden çok uzaktır. Aile mahkemelerinin devasa iş yükü,
hâkimlerin her bir dosya için taraflara yeterli zamanı ayırarak terapötik bir
diyalog kurmasını fiilen imkânsız kılmaktadır. Çoğu zaman hâkimin "uyarma"
görevi, duruşma zaptına mekanik olarak geçirilen birkaç soğuk matbu cümleden
ibaret kalmakta, uzlaştırma çabası ise şekli bir prosedür olarak hızla
tüketilmektedir. Bu durum, kurumun kriz önleyici derin işlevini tamamen ortadan
kaldırarak onu salt bir bürokratik basamağa, hukuki bir angaryaya
indirgemektedir.
Maddenin ikinci fıkrasında uzman kişilerin yardımının istenebilmesi için
"eşlerin ortak rızasının" şart koşulması, normun koruyucu kapasitesini ağır
şekilde felce uğratmaktadır. Özellikle aile içi iletişim kopukluğunun, ekonomik
şiddetin veya inatlaşmanın had safhada olduğu uyuşmazlıklarda, evlilik
birliğini tehlikeye atan ve yükümlülüklerini ihlal eden kusurlu eşin, bir
uzmanın karşısına geçip yardım almaya rıza göstermesi rasyonel olarak
beklenemez. Zayıf eşin uzman müdahalesi talep etmesine rağmen, diğer eşin keyfi
olarak rıza vermemesi sebebiyle hâkimin elinin kolunun bağlanması, devletin
aileyi koruma anayasal ödevi (AY m. 41) ile açıkça çelişen, aile hukukunda yeri
olmayan aşırı liberal bir sözleşme hürriyeti yanılgısıdır.
Günümüz modern medeni hukuk sistemlerinde giderek yaygınlaşan ve TMK m. 195'in
felsefesiyle birebir örtüşen "zorunlu aile arabuluculuğu" (veya aile
danışmanlığı) müessesesinin Türk hukukuna entegrasyonu ciddi bir doktriner
tartışma konusudur. Boşanma davaları öncesinde veya TMK m. 195
kapsamındaki koruma başvurularında, aile içi şiddet içermeyen vakalar
bakımından, tarafların öncelikle uzman arabuluculara (veya danışmanlara)
yönlendirilmesinin bir dava şartı haline getirilmesi elzemdir. Zira mahkeme
salonunun çekişmeli, usuli kurallara boğulmuş, katı ve yargısal atmosferi,
evlilik krizlerini çözmekten ziyade tarafları daha da kutuplaştırmaktadır; oysa
gizlilik ve menfaat temelli arabuluculuk müzakereleri, aile kurumunun
onarılmasında veya en azından barışçıl bir şekilde tasfiyesinde m. 195'in
gerçek ve asli amacına çok daha nitelikli bir biçimde hizmet edecektir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 195'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 172-173.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 195. madde metnine dayanır.
Görüş: Aile mahkemelerinin iş yükü göz önüne alındığında m. 195 uyarma ve uzlaştırma sürecinin daha etkin yürütülmesi için uzman kadronun güçlendirilmesi; zorunlu aile arabuluculuğunun belirli uyuşmazlık türleri için pilot uygulama olarak hayata geçirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Sistematik
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku bölümünde, evliliğin genel hükümleri arasında yer alan "Birliğin korunması - Genel olarak" alt başlığını taşıyan 195. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 172. (ve mülga 173.) maddelerinden alınarak sistematiğimize dâhil edilmiştir. Bu hükmün temelindeki ratio legis, evlilik birliğinin temelden sarsılması ve boşanma gibi kurumu tamamen ortadan kaldıran yıkıcı nihai sonuçlara ulaşmadan evvel, devletin yargı erki vasıtasıyla aileye koruyucu ve onarıcı bir müdahalede bulunmasını sağlamaktır. Yasa koyucu, boşanmayı her zaman başvurulabilecek en son çare (ultima ratio) olarak gördüğünden, eşlerin iradi veya fevri kararlarıyla aileyi dağıtmalarının önüne geçmek adına hâkimin önleyici müdahalesini kurumsal bir kriz çözme aracı olarak ihdas etmiştir.
TMK m. 195, salt bir tespit veya cezalandırma normu değil, evlilik birliğinin işleyişinde ortaya çıkan tıkanıklıkları gidermeyi hedefleyen dinamik bir kriz önleme mekanizmasıdır. Eşlerin tek başlarına aşamadıkları sorunlarda objektif, tarafsız ve otoriter bir üçüncü kişi olarak hâkimin devreye girmesi, aile kurumunun sadece özel hukukun iki taraflı bir sözleşmesi olmadığını, aynı zamanda Anayasal düzeyde (AY m. 41) kamu düzenini ilgilendiren sosyal bir yapı olduğunu kanıtlamaktadır.
2. Kavramlar
Hâkimin müdahalesi talebi Evlilik birliğinden doğan sadakat, yardım, çocukların bakımı veya ortak giderlere katılma gibi temel yükümlülüklerin yerine getirilmemesi yahut konut seçimi gibi evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda eşlerin derin bir uyuşmazlığa düşmesi hâlinde, eşlerin ayrı ayrı veya birlikte mahkemeye başvurarak yardım ve çözüm talep etmesidir. Hâkimin bu koruyucu mekanizmayı işletebilmesi kural olarak re'sen mümkün olmayıp, eşlerden en az birinin açık talebine (usul hukukundaki tasarruf ilkesine) bağlı kılınmıştır.
Uyarma yetkisi Hâkimin, uyuşmazlık veya ihmal saptadığı durumlarda, eşleri evlilik birliğinden doğan yasal ve ahlaki yükümlülükleri (TMK m. 185 vd.) konusunda resmi bir otorite sıfatıyla bilgilendirmesi ve onları doğru davranışa sevk edecek hukuki telkinlerde bulunmasıdır. Bu yetki, Borçlar Hukukundaki temerrüt ihtarı veya bir yaptırım olmaktan ziyade, eşlere kanuni ve ailevi sorumluluklarını hatırlatan pedagojik, yönlendirici ve onarıcı bir yargısal faaliyettir.
Uzlaştırma çabası Hâkimin, uyuşmazlık içinde olan ve mahkeme kapısına kadar gelen eşleri, sorunun esasına inerek ve tarafların menfaat dengesini gözeterek barışçıl bir çözüme ulaştırmak için aktif olarak rol üstlenmesidir. 4787 sayılı Aile Mahkemeleri Kanunu m. 7 uyarınca hâkimin, esasa girmeden önce aile içindeki karşılıklı sevgi ve hoşgörünün korunması bakımından tarafları uzlaştırmaya teşvik etmesi emredici ve yasal bir görevdir.
Uzman yardımı Hâkimin, uyuşmazlığın çözümünde hukuki bilginin ötesinde psikolojik veya pedagojik bir desteğe ihtiyaç duyduğu hallerde, eşlerin mutlaka "ortak rızasını" alarak mahkeme bünyesindeki veya dışındaki psikolog, pedagog, aile danışmanı veya arabulucu gibi uzmanlardan profesyonel destek talep etmesidir. Rıza şartının aranması, ailenin mahremiyet alanına dışarıdan yapılacak bilimsel müdahalesinin ancak her iki tarafın isteğiyle meşruiyet kazanacağı düşüncesine dayanır.
Kanunda öngörülen önlemler Uyarı, uzlaştırma ve uzman yardımının sonuçsuz kaldığı veya yetersiz olduğu durumlarda, hâkimin eşlerden birinin talebi üzerine TMK m. 196 ve devamında yer alan maddi ve hukuki koruma kalkanlarını eylemli olarak (fiilen) devreye sokmasıdır. Hâkim, bu kapsamda genel ve sınırsız bir tedbir yetkisine sahip olmayıp, yalnızca yasanın açıkça izin verdiği sınırlandırma ve yükümlülükleri (örneğin parasal katkının belirlenmesi, tasarruf yetkisinin kısıtlanması) tesis edebilir.
3. Sistematik İlişkiler
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Evlilik birliği içerisinde kocasının sürekli alkol aldığını, bu sebeple eve ekonomik katkı sağlamadığını ve çocukların bakımıyla ilgilenmediğini belirten kadın, derhal boşanma davası açmak yerine TMK m. 195 uyarınca hâkimin müdahalesini talep etmiştir. Mahkeme, öncelikle kocayı TMK m. 185 kapsamında ailenin geçimine ve çocukların bakımına özen gösterme yükümlülüğü hususunda resmi olarak uyarır ve tarafları uzlaştırmaya çalışır. Şayet koca bu uyarıları dikkate almazsa, kadın TMK m. 196 kapsamında parasal katkının mahkemece belirlenmesini veya TMK m. 199 uyarınca kocasının malları üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlanmasını talep edebilir. Hâkim, yasanın izin vermediği keyfi ve atipik önlemleri alamayacağından, müdahalesini mutlaka kanunda açıkça düzenlenen bu tür koruyucu önlemlerle sınırlı tutmak zorundadır.
Olay 2: Ortak konutun seçimi ve eşlerin bütçeye yapacakları maddi katkı konusunda şiddetli bir uyuşmazlığa düşen, ancak evliliklerini sürdürmek niyetinde olan çift, TMK m. 195 kapsamında Aile Mahkemesine başvurmuştur. Hâkim, meselenin hukuki bir kriz olmaktan ziyade ağır bir iletişim eksikliğinden kaynaklandığını saptayarak, eşlerin her ikisinin de açık ortak rızasını almak suretiyle mahkeme bünyesindeki bir aile danışmanından veya psikologdan uzman yardımı istemiştir. Taraflar bu uzman desteği (veya ihtiyarî arabuluculuk süreci) neticesinde çekişmeli bütçe ve konut meselesinde rasyonel bir çözüme ulaşmışlardır. Bu süreç, TMK m. 195'in salt yargısal bir karar/hüküm mekanizması değil, aynı zamanda disiplinlerarası bir terapötik (onarıcı) adalet kurumu olarak ne denli işlevsel ve hayat kurtarıcı olabileceğini göstermektedir.
6. Pratik Notlar
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Aile Hukuku uygulamasında TMK m. 195 uyarınca hâkimin tarafları "uyarma ve uzlaştırma" sürecinin pratik etkinliği, maalesef kanun koyucunun idealize ettiği o onarıcı seviyeden çok uzaktır. Aile mahkemelerinin devasa iş yükü, hâkimlerin her bir dosya için taraflara yeterli zamanı ayırarak terapötik bir diyalog kurmasını fiilen imkânsız kılmaktadır. Çoğu zaman hâkimin "uyarma" görevi, duruşma zaptına mekanik olarak geçirilen birkaç soğuk matbu cümleden ibaret kalmakta, uzlaştırma çabası ise şekli bir prosedür olarak hızla tüketilmektedir. Bu durum, kurumun kriz önleyici derin işlevini tamamen ortadan kaldırarak onu salt bir bürokratik basamağa, hukuki bir angaryaya indirgemektedir.
Maddenin ikinci fıkrasında uzman kişilerin yardımının istenebilmesi için "eşlerin ortak rızasının" şart koşulması, normun koruyucu kapasitesini ağır şekilde felce uğratmaktadır. Özellikle aile içi iletişim kopukluğunun, ekonomik şiddetin veya inatlaşmanın had safhada olduğu uyuşmazlıklarda, evlilik birliğini tehlikeye atan ve yükümlülüklerini ihlal eden kusurlu eşin, bir uzmanın karşısına geçip yardım almaya rıza göstermesi rasyonel olarak beklenemez. Zayıf eşin uzman müdahalesi talep etmesine rağmen, diğer eşin keyfi olarak rıza vermemesi sebebiyle hâkimin elinin kolunun bağlanması, devletin aileyi koruma anayasal ödevi (AY m. 41) ile açıkça çelişen, aile hukukunda yeri olmayan aşırı liberal bir sözleşme hürriyeti yanılgısıdır.
Günümüz modern medeni hukuk sistemlerinde giderek yaygınlaşan ve TMK m. 195'in felsefesiyle birebir örtüşen "zorunlu aile arabuluculuğu" (veya aile danışmanlığı) müessesesinin Türk hukukuna entegrasyonu ciddi bir doktriner tartışma konusudur. Boşanma davaları öncesinde veya TMK m. 195 kapsamındaki koruma başvurularında, aile içi şiddet içermeyen vakalar bakımından, tarafların öncelikle uzman arabuluculara (veya danışmanlara) yönlendirilmesinin bir dava şartı haline getirilmesi elzemdir. Zira mahkeme salonunun çekişmeli, usuli kurallara boğulmuş, katı ve yargısal atmosferi, evlilik krizlerini çözmekten ziyade tarafları daha da kutuplaştırmaktadır; oysa gizlilik ve menfaat temelli arabuluculuk müzakereleri, aile kurumunun onarılmasında veya en azından barışçıl bir şekilde tasfiyesinde m. 195'in gerçek ve asli amacına çok daha nitelikli bir biçimde hizmet edecektir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 195. madde metnine dayanır.
Görüş: Aile mahkemelerinin iş yükü göz önüne alındığında m. 195 uyarma ve uzlaştırma sürecinin daha etkin yürütülmesi için uzman kadronun güçlendirilmesi; zorunlu aile arabuluculuğunun belirli uyuşmazlık türleri için pilot uygulama olarak hayata geçirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.