1. Sistematik
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku, boşanmanın
hükümleri bölümünde art arda düzenlenen 180, 181 ve 182. maddeler, mehaz
İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) ilgili 121 ve 125. maddelerinden (eski
metinleri itibarıyla) esinlenerek hukukumuza kazandırılmıştır. Bu üç maddenin
temelindeki ratio legis, ayrılık kararı verilmesi halinde eşlerin talebi veya
durumun gereği olarak mal rejiminin ihtiyari şekilde kaldırılmasına imkân
tanımak, evlilik birliğinin boşanmayla tamamen çözülmesi neticesinde yasal
miras hakkının ve ölüme bağlı tasarrufların kaybını kurala bağlamak ve en
mühimi, yıkılan evliliğin en büyük mağduru olan ortak çocukların üstün yararını
koruyacak hukuki mekanizmaları inşa etmektir. Kanun koyucu,
eşlerin aralarındaki malvarlığı ve miras tasfiyesinin ötesine geçerek, kamu
düzeninin gereği olarak ailenin küçüğünü koruyan dinamik bir sistem kurmuştur.
Bu üç düzenleme içerisinde bilhassa TMK m. 182 ile çerçevesi çizilen velayet,
iştirak nafakası ve kişisel ilişki tesisi, aile hukukunun kamu düzeniyle en
keskin şekilde kesiştiği, doğrudan doğruya gelecek nesillerin maddi ve manevi
bütünlüğünü hedef alan merkezi bir öneme sahiptir. Boşanmanın eşler
arasındaki salt maddi tasfiyesinden ziyade, iradeleri dışında bu hukuki ve
duygusal yıkıma maruz kalan çocukların durumunun esnek ancak güvenceli bir
yargısal denetimle düzenlenmesi, çağdaş medeni hukukun sosyal devlet ve himaye
felsefesinin en somut ve yaşamsal yansımasıdır.
2. Kavramlar
Ayrılıkta mal rejiminin kaldırılması (m. 180)
Mahkemece boşanma yerine ayrılığa karar verilmesi hâlinde, evlilik birliği
hukuken devam etmekle birlikte fiili ortak yaşamın kesintiye uğraması
nedeniyle, hâkime ayrılığın süresine ve eşlerin sosyal-ekonomik durumlarına
göre aralarında sözleşmeyle kabul edilmiş veya yasal olarak geçerli olan mal
rejiminin kaldırılmasına (mal ayrılığına geçilmesine) karar verebilmesi
hususunda tanınan ihtiyari bir takdir yetkisidir.
Miras hakkının kaybı (m. 181/1)
Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte evlilik bağı koptuğundan, boşanan
eşlerin bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamayacaklarını ve evlilik
süresince veya öncesinde yapılmış olan vasiyetname ya da miras sözleşmesi gibi
ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları aksi tasarrufta açıkça
belirtilmedikçe kaybedeceklerini ifade eden mutlak bir hukuki yaptırımdır.
Dava devam ederken ölüm (m. 181/2)
Boşanma davası derdest iken (karar kesinleşmeden önce) eşlerden birinin ölmesi
halinde evlilik birliği ölüm sebebiyle sona erse dahi, ölen eşin
mirasçılarından herhangi birisinin mevcut davaya devam edebilmesini ve diğer
(sağ kalan) eşin boşanmaya sebep olan olaylarda kusurlu olduğunun ispatlanması
halinde, sağ kalan eşin yasal mirasçılık sıfatını kaybetmesini sağlayan
istisnai ve koruyucu bir mekanizmadır.
Velayet ve kişisel ilişki düzenlemesi (m. 182)
Hâkimin boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı
dinledikten ve gerektiğinde uzmanlardan (psikolog, pedagog vb.) rapor aldıktan
sonra, çocuk ile ebeveynler arasındaki hukuki, fiziki ve duygusal bağları
çocuğun üstün yararını temel alarak yeniden kurduğu; velayeti bir tarafa
bırakıp diğer tarafla düzenli ve sağlıklı bir görüşme (kişisel ilişki) hakkı
tanıdığı düzenlemeler bütünüdür.
2021 ek fıkra — ihtar
24/11/2021 tarihli ve 7343 sayılı Kanun'la İcra ve İflas Kanunu ile birlikte
TMK m. 182'ye eklenen; mahkemenin, kararında kurduğu kişisel ilişki
düzenlemesinin gereklerinin velayet sahibi eş tarafından yerine getirilmemesi
(çocuğun diğer eşe gösterilmemesi) hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak
kaydıyla velayetin derhal değiştirilebileceğini hükümde açıkça ihtar etmesini
emreden önleyici usul kuralıdır.
Bakım ve eğitim giderleri
Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuk ile kişisel ilişkisinin
düzenlenmesinin doğal ve hukuki bir karşılığı olarak, çocuğun özellikle sağlık,
barınma, bakım ve eğitim masraflarına kendi mali gücü ve geliri oranında
düzenli olarak katılmak mecburiyetini ifade eden, uygulamada iştirak nafakası
olarak anılan kanuni yükümlülüktür.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 174-177 (maddi/manevi tazminat ve yoksulluk nafakası — TMK m. 181/2
kapsamındaki kusur ispatının ve ölüm halinin bu mali hakların kaderi ile olan
kesişimi).
- TMK m. 183-190 (çocukların bakımı, eğitimi ve eşlerin birliğin giderlerine
katılması — iştirak nafakasının durumun değişmesine göre yeniden uyarlanmasına
ilişkin kurallar).
- TMK m. 335 vd. (velayetin genel kuralları, birlikte kullanılması,
kaldırılması ve değiştirilmesi — m. 182 kararlarının genel kuramsal dayanağı).
- TMK m. 499 vd. (miras hukuku, yasal mirasçılık zümreleri — m. 181/2
neticesinde yasal miras hakkı düşen sağ eşin payının ölenin altsoyuna veya
diğer zümrelere intikali).
- BM Çocuk Hakları Sözleşmesi m. 9 (çocuğun ebeveynden rızası dışında
ayrılmaması ve velayeti elinde tutmayan ebeveynle düzenli görüşme hakkı — TMK
m. 182 kişisel ilişkinin anayasal ve evrensel dayanağı).
4. Yargıtay İçtihadı
scraper'dan karar yok, ileride güncelle
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Çekişmeli boşanma davası yargılaması devam ederken davacı koca vefat
etmiş, böylelikle evlilik birliği "ölüm" sebebiyle kendiliğinden sona ermiştir. Davacı kocanın ilk evliliğinden olan çocukları (mirasçıları) davayı
usulen takip edeceklerini bildirerek yargılamayı sürdürmüş ve davalı (sağ
kalan) eşin evlilik birliğini ağır sadakatsizlikle temelinden sarstığını
(kusurlu olduğunu) kanıtlamışlardır. TMK m. 181/2 hükmü gereğince mahkeme
boşanma kararı vermeyecek ancak "sağ kalan davalı eşin kusurlu olduğunun
tespitine" hükmedecek; bu tespit üzerine davalı eş, ölen kocasına yasal mirasçı
olamayacağı gibi varsa daha önceden lehine düzenlenmiş vasiyetnamelerden doğan
haklarını da kaybedecektir. Bu ihtimal, zayıf eşin/mirasçıların
malvarlıksal haklarının kötü niyetli bir eşe geçmesinin engellenmesi bakımından
stratejik bir miras planlaması detayıdır.
Olay 2: Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanan tarafların 6 yaşındaki müşterek
çocuğunun velayeti anneye bırakılmış ve baba ile hafta sonları kişisel ilişki
kurulmasına karar verilmiştir. Anne, boşanmadan kaynaklanan şahsi öfkesi
nedeniyle çocuğu babaya göstermemekte, icra (veya yeni sistemde Adli Destek ve
Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü) aracılığıyla çocuk teslim kararlarına
direnmektedir. TMK m. 182/2'ye 2021 yılında eklenen fıkra gereğince, boşanma
kararında yer alan ihtar hükmü devreye girecektir. Annenin eylemi çocuğun
baba sevgisinden mahrum kalmasına yol açtığından, baba doğrudan velayetin
değiştirilmesi davası açarak, çocuğun yüksek yararı ilkesi doğrultusunda (TMK
m. 182/2 ihtarının verdiği yaptırım gücüyle) velayeti kendi üzerine
alabilecektir.
6. Pratik Notlar
- Vasiyet hazırlanırken "boşanma şartı" konulabilmesi hususunda: TMK m. 181/1'e
göre boşanma kararıyla ölüme bağlı tasarruflar kendiliğinden geçersizleşse de,
vasiyetname metnine "boşanma gerçekleşse dahi eşim lehine yaptığım bu
kazandırma geçerli kalacaktır" ibaresi (aksi tasarruf) konularak haklar
korunabilir.
- Velayet değişikliği için TMK m. 182/2 ihtar mekanizması, sadece tek seferlik
veya haklı nedene (örneğin çocuğun ağır hasta olması) dayanan aksamalarda
değil; velayet sahibi ebeveynin kişisel ilişki hakkını sistematik, kötü niyetli
ve çocuğun gelişimini bozacak şekilde engellemesi koşulunda işletilebilir.
- Bakım ve eğitim giderinin (iştirak nafakasının) irat biçiminde hüküm altına
alınması (TMK m. 182/3) yıllar içinde enflasyon, çocuğun büyümesiyle artan
okul masrafları veya yükümlünün maaşındaki artışlar karşısında, nafakanın
hakkaniyete göre artırılması davalarına (TMK m. 331) hukuki altyapı sağlar.
- Çocuğun görüşünün alınması zorunluluğu: Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları
Sözleşmesi (m. 12) ve Yargıtay içtihatları uyarınca idrak çağındaki (genellikle
8 yaş ve üzeri) çocuğun, velayeti ve kişisel ilişkisi düzenlenirken mutlaka
bizzat hâkim veya uzman pedagoglar tarafından dinlenerek üstün yararının
tespiti şarttır.
- Yurt dışında yaşayan ebeveynin kişisel ilişki hakkı: Ebeveynlerden birinin
yabancı bir ülkede yerleşik olması durumunda, mahkemeler klasik "her ayın
birinci ve üçüncü hafta sonu" formatı yerine; masrafları ebeveyne ait olmak
kaydıyla, çocuğun eğitim takvimine uygun uzun yaz tatilleri ve sömestir
dönemlerine yayılan blok (yatılı) görüşme süreleri takdir etmektedir.
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 182/2 fıkrasına 2021 yılındaki yargı reformuyla dâhil edilen ihtar
mekanizmasının, çocuk teslimlerinde yaşanan dramları ve kişisel ilişkinin
engellenmesi sorununu çözmede ne derece pratik bir etkinliğe sahip olduğu
doktrinde haklı tartışmalara neden olmaktadır. Yasa koyucu, çocuğu intikam
aracı olarak kullanan velinin "velayetin değiştirilebileceği" açık yasal
tehdidiyle geri adım atacağını kurgulamışsa da, velayet değişikliği
yargılamasında nihai eşik daima "çocuğun üstün yararı"dır. Velayet sahibi
ebeveyn çocuğu kötü niyetle saklasa bile; şayet çocuğun diğer (örneğin şiddet
eğilimli, ilgisiz veya ağır yaşam koşullarına sahip) ebeveyne verilmesi, onun
ruhsal, pedagojik veya eğitim düzenini daha da yıkıma uğratacaksa, hâkim sırf
"ihtar ihlal edildiği" gerekçesiyle velayeti değiştirmemektedir. Bu çelişki,
söz konusu yasal ihtarın bazen yaptırımsız kalarak fiiliyatta "içi boş bir
tehdit" algısı yaratmasına sebep olabilmektedir.
Velayet ve kişisel ilişki kararlarında, mahkemelerin "çocuğun üstün yararı"
ilkesini yorumlama ve uygulama biçimlerindeki istikrarsızlıklar eleştiriyi
ziyadesiyle hak etmektedir. Aile Mahkemesi pratiğinde,
bilhassa anne bakımına ve şefkatine daha çok ihtiyaç duyulan ilkokul öncesi yaş
grubundaki çocuklar için, babanın barınma veya ebeveynlik imkânları çok daha
elverişli olsa dahi, katı bir refleksle velayetin anneye tevdii yönünde
klişeleşmiş (şablon) bir tutum sergilenmektedir. Oysa üstün yarar ilkesi;
cinsiyetten veya soyut varsayımlardan bağımsız olarak, tarafların çocuğa
sunacakları eğitim, sağlık, sevgi ortamının ve psikolojik elverişliliğin (TMK
m. 182) bünyedeki sosyal hizmet uzmanları (SİR raporları) vasıtasıyla her bir
dosya özelinde mikroskobik olarak incelenmesini emreder. Ön yargılara dayanan
velayet kararları, çocuğu basit bir eşya statüsüne indirgeyerek onun sağlıklı
birey olma hakkını törpülemektedir.
Türk Medeni Kanunu'nun boşanma veya ayrılık halinde velayetin yalnızca
"eşlerden birine" verilebileceğine (TMK m. 336/2) amir, geleneksel tekil
velayet kurgusuna mukabil; boşanmanın çocuk üzerindeki psikolojik yıkımını
hafifleten "ortak velayet" (birlikte velayet) modelinin hâlen TMK m. 182
ekseninde asli bir kural olarak normatif zemine (açık yasaya) kavuşturulmamış
olması büyük bir eksikliktir. Yargıtay'ın Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi'ne Ek 7 Nolu Protokol üzerinden yabancı mahkeme kararlarının
tanınması ve tenfizi esnasında içtihatlarıyla Türk hukukuna sızdırdığı ortak
velayet, yasal boşluk nedeniyle uygulamada güvencesiz ve muallakta kalmaktadır. Hukuk sisteminin; eski eşlerin boşanmış olsalar bile ebeveynlik
rollerinin ortak ve eşit şekilde süreceğini temin eden, çocuğun kararlara her
iki ebeveyniyle beraber katılmasını destekleyen bir ortak velayet revizyonunu
TMK m. 182'nin merkezine yerleştirmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 181'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 121 125.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 181. madde metnine dayanır.
Görüş: m. 182/2 ihtar mekanizmasının etkinleştirilmesi için uygulanma koşullarının somutlaştırılması; ortak velayet modelinin Türk hukukuna entegrasyonunun tartışılması; çocuğun üstün yararı ilkesinin tutarlı içtihatla güçlendirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Sistematik
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku, boşanmanın hükümleri bölümünde art arda düzenlenen 180, 181 ve 182. maddeler, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) ilgili 121 ve 125. maddelerinden (eski metinleri itibarıyla) esinlenerek hukukumuza kazandırılmıştır. Bu üç maddenin temelindeki ratio legis, ayrılık kararı verilmesi halinde eşlerin talebi veya durumun gereği olarak mal rejiminin ihtiyari şekilde kaldırılmasına imkân tanımak, evlilik birliğinin boşanmayla tamamen çözülmesi neticesinde yasal miras hakkının ve ölüme bağlı tasarrufların kaybını kurala bağlamak ve en mühimi, yıkılan evliliğin en büyük mağduru olan ortak çocukların üstün yararını koruyacak hukuki mekanizmaları inşa etmektir. Kanun koyucu, eşlerin aralarındaki malvarlığı ve miras tasfiyesinin ötesine geçerek, kamu düzeninin gereği olarak ailenin küçüğünü koruyan dinamik bir sistem kurmuştur.
Bu üç düzenleme içerisinde bilhassa TMK m. 182 ile çerçevesi çizilen velayet, iştirak nafakası ve kişisel ilişki tesisi, aile hukukunun kamu düzeniyle en keskin şekilde kesiştiği, doğrudan doğruya gelecek nesillerin maddi ve manevi bütünlüğünü hedef alan merkezi bir öneme sahiptir. Boşanmanın eşler arasındaki salt maddi tasfiyesinden ziyade, iradeleri dışında bu hukuki ve duygusal yıkıma maruz kalan çocukların durumunun esnek ancak güvenceli bir yargısal denetimle düzenlenmesi, çağdaş medeni hukukun sosyal devlet ve himaye felsefesinin en somut ve yaşamsal yansımasıdır.
2. Kavramlar
Ayrılıkta mal rejiminin kaldırılması (m. 180) Mahkemece boşanma yerine ayrılığa karar verilmesi hâlinde, evlilik birliği hukuken devam etmekle birlikte fiili ortak yaşamın kesintiye uğraması nedeniyle, hâkime ayrılığın süresine ve eşlerin sosyal-ekonomik durumlarına göre aralarında sözleşmeyle kabul edilmiş veya yasal olarak geçerli olan mal rejiminin kaldırılmasına (mal ayrılığına geçilmesine) karar verebilmesi hususunda tanınan ihtiyari bir takdir yetkisidir.
Miras hakkının kaybı (m. 181/1) Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte evlilik bağı koptuğundan, boşanan eşlerin bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamayacaklarını ve evlilik süresince veya öncesinde yapılmış olan vasiyetname ya da miras sözleşmesi gibi ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları aksi tasarrufta açıkça belirtilmedikçe kaybedeceklerini ifade eden mutlak bir hukuki yaptırımdır.
Dava devam ederken ölüm (m. 181/2) Boşanma davası derdest iken (karar kesinleşmeden önce) eşlerden birinin ölmesi halinde evlilik birliği ölüm sebebiyle sona erse dahi, ölen eşin mirasçılarından herhangi birisinin mevcut davaya devam edebilmesini ve diğer (sağ kalan) eşin boşanmaya sebep olan olaylarda kusurlu olduğunun ispatlanması halinde, sağ kalan eşin yasal mirasçılık sıfatını kaybetmesini sağlayan istisnai ve koruyucu bir mekanizmadır.
Velayet ve kişisel ilişki düzenlemesi (m. 182) Hâkimin boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve gerektiğinde uzmanlardan (psikolog, pedagog vb.) rapor aldıktan sonra, çocuk ile ebeveynler arasındaki hukuki, fiziki ve duygusal bağları çocuğun üstün yararını temel alarak yeniden kurduğu; velayeti bir tarafa bırakıp diğer tarafla düzenli ve sağlıklı bir görüşme (kişisel ilişki) hakkı tanıdığı düzenlemeler bütünüdür.
2021 ek fıkra — ihtar 24/11/2021 tarihli ve 7343 sayılı Kanun'la İcra ve İflas Kanunu ile birlikte TMK m. 182'ye eklenen; mahkemenin, kararında kurduğu kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin velayet sahibi eş tarafından yerine getirilmemesi (çocuğun diğer eşe gösterilmemesi) hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin derhal değiştirilebileceğini hükümde açıkça ihtar etmesini emreden önleyici usul kuralıdır.
Bakım ve eğitim giderleri Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinin doğal ve hukuki bir karşılığı olarak, çocuğun özellikle sağlık, barınma, bakım ve eğitim masraflarına kendi mali gücü ve geliri oranında düzenli olarak katılmak mecburiyetini ifade eden, uygulamada iştirak nafakası olarak anılan kanuni yükümlülüktür.
3. Sistematik İlişkiler
4. Yargıtay İçtihadı
scraper'dan karar yok, ileride güncelle
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Çekişmeli boşanma davası yargılaması devam ederken davacı koca vefat etmiş, böylelikle evlilik birliği "ölüm" sebebiyle kendiliğinden sona ermiştir. Davacı kocanın ilk evliliğinden olan çocukları (mirasçıları) davayı usulen takip edeceklerini bildirerek yargılamayı sürdürmüş ve davalı (sağ kalan) eşin evlilik birliğini ağır sadakatsizlikle temelinden sarstığını (kusurlu olduğunu) kanıtlamışlardır. TMK m. 181/2 hükmü gereğince mahkeme boşanma kararı vermeyecek ancak "sağ kalan davalı eşin kusurlu olduğunun tespitine" hükmedecek; bu tespit üzerine davalı eş, ölen kocasına yasal mirasçı olamayacağı gibi varsa daha önceden lehine düzenlenmiş vasiyetnamelerden doğan haklarını da kaybedecektir. Bu ihtimal, zayıf eşin/mirasçıların malvarlıksal haklarının kötü niyetli bir eşe geçmesinin engellenmesi bakımından stratejik bir miras planlaması detayıdır.
Olay 2: Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanan tarafların 6 yaşındaki müşterek çocuğunun velayeti anneye bırakılmış ve baba ile hafta sonları kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiştir. Anne, boşanmadan kaynaklanan şahsi öfkesi nedeniyle çocuğu babaya göstermemekte, icra (veya yeni sistemde Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü) aracılığıyla çocuk teslim kararlarına direnmektedir. TMK m. 182/2'ye 2021 yılında eklenen fıkra gereğince, boşanma kararında yer alan ihtar hükmü devreye girecektir. Annenin eylemi çocuğun baba sevgisinden mahrum kalmasına yol açtığından, baba doğrudan velayetin değiştirilmesi davası açarak, çocuğun yüksek yararı ilkesi doğrultusunda (TMK m. 182/2 ihtarının verdiği yaptırım gücüyle) velayeti kendi üzerine alabilecektir.
6. Pratik Notlar
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 182/2 fıkrasına 2021 yılındaki yargı reformuyla dâhil edilen ihtar mekanizmasının, çocuk teslimlerinde yaşanan dramları ve kişisel ilişkinin engellenmesi sorununu çözmede ne derece pratik bir etkinliğe sahip olduğu doktrinde haklı tartışmalara neden olmaktadır. Yasa koyucu, çocuğu intikam aracı olarak kullanan velinin "velayetin değiştirilebileceği" açık yasal tehdidiyle geri adım atacağını kurgulamışsa da, velayet değişikliği yargılamasında nihai eşik daima "çocuğun üstün yararı"dır. Velayet sahibi ebeveyn çocuğu kötü niyetle saklasa bile; şayet çocuğun diğer (örneğin şiddet eğilimli, ilgisiz veya ağır yaşam koşullarına sahip) ebeveyne verilmesi, onun ruhsal, pedagojik veya eğitim düzenini daha da yıkıma uğratacaksa, hâkim sırf "ihtar ihlal edildiği" gerekçesiyle velayeti değiştirmemektedir. Bu çelişki, söz konusu yasal ihtarın bazen yaptırımsız kalarak fiiliyatta "içi boş bir tehdit" algısı yaratmasına sebep olabilmektedir.
Velayet ve kişisel ilişki kararlarında, mahkemelerin "çocuğun üstün yararı" ilkesini yorumlama ve uygulama biçimlerindeki istikrarsızlıklar eleştiriyi ziyadesiyle hak etmektedir. Aile Mahkemesi pratiğinde, bilhassa anne bakımına ve şefkatine daha çok ihtiyaç duyulan ilkokul öncesi yaş grubundaki çocuklar için, babanın barınma veya ebeveynlik imkânları çok daha elverişli olsa dahi, katı bir refleksle velayetin anneye tevdii yönünde klişeleşmiş (şablon) bir tutum sergilenmektedir. Oysa üstün yarar ilkesi; cinsiyetten veya soyut varsayımlardan bağımsız olarak, tarafların çocuğa sunacakları eğitim, sağlık, sevgi ortamının ve psikolojik elverişliliğin (TMK m. 182) bünyedeki sosyal hizmet uzmanları (SİR raporları) vasıtasıyla her bir dosya özelinde mikroskobik olarak incelenmesini emreder. Ön yargılara dayanan velayet kararları, çocuğu basit bir eşya statüsüne indirgeyerek onun sağlıklı birey olma hakkını törpülemektedir.
Türk Medeni Kanunu'nun boşanma veya ayrılık halinde velayetin yalnızca "eşlerden birine" verilebileceğine (TMK m. 336/2) amir, geleneksel tekil velayet kurgusuna mukabil; boşanmanın çocuk üzerindeki psikolojik yıkımını hafifleten "ortak velayet" (birlikte velayet) modelinin hâlen TMK m. 182 ekseninde asli bir kural olarak normatif zemine (açık yasaya) kavuşturulmamış olması büyük bir eksikliktir. Yargıtay'ın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne Ek 7 Nolu Protokol üzerinden yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi esnasında içtihatlarıyla Türk hukukuna sızdırdığı ortak velayet, yasal boşluk nedeniyle uygulamada güvencesiz ve muallakta kalmaktadır. Hukuk sisteminin; eski eşlerin boşanmış olsalar bile ebeveynlik rollerinin ortak ve eşit şekilde süreceğini temin eden, çocuğun kararlara her iki ebeveyniyle beraber katılmasını destekleyen bir ortak velayet revizyonunu TMK m. 182'nin merkezine yerleştirmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 181. madde metnine dayanır.
Görüş: m. 182/2 ihtar mekanizmasının etkinleştirilmesi için uygulanma koşullarının somutlaştırılması; ortak velayet modelinin Türk hukukuna entegrasyonunun tartışılması; çocuğun üstün yararı ilkesinin tutarlı içtihatla güçlendirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.