Son Madde
RESMİ METİN

F. Yetki ve yargılama usulü


Madde 160 - Evlenmenin butlanı davasında, yetki ve yargılama usulü bakımından b oşanmaya ilişkin hükümler uygulanır. İKİNCİ BÖLÜM BOŞANMA A. Boşanma sebepleri I. Zina Madde 1 61 - E şlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyle minin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Sistematik

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku bölümünde, batıl evlenmelere ilişkin hükümlerin kapanış maddesi niteliğini taşıyan 160. madde, "Yetki ve yargılama usulü" alt başlığıyla düzenlenmiş olup, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) ilgili dönemdeki 110. maddesinin dördüncü fıkrasına tekabül etmektedir. Bu hükmün temelindeki ratio legis, evlenmenin butlanı davasını yepyeni ve bağımsız bir usul rejimine tabi tutmak yerine, aile hukukunun en köklü kurumu olan boşanma davasının yıllar içinde oturmuş usul ve yetki kurallarına (TMK m. 168 vd. ve m. 184) tabi kılarak, yargılamada uygulama kolaylığı ve hukuki istikrar sağlamaktır. Kanun koyucu, kurucu unsurlardaki sakatlığa dayanan butlan davası ile sonradan ortaya çıkan sebeplere dayanan boşanma davasını usul hukuku bakımından aynı potada eritmiştir.

Atıf tekniğinin kullanılması, norm ekonomisi ve kanunlaştırma tekniği açısından son derece rasyonel bir tercihtir. Eğer TMK m. 160 hükmü bulunmasaydı, evliliğin iptali davalarında hangi mahkemenin yetkili olacağı, yargılama sırasında eşlerin barınması ve çocukların iaşesi için hangi tedbirlerin alınacağı (TMK m. 169) veya tarafların ikrarlarının hâkimi bağlayıp bağlamayacağı (TMK m. 184) hususlarında derin kanun boşlukları doğacaktı. Bu atıf normu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun genel kurallarının aile hukukunun kendine has, zayıfı koruyan ve kamu düzenini gözeten dogmatiği içinde nasıl esnetileceğini butlan davaları için de netleştirmiştir.

2. Kavramlar

Yetki — boşanma hükümleri Evlenmenin butlanı davasının hangi yerdeki mahkemede açılacağını belirleyen ve doğrudan TMK m. 168'e yapılan atıfla şekillenen yer yönünden yetki kuralıdır. Buna göre butlan davası, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceği gibi, davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde de açılabilir.

Yargılama usulü — boşanma hükümleri Butlan davasının görülmesi sırasında uygulanacak şekli kuralları ifade eder ve TMK m. 184 hükmündeki özel sınırlamaları devreye sokar. Bu yollama sayesinde, hâkimin vicdani kanaati, yeminin teklif edilememesi, tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamaması ve delillerin serbestçe takdiri ilkeleri, evliliğin iptali davalarının da mutlak usul çerçevesini oluşturur.

Aile mahkemesi görevliliği 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesi uyarınca, TMK'nın İkinci Kitabından kaynaklanan tüm davalar gibi butlan davalarının da asliye hukuk mahkemelerinde değil, ihtisaslaşmış aile mahkemelerinde görülmesi kuralıdır. Görev kuralı kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.

Resen araştırma ilkesi Özellikle mutlak butlan davalarında kamu düzeninin ağır bir şekilde ihlal edilmiş olması (bigami, kan hısımlığı vb.) sebebiyle, hâkimin tarafların sunduğu delillerle ve iddialarla bağlı kalmaksızın maddi gerçeği kendiliğinden araştırma yükümlülüğüdür. Boşanma davalarından farklı olarak mutlak butlanda sulh veya kabul mümkün olmadığından, hâkimin tahkikat yetkisi çok daha derindir.

Atıf yoluyla uygulanacak hükümler Yalnızca yetki (TMK m. 168) ve yargılama usulü (TMK m. 184) değil, davanın devamı süresince alınacak geçici önlemlerin (TMK m. 169) de butlan davasına kıyasen tatbik edilmesini sağlayan geniş bir usul yelpazesidir. Bu sayede butlan davası sürerken de kadın eş ve çocuklar için tedbir nafakasına veya çocukların velayetine dair geçici düzenlemelere hükmedilebilir.

3. Sistematik İlişkiler

  • TMK m. 145-159 (butlan davası genel — maddi hukuktaki sakatlık sebepleri ve dava hakları).
  • TMK m. 168-178 (boşanma usulü — TMK m. 160'ın usuli olarak atıf yaptığı yetki, geçici önlemler ve usul kuralları).
  • 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usullerine Dair Kanun (görevli mahkemenin ve mahkeme içi uzmanların tayini).
  • HMK m. 382 vd. (çekişmesiz yargı — butlan davaları çekişmeli yargıya tabidir, usuli farkları belirler).
  • HMK m. 22 (özel yetki kuralları — genel yetki kurallarına karşı aile hukukunun seçimlik özel yetki halleri).

4. Yargıtay İçtihadı

scraper'dan karar yok, ileride güncelle

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Evliliğin nispi butlan sebebiyle iptalini isteyen eş (A)'nın yerleşim yeri Ankara, davalı eş (B)'nin yerleşim yeri İzmir olup, tarafların davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları ortak konut Bursa'dadır. TMK m. 160'ın boşanmaya ilişkin yetki kurallarına atfı gereğince, davacı (A) bu üç yerdeki (Ankara, İzmir, Bursa) aile mahkemelerinden dilediğinde davayı açma hususunda seçimlik bir hakka sahiptir. Evlenmenin butlanı davasında yetki kuralı (TMK m. 168) kamu düzenine ilişkin ve kesin bir yetki kuralı olmadığından, mahkeme yetkisizliğini davanın başında re'sen dikkate alamaz. Şayet davalı (B) HMK m. 116 kapsamında süresi içinde ilk itiraz olarak yetkisizliği ileri sürmezse, dava açılan yer mahkemesi yetkili hale gelerek yargılamayı yürütecektir.

Olay 2: Evlendikten sonra yasak derecede kan hısmı (amca-yeğen) olduklarını öğrenen taraflar, mutlak butlan davasında mahkemeye başvurarak ilk duruşmada iddiaları kabul edip "anlaşarak" evliliği iptal ettirmek istemişlerdir. TMK m. 160 uyarınca butlan davasında boşanma usul hükümleri (TMK m. 184) uygulanacaksa da, mutlak butlan davaları doğrudan kamu düzenini ilgilendirdiğinden, TMK m. 166/3'teki "anlaşmalı boşanma" usulünün burada "anlaşmalı butlan" şeklinde kıyasen uygulanması hukuken mümkün değildir. Hâkim, tarafların kabul ikrarlarıyla bağlı kalmaksızın, hısımlık bağının gerçekliğini nüfus sicilleri ve gerekirse genetik testler üzerinden re'sen araştırmak zorundadır. Mutlak butlan davasında tarafların davayı kabul etmesi, hâkimi inşai bir iptal kararı vermekten alıkoyamaz ve usuli bir sonuç doğurmaz.

6. Pratik Notlar

  • Aile mahkemesinin münhasır yetkisi: TMK'nın ikinci kitabından kaynaklanan tüm uyuşmazlıklarda olduğu gibi, butlan davalarında da görevli mahkeme mutlak surette Aile Mahkemeleridir ve bu husus kamu düzeninden olduğu için yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.
  • Davacı/davalı sıfatı (aktif ve pasif husumet): Boşanma davasını sadece eşler açabilirken, TMK m. 160 usulüne tabi olan mutlak butlan davalarını savcı ve maddi/manevi menfaati bulunan "her ilgili" açabilir; bu durum usuli yollamanın maddi sınırlarından biridir.
  • Boşanma usulünden farklılıklar: Butlan davasında yetki ve usul boşanmaya tabi olsa da, boşanmadaki ayrılık (TMK m. 170) kararı verilmesi kurumu veya tarafların anlaşıp davayı feragatle sonlandırması (şayet mutlak butlan ise) iptal davalarında tatbik edilemez.
  • Yabancı unsurlu butlan davalarında MÖHUK uygulaması: Yabancılık unsuru taşıyan evliliklerin butlanında yetki ve usul iç hukuka (TMK m. 160) tabi olsa da, esasa uygulanacak hukuk MÖHUK m. 13 (evlenmenin ehliyeti ve şartları) uyarınca tarafların evlenme anındaki milli hukuklarına göre belirlenecektir.
  • İspat yükü ve resen araştırma ilkesi: TMK m. 184/1 uyarınca hâkim iddiaların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe butlana hükmedemez; nispi butlanda (örneğin hile veya korkutma) ispat yükü davacıya aitken, mutlak butlanda hâkimin tahkikat (araştırma) yetkisi çok daha aktiftir.

7. Eleştirel Değerlendirme

Kanun koyucunun TMK m. 160 ile butlan davasının yetki ve yargılama usulünü toptan bir atıfla boşanma davasına endekslemesi, kanunlaştırma tekniği bakımından norm ekonomisi sağlasa da, dogmatik açıdan butlan davasının özgün kimliğini yer yer silikleştirmiştir. Boşanma, hukuken geçerli ve sıhhatli kurulmuş bir evlilik bağının sonradan ortaya çıkan kusur veya geçimsizlik gibi nedenlerle ileriye dönük olarak çözülmesini ifade ederken; butlan, evliliğin kurucu rızasındaki veya ehliyetindeki ağır bir sakatlığı baştan itibaren ortadan kaldırmayı hedefler. Temelleri, felsefeleri ve kamu düzeniyle ilişkileri bu denli farklı olan iki kurumun aynı dar usul cenderesine (TMK m. 184) sokulması, mahkemelerin zaman zaman mutlak butlan davasında sanki bir kusur yargılaması yapıyormuşçasına hatalı usuli refleksler geliştirmesine yol açabilmektedir.

Bununla birlikte, butlan ve boşanma davalarının aynı mahkemede ve aynı yargılama usulüne tabi kılınmasının pratik faydası inkâr edilemez derecede büyüktür. Özellikle TMK m. 169'da düzenlenen davanın devamı süresince eşlerin barınması, geçimi ve çocukların korunmasına dair geçici önlemlerin butlan davalarında da aynı hız ve etkinlikte uygulanabilmesi, TMK m. 160'taki atfın en büyük kazanımıdır. Bir kişi, mevcut bir evliliği varken ikinci kez evlenmiş (bigami) ve bu ikinci evlilik mutlak butlanla sakat olsa dahi, dava süresince bu ikinci eşin ve doğan çocukların iaşesi, barınması ve güvenliği boşanma yargılamasının koruyucu şemsiyesi altındadır. Bu durum, hukukun şekli geçersizlik karşısında bile zayıfı koruma (sosyal hukuk devleti) refleksini canlı tutmaktadır.

Uluslararası aile hukuku (Milletlerarası Özel Hukuk) bağlamında incelendiğinde ise, TMK m. 160'ın getirdiği usuli atıf, yabancılık unsuru taşıyan evlilik iptali davalarında ciddi çatışma alanları yaratmaktadır. Usul kurallarının lex fori (hâkimin hukuku) uyarınca Türk hukukuna tabi olması sorunsuzdur; ancak butlan sebebinin kendisi, MÖHUK uyarınca yabancı bir milli hukuka tabi olduğunda, o yabancı hukukun iptal usulüne dair getirdiği özgün ispat veya yetki kuralları Türk usul hukukuyla (TMK m. 160 ve HMK) çarpışmaktadır. Atıf tekniğinin bu noktada çok mekanik kalması, yabancı hukukun ruhuna aykırı iptal kararlarının çıkmasına zemin hazırlayabileceğinden, butlan davalarına özgü daha esnek, milletlerarası dinamikleri gözeten spesifik bir tahkikat (araştırma) maddesinin Medeni Kanun'a dercedilmesi doktriner bir gerekliliktir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
  • Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 160'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 110/4.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 160. madde metnine dayanır.

Görüş: Atıf tekniğinin norm ekonomisini artırdığı; butlan davasının özgün niteliğini yansıtan içtihat gelişiminin önemli olduğu görüşü benimsenmiştir.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.