RESMİ METİN

E. Mirasçıların dava hakkı


Madde 159 - Ev lenme nin butlanını dava etme hakkı mirasçılara geçmez. Ancak, mirasçılar açılmış olan davayı sürdürebilirler. Dava sonucunda evlenme sırasında iyiniyetli olmadığ ı anlaşılan sağ kalan eş, yasal mirasçı olamayacağı gibi, daha önce yapılmış olan ölüme bağlı t asarr uflarla kendisine sağlanan hakları da kaybeder.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Sistematik

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku, Evlilik Hukuku bölümünde, evlenmenin geçersizliğine ilişkin yaptırımları düzenleyen "Mirasçıların dava hakkı" alt başlığı altındaki 159. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) mülga 112. (yeni sistematiğinde ilgili) maddelerine dayanmaktadır. Bu hükmün temelindeki ratio legis, evlenmenin butlanı davasının şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olması hasebiyle, eşin sağlığında bizzat kullanmadığı bir iptal hakkının ölümünden sonra sırf malvarlıksal saiklerle mirasçılar tarafından kullanılmasını engellemek; ancak buna karşılık, kamu düzenini ve hakkaniyeti korumak adına evlenirken kötüniyetli olan sağ kalan eşin haksız bir şekilde mirastan veya ölüme bağlı tasarruflardan faydalanmasının önüne geçmektir.

Söz konusu hüküm, medeni usul ve miras hukuku kurallarının aile hukukundaki kesişim noktasında iki temel kural ihdas etmektedir. Birincisi, kural olarak (özellikle nispi butlan hallerinde) evlenmenin iptalini dava etme hakkının iradesi sakatlanan eşin ölümüyle düşmesi ve mirasçılara intikal etmemesidir. İkincisi ise, eşin sağlığında kendi iradesiyle açmış olduğu bir butlan davası mevcutsa, ölümle birlikte bu davanın konusuz kalmayıp, mirasçılar tarafından sürdürülebilmesi ve bu sürdürme neticesinde sağ kalan eşin kötüniyetinin ispatlanması halinde onun yasal mirasçılık sıfatı ile ölüme bağlı tasarruflardan doğan haklarının elinden alınmasıdır.

2. Kavramlar

Kişiye sıkı sıkıya bağlı dava hakkı Evlenmenin iptali (özellikle nispi butlan) davası açma yetkisinin münhasıran iradesi sakatlanan veya yanılan eşe ait olmasını ifade eder. Evlilik birliğini sürdürme veya iptal ettirme kararı doğrudan doğruya bireyin şahsi ve manevi varlığına ilişkin olduğundan, eşin sağlığında kullanmadığı bu hakkın ölümünden sonra mirasçılar tarafından şahıs varlığı hakkına halefiyet yoluyla kullanılması hukuken mümkün değildir.

Açılmış davanın sürdürülmesi Eşin sağlığında kendi hür iradesiyle açmış olduğu evlenmenin iptali davasının, yargılama derdest iken eşin vefat etmesi üzerine, mirasçılar tarafından usul hukuku kuralları çerçevesinde devralınarak devam ettirilmesidir. Mirasçıların sürdürdükleri bu dava, evliliği geriye dönük iptal eden asli bir butlan davası olmaktan ziyade, "davalı sağ kalan eşin evlenme anında iyiniyetli olmadığının tespiti" davasına dönüşür.

Kötüniyetli sağ kalan eşin miras kaybı Mirasçıların sürdürdüğü dava sonucunda, sağ kalan eşin evlenme işlemi tesis edilirken butlan sebebini bildiği veya kendisinden beklenen özeni gösterseydi bilebilecek durumda olduğu ispatlanırsa, bu eşin yasal mirasçılık sıfatını tamamen yitirmesidir. Kanun koyucu, dürüstlük kuralına aykırı davranarak sakat bir evlilik kuran kişinin, bu ihlalinden ekonomik menfaat sağlamasını engellemektedir.

"İyiniyetli olmadığı anlaşılırsa" Mahkeme tarafından verilecek nihai kararda, sağ kalan eşin evlenmenin kurucu iradesi esnasında butlanı gerektiren engelleri (örneğin eşinin akıl hastası olduğunu veya iradesinin fesada uğradığını) kasten veya ağır ihmaliyle bilmezden geldiğinin maddi vakıalarla ve kesin olarak tescil edilmesidir. İyiniyet karine olduğundan, bu durumun aksinin ispatlanmış olması şarttır.

Ölüme bağlı tasarruf haklarının kaybı Sağ kalan eşin yasal mirasçılık sıfatını yitirmesinin yanı sıra, ölen eşin sağlığında vasiyetname veya miras sözleşmesi gibi yollarla sağ kalan eş lehine yapmış olduğu her türlü kazandırmanın da butlan kararıyla birlikte kendiliğinden hükümsüz hale gelmesidir. Bu yaptırım, kötüniyetli eşin murisin iradesinden dolaylı yollarla dahi faydalanmasının önünü kesin olarak kesmektedir.

3. Sistematik İlişkiler

  • TMK m. 145-158 (butlan sebepleri ve iptal kararının sonuçlarının genel çerçevesi)
  • TMK m. 3 (iyiniyetin asıl olması karinesi — kötüniyeti ispat yükünün davanın sürdürücüsü olan mirasçılarda bulunması)
  • TMK m. 499-501 (yasal mirasçılık — eşin bulunduğu zümreye göre sahip olduğu miras payının iptal kararıyla düşmesi)
  • TMK m. 506 vd. (ölüme bağlı tasarruflar — vasiyet ve miras sözleşmesiyle sağlanan menfaatlerin TMK m. 159 uyarınca geçersizliği)
  • TMK m. 566 vd. (tenkis ve iptal — kötüniyetli eşin miras payının diğer yasal mirasçılara intikali)
  • HMK m. 52 vd. (dava ehliyetinin ölümle sona ermesi ve kanuni mirasçıların davayı mecburi dava arkadaşı olarak sürdürme usulü)

4. Yargıtay İçtihadı

"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Eşinin akıl hastası olduğunu bilerek ve onun irade zayıflığından faydalanarak evlenen (B)'ye karşı, durumun farkına varan eş (A) nispi butlan davası açmıştır. Dava derdest iken (A) vefat etmiş; (A)'nın önceki evliliğinden olan çocukları davayı mirasçı sıfatıyla sürdürmüştür. Yargılama neticesinde (B)'nin evlenirken kötüniyetli olduğu ispatlandığından, mahkeme (B)'nin yasal mirasçı olamayacağına karar vermiştir. Böylece (B) (A)'nın terekesinden yasal miras payı alamayacağı gibi, (A)'nın evlenmeden önce ona bıraktığı vasiyetnamedeki hakları da TMK m. 159 uyarınca hükümsüz kalacaktır.

Olay 2: Ayırt etme gücünden geçici olarak yoksun olduğu bir anda (örneğin ağır sarhoşluk) (Y) ile evlenen (X) bu durumu sonradan idrak etmesine rağmen nispi butlan davası açmamış ve evliliğini üç yıl sürdürdükten sonra ölmüştür. (X)'in ölümünün ardından mirasçıları, bu evliliğin baştan itibaren sakat olduğunu ileri sürerek kendi başlarına nispi butlan davası açmak istemişlerdir. TMK m. 159/1 uyarınca evlenmenin butlanını dava etme hakkı münhasıran şahsa sıkı sıkıya bağlı olduğundan ve muris sağlığında bu hakkı kullanmadığından, mirasçıların dava açma talebi aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddedilecektir.

6. Pratik Notlar

  • Dava açılmadan ölüm halinde mirasçıların butlanı ileri süremeyeceği kuralı kural olarak "nispi butlan" için geçerlidir; şayet evlilik mutlak butlanla (örneğin mevcut evlilik varken) sakatsa, mirasçılar TMK m. 147 gereği "ilgili" sıfatıyla doğrudan kendi adlarına mutlak butlan davası açabilirler.
  • Kötüniyet tespitinin mahkeme kararında açıkça yer alması zorunludur; mahkeme sadece davanın konusuz kaldığına değil, mirasçıların talebi doğrultusunda sağ kalan eşin iyiniyetli olmadığının tespitine yönelik inşai/tespit edici bir hüküm kurmalıdır.
  • Miras kaybının geriye dönük etkisinde, kötüniyetli eş mirasbırakanın ölümünden itibaren herhangi bir tereke malına zilyet olmuşsa, bu malları haksız zilyet veya sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde gerçek mirasçılara iade etmekle yükümlüdür.
  • İyiniyet karinesinin ispat yüküne etkisi bağlamında, sağ kalan eşin evlenirken kötüniyetli olduğunu ispat külfeti, davayı muristen devralarak sürdüren mirasçıların üzerindedir; şüphe halinde iyiniyet asıldır (TMK m. 3).
  • Ölüme bağlı tasarrufların butlan kararıyla iptali prosedürü kendiliğinden işler; sağ kalan eşin kötüniyetli olduğunun tespiti, o eşe yapılmış olan vasiyetnameyi ayrıca bir vasiyetnamenin iptali davasına gerek kalmaksızın yasa gereği kanuni bir şarta bağlı olarak hükümsüz kılar.

7. Eleştirel Değerlendirme

TMK m. 159'da düzenlenen ve nispi butlan davası açma hakkının şahsa sıkı sıkıya bağlı olduğu yönündeki kural, bireyin evlilik birliği üzerindeki mutlak irade özerkliği ile mirasçıların malvarlıksal beklentileri arasında hassas bir denge kurmaktadır. Akıntürk/Ateş Karaman ve Dural/Öğüz/Gümüş'ün eserlerinde de haklı olarak işaret edildiği üzere, iradesi sakatlanan eş bu sakatlığı bilmesine rağmen dürüstlük kuralı çerçevesinde evliliğini devam ettirme veya affetme yönünde zımni bir irade sergilemişse, onun ölümünden sonra mirasçıların salt miras paylarını artırmak güdüsüyle bu manevi alana müdahale etmelerine izin verilmemesi hukuk etiğinin bir gereğidir. Aile kurumu, salt malvarlığının intikal aracı olarak görülemeyeceğinden, yasa koyucunun mirasçıların doğrudan dava açma hakkını mutlak butlan halleriyle sınırlandırması isabetli bir doktriner tercihtir.

Bununla birlikte, sağ kalan eşin miras hakkının kaybını öngören "kötüniyet" unsurunun ispatında uygulamada karşılaşılan derin güçlükler, maddenin koruyucu amacını zayıflatmaktadır. Evlenme anındaki sübjektif bir psikolojik durum olan iyiniyet veya kötüniyetin (örneğin eşin akıl hastalığını kasten bilip bilmediğinin) eşlerden birinin ölümünden yıllar sonra mirasçılar tarafından geriye dönük olarak kanıtlanması çoğu zaman imkânsızdır. Kılıçoğlu'nun yaklaşımları bağlamında değerlendirildiğinde, bu ağır ispat yükü, aslında evliliği istismar amacıyla kurmuş olan kötüniyetli kişilerin yasal boşluklardan faydalanarak mirasçı sıfatını elde tutmalarına neden olabilmektedir. İyiniyet karinesinin (TMK m. 3) mutlaklığı, bu tür istismar evliliklerinde (özellikle yaşlı ve bakıma muhtaç kişilerle sırf miras için yapılan evliliklerde) hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabilmektedir.

Ayrıca, TMK m. 159 hükmünün, boşanma davası devam ederken eşin ölümü halini düzenleyen TMK m. 181/2 hükmü ile olan sistematik bütünlüğü ve farklılıkları da eleştiriye açıktır. Boşanmada davalının kusuru, butlan davasında ise davalının kötüniyeti miras kaybı sonucunu doğurmaktadır. Öztan'ın analizlerinden de beslenerek, her iki kurumda da sağ kalan eşi mirastan mahrum bırakmanın temelinde dürüstlük kuralına ağır aykırılık yattığı görülmektedir. Ancak butlan davalarında mirasçıların müdahale sınırının sadece "açılmış davayı sürdürmek" olarak dar tutulması, ağır hile veya korkutma altında olup da korkusu hiç geçmeden ölen mağdur bir eşin mirasçılarını çaresiz bırakmaktadır. İrade sakatlığının ağır olduğu hallerde, mirasçılara en azından objektif bir süre içinde bağımsız bir tespit davası açma hakkı tanınması, şahsa sıkı sıkıya bağlı hak dogmasını zedelemeden adaleti sağlayacak bir çözüm olabilirdi.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
  • Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 159'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 110/3.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 159. madde metnine dayanır.

Görüş: Butlan davasının kişiye sıkı sıkıya bağlı niteliğinin korunması doğru olmakla birlikte, kötüniyetli sağ kalan eşin miras kaybı yaptırımının uygulanabilmesi için dava sürdürme hakkının mirasçılara etkin biçimde tanınmasının önemi; kötüniyet ispat yükünün mirasçılar açısından kolaylaştırılması tartışmaya değer bir reform konusudur.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.