1. Sistematik
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku bölümünde,
evlenmenin geçersizlik yaptırımlarını ve bunların sonuçlarını düzenleyen
kısımda art arda gelen "Butlan kararı" başlığı altındaki 156, 157 ve 158.
maddeler, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 109. ve 110. maddelerine
dayanmaktadır. Bu hükümlerin temelindeki ratio legis, Borçlar Hukukuna hâkim
olan ve sakat işlemleri başından beri yok sayan katı "geçmişe etkili butlan"
kuralını Aile Hukuku alanında yumuşatarak, butlan kararı verilinceye kadar
geçen sürede fiilen yaşanmış evlilik hayatını hukuken korumaktır. Kanun koyucu
bu düzenlemelerle, evliliğin geçersizliğinden doğacak ağır toplumsal ve hukuki
enkazı önlemeyi, özellikle müşterek çocukların nesebini güvence altına almayı
ve evlenirken iyiniyetli olan eşi haksız mağduriyetlerden korumayı
amaçlamıştır.
Bu sistem, karşılaştırmalı medeni hukuk doktrininde "putative marriage"
(hukuken sanılan evlilik veya görünüşte evlilik) teorisinin doğrudan bir
yansımasıdır. Taraflar geçerli bir evlilik kurduklarını zannederek yıllarca
ortak bir hayat sürmüş, çocuklar dünyaya getirmiş ve malvarlığı edinmişlerse,
hukukun bu fiili durumu bir anda hiç yaşanmamış gibi silip atması hakkaniyete
aykırıdır. TMK m. 156 ve devamı hükümleri, butlanla sakat bir evliliği
adeta "iptal edilebilir" (bozucu yenilik doğurucu) bir statüye yükselterek,
mahkeme kararına kadar o evliliği geçerli bir evliliğin tüm zırhlarıyla
kuşatmıştır.
2. Kavramlar
Hâkim kararına kadar geçerlilik (m. 156)
Geçersiz şekilde kurulan (batıl) bir evliliğin kendiliğinden sona ermemesi ve
ortadan kaldırılabilmesi için mutlak surette bir mahkeme kararına ihtiyaç
duyması kuralıdır. Hâkimin vereceği butlan (iptal) kararı, geriye yürüyen
(ex tunc) bir tespit hükmü değil, evliliği karar anından itibaren ileriye dönük
olarak (ex nunc) sona erdiren bozucu yenilik doğuran (inşai) bir karardır. Bu nedenle evlilik, butlan kararının kesinleştiği ana kadar tüm hukuki
sonuçlarını aynen doğurmaya devam eder.
Mutlak butlanda da kararın kurucu etkisi
Bir evliliğin, örneğin önceden var olan geçerli bir evlilik (bigami) veya yasak
derecede kan hısımlığı gibi kamu düzenini çok ağır şekilde sarsan mutlak butlan
sebepleriyle sakatlanmış olduğu hallerde bile, hâkimin kararına kadar o
evliliğin geçerli sayılmasıdır. Mutlak butlan hallerinde dahi evlilik
kendiliğinden (ipso iure) hükümsüz hale gelmez; hâkimin kararı sadece
açıklayıcı değil, mevcut statüyü o andan itibaren ortadan kaldıran kurucu bir
nitelik taşır.
Çocukların korunması (m. 157)
Mahkemece butlanına karar verilen evlilikten doğan çocukların, ana ve
babalarının evlenirken iyiniyetli veya kötüniyetli (butlan sebebini biliyor)
olmalarına bakılmaksızın her halükarda evlilik içinde doğmuş (sahih nesepli)
sayılmaları kuralıdır. Bu kural, eşlerin kusur veya ihmallerinin bedelinin
masum çocuklara ödetilmesini engelleyerek, çocukların babaya olan soybağını
mutlak bir yasal güvence altına almaktadır.
Boşanma hükümlerinin uygulanması (m. 157/2 ve 158/2)
Evliliğin butlanla sona ermesi durumunda, ortaya çıkacak hukuki boşlukların
bizzat kanun koyucu tarafından boşanma hukuku kurallarına yapılan atıfla
doldurulmasıdır. Gerek çocukların velayeti, iştirak nafakası ve kişisel ilişki
kurulması gibi konularda,; gerekse eşler arasındaki mal rejiminin
tasfiyesi, maddi/manevi tazminat, yoksulluk nafakası ve kadının soyadı gibi
alanlarda doğrudan boşanma hükümleri tatbik edilir.
İyiniyetli eşin kişisel durumu (m. 158/1)
Evlenme töreni sırasında butlan sebebinin var olduğunu bilmeyen ve kendisinden
beklenen özeni gösterdiği halde öğrenememiş olan eşin, evlenme işlemiyle
kazanmış olduğu erginlik, vatandaşlık gibi şahsi statülerini butlan kararından
sonra da korumaya devam etmesidir. Şayet eş evlenirken butlan sebebini
biliyor (kötüniyetli) ise, evlenmeyle kazandığı bu şahsi statülerini iptal
kararıyla birlikte kaybedecektir.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 145-155 (butlan sebepleri ve dava hakkı — m. 156-158'in uygulama
alanını doğuran temel sakatlık halleri)
- TMK m. 165-178 (boşanmanın hükümleri — m. 157 ve m. 158'in sonuçlarını
bağladığı doğrudan atıf normları)
- TMK m. 285 (babalık karinesi — çocukların evlilik içi doğmuş sayılmasının
dayanağı)
- TMK m. 292-307 (soybağı — butlanla doğan çocukların ana-baba ile ilişkileri)
- TMK m. 3 (iyiniyet karinesi — m. 158 uyarınca korunan kişisel durumun ispat
kuralı)
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Yurt dışında boşanan ancak bu kararı Türkiye'de tanıttırmadan (A) ile
ikinci bir evlilik yapan (B)'nin bu ikinci evliliği, "evlenme sırasında evli
bulunma" (bigami) sebebiyle mutlak butlanla batıldır. Savcılıkça açılan
mutlak butlan davası neticesinde mahkeme evliliğin iptaline karar verdiğinde,
(A) ve (B) arasında evlilik süresince edinilmiş malların paylaşımı gündeme
gelir. TMK m. 158/2 fıkrasının emredici hükmü gereğince, bu tasfiye işleminde
doğrudan boşanmaya ilişkin mal rejimi hükümleri (edinilmiş mallara katılma
rejimi) uygulanacaktır. Böylece (A) evliliğin geçersizliğine rağmen bu
süreçte elde edilen ortak ekonomik değerler (artık değer) üzerinde yasal
katılma alacağı hakkına sahip olur ve maddi mağduriyeti önlenir.
Olay 2: Akıl hastası olduğunu gizleyerek (X) ile evlenen (Y)'nin evliliği,
(X)'in açtığı nispi butlan davası sonucunda iptal edilmiştir. Bu evlilikten
doğan çocukları (Z) bakımından TMK m. 157 devreye girer; (Y) kötüniyetli olsa
dahi çocuk (Z) evlilik içinde doğmuş sayılır ve baba (Y)'nin soyadını taşımaya,
ona yasal mirasçı olmaya devam eder. Mahkeme butlan kararıyla birlikte,
tıpkı boşanma davasında olduğu gibi çocuğun velayetini ana veya babadan birine
bırakacak, velayeti kendisine verilmeyen tarafı çocuk için iştirak nafakası
ödemekle yükümlü kılacak ve uygun kişisel ilişki zamanları tayin edecektir. Eş (X) iyiniyetli olduğu için talep etmesi halinde TMK m. 158/2
yollamasıyla (Y)'den yoksulluk nafakası ve manevi tazminat dahi alabilecektir.
6. Pratik Notlar
- Butlan kararının kesinleşmesine kadar evliliğin tüm sonuçlarıyla devam etmesi
(TMK m. 156) dava süresince eşlerden birinin ölmesi halinde sağ kalan eşin
kural olarak yasal mirasçı olması (TMK m. 159 istisnaları saklı kalmak üzere)
ve sosyal güvenlik (dul aylığı) haklarından faydalanması gibi hayati sonuçlar
doğurur.
- İyiniyet şartının ispat yükü, TMK m. 3 uyarınca asıldır; evlenirken
iyiniyetli olduğunu savunan eşin bu durumu ispatlamasına gerek yoktur, zira
iyiniyet karinedir. Diğer tarafın onun kötüniyetli olduğunu (butlan sebebini
bildiğini) kesin delillerle (örneğin akıl hastalığı raporlarının evlilik öncesi
bilindiğini) ispatlaması şarttır.
- Çocuğun soyadı ve nesep durumu butlan sonrası hiçbir değişikliğe uğramaz; TMK
m. 157'nin mutlak emri gereği çocuk babanın soyadını taşır ve anne ile baba
arasındaki hukuki bağın (evliliğin) kopması, çocuğun sahih nesepli hukuki
statüsünü zedelemez.
- Mal rejimi tasfiyesinde eşler boşanma hükümlerine tabi olacağından, evliliği
butlana sürükleyen eşin (örneğin kasten büyük bir yalan söyleyen eşin) mal
paylaşımından eşit oranda yararlanıp yararlanmayacağı, zina veya hayata kast
gibi özel hükümlerin kıyasen uygulanıp uygulanamayacağı uygulamada dikkatle
çözülmesi gereken bir sorundur.
- Butlan kararının kesinleşmesinin ardından, tıpkı boşanmada olduğu gibi kadın
eş için yeniden evlenebilmesi adına 300 günlük yasal bekleme süresi (iddet
müddeti) işlemeye başlar; zira iptal kararı geçmişe değil ileriye dönük olarak
evlilik bağını çözer.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Aile Hukukunda butlan kurumunun Borçlar Hukukundaki genel mutlak butlan
(ex tunc / baştan itibaren geçersizlik) kuramından kopartılarak, inşai (ex nunc
/ ileriye dönük) bir etkiyle donatılması (TMK m. 156) yasa koyucunun en
pragmatik ve adil tercihlerinden biridir. Bilge Öztan ve diğer duayen
yazarların da tartıştığı gibi, şayet butlan kararı geçmişe etkili olsaydı,
yıllarca süren evliliklerde doğan çocukların statüsü bir anda gayrisahih nesebe
düşecek, tarafların evlilik süresince yaptıkları tüm hukuki işlemler ve
malvarlığı kazanımları sebepsiz zenginleşme girdabına sürüklenecekti. Kararın
kurucu etkisi, evliliğin geçersizliği halinde bile bireyleri hukuki bir kaos
ortamından kurtararak medeni ilişkilerde güvenliği tesis etmektedir.
TMK m. 157 hükmü ile çocukların korunmasının anne ve babanın iyiniyetinden
tamamen bağımsız, mutlak bir yapıya kavuşturulması; Birleşmiş Milletler Çocuk
Hakları Sözleşmesi'nin "çocuğun üstün yararı" ilkesinin ulusal hukuktaki en
muazzam tezahürüdür. Yürürlükten kaldırılan 743 sayılı Medeni Kanun dönemindeki
soybağı ve nesep ayrımlarını tamamen tarihe gömen bu madde, anne ve babası kamu
düzenini en ağır şekilde ihlal ederek (örneğin kardeşler arası evlilik yaparak)
evlenmiş olsa bile, bu sakatlığın faturasının masum çocuğa çıkartılmasını kesin
olarak yasaklamıştır. Çocuk, her halükarda boşanma hükümlerinin sunduğu
velayet, nafaka ve kişisel ilişki güvencelerinin şemsiyesi altındadır.
Öte yandan, TMK m. 158 uyarınca iyiniyetli eşin kişisel durumunun korunması
isabetli olmakla beraber; maddenin ikinci fıkrasında tazminat, nafaka ve mal
rejiminin tasfiyesinde boşanma hükümlerine yapılan genel ve mutlak atıf bazı
hakkaniyet sorunları yaratabilmektedir. Kötüniyetli (butlan sebebini başından
beri bilen ve gizleyen) bir eşin, butlan kararından sonra diğer eşten yoksulluk
nafakası veya mal rejiminden doğan tasfiye payı (artık değerin yarısını) talep
edebilmesi, dürüstlük kuralı (TMK m. 2) ile doğrudan çatışmaktadır. Yargıtay
pratiğinde ve doktrinde, TMK m. 158/2'nin otomatik bir uygulama alanı bulmaması
gerektiği, özellikle mal paylaşımı ve nafaka taleplerinde eşin butlan sebebini
yaratmadaki ağır kusurunun (kötüniyetinin) tazminat ve nafaka verilmesini
engelleyecek bir def'i olarak mutlaka gözetilmesi gerektiği savunulmalıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 157'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 109-110.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 157. madde metnine dayanır.
Görüş: Butlanın inşai etki doğurmasının evlilik güvenliği ve çocuk koruması açısından isabetli olduğu; iyiniyetli eşin tüm kazanımlarını korumasının hakkaniyet ilkesiyle uyumlu; kötüniyetli eş bakımından tazminat mekanizmalarının net çerçevelenmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Sistematik
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku bölümünde, evlenmenin geçersizlik yaptırımlarını ve bunların sonuçlarını düzenleyen kısımda art arda gelen "Butlan kararı" başlığı altındaki 156, 157 ve 158. maddeler, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 109. ve 110. maddelerine dayanmaktadır. Bu hükümlerin temelindeki ratio legis, Borçlar Hukukuna hâkim olan ve sakat işlemleri başından beri yok sayan katı "geçmişe etkili butlan" kuralını Aile Hukuku alanında yumuşatarak, butlan kararı verilinceye kadar geçen sürede fiilen yaşanmış evlilik hayatını hukuken korumaktır. Kanun koyucu bu düzenlemelerle, evliliğin geçersizliğinden doğacak ağır toplumsal ve hukuki enkazı önlemeyi, özellikle müşterek çocukların nesebini güvence altına almayı ve evlenirken iyiniyetli olan eşi haksız mağduriyetlerden korumayı amaçlamıştır.
Bu sistem, karşılaştırmalı medeni hukuk doktrininde "putative marriage" (hukuken sanılan evlilik veya görünüşte evlilik) teorisinin doğrudan bir yansımasıdır. Taraflar geçerli bir evlilik kurduklarını zannederek yıllarca ortak bir hayat sürmüş, çocuklar dünyaya getirmiş ve malvarlığı edinmişlerse, hukukun bu fiili durumu bir anda hiç yaşanmamış gibi silip atması hakkaniyete aykırıdır. TMK m. 156 ve devamı hükümleri, butlanla sakat bir evliliği adeta "iptal edilebilir" (bozucu yenilik doğurucu) bir statüye yükselterek, mahkeme kararına kadar o evliliği geçerli bir evliliğin tüm zırhlarıyla kuşatmıştır.
2. Kavramlar
Hâkim kararına kadar geçerlilik (m. 156) Geçersiz şekilde kurulan (batıl) bir evliliğin kendiliğinden sona ermemesi ve ortadan kaldırılabilmesi için mutlak surette bir mahkeme kararına ihtiyaç duyması kuralıdır. Hâkimin vereceği butlan (iptal) kararı, geriye yürüyen (ex tunc) bir tespit hükmü değil, evliliği karar anından itibaren ileriye dönük olarak (ex nunc) sona erdiren bozucu yenilik doğuran (inşai) bir karardır. Bu nedenle evlilik, butlan kararının kesinleştiği ana kadar tüm hukuki sonuçlarını aynen doğurmaya devam eder.
Mutlak butlanda da kararın kurucu etkisi Bir evliliğin, örneğin önceden var olan geçerli bir evlilik (bigami) veya yasak derecede kan hısımlığı gibi kamu düzenini çok ağır şekilde sarsan mutlak butlan sebepleriyle sakatlanmış olduğu hallerde bile, hâkimin kararına kadar o evliliğin geçerli sayılmasıdır. Mutlak butlan hallerinde dahi evlilik kendiliğinden (ipso iure) hükümsüz hale gelmez; hâkimin kararı sadece açıklayıcı değil, mevcut statüyü o andan itibaren ortadan kaldıran kurucu bir nitelik taşır.
Çocukların korunması (m. 157) Mahkemece butlanına karar verilen evlilikten doğan çocukların, ana ve babalarının evlenirken iyiniyetli veya kötüniyetli (butlan sebebini biliyor) olmalarına bakılmaksızın her halükarda evlilik içinde doğmuş (sahih nesepli) sayılmaları kuralıdır. Bu kural, eşlerin kusur veya ihmallerinin bedelinin masum çocuklara ödetilmesini engelleyerek, çocukların babaya olan soybağını mutlak bir yasal güvence altına almaktadır.
Boşanma hükümlerinin uygulanması (m. 157/2 ve 158/2) Evliliğin butlanla sona ermesi durumunda, ortaya çıkacak hukuki boşlukların bizzat kanun koyucu tarafından boşanma hukuku kurallarına yapılan atıfla doldurulmasıdır. Gerek çocukların velayeti, iştirak nafakası ve kişisel ilişki kurulması gibi konularda,; gerekse eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi, maddi/manevi tazminat, yoksulluk nafakası ve kadının soyadı gibi alanlarda doğrudan boşanma hükümleri tatbik edilir.
İyiniyetli eşin kişisel durumu (m. 158/1) Evlenme töreni sırasında butlan sebebinin var olduğunu bilmeyen ve kendisinden beklenen özeni gösterdiği halde öğrenememiş olan eşin, evlenme işlemiyle kazanmış olduğu erginlik, vatandaşlık gibi şahsi statülerini butlan kararından sonra da korumaya devam etmesidir. Şayet eş evlenirken butlan sebebini biliyor (kötüniyetli) ise, evlenmeyle kazandığı bu şahsi statülerini iptal kararıyla birlikte kaybedecektir.
3. Sistematik İlişkiler
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Yurt dışında boşanan ancak bu kararı Türkiye'de tanıttırmadan (A) ile ikinci bir evlilik yapan (B)'nin bu ikinci evliliği, "evlenme sırasında evli bulunma" (bigami) sebebiyle mutlak butlanla batıldır. Savcılıkça açılan mutlak butlan davası neticesinde mahkeme evliliğin iptaline karar verdiğinde, (A) ve (B) arasında evlilik süresince edinilmiş malların paylaşımı gündeme gelir. TMK m. 158/2 fıkrasının emredici hükmü gereğince, bu tasfiye işleminde doğrudan boşanmaya ilişkin mal rejimi hükümleri (edinilmiş mallara katılma rejimi) uygulanacaktır. Böylece (A) evliliğin geçersizliğine rağmen bu süreçte elde edilen ortak ekonomik değerler (artık değer) üzerinde yasal katılma alacağı hakkına sahip olur ve maddi mağduriyeti önlenir.
Olay 2: Akıl hastası olduğunu gizleyerek (X) ile evlenen (Y)'nin evliliği, (X)'in açtığı nispi butlan davası sonucunda iptal edilmiştir. Bu evlilikten doğan çocukları (Z) bakımından TMK m. 157 devreye girer; (Y) kötüniyetli olsa dahi çocuk (Z) evlilik içinde doğmuş sayılır ve baba (Y)'nin soyadını taşımaya, ona yasal mirasçı olmaya devam eder. Mahkeme butlan kararıyla birlikte, tıpkı boşanma davasında olduğu gibi çocuğun velayetini ana veya babadan birine bırakacak, velayeti kendisine verilmeyen tarafı çocuk için iştirak nafakası ödemekle yükümlü kılacak ve uygun kişisel ilişki zamanları tayin edecektir. Eş (X) iyiniyetli olduğu için talep etmesi halinde TMK m. 158/2 yollamasıyla (Y)'den yoksulluk nafakası ve manevi tazminat dahi alabilecektir.
6. Pratik Notlar
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Aile Hukukunda butlan kurumunun Borçlar Hukukundaki genel mutlak butlan (ex tunc / baştan itibaren geçersizlik) kuramından kopartılarak, inşai (ex nunc / ileriye dönük) bir etkiyle donatılması (TMK m. 156) yasa koyucunun en pragmatik ve adil tercihlerinden biridir. Bilge Öztan ve diğer duayen yazarların da tartıştığı gibi, şayet butlan kararı geçmişe etkili olsaydı, yıllarca süren evliliklerde doğan çocukların statüsü bir anda gayrisahih nesebe düşecek, tarafların evlilik süresince yaptıkları tüm hukuki işlemler ve malvarlığı kazanımları sebepsiz zenginleşme girdabına sürüklenecekti. Kararın kurucu etkisi, evliliğin geçersizliği halinde bile bireyleri hukuki bir kaos ortamından kurtararak medeni ilişkilerde güvenliği tesis etmektedir.
TMK m. 157 hükmü ile çocukların korunmasının anne ve babanın iyiniyetinden tamamen bağımsız, mutlak bir yapıya kavuşturulması; Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin "çocuğun üstün yararı" ilkesinin ulusal hukuktaki en muazzam tezahürüdür. Yürürlükten kaldırılan 743 sayılı Medeni Kanun dönemindeki soybağı ve nesep ayrımlarını tamamen tarihe gömen bu madde, anne ve babası kamu düzenini en ağır şekilde ihlal ederek (örneğin kardeşler arası evlilik yaparak) evlenmiş olsa bile, bu sakatlığın faturasının masum çocuğa çıkartılmasını kesin olarak yasaklamıştır. Çocuk, her halükarda boşanma hükümlerinin sunduğu velayet, nafaka ve kişisel ilişki güvencelerinin şemsiyesi altındadır.
Öte yandan, TMK m. 158 uyarınca iyiniyetli eşin kişisel durumunun korunması isabetli olmakla beraber; maddenin ikinci fıkrasında tazminat, nafaka ve mal rejiminin tasfiyesinde boşanma hükümlerine yapılan genel ve mutlak atıf bazı hakkaniyet sorunları yaratabilmektedir. Kötüniyetli (butlan sebebini başından beri bilen ve gizleyen) bir eşin, butlan kararından sonra diğer eşten yoksulluk nafakası veya mal rejiminden doğan tasfiye payı (artık değerin yarısını) talep edebilmesi, dürüstlük kuralı (TMK m. 2) ile doğrudan çatışmaktadır. Yargıtay pratiğinde ve doktrinde, TMK m. 158/2'nin otomatik bir uygulama alanı bulmaması gerektiği, özellikle mal paylaşımı ve nafaka taleplerinde eşin butlan sebebini yaratmadaki ağır kusurunun (kötüniyetinin) tazminat ve nafaka verilmesini engelleyecek bir def'i olarak mutlaka gözetilmesi gerektiği savunulmalıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 157. madde metnine dayanır.
Görüş: Butlanın inşai etki doğurmasının evlilik güvenliği ve çocuk koruması açısından isabetli olduğu; iyiniyetli eşin tüm kazanımlarını korumasının hakkaniyet ilkesiyle uyumlu; kötüniyetli eş bakımından tazminat mekanizmalarının net çerçevelenmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.