1. Sistematik
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku, Evlilik Hukuku
kısmında "Batıl Olan Evlenmeler" başlığı altında nispi butlan sebepleri
arasında düzenlenen "Korkutma" (m. 151) ve bu sebeplere dayalı davanın tabi
olduğu "Hak düşürücü süre" (m. 152) hükümleri, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun
(ZGB) ilgili maddelerine (eski aZGB 107/Ziff.4 ve 108) dayanmaktadır. Bu
hükümlerin temelindeki ratio legis, kişinin evlenme gibi şahsına sıkı sıkıya
bağlı ve temel bir anayasal hakkı kullanırken, dışarıdan gelen haksız ve ağır
bir tehdit ile iradesinin sakatlanması durumunda, mağdura bu zoraki hukuki
bağdan kurtulma imkânı tanımak; ancak aile kurumunun kamu düzeniyle olan yakın
ilişkisi nedeniyle bu iptal hakkını sınırsız bir zaman dilimine yaymayarak
belirli bir süreyle kesin olarak sınırlandırmaktır. Kanun koyucu, bireyin
irade özerkliğini korumak ile evlilik statüsünün hukuki güvenliğini sağlamak
arasındaki dengeyi, subjektif ve objektif hak düşürücü süreler öngörerek
kurmaya çalışmıştır.
Korkutma (ikrah) yoluyla evliliğin kurulması, modern hukukta insan hakları
ihlalinin en ağır biçimlerinden biri olan "zorla evlilik" (forced marriage)
olgusunun hukuki karşılığıdır. Kişinin hayatına, beden bütünlüğüne veya
namusuna yönelik bir saldırı tehdidi altında "evet" demeye icbar edilmesi,
evlenme akdinin temel dayanağı olan karşılıklı ve özgür rızayı kökünden yok
eder. Ancak Türk Medeni Kanunu, bu ağır ihlali kamu düzenini doğrudan
bozan bir "mutlak butlan" (TMK m. 145) sebebi olarak değil, yalnızca mağdurun
inisiyatifiyle ortadan kaldırılabilecek bir "nispi butlan" (iptal edilebilir)
sebebi olarak düzenlemeyi tercih etmiş ve kaderi tamamen korkutulan eşin dava
açma cesaretine terk etmiştir.
2. Kavramlar
Korkutma (m. 151)
Bir kimsenin, kendisinin veya yakınlarından birinin hayatı, sağlığı veya namus
ve onuruna yönelik pek yakın ve ağır bir tehlike ile tehdit edilerek, iradesi
dışında bir evliliğe razı edilmesidir. Hukuken geçerli bir korkutmadan
bahsedilebilmesi için tehdidin esasa etkili olması, yani bu korkutma olmasaydı
mağdurun o evliliği yapmayacak olduğunun nedensellik bağı ile ortaya konulması
gereklidir.
Tehlikenin kime yönelik olabileceği
Kanun metninde tehdidin yalnızca evlenmeye zorlanan eşin kendi şahsına değil,
aynı zamanda "yakınlarından birine" (örneğin annesine, babasına, kardeşine veya
duygusal bağ kurduğu bir başkasına) yönelik olması da iptal sebebi olarak kabul
edilmiştir. Yakınlık kavramı sadece kan hısımlığını değil, korkutulan
kişide iradeyi sakatlamaya yetecek derecede manevi ve fiili bir bağı ifade
edecek kadar geniş yorumlanmaktadır.
"Razı edilmiş"
Korkutma neticesinde kişinin iç iradesi ile dışa vurduğu beyan (nikah memuru
önünde "evet" demesi) arasındaki uyumsuzluğun, haksız bir dış baskı ile
yaratılması durumudur. Eş, aslında hiçbir şekilde kurmak istemediği bir evlilik
bağına, sadece kendisine yöneltilen ağır tehlikeyi bertaraf edebilmek saikiyle
şeklen muvafakat etmiş ve gerçek bir rıza göstermemiştir.
6 aylık subjektif süre (m. 152)
Korkutularak evlenmeye razı edilen eşin evlenmenin iptali davasını açabilmesi
için öngörülen, korkutmanın (tehdidin) etkisinin tamamen ortadan kalktığı
tarihten itibaren işlemeye başlayan altı aylık süredir. Bu süre, mağdurun
hür iradesiyle karar verebilecek güvenli ortama kavuştuğu an tetiklenir ve
zamanaşımı değil, mahkemece re'sen dikkate alınan bir hak düşürücü süredir.
5 yıllık objektif süre
Korkutmanın etkisi ne zaman ortadan kalkarsa kalksın, evlenmenin nispi butlanla
iptali davasının en geç evlenme tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle düşeceğini
emreden mutlak yasal sınırdır. Bu sürenin dolmasıyla birlikte, mağdur
üzerindeki baskı halen devam ediyor olsa dahi iptal davası açma hakkı kesin
olarak ortadan kalkar ve evlilik tam anlamıyla geçerli hale gelir.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 148-150 (diğer nispi butlan sebepleri — irade sakatlıkları bütünü)
- TMK m. 153 (küçük ve kısıtlılarda diğer eşin veya yasal temsilcinin dava
hakkı)
- TBK m. 37 (korkutma — borçlar hukukundaki karşılığı ile aile hukuku kıyası)
- AİHS m. 8 ve 12 (özel hayata saygı, kişisel bütünlük ve özgür iradeyle
evlenme hakkı)
- BM Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) m. 16
(kadınların evlilikte serbest iradelerinin korunması)
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Yöresel töre baskısıyla ve ağabeyi tarafından "eğer evlenmezsen seni ve
sevdiğin adamı öldürürüz" şeklindeki namus cinayeti tehdidiyle (pek yakın ve
ağır tehlike) istenmeyen bir evliliğe zorlanan (A) evlendikten iki yıl sonra
kadın sığınma evine kaçarak güvence altına alınmıştır. Bu olayda (A)'nın TMK m.
151 uyarınca açacağı iptal davasında 6 aylık hak düşürücü süre, evlenme
tarihinde değil, şiddet ortamından kurtulup korkunun etkisinin ortadan kalktığı
sığınma evine yerleşme tarihinde başlayacaktır. (A) 5 yıllık objektif
yasal sınır dolmadan ve korkudan kurtulduğu andan itibaren 6 ay içinde aile
mahkemesine başvurarak bu zoraki evliliğin nispi butlanla iptalini
sağlayabilecektir.
Olay 2: Evlenme töreni sırasında babasına zarar verileceği tehdidiyle (B) ile
evlenmek zorunda kalan (C) evlilikten bir yıl sonra tehdidi gerçekleştiren
kişilerin yakalanıp cezaevine girmesiyle bu baskıdan tamamen kurtulmuştur.
Ancak (C) cezaevi sürecinden ve korkunun etkisinin geçmesinden 8 ay sonra TMK
m. 151'e dayanarak evliliğin iptali davası açmıştır. Somut olayda korkunun
etkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren kanunun emrettiği 6 aylık
subjektif hak düşürücü süre geçirilmiş olduğundan, (C)'nin dava açma hakkı yasa
gereği düşmüştür. Mahkeme, bu süreyi re'sen dikkate alarak davayı
usulden reddedecek ve evlilik artık başından beri geçerli bir akit statüsü
kazanacaktır.
6. Pratik Notlar
- "Korkunun etkisinin ortadan kalkması" sadece fiilî bir uzaklaşmayı değil,
mağdurun psikolojik ve hukuki olarak kendi iradesiyle karar verebilecek
özgürlüğe kavuştuğu ve tehdidi oluşturan failin baskı kurma imkânının nötralize
edildiği anı ifade eder.
- TMK m. 151 kapsamında "yakınlara yönelik tehdit" iddiasıyla açılan davalarda
ispat yükü davacı eşin üzerindedir ve bu ağır tehdidin evlenme anında veya
öncesinde (nedensellik bağıyla) var olduğu her türlü yasal delille, tanıkla
veya ceza dosyasıyla ispatlanabilir.
- 5 yıllık objektif sürenin evlilik kütüklerinde ve resmi kayıtlarda yasal
güvenliği sağlama amacı vardır; zira devlet, bir evlilik akdinin sonsuza kadar
iptal edilme tehdidi altında kalmasını nüfus, nesep ve miras hukuku dengeleri
açısından sakıncalı bulmuştur.
- Zorla evlilik mağdurları genellikle kapalı aile ve aşiret yapılarında
bulunduğundan, iptal davasında memur önündeki "evet" beyanının aslında bir
baskı ürünü olduğunu kanıtlamak için savcılık soruşturmaları ve sığınma evi
kayıtları en güçlü delil araçlarıdır.
- Korkutmayla kişiyi evliliğe zorlayan eylem, TMK m. 151 bağlamında hukuki bir
iptal sebebi olmakla birlikte; aynı eylem eşzamanlı olarak 5237 sayılı TCK m.
109 (kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) ve TCK m. 106 (tehdit) kapsamında fail
hakkında ağır cezai yaptırımlar gerektiren bağımsız bir suç oluşturur.
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 152'de yer alan ve hak düşürücü süreleri düzenleyen altı aylık ve beş
yıllık sürelerin, zorla evlilik kurbanları için gerçekten yeterli ve adil olup
olmadığı doktrinde haklı bir eleştiri konusudur. Özellikle töre, namus ve
kapalı toplum baskısı altında evlendirilen kadınların, bu cendereden kurtulup
"korkunun etkisini" üzerlerinden atmaları, psikolojik travmaları onarmaları ve
adalet mekanizmasına erişecek cesareti bulmaları yıllar sürebilmektedir. Kanun
koyucunun evliliğin üzerinden geçecek 5 yıllık mutlak (objektif) süreyi hak
düşürücü süre olarak tayin etmesi, altıncı yılında ailesinin zulmünden
kaçabilmiş bir kadının zoraki evliliğini iptal ettiremeyerek onu geçerli kabul
etmesine ve ancak boşanma davası açmaya mahkûm kalmasına yol açmaktadır. Bu
durum, insan hakları ihlalinin mağdurunu usul kurallarıyla ikinci kez
cezalandırmak anlamına gelir.
TMK m. 151'in lafzında yer alan "pek yakın ve ağır tehlike" (imminent and grave
danger) standardının aşırı yüksekliği de bir başka hukuki çıkmazdır. Maddede
yalnızca "hayat, sağlık, namus ve onur" tahdidi olarak sayılmış olup; ailenin
genci evden kovması, eğitim hayatını bitirmekle tehdit etmesi, psikolojik
tecride alması veya duygusal sömürü ile intihar şantajı yapması gibi dışlama
(sosyal ölüm) tehditleri genellikle fiziksel bir "pek yakın ve ağır" nitelik
taşımadığı gerekçesiyle mahkemelerce iptal sebebi sayılmamaktadır.
Oysa rızayı sakatlayan ve bireyi istemediği bir cinsel/sosyal yaşama mahkûm
eden her türlü psikolojik tahakkümün, dar bir "hayat ve namus tehlikesi"
kalıbına sıkıştırılmadan, iradeyi bozan asli bir unsur olarak daha geniş
yorumlanması gerekirdi.
Zorla evlilik olgusunun hukukumuzda bir "nispi butlan" (iptal edilebilirlik)
sebebi olarak kalması, Türkiye'nin uluslararası yükümlülükleriyle ve çağdaş
medeni hukuk gelişmeleriyle çelişmektedir. Birleşmiş Milletler (CEDAW) ve
Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi'nin getirdiği pozitif yükümlülükler
uyarınca, irade dışı evliliklerin devlet eliyle aktif olarak engellenmesi ve
geçersiz kılınması gerekir. Nitekim mehaz İsviçre Hukukunda 2012 yılında
yapılan reformla, zorla evlendirme (Zwangsheiraten) aZGB Art 107'deki nispi
butlan sebepleri arasından çıkarılarak, ZGB Art 105 Ziff. 5 hükmüyle doğrudan
doğruya bir "mutlak butlan" (resen gözetilen geçersizlik) sebebi haline
getirilmiş ve süre sınırları kaldırılmıştır. Türk yasa koyucusunun da TMK
m. 151'deki zorla evlendirmeyi kişinin salt kendi şahsi davasına terk edilen
bir nispi butlan halinden çıkarıp, savcının da müdahil olabileceği bir mutlak
butlan sebebine dönüştürmesi çağdaş hukukun vazgeçilmez bir gereğidir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 151'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 108.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 151. madde metnine dayanır.
Görüş: Zorla evlilik mağdurlarının korunması için 'pek yakın ve ağır tehlike' standardının insan hakları perspektifinden geniş yorumlanması; uluslararası yükümlülükler çerçevesinde mağdur yardım mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Sistematik
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku, Evlilik Hukuku kısmında "Batıl Olan Evlenmeler" başlığı altında nispi butlan sebepleri arasında düzenlenen "Korkutma" (m. 151) ve bu sebeplere dayalı davanın tabi olduğu "Hak düşürücü süre" (m. 152) hükümleri, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) ilgili maddelerine (eski aZGB 107/Ziff.4 ve 108) dayanmaktadır. Bu hükümlerin temelindeki ratio legis, kişinin evlenme gibi şahsına sıkı sıkıya bağlı ve temel bir anayasal hakkı kullanırken, dışarıdan gelen haksız ve ağır bir tehdit ile iradesinin sakatlanması durumunda, mağdura bu zoraki hukuki bağdan kurtulma imkânı tanımak; ancak aile kurumunun kamu düzeniyle olan yakın ilişkisi nedeniyle bu iptal hakkını sınırsız bir zaman dilimine yaymayarak belirli bir süreyle kesin olarak sınırlandırmaktır. Kanun koyucu, bireyin irade özerkliğini korumak ile evlilik statüsünün hukuki güvenliğini sağlamak arasındaki dengeyi, subjektif ve objektif hak düşürücü süreler öngörerek kurmaya çalışmıştır.
Korkutma (ikrah) yoluyla evliliğin kurulması, modern hukukta insan hakları ihlalinin en ağır biçimlerinden biri olan "zorla evlilik" (forced marriage) olgusunun hukuki karşılığıdır. Kişinin hayatına, beden bütünlüğüne veya namusuna yönelik bir saldırı tehdidi altında "evet" demeye icbar edilmesi, evlenme akdinin temel dayanağı olan karşılıklı ve özgür rızayı kökünden yok eder. Ancak Türk Medeni Kanunu, bu ağır ihlali kamu düzenini doğrudan bozan bir "mutlak butlan" (TMK m. 145) sebebi olarak değil, yalnızca mağdurun inisiyatifiyle ortadan kaldırılabilecek bir "nispi butlan" (iptal edilebilir) sebebi olarak düzenlemeyi tercih etmiş ve kaderi tamamen korkutulan eşin dava açma cesaretine terk etmiştir.
2. Kavramlar
Korkutma (m. 151) Bir kimsenin, kendisinin veya yakınlarından birinin hayatı, sağlığı veya namus ve onuruna yönelik pek yakın ve ağır bir tehlike ile tehdit edilerek, iradesi dışında bir evliliğe razı edilmesidir. Hukuken geçerli bir korkutmadan bahsedilebilmesi için tehdidin esasa etkili olması, yani bu korkutma olmasaydı mağdurun o evliliği yapmayacak olduğunun nedensellik bağı ile ortaya konulması gereklidir.
Tehlikenin kime yönelik olabileceği Kanun metninde tehdidin yalnızca evlenmeye zorlanan eşin kendi şahsına değil, aynı zamanda "yakınlarından birine" (örneğin annesine, babasına, kardeşine veya duygusal bağ kurduğu bir başkasına) yönelik olması da iptal sebebi olarak kabul edilmiştir. Yakınlık kavramı sadece kan hısımlığını değil, korkutulan kişide iradeyi sakatlamaya yetecek derecede manevi ve fiili bir bağı ifade edecek kadar geniş yorumlanmaktadır.
"Razı edilmiş" Korkutma neticesinde kişinin iç iradesi ile dışa vurduğu beyan (nikah memuru önünde "evet" demesi) arasındaki uyumsuzluğun, haksız bir dış baskı ile yaratılması durumudur. Eş, aslında hiçbir şekilde kurmak istemediği bir evlilik bağına, sadece kendisine yöneltilen ağır tehlikeyi bertaraf edebilmek saikiyle şeklen muvafakat etmiş ve gerçek bir rıza göstermemiştir.
6 aylık subjektif süre (m. 152) Korkutularak evlenmeye razı edilen eşin evlenmenin iptali davasını açabilmesi için öngörülen, korkutmanın (tehdidin) etkisinin tamamen ortadan kalktığı tarihten itibaren işlemeye başlayan altı aylık süredir. Bu süre, mağdurun hür iradesiyle karar verebilecek güvenli ortama kavuştuğu an tetiklenir ve zamanaşımı değil, mahkemece re'sen dikkate alınan bir hak düşürücü süredir.
5 yıllık objektif süre Korkutmanın etkisi ne zaman ortadan kalkarsa kalksın, evlenmenin nispi butlanla iptali davasının en geç evlenme tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle düşeceğini emreden mutlak yasal sınırdır. Bu sürenin dolmasıyla birlikte, mağdur üzerindeki baskı halen devam ediyor olsa dahi iptal davası açma hakkı kesin olarak ortadan kalkar ve evlilik tam anlamıyla geçerli hale gelir.
3. Sistematik İlişkiler
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Yöresel töre baskısıyla ve ağabeyi tarafından "eğer evlenmezsen seni ve sevdiğin adamı öldürürüz" şeklindeki namus cinayeti tehdidiyle (pek yakın ve ağır tehlike) istenmeyen bir evliliğe zorlanan (A) evlendikten iki yıl sonra kadın sığınma evine kaçarak güvence altına alınmıştır. Bu olayda (A)'nın TMK m. 151 uyarınca açacağı iptal davasında 6 aylık hak düşürücü süre, evlenme tarihinde değil, şiddet ortamından kurtulup korkunun etkisinin ortadan kalktığı sığınma evine yerleşme tarihinde başlayacaktır. (A) 5 yıllık objektif yasal sınır dolmadan ve korkudan kurtulduğu andan itibaren 6 ay içinde aile mahkemesine başvurarak bu zoraki evliliğin nispi butlanla iptalini sağlayabilecektir.
Olay 2: Evlenme töreni sırasında babasına zarar verileceği tehdidiyle (B) ile evlenmek zorunda kalan (C) evlilikten bir yıl sonra tehdidi gerçekleştiren kişilerin yakalanıp cezaevine girmesiyle bu baskıdan tamamen kurtulmuştur. Ancak (C) cezaevi sürecinden ve korkunun etkisinin geçmesinden 8 ay sonra TMK m. 151'e dayanarak evliliğin iptali davası açmıştır. Somut olayda korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren kanunun emrettiği 6 aylık subjektif hak düşürücü süre geçirilmiş olduğundan, (C)'nin dava açma hakkı yasa gereği düşmüştür. Mahkeme, bu süreyi re'sen dikkate alarak davayı usulden reddedecek ve evlilik artık başından beri geçerli bir akit statüsü kazanacaktır.
6. Pratik Notlar
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 152'de yer alan ve hak düşürücü süreleri düzenleyen altı aylık ve beş yıllık sürelerin, zorla evlilik kurbanları için gerçekten yeterli ve adil olup olmadığı doktrinde haklı bir eleştiri konusudur. Özellikle töre, namus ve kapalı toplum baskısı altında evlendirilen kadınların, bu cendereden kurtulup "korkunun etkisini" üzerlerinden atmaları, psikolojik travmaları onarmaları ve adalet mekanizmasına erişecek cesareti bulmaları yıllar sürebilmektedir. Kanun koyucunun evliliğin üzerinden geçecek 5 yıllık mutlak (objektif) süreyi hak düşürücü süre olarak tayin etmesi, altıncı yılında ailesinin zulmünden kaçabilmiş bir kadının zoraki evliliğini iptal ettiremeyerek onu geçerli kabul etmesine ve ancak boşanma davası açmaya mahkûm kalmasına yol açmaktadır. Bu durum, insan hakları ihlalinin mağdurunu usul kurallarıyla ikinci kez cezalandırmak anlamına gelir.
TMK m. 151'in lafzında yer alan "pek yakın ve ağır tehlike" (imminent and grave danger) standardının aşırı yüksekliği de bir başka hukuki çıkmazdır. Maddede yalnızca "hayat, sağlık, namus ve onur" tahdidi olarak sayılmış olup; ailenin genci evden kovması, eğitim hayatını bitirmekle tehdit etmesi, psikolojik tecride alması veya duygusal sömürü ile intihar şantajı yapması gibi dışlama (sosyal ölüm) tehditleri genellikle fiziksel bir "pek yakın ve ağır" nitelik taşımadığı gerekçesiyle mahkemelerce iptal sebebi sayılmamaktadır. Oysa rızayı sakatlayan ve bireyi istemediği bir cinsel/sosyal yaşama mahkûm eden her türlü psikolojik tahakkümün, dar bir "hayat ve namus tehlikesi" kalıbına sıkıştırılmadan, iradeyi bozan asli bir unsur olarak daha geniş yorumlanması gerekirdi.
Zorla evlilik olgusunun hukukumuzda bir "nispi butlan" (iptal edilebilirlik) sebebi olarak kalması, Türkiye'nin uluslararası yükümlülükleriyle ve çağdaş medeni hukuk gelişmeleriyle çelişmektedir. Birleşmiş Milletler (CEDAW) ve Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi'nin getirdiği pozitif yükümlülükler uyarınca, irade dışı evliliklerin devlet eliyle aktif olarak engellenmesi ve geçersiz kılınması gerekir. Nitekim mehaz İsviçre Hukukunda 2012 yılında yapılan reformla, zorla evlendirme (Zwangsheiraten) aZGB Art 107'deki nispi butlan sebepleri arasından çıkarılarak, ZGB Art 105 Ziff. 5 hükmüyle doğrudan doğruya bir "mutlak butlan" (resen gözetilen geçersizlik) sebebi haline getirilmiş ve süre sınırları kaldırılmıştır. Türk yasa koyucusunun da TMK m. 151'deki zorla evlendirmeyi kişinin salt kendi şahsi davasına terk edilen bir nispi butlan halinden çıkarıp, savcının da müdahil olabileceği bir mutlak butlan sebebine dönüştürmesi çağdaş hukukun vazgeçilmez bir gereğidir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 151. madde metnine dayanır.
Görüş: Zorla evlilik mağdurlarının korunması için 'pek yakın ve ağır tehlike' standardının insan hakları perspektifinden geniş yorumlanması; uluslararası yükümlülükler çerçevesinde mağdur yardım mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.