1. Sistematik
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku, Birinci Kısım
Evlilik Hukuku kısmında "Batıl Olan Evlenmeler" başlığı altında "Nisbî butlan -
Eşlerin dava hakkı" alt başlığıyla düzenlenen 148, 149 ve 150. maddeler,
evlenme ehliyetindeki geçici noksanlıkları ve irade fesadı (yanılma, aldatma)
hâllerini düzenlemektedir. Mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 107,
108 ve 109. maddelerine dayanan bu hükümlerin temelindeki ratio legis,
evlenme iradesinin dışsal veya içsel etkenlerle sakatlandığı durumlarda, kamu
düzenini sarsmayan ancak evlenen tarafın özgür iradesini ve kişiliğini
zedeleyen bu evliliklerin ortadan kaldırılması inisiyatifini yalnızca iradesi
sakatlanan eşin tasarrufuna (iptal davasına) bırakarak göreli bir geçersizlik
(nispi butlan) rejimi yaratmaktır. Aile kurumunun kamu düzenini
ilgilendiren yapısı gereği, evlenme işlemlerinin iptali, basit bir sözleşmenin
feshinden farklı kurallara bağlanmıştır.
Mutlak butlan (TMK m. 145) sebepleri kamu düzenine ilişkin oldukları için
Cumhuriyet savcısı da dâhil olmak üzere her ilgili tarafından ve her zaman
ileri sürülebilirken; nispi butlan sebepleri yalnızca kanunda açıkça
yetkilendirilmiş kişilerce (iradesi sakatlanan eş) ve belirli hak düşürücü
süreler içinde ileri sürülebilir. Geçersizliğin her ilgili tarafından
ileri sürülebileceği hallerde mutlak butlan, yalnızca belirli kişiler
tarafından ileri sürülebileceği hallerde nispi butlandan söz edilir.
Sürelerin geçmesiyle veya iradesi sakatlanan kişinin evliliğe açık veya zımni
icazet vermesiyle sakatlık düzelir ve evlilik tamamen geçerli bir akit olarak
hukuk alemindeki varlığını sürdürmeye devam eder.
2. Kavramlar
Geçici ayırt etme gücü yokluğu (m. 148)
Evlenme merasimi sırasında, kişinin yaş küçüklüğü veya kalıcı bir akıl
hastalığı olmamasına rağmen, aşırı sarhoşluk, uyurgezerlik, yüksek ateş, hipnoz
veya uyuşturucu madde etkisi gibi geçici nedenlerle evlenmenin anlam ve
sonuçlarını idrak edememesidir. Bu durumda olan eş, bilinci yerine
geldiğinde (ayırt etme gücünü tekrar kazandığında) geçerli bir iradesinin
bulunmadığını öne sürerek, diğer eş aleyhine evlenmenin iptalini dava edebilir. Mutlak butlandaki "sürekli" yoksunluğun aksine, burada ehliyetsizlik
anlık bir duruma ilişkindir.
Nispi butlan
Kanunun öngördüğü geçerlilik şartlarından birinin (irade sağlığının) eksik
olmasına rağmen, işlemin kendiliğinden veya herkes tarafından geçersiz (batıl)
sayılamadığı; ancak kanunun tanıdığı hak sahibi tarafın açacağı bozucu yenilik
doğuran bir iptal davasıyla ortadan kaldırılabildiği hukuki geçersizlik türüdür. Nispi butlan sebepleri kamu düzenini ilgilendirmediğinden,
Cumhuriyet Savcısı bu sebeplere dayanarak res'en dava açamaz. İptal
davası açılmazsa veya TMK m. 152'de öngörülen hak düşürücü süreler geçirilirse,
evlilik tüm hukuki sonuçlarıyla birlikte geçerliliğini korur.
Kimlik ve irade yanılması (m. 149/1)
Kişinin hukuki işlem yapma iradesinin veya beyanının evlenme yönünde hiç
olmamasına rağmen yanlışlıkla evlenmeye razı olması (evlenmenin niteliğinde
yanılma) veya evlenmek istediği şahıstan tamamen farklı bir kişiyle yanlışlıkla
evlenmiş olması (evlenilen kişide yanılma) durumudur. Bu hâllerde
dış irade ile iç irade arasında, evlilik akdinin kurucu unsurlarını sarsan
temel ve esasa ilişkin bir uyuşmazlık bulunur. Eş, hatasını anladığı andan
itibaren kanuni süreler içinde evliliğin iptalini talep edebilir.
Kişilik yanılması (m. 149/2)
Evlenilen kişinin kimliğinde fiziksel veya hukuki bir hata olmamakla birlikte,
o kişide bulunmaması gereken veya bulunması zaruri olan bir niteliğin, evlilik
hayatını yanılan eş için çekilmez bir duruma sokacak derecede önemli olması
sebebiyle düşülen esasa ilişkin hatadır. Örneğin, evlenilen kişinin
ağır bir suç geçmişinin bulunması veya dürüstlük kuralı çerçevesinde eşin
bilmesi gereken ahlaki vasıflardaki temel eksiklikler, bu "önemli nitelikte
yanılma" kapsamında değerlendirilmektedir. Yargıtay uygulamalarında,
evlenmeden önce başka bir kadınla fiilen yaşama gibi durumların vasıfta hata
oluşturup oluşturmayacağı hâkimin takdirine tabidir.
Namus/önceki yaşam yanılması (m. 150)
Eşinin namus ve onuru hakkında doğrudan doğruya onun tarafından veya onun
bilgisi dâhilinde bir başkası tarafından aldatılması (hile) ile evlenmeye razı
edilen tarafın düştüğü irade sakatlığıdır. Eşin kendisinin veya altsoyunun
sağlığı için ağır tehlike oluşturan, örneğin bulaşıcı ağır bir hastalığın veya
ruhsal rahatsızlığın kasten gizlenmesi eylemi de bu aldatma kavramının özel bir
görünümü olarak nispi butlan davasına zemin hazırlar. Bu durum, salt
yanılmadan farklı olarak karşı tarafın "kasıtlı aldatma (hile)" iradesini
içerir.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 145 (mutlak butlan — karşılaştırma)
- TMK m. 151-155 (nispi butlan davası ve sonuçları)
- TBK m. 30-31 (yanılma — borçlar hukukundaki irade sakatlığı ile
karşılaştırma)
- TBK m. 36 (aldatma — bu hüküm hile nedeniyle iptale de zemin olabilir)
- TMK m. 13 (ayırt etme gücü — geçici/sürekli ayrımı)
4. Yargıtay İçtihadı
scraper'dan karar yok, ileride güncelle
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Düğün merasimi sırasında aşırı derecede alkol aldığı için ne yaptığının
bilincinde olmayan (A) memurun sorusuna "evet" diyerek nikah defterini
imzalamış; ertesi sabah uyandığında evlendiğini idrak etmiştir. Somut olayda
(A) TMK m. 148 kapsamında "evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme
gücünden yoksunluk" sebebiyle nispi butlan davası açma hakkına sahiptir. (A)'nın bu davada, sarhoşluğun iradesini sakatlayacak derecede ağır
olduğunu ve evlilik iradesinin bulunmadığını tıbbi raporlar veya tanık
beyanlarıyla ispat etmesi gerekecektir. Eğer (A) altı ay içinde bu davayı açmaz
veya bilinci yerindeyken evliliği sürdürmeye yönelik rızai davranışlar
sergilerse, iptal hakkı düşecek ve evlilik geçerli sayılacaktır.
Olay 2: (X) evlenmeden önce cinsel yolla bulaşan ve eşinin sağlığı için ağır
tehlike oluşturan bir hastalığı (örneğin HIV pozitif) bulunduğunu bilmesine
rağmen, bu durumu kasten gizleyerek (Y) ile evlenmiştir. Evlendikten kısa bir
süre sonra durumu öğrenen (Y) TMK m. 150/2 kapsamında "davacının veya
altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalığın gizlenmesi"
(aldatma) sebebiyle evliliğin iptalini dava edebilir. Bu davada
hâkim, hastalığın diğer eş için yarattığı nesnel tehlikeyi tıbbi raporlarla
tespit ederek nispi butlan kararı verecek; evlilik, kararın kesinleşmesiyle
birlikte ileriye dönük olarak (ex nunc) ortadan kalkacaktır.
6. Pratik Notlar
- Nispi butlan davasının zamanaşımı: İptal davası açma hakkı, yanılmanın veya
aldatmanın öğrenildiği tarihten başlayarak altı ay ve her hâlde evlenmenin
üzerinden beş yıl geçmekle düşer (TMK m. 152). Bu süreler zamanaşımı
değil, hak düşürücü niteliktedir ve hâkim tarafından re'sen gözetilir.
- "Geçici" ile "sürekli" ayırt etme gücü yokluğu arasındaki sınır: Geçici
yoksunluk (sarhoşluk, ilaç etkisi) sadece mağdur eşe nispi butlan davası açma
hakkı verirken (TMK m. 148); akıl hastalığı veya mental retardasyon gibi
sürekli yoksunluk halleri mutlak butlan (TMK m. 145/2) sebebi olup savcı dâhil
her ilgili tarafından ileri sürülebilir.
- Yanılmanın ispatı: Nispi butlan davasında iradesinin sakatlandığını iddia
eden eş (davacı) yanılmasının evlenmenin kurucu iradesini sakatlayacak
derecede "önemli" ve "çekilmez" olduğunu ispat yükü altındadır.
- m. 149/2 için "önemli nitelik" standardının belirlenişi: Hangi hususların
birlikte yaşamayı çekilmez kılan bir "nitelik yanılması" sayılacağı kanunda tek
tek sayılmamış olup, somut olayın özelliklerine, tarafların sosyal durumlarına
ve hakkaniyet ilkelerine göre tamamen aile mahkemesi hâkiminin takdirine
bırakılmıştır.
- Nispi butlanın iyileştirilmesi imkânı: İradesi sakatlanan eş, durumu
öğrendikten sonra kanuni süreler içinde dava açmaktan feragat ederse veya
eşiyle müşterek hayatı sürdürmeye devam ederek zımni bir icazet gösterirse,
evlilik başından beri tamamen geçerli (sıhhatli) hale gelir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Evlenme akdindeki yanılma (TMK m. 149) ve aldatma (TMK m. 150) hükümlerinin,
Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK m. 30 vd.) düzenlenen genel irade sakatlığı
hallerinden sistematik olarak ayrı tutulması, aile hukukunun kendine has
doğasının bir gereğidir. Borçlar hukukunda ticari bir sözleşmenin iptali için
aranan "esaslı yanılma" standardı, salt ekonomik menfaatler üzerine kuruluyken;
aile hukukunda bu standart, "birlikte yaşamayı çekilmez kılacak derece" gibi
ahlaki, psikolojik ve sosyal parametrelere bağlanmıştır. Nitekim
Dural/Öğüz/Gümüş'ün eserlerinde de vurgulandığı üzere, evliliğin
sürdürülebilirliği, basit bir malvarlığı hatasıyla değil, eşlerin manevi
bütünlüğüne yapılan ağır bir saldırıyla ölçülmelidir. Ancak uygulamada
mahkemelerin bazen Borçlar Hukukundaki dar ve katı yorum tekniklerini Aile
Hukukuna taşıyarak iptal taleplerini reddetmesi, kanunun koruyucu amacını
zedelemektedir.
Modern tıbbın ve karmaşıklaşan sosyal ilişkilerin getirdiği yeni sorunlar
(örneğin kısırlığın veya genetik hastalıkların gizlenmesi, sanal âlemde farklı
bir kimlik sunarak evlenme gibi durumlar) TMK m. 149/2 ve m. 150 kapsamındaki
"önemli nitelikte yanılma" veya "ağır tehlike oluşturan hastalık"
değerlendirmelerini zorlaştırmaktadır. Yargıtay'ın eski tarihli kararlarında
kısırlığın (cinsel iktidar mevcutsa) tek başına evliliğin butlanını
gerektirecek nitelikte vasıfta hata oluşturmadığı yönündeki içtihatları,
günümüzde bireylerin üreme hakkı ve aile kurma beklentileri bağlamında katı ve
eleştiriye açıktır. Benzer şekilde, HIV, Hepatit veya ağır psikiyatrik
rahatsızlıkların gizlenmesinin (TMK m. 150/2) nesnel bir tehlike yarattığı açık
olsa da; taşıyıcı konumda olup tıbbi tedavi ile bulaştırıcılığı kalmamış
bireylerin evliliklerinin salt bu geçmişleri nedeniyle iptale sürüklenmesi,
modern tıp verileri ışığında yeniden tartışılmalıdır.
"Birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez bir duruma sokacak derecede önemli
nitelik" kavramının yasa metnindeki aşırı soyutluğu, yargısal içtihatlara çok
geniş ve bazen öngörülemez bir takdir alanı bırakmaktadır. Akıntürk/Ateş
Karaman ve Kılıçoğlu'nun da işaret edebileceği gibi, bir eşin evlenmeden önceki
cinsel yaşantısını veya mesleki geçmişini gizlemesinin hangi noktada "namus ve
onur hakkında aldatma" veya "nitelikte yanılma" sayılacağı, hâkimin kişisel
değer yargılarına veya yöresel ahlak anlayışlarına göre büyük sapmalar
göstermektedir. Bu belirsizlik, bir taraftan hukuki güvenliği tehdit
ederken, diğer taraftan kötüniyetli eşlerin ufak tefek yalanları bahane ederek,
boşanmanın mali sonuçlarından (nafaka, mal paylaşımı) kurtulmak amacıyla
evliliğin iptali yoluna (nispi butlan davasına) başvurmalarına zemin
hazırlamaktadır. Yargının, "çekilmezlik" standardını belirlerken evliliğin
sürdürülmesindeki nesnel imkânsızlığı temel alan daha objektif kriterler
geliştirmesi elzemdir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 149'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 107-109.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 149. madde metnine dayanır.
Görüş: Evlenmedeki yanılma ve geçici irade sakatlığının aile hukukuna özgü olarak yorumlanması; 'çekilmez' standardının HIV ve hastalık gizleme gibi modern durumları kapsayacak esnek uygulanması gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Sistematik
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku, Birinci Kısım Evlilik Hukuku kısmında "Batıl Olan Evlenmeler" başlığı altında "Nisbî butlan - Eşlerin dava hakkı" alt başlığıyla düzenlenen 148, 149 ve 150. maddeler, evlenme ehliyetindeki geçici noksanlıkları ve irade fesadı (yanılma, aldatma) hâllerini düzenlemektedir. Mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 107, 108 ve 109. maddelerine dayanan bu hükümlerin temelindeki ratio legis, evlenme iradesinin dışsal veya içsel etkenlerle sakatlandığı durumlarda, kamu düzenini sarsmayan ancak evlenen tarafın özgür iradesini ve kişiliğini zedeleyen bu evliliklerin ortadan kaldırılması inisiyatifini yalnızca iradesi sakatlanan eşin tasarrufuna (iptal davasına) bırakarak göreli bir geçersizlik (nispi butlan) rejimi yaratmaktır. Aile kurumunun kamu düzenini ilgilendiren yapısı gereği, evlenme işlemlerinin iptali, basit bir sözleşmenin feshinden farklı kurallara bağlanmıştır.
Mutlak butlan (TMK m. 145) sebepleri kamu düzenine ilişkin oldukları için Cumhuriyet savcısı da dâhil olmak üzere her ilgili tarafından ve her zaman ileri sürülebilirken; nispi butlan sebepleri yalnızca kanunda açıkça yetkilendirilmiş kişilerce (iradesi sakatlanan eş) ve belirli hak düşürücü süreler içinde ileri sürülebilir. Geçersizliğin her ilgili tarafından ileri sürülebileceği hallerde mutlak butlan, yalnızca belirli kişiler tarafından ileri sürülebileceği hallerde nispi butlandan söz edilir. Sürelerin geçmesiyle veya iradesi sakatlanan kişinin evliliğe açık veya zımni icazet vermesiyle sakatlık düzelir ve evlilik tamamen geçerli bir akit olarak hukuk alemindeki varlığını sürdürmeye devam eder.
2. Kavramlar
Geçici ayırt etme gücü yokluğu (m. 148) Evlenme merasimi sırasında, kişinin yaş küçüklüğü veya kalıcı bir akıl hastalığı olmamasına rağmen, aşırı sarhoşluk, uyurgezerlik, yüksek ateş, hipnoz veya uyuşturucu madde etkisi gibi geçici nedenlerle evlenmenin anlam ve sonuçlarını idrak edememesidir. Bu durumda olan eş, bilinci yerine geldiğinde (ayırt etme gücünü tekrar kazandığında) geçerli bir iradesinin bulunmadığını öne sürerek, diğer eş aleyhine evlenmenin iptalini dava edebilir. Mutlak butlandaki "sürekli" yoksunluğun aksine, burada ehliyetsizlik anlık bir duruma ilişkindir.
Nispi butlan Kanunun öngördüğü geçerlilik şartlarından birinin (irade sağlığının) eksik olmasına rağmen, işlemin kendiliğinden veya herkes tarafından geçersiz (batıl) sayılamadığı; ancak kanunun tanıdığı hak sahibi tarafın açacağı bozucu yenilik doğuran bir iptal davasıyla ortadan kaldırılabildiği hukuki geçersizlik türüdür. Nispi butlan sebepleri kamu düzenini ilgilendirmediğinden, Cumhuriyet Savcısı bu sebeplere dayanarak res'en dava açamaz. İptal davası açılmazsa veya TMK m. 152'de öngörülen hak düşürücü süreler geçirilirse, evlilik tüm hukuki sonuçlarıyla birlikte geçerliliğini korur.
Kimlik ve irade yanılması (m. 149/1) Kişinin hukuki işlem yapma iradesinin veya beyanının evlenme yönünde hiç olmamasına rağmen yanlışlıkla evlenmeye razı olması (evlenmenin niteliğinde yanılma) veya evlenmek istediği şahıstan tamamen farklı bir kişiyle yanlışlıkla evlenmiş olması (evlenilen kişide yanılma) durumudur. Bu hâllerde dış irade ile iç irade arasında, evlilik akdinin kurucu unsurlarını sarsan temel ve esasa ilişkin bir uyuşmazlık bulunur. Eş, hatasını anladığı andan itibaren kanuni süreler içinde evliliğin iptalini talep edebilir.
Kişilik yanılması (m. 149/2) Evlenilen kişinin kimliğinde fiziksel veya hukuki bir hata olmamakla birlikte, o kişide bulunmaması gereken veya bulunması zaruri olan bir niteliğin, evlilik hayatını yanılan eş için çekilmez bir duruma sokacak derecede önemli olması sebebiyle düşülen esasa ilişkin hatadır. Örneğin, evlenilen kişinin ağır bir suç geçmişinin bulunması veya dürüstlük kuralı çerçevesinde eşin bilmesi gereken ahlaki vasıflardaki temel eksiklikler, bu "önemli nitelikte yanılma" kapsamında değerlendirilmektedir. Yargıtay uygulamalarında, evlenmeden önce başka bir kadınla fiilen yaşama gibi durumların vasıfta hata oluşturup oluşturmayacağı hâkimin takdirine tabidir.
Namus/önceki yaşam yanılması (m. 150) Eşinin namus ve onuru hakkında doğrudan doğruya onun tarafından veya onun bilgisi dâhilinde bir başkası tarafından aldatılması (hile) ile evlenmeye razı edilen tarafın düştüğü irade sakatlığıdır. Eşin kendisinin veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan, örneğin bulaşıcı ağır bir hastalığın veya ruhsal rahatsızlığın kasten gizlenmesi eylemi de bu aldatma kavramının özel bir görünümü olarak nispi butlan davasına zemin hazırlar. Bu durum, salt yanılmadan farklı olarak karşı tarafın "kasıtlı aldatma (hile)" iradesini içerir.
3. Sistematik İlişkiler
4. Yargıtay İçtihadı
scraper'dan karar yok, ileride güncelle
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Düğün merasimi sırasında aşırı derecede alkol aldığı için ne yaptığının bilincinde olmayan (A) memurun sorusuna "evet" diyerek nikah defterini imzalamış; ertesi sabah uyandığında evlendiğini idrak etmiştir. Somut olayda (A) TMK m. 148 kapsamında "evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksunluk" sebebiyle nispi butlan davası açma hakkına sahiptir. (A)'nın bu davada, sarhoşluğun iradesini sakatlayacak derecede ağır olduğunu ve evlilik iradesinin bulunmadığını tıbbi raporlar veya tanık beyanlarıyla ispat etmesi gerekecektir. Eğer (A) altı ay içinde bu davayı açmaz veya bilinci yerindeyken evliliği sürdürmeye yönelik rızai davranışlar sergilerse, iptal hakkı düşecek ve evlilik geçerli sayılacaktır.
Olay 2: (X) evlenmeden önce cinsel yolla bulaşan ve eşinin sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalığı (örneğin HIV pozitif) bulunduğunu bilmesine rağmen, bu durumu kasten gizleyerek (Y) ile evlenmiştir. Evlendikten kısa bir süre sonra durumu öğrenen (Y) TMK m. 150/2 kapsamında "davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalığın gizlenmesi" (aldatma) sebebiyle evliliğin iptalini dava edebilir. Bu davada hâkim, hastalığın diğer eş için yarattığı nesnel tehlikeyi tıbbi raporlarla tespit ederek nispi butlan kararı verecek; evlilik, kararın kesinleşmesiyle birlikte ileriye dönük olarak (ex nunc) ortadan kalkacaktır.
6. Pratik Notlar
7. Eleştirel Değerlendirme
Evlenme akdindeki yanılma (TMK m. 149) ve aldatma (TMK m. 150) hükümlerinin, Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK m. 30 vd.) düzenlenen genel irade sakatlığı hallerinden sistematik olarak ayrı tutulması, aile hukukunun kendine has doğasının bir gereğidir. Borçlar hukukunda ticari bir sözleşmenin iptali için aranan "esaslı yanılma" standardı, salt ekonomik menfaatler üzerine kuruluyken; aile hukukunda bu standart, "birlikte yaşamayı çekilmez kılacak derece" gibi ahlaki, psikolojik ve sosyal parametrelere bağlanmıştır. Nitekim Dural/Öğüz/Gümüş'ün eserlerinde de vurgulandığı üzere, evliliğin sürdürülebilirliği, basit bir malvarlığı hatasıyla değil, eşlerin manevi bütünlüğüne yapılan ağır bir saldırıyla ölçülmelidir. Ancak uygulamada mahkemelerin bazen Borçlar Hukukundaki dar ve katı yorum tekniklerini Aile Hukukuna taşıyarak iptal taleplerini reddetmesi, kanunun koruyucu amacını zedelemektedir.
Modern tıbbın ve karmaşıklaşan sosyal ilişkilerin getirdiği yeni sorunlar (örneğin kısırlığın veya genetik hastalıkların gizlenmesi, sanal âlemde farklı bir kimlik sunarak evlenme gibi durumlar) TMK m. 149/2 ve m. 150 kapsamındaki "önemli nitelikte yanılma" veya "ağır tehlike oluşturan hastalık" değerlendirmelerini zorlaştırmaktadır. Yargıtay'ın eski tarihli kararlarında kısırlığın (cinsel iktidar mevcutsa) tek başına evliliğin butlanını gerektirecek nitelikte vasıfta hata oluşturmadığı yönündeki içtihatları, günümüzde bireylerin üreme hakkı ve aile kurma beklentileri bağlamında katı ve eleştiriye açıktır. Benzer şekilde, HIV, Hepatit veya ağır psikiyatrik rahatsızlıkların gizlenmesinin (TMK m. 150/2) nesnel bir tehlike yarattığı açık olsa da; taşıyıcı konumda olup tıbbi tedavi ile bulaştırıcılığı kalmamış bireylerin evliliklerinin salt bu geçmişleri nedeniyle iptale sürüklenmesi, modern tıp verileri ışığında yeniden tartışılmalıdır.
"Birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez bir duruma sokacak derecede önemli nitelik" kavramının yasa metnindeki aşırı soyutluğu, yargısal içtihatlara çok geniş ve bazen öngörülemez bir takdir alanı bırakmaktadır. Akıntürk/Ateş Karaman ve Kılıçoğlu'nun da işaret edebileceği gibi, bir eşin evlenmeden önceki cinsel yaşantısını veya mesleki geçmişini gizlemesinin hangi noktada "namus ve onur hakkında aldatma" veya "nitelikte yanılma" sayılacağı, hâkimin kişisel değer yargılarına veya yöresel ahlak anlayışlarına göre büyük sapmalar göstermektedir. Bu belirsizlik, bir taraftan hukuki güvenliği tehdit ederken, diğer taraftan kötüniyetli eşlerin ufak tefek yalanları bahane ederek, boşanmanın mali sonuçlarından (nafaka, mal paylaşımı) kurtulmak amacıyla evliliğin iptali yoluna (nispi butlan davasına) başvurmalarına zemin hazırlamaktadır. Yargının, "çekilmezlik" standardını belirlerken evliliğin sürdürülmesindeki nesnel imkânsızlığı temel alan daha objektif kriterler geliştirmesi elzemdir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 149. madde metnine dayanır.
Görüş: Evlenmedeki yanılma ve geçici irade sakatlığının aile hukukuna özgü olarak yorumlanması; 'çekilmez' standardının HIV ve hastalık gizleme gibi modern durumları kapsayacak esnek uygulanması gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.