1. Sistematik
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku, Birinci Kısım
Evlilik Hukuku altında evlenme engelleri bağlamında "Önceki evlilik" alt
başlığıyla düzenlenen 130. maddesi, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 98/1.
maddesine dayanmaktadır. Bu hükmün temelindeki ratio legis, kamu düzeninin en
önemli yapı taşlarından biri olan aile kurumunda mutlak surette "tek eşlilik"
(monogami) ilkesini güvence altına almaktır. Kanun koyucu, bireylerin aynı
anda birden fazla geçerli evlilik bağı içinde bulunmalarını kesin olarak
yasaklamış ve bu yasaklamanın fiiliyata geçebilmesi için sıkı bir ispat ve
denetim mekanizması öngörmüştür.
Bu emredici hüküm, evliliğin sona ermesini ispat külfetini, kamu makamlarının
doğrudan araştırmasına bırakmaksızın, yeniden evlenmek isteyen kişinin üzerine
yüklemektedir. Hukukumuzda evlilik, tarafların iradesiyle veya fiili
ayrılıkla kendiliğinden ortadan kalkan bir müessese olmadığından, önceki
evlilik bağının hukuken kesin olarak çözüldüğünün resmi yollarla ortaya
konulması yasal bir zorunluluktur. Dolayısıyla, ispat külfetini yerine
getirmeyen veya getiremeyen bir kişinin evlenme başvurusu idari aşamada
reddedilecek ve yeni bir evlilik akdinin kurulmasına izin verilmeyecektir.
2. Kavramlar
Tek eşlilik ilkesi (monogami)
Türk hukukunda bir kimsenin aynı anda yalnızca bir kişiyle geçerli bir evlilik
bağı kurabilmesini, birden fazla evliliğin yasal olarak tanınmamasını ifade
eden mutlak bir kuraldır. Bu ilke, evlenme engellerinin en katı olanını
teşkil eder ve ihlali halinde, yani önceki evlilik devam ederken ikinci bir
evliliğin yapılması durumunda, ikinci evlilik mutlak butlan yaptırımıyla
sakatlanır. Kanun koyucu, bu ilkeyi korumak adına evlendirme memurlarına
katı denetim yükümlülükleri getirerek çok eşliliğe giden tüm hukuki yolları
kapatmıştır.
"Sona erme"
Önceki evliliğin hukuki varlığının, yasanın öngördüğü kesin ve bağlayıcı
sebeplerden biriyle tamamen ortadan kalkması durumudur. Kanun koyucu sona erme
sebeplerini madde metninde tek tek saymamış olup; eşlerden birinin ölümü,
mahkemece verilen kesinleşmiş boşanma kararı, evliliğin mutlak veya nispi
butlanla iptali kararı ya da gaiplik kararıyla birlikte verilen evliliğin feshi
kararı bu kapsamda değerlendirilir. Sona ermenin niteliği ne olursa
olsun, evlilik bağını çözen bu hukuki durumun resmiyete kavuşmuş olması
yeterlidir.
İspat yükü
Genel ispat kuralı olan TMK m. 6 uyarınca, yeniden evlenmek gibi bir hakkın
kullanımından menfaat sağlayan kişinin, bu hakkın doğumunu sağlayan "önceki
evliliğin sona erdiği" vakıasını ispat etmekle yükümlü tutulmasıdır.
Yeniden evlenmek isteyen kişi, bu durumu soyut iddialarla veya tanık
beyanlarıyla değil, devletin tuttuğu resmi sicillere işlenmiş kesin evraklarla
ispat etmek zorundadır. Bu yükümlülük yerine getirilmediği sürece evlendirme
memurunun işlemi askıya alma veya reddetme hakkı doğar.
İspat araçları
Önceki evliliğin sona erdiğini gösteren, maddi hukuka ve usul hukukuna uygun,
resmi makamlarca düzenlenmiş hukuki belgeler bütünüdür. Bu araçlar; eşin
ölümünü gösteren nüfus kayıt örneği veya ölüm belgesi, kesinleşme şerhini havi
mahkeme boşanma ilamı, evliliğin iptaline dair kesinleşmiş yargı kararı veya
gaiplikle birlikte evliliğin feshine ilişkin kazaî karardır. Resmi siciller
belgeledikleri olguların doğruluğuna kesin kanıt oluşturduklarından, bu
belgeler sunulmadıkça ispat gerçekleşmiş sayılmaz.
Nikah memurunun denetimi
Evlendirme memurunun, başvuru esnasında tarafların sunduğu evlenme beyannamesi
ve ekindeki belgeler üzerinden, tarafların evlenme ehliyetine sahip olup
olmadığını ve herhangi bir evlenme engeli (özellikle süren bir evlilik) bulunup
bulunmadığını re'sen kontrol etme görevidir. Nüfus kaydında evli görünen
bir kimsenin yeniden evlenmesine, memur tarafından kesinlikle müsaade edilemez. Memur, ispat belgelerinin resmi kütüğe işlenip işlenmediğini denetlemek
ve aksi halde evlenme başvurusunu reddetmekle mükelleftir.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 145/1 (mutlak butlan — mevcut evlilik devam ederken kurulan ikinci
evlilik)
- TMK m. 131 (gaiplik feshi — önceki evliliğin bu yolla da sona erebileceği)
- TMK m. 6 (ispat yükü genel kuralı)
- TMK m. 7 (resmi sicil ispat değeri)
- 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu (medeni hal belgesi)
- Nüfus Hizmetleri Yönetmeliği (evlenme işlemleri)
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Türk vatandaşı (A) Almanya'da eşinden boşanmış ve Alman mahkemesinden
aldığı boşanma kararı kesinleşmiştir. (A) Türkiye'ye dönerek (B) ile evlenmek
üzere evlendirme dairesine başvurduğunda, memur nüfus kaydında (A)'nın hâlâ
evli göründüğünü belirterek başvuruyu reddetmiştir. Bu durumda (A) Alman
mahkemesi kararının salt varlığı ile TMK m. 130 uyarınca ispat yükünü yerine
getirmiş sayılmaz. Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye'de hüküm ifade
edebilmesi için MÖHUK ve ilgili mevzuat uyarınca tanıma/tenfiz davası açılması
veya nüfus müdürlüğünde idari tanıma prosedürünün tamamlanarak boşanmanın aile
kütüğüne tescil ettirilmesi gerekir. Tescil işlemi yapılmadıkça önceki
evliliğin sona erdiği hukuken ispatlanmış kabul edilmeyeceğinden, evlendirme
memuru yeni bir nikah kıyamaz.
Olay 2: Eşi 10 yıl önce kaybolan ve kendisinden bir daha haber alınamayan (X)
hayatını yeniden kurmak amacıyla (Y) ile evlenmek istemektedir. (X) eşinin
kaybolduğuna dair polis tutanaklarını ve gaiplik davası açtığına dair belgeleri
evlendirme memuruna sunarak önceki evliliğinin fiilen bittiğini iddia etmiştir.
TMK m. 131 uyarınca, salt eşin kaybolması veya hakkında gaiplik kararı
verilmesi evlilik bağını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. (X)'in yeniden
evlenebilmesi için, gaiplik kararıyla birlikte evliliğin feshine de mahkemece
açıkça karar verilmiş olması ve bu kararın nüfus kütüğüne işlenmiş olması
zorunludur. Evliliğin feshine ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı
(ispat aracı) bulunmadığı için (X)'in evlenme başvurusu reddedilecektir.
6. Pratik Notlar
- Medeni hal değişikliğinin nüfus kütüğüne tescil zorunluluğu: Önceki evlilik
mahkeme kararı (boşanma, iptal, fesih) ile sona ermiş olsa bile, bu durum nüfus
aile kütüklerine resmen tescil edilmedikçe kişi evlendirme dairesi nezdinde
bekar sayılamaz ve yeniden evlenemez.
- Yurt dışı boşanma kararlarının Türkiye'de tanınması süreci: Yabancı
ülkelerde alınan boşanma veya iptal kararları doğrudan Türk nüfus kayıtlarına
yansımaz; TMK m. 130 gereği ispat için bu kararların Türk hukuku prosedürlerine
(idari veya adli tanıma) göre tescil ettirilmesi mutlak surette şarttır.
- Gaiplik kararıyla evliliğin sona ermesi ve ispat: Gaiplik kararı tek başına
kişiyi dul statüsüne sokmaz; gaiplikle birlikte (veya sonradan ayrı bir dava
ile) "evliliğin feshi" kararı alınmalı ve yeniden evlenme başvurusu sırasında
bu karar evlendirme memuruna ispat vasıtası olarak sunulmalıdır.
- Nikah memurunun belge inceleme yetkisi ve sınırı: Evlendirme memuru,
kendisine sunulan iddiaları değil, sadece nüfus kayıtlarını ve resmi belgeleri
incelemekle yetkilidir; nüfus kaydında "evli" ibaresi duruyorsa, kişi eşinin
cenaze fotoğraflarını getirse dahi memur idari olarak evlenme akdini icra
edemez.
- İspat yapılmaması halinde nikah kıyılmaması: İspat külfeti yerine
getirilmeden memur yanıltılarak veya memurun ihmaliyle ikinci bir evlilik
yapılırsa, bu yeni evlilik TMK m. 145/1 gereği "evlenme sırasında evli bulunma"
sebebiyle mutlak butlanla batıl olacaktır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Medeni Kanunu'nun 130. maddesinde katı bir ispat kuralına bağlanan "tek
eşlilik" (monogami) ilkesi, yalnızca medeni hukukun bir tercihi değil, aynı
zamanda anayasal düzende ailenin korunması ve kadın-erkek eşitliğinin tesis
edilmesi felsefesinin en temel güvencesidir. Dural/Öğüz/Gümüş ve Akıntürk/Ateş
Karaman gibi duayen akademisyenlerin de eserlerinde altını çizdiği üzere,
evliliğin sona erdiğinin kesin resmi kayıtlarla ispatlanması zorunluluğu,
toplumda ikinci veya gayri resmi evliliklerin resmi bir kılıf altına
sokulmasını engellemekte; hukuki güvenliği sağlamaktadır. Şayet bu ispat yükü
esnetilseydi veya salt beyana dayalı bir evlendirme usulü benimsenseydi, Türk
hukukunda mutlak surette yasaklanan çok eşlilik gizli yollarla sisteme
sızabilir, bu da evlilik birliğindeki ahlaki ve hukuki nizamı temelinden
sarsabilirdi.
Bununla birlikte, ispat yükümlülüğünün yurt dışında kurulan ve sona eren
evlilikler bağlamında vatandaşlara çıkardığı bürokratik zorluklar ciddi bir
eleştiri konusudur. Yurt dışında yaşayan veya yabancılarla evlenip boşanan Türk
vatandaşlarının, o ülkede aldıkları kesinleşmiş boşanma kararlarını TMK m. 130
anlamında Türkiye'de "ispat aracı" olarak kullanabilmeleri için gereken apostil
şerhleri, yeminli tercümeler, konsolosluk onayları ve en nihayetinde
tanıma/tenfiz veya idari nüfus tescili işlemleri aylar hatta yıllar
sürebilmektedir. Bu ağır bürokratik mekanizma, bireylerin AİHS m. 12'de güvence
altına alınan "evlenme hakkını" ölçüsüz bir biçimde geciktirmekte ve fiilen
kullanılmaz hale getirebilmektedir. İspat külfetinin, milletlerarası özel hukuk
prosedürlerinin hantallığı nedeniyle temel bir hakkın ihlali sonucunu
doğurması, sistemin pratik zafiyetlerinden biridir.
Günümüz teknolojik altyapısı ve e-Devlet entegrasyonu (MERNİS sistemi) göz
önüne alındığında, TMK m. 130'daki "ispat etmek zorundadır" kuralının lafzi
ağırlığı pratik hayatta yön değiştirmiştir. Kılıçoğlu ve Öztan'ın da işaret
edebileceği üzere, evlendirme memurları artık kişilerin medeni hallerini ve
önceki evliliklerinin sona erip ermediğini saniyeler içinde dijital nüfus
sisteminden doğrudan (re'sen) görebilmektedirler. Dolayısıyla, geçmişte
vatandaşın elden mahkeme kararı veya ölüm belgesi taşıması şeklinde tezahür
eden ispat yükü, bugün yerini devletin kendi tuttuğu sicili elektronik olarak
sorgulamasına bırakmıştır. Kanun metnindeki ispat yükünün vatandaşın üzerinde
olduğu statik anlayış, teknolojik gelişmeler karşısında şekil değiştirmiş olup,
kanun koyucunun evlendirme mevzuatını dijital çağın şeffaf ve entegre devlet
yapısına uygun bir "re'sen araştırma" diline kavuşturması hukuki bir yenilenme
ihtiyacıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 130'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 98/1.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 130. madde metnine dayanır.
Görüş: Tek eşlilik ilkesinin güvencesi olan ispat yükümlülüğünün e-Devlet entegrasyonuyla otomatik medeni hal sorgulamasına dönüştürülmesi; yurt dışı boşanma tanıma süreçlerinin basitleştirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Sistematik
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku, Birinci Kısım Evlilik Hukuku altında evlenme engelleri bağlamında "Önceki evlilik" alt başlığıyla düzenlenen 130. maddesi, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 98/1. maddesine dayanmaktadır. Bu hükmün temelindeki ratio legis, kamu düzeninin en önemli yapı taşlarından biri olan aile kurumunda mutlak surette "tek eşlilik" (monogami) ilkesini güvence altına almaktır. Kanun koyucu, bireylerin aynı anda birden fazla geçerli evlilik bağı içinde bulunmalarını kesin olarak yasaklamış ve bu yasaklamanın fiiliyata geçebilmesi için sıkı bir ispat ve denetim mekanizması öngörmüştür.
Bu emredici hüküm, evliliğin sona ermesini ispat külfetini, kamu makamlarının doğrudan araştırmasına bırakmaksızın, yeniden evlenmek isteyen kişinin üzerine yüklemektedir. Hukukumuzda evlilik, tarafların iradesiyle veya fiili ayrılıkla kendiliğinden ortadan kalkan bir müessese olmadığından, önceki evlilik bağının hukuken kesin olarak çözüldüğünün resmi yollarla ortaya konulması yasal bir zorunluluktur. Dolayısıyla, ispat külfetini yerine getirmeyen veya getiremeyen bir kişinin evlenme başvurusu idari aşamada reddedilecek ve yeni bir evlilik akdinin kurulmasına izin verilmeyecektir.
2. Kavramlar
Tek eşlilik ilkesi (monogami) Türk hukukunda bir kimsenin aynı anda yalnızca bir kişiyle geçerli bir evlilik bağı kurabilmesini, birden fazla evliliğin yasal olarak tanınmamasını ifade eden mutlak bir kuraldır. Bu ilke, evlenme engellerinin en katı olanını teşkil eder ve ihlali halinde, yani önceki evlilik devam ederken ikinci bir evliliğin yapılması durumunda, ikinci evlilik mutlak butlan yaptırımıyla sakatlanır. Kanun koyucu, bu ilkeyi korumak adına evlendirme memurlarına katı denetim yükümlülükleri getirerek çok eşliliğe giden tüm hukuki yolları kapatmıştır.
"Sona erme" Önceki evliliğin hukuki varlığının, yasanın öngördüğü kesin ve bağlayıcı sebeplerden biriyle tamamen ortadan kalkması durumudur. Kanun koyucu sona erme sebeplerini madde metninde tek tek saymamış olup; eşlerden birinin ölümü, mahkemece verilen kesinleşmiş boşanma kararı, evliliğin mutlak veya nispi butlanla iptali kararı ya da gaiplik kararıyla birlikte verilen evliliğin feshi kararı bu kapsamda değerlendirilir. Sona ermenin niteliği ne olursa olsun, evlilik bağını çözen bu hukuki durumun resmiyete kavuşmuş olması yeterlidir.
İspat yükü Genel ispat kuralı olan TMK m. 6 uyarınca, yeniden evlenmek gibi bir hakkın kullanımından menfaat sağlayan kişinin, bu hakkın doğumunu sağlayan "önceki evliliğin sona erdiği" vakıasını ispat etmekle yükümlü tutulmasıdır. Yeniden evlenmek isteyen kişi, bu durumu soyut iddialarla veya tanık beyanlarıyla değil, devletin tuttuğu resmi sicillere işlenmiş kesin evraklarla ispat etmek zorundadır. Bu yükümlülük yerine getirilmediği sürece evlendirme memurunun işlemi askıya alma veya reddetme hakkı doğar.
İspat araçları Önceki evliliğin sona erdiğini gösteren, maddi hukuka ve usul hukukuna uygun, resmi makamlarca düzenlenmiş hukuki belgeler bütünüdür. Bu araçlar; eşin ölümünü gösteren nüfus kayıt örneği veya ölüm belgesi, kesinleşme şerhini havi mahkeme boşanma ilamı, evliliğin iptaline dair kesinleşmiş yargı kararı veya gaiplikle birlikte evliliğin feshine ilişkin kazaî karardır. Resmi siciller belgeledikleri olguların doğruluğuna kesin kanıt oluşturduklarından, bu belgeler sunulmadıkça ispat gerçekleşmiş sayılmaz.
Nikah memurunun denetimi Evlendirme memurunun, başvuru esnasında tarafların sunduğu evlenme beyannamesi ve ekindeki belgeler üzerinden, tarafların evlenme ehliyetine sahip olup olmadığını ve herhangi bir evlenme engeli (özellikle süren bir evlilik) bulunup bulunmadığını re'sen kontrol etme görevidir. Nüfus kaydında evli görünen bir kimsenin yeniden evlenmesine, memur tarafından kesinlikle müsaade edilemez. Memur, ispat belgelerinin resmi kütüğe işlenip işlenmediğini denetlemek ve aksi halde evlenme başvurusunu reddetmekle mükelleftir.
3. Sistematik İlişkiler
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Türk vatandaşı (A) Almanya'da eşinden boşanmış ve Alman mahkemesinden aldığı boşanma kararı kesinleşmiştir. (A) Türkiye'ye dönerek (B) ile evlenmek üzere evlendirme dairesine başvurduğunda, memur nüfus kaydında (A)'nın hâlâ evli göründüğünü belirterek başvuruyu reddetmiştir. Bu durumda (A) Alman mahkemesi kararının salt varlığı ile TMK m. 130 uyarınca ispat yükünü yerine getirmiş sayılmaz. Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye'de hüküm ifade edebilmesi için MÖHUK ve ilgili mevzuat uyarınca tanıma/tenfiz davası açılması veya nüfus müdürlüğünde idari tanıma prosedürünün tamamlanarak boşanmanın aile kütüğüne tescil ettirilmesi gerekir. Tescil işlemi yapılmadıkça önceki evliliğin sona erdiği hukuken ispatlanmış kabul edilmeyeceğinden, evlendirme memuru yeni bir nikah kıyamaz.
Olay 2: Eşi 10 yıl önce kaybolan ve kendisinden bir daha haber alınamayan (X) hayatını yeniden kurmak amacıyla (Y) ile evlenmek istemektedir. (X) eşinin kaybolduğuna dair polis tutanaklarını ve gaiplik davası açtığına dair belgeleri evlendirme memuruna sunarak önceki evliliğinin fiilen bittiğini iddia etmiştir. TMK m. 131 uyarınca, salt eşin kaybolması veya hakkında gaiplik kararı verilmesi evlilik bağını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. (X)'in yeniden evlenebilmesi için, gaiplik kararıyla birlikte evliliğin feshine de mahkemece açıkça karar verilmiş olması ve bu kararın nüfus kütüğüne işlenmiş olması zorunludur. Evliliğin feshine ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı (ispat aracı) bulunmadığı için (X)'in evlenme başvurusu reddedilecektir.
6. Pratik Notlar
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Medeni Kanunu'nun 130. maddesinde katı bir ispat kuralına bağlanan "tek eşlilik" (monogami) ilkesi, yalnızca medeni hukukun bir tercihi değil, aynı zamanda anayasal düzende ailenin korunması ve kadın-erkek eşitliğinin tesis edilmesi felsefesinin en temel güvencesidir. Dural/Öğüz/Gümüş ve Akıntürk/Ateş Karaman gibi duayen akademisyenlerin de eserlerinde altını çizdiği üzere, evliliğin sona erdiğinin kesin resmi kayıtlarla ispatlanması zorunluluğu, toplumda ikinci veya gayri resmi evliliklerin resmi bir kılıf altına sokulmasını engellemekte; hukuki güvenliği sağlamaktadır. Şayet bu ispat yükü esnetilseydi veya salt beyana dayalı bir evlendirme usulü benimsenseydi, Türk hukukunda mutlak surette yasaklanan çok eşlilik gizli yollarla sisteme sızabilir, bu da evlilik birliğindeki ahlaki ve hukuki nizamı temelinden sarsabilirdi.
Bununla birlikte, ispat yükümlülüğünün yurt dışında kurulan ve sona eren evlilikler bağlamında vatandaşlara çıkardığı bürokratik zorluklar ciddi bir eleştiri konusudur. Yurt dışında yaşayan veya yabancılarla evlenip boşanan Türk vatandaşlarının, o ülkede aldıkları kesinleşmiş boşanma kararlarını TMK m. 130 anlamında Türkiye'de "ispat aracı" olarak kullanabilmeleri için gereken apostil şerhleri, yeminli tercümeler, konsolosluk onayları ve en nihayetinde tanıma/tenfiz veya idari nüfus tescili işlemleri aylar hatta yıllar sürebilmektedir. Bu ağır bürokratik mekanizma, bireylerin AİHS m. 12'de güvence altına alınan "evlenme hakkını" ölçüsüz bir biçimde geciktirmekte ve fiilen kullanılmaz hale getirebilmektedir. İspat külfetinin, milletlerarası özel hukuk prosedürlerinin hantallığı nedeniyle temel bir hakkın ihlali sonucunu doğurması, sistemin pratik zafiyetlerinden biridir.
Günümüz teknolojik altyapısı ve e-Devlet entegrasyonu (MERNİS sistemi) göz önüne alındığında, TMK m. 130'daki "ispat etmek zorundadır" kuralının lafzi ağırlığı pratik hayatta yön değiştirmiştir. Kılıçoğlu ve Öztan'ın da işaret edebileceği üzere, evlendirme memurları artık kişilerin medeni hallerini ve önceki evliliklerinin sona erip ermediğini saniyeler içinde dijital nüfus sisteminden doğrudan (re'sen) görebilmektedirler. Dolayısıyla, geçmişte vatandaşın elden mahkeme kararı veya ölüm belgesi taşıması şeklinde tezahür eden ispat yükü, bugün yerini devletin kendi tuttuğu sicili elektronik olarak sorgulamasına bırakmıştır. Kanun metnindeki ispat yükünün vatandaşın üzerinde olduğu statik anlayış, teknolojik gelişmeler karşısında şekil değiştirmiş olup, kanun koyucunun evlendirme mevzuatını dijital çağın şeffaf ve entegre devlet yapısına uygun bir "re'sen araştırma" diline kavuşturması hukuki bir yenilenme ihtiyacıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 130. madde metnine dayanır.
Görüş: Tek eşlilik ilkesinin güvencesi olan ispat yükümlülüğünün e-Devlet entegrasyonuyla otomatik medeni hal sorgulamasına dönüştürülmesi; yurt dışı boşanma tanıma süreçlerinin basitleştirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.