1. Sistematik
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku, Birinci Kısım
Evlilik Hukuku altında nişanlılığın hükümleri kısmında "Hediyelerin geri
verilmesi" alt başlığıyla düzenlenen 122. maddesi, mehaz İsviçre Medeni
Kanunu'nun (ZGB) 93. (eski 91.) maddesine dayanmaktadır. Hükmün temelindeki
ratio legis, nişanlılık ilişkisine özgülenen ve salt ileride evliliğin
gerçekleşeceği inancı ve amacıyla verilen olağandışı malvarlığı değerlerinin,
evlilik gerçekleşmediğinde tarafların uhdesinde kalmasının yaratacağı
adaletsizliği ve haksız zenginleşmeyi önlemektir. Kanun koyucu, nişanın
bozulması sonrasında tarafların malvarlıklarında evlilik umuduyla oluşan haksız
artışları tasfiye etmeyi amaçlamış ve bu iade talebini klasik bağışlamadan
dönme kurallarından (TBK m. 295) daha basit ve özel bir mekanizmaya bağlamıştır.
Bu hükmün en karakteristik özelliği, nişanın bozulmasından doğan maddi ve
manevi tazminat taleplerinin (TMK m. 120-121) aksine mutlak surette bir "kusur"
aramamasıdır. Nişanlılık, evlenme dışındaki herhangi bir sebeple (ölüm,
gaiplik, haklı veya haksız bozma, karşılıklı anlaşma) sona erdiğinde,
hediyelerin iadesi talebi hangi tarafın kusuru ile boşanmanın gerçekleştiğinden
tamamen bağımsız olarak doğar. Yani nişanı hiçbir haklı sebep
olmaksızın, tamamen kendi ağır kusuru ile bozan taraf dahi, karşı tarafa vermiş
olduğu alışılmışın dışındaki hediyelerin iadesini talep etme hakkına yasal
olarak sahiptir.
2. Kavramlar
"Alışılmışın dışındaki hediyeler"
Sıradan nezaket, görgü veya tebrik amacıyla verilen olağan hediyeler değil;
nişanlılık statüsüne özgülenen, maddi değeri günün koşullarına göre fahiş olan
ve tarafların malvarlığında ciddi bir eksilme yaratan önemli değerdeki
hediyelerdir. Yargıtay uygulaması ve doktrin uyarınca; nişan yüzüğü (bazı
istisnalar hariç) çeyiz eşyası, kıymetli takılar, araç veya taşınmaz gibi
ekonomik değeri yüksek malvarlığı unsurları bu kapsama girer. Giymekle
veya kullanılmakla tüketilen kıyafet, kozmetik, çiçek veya gıda gibi eşyalar
ise mutad (alışılmış) hediye sayılarak iade kapsamı dışında bırakılır. Bir
hediyenin alışılmışın dışında olup olmadığı, tarafların sosyal ve ekonomik
durumları ile yöresel örf ve âdet kuralları hâkim tarafından gözetilerek tespit
edilir.
İade hakkı
Hediyelerin iadesini talep hakkı, salt nişanlılara münhasır kılınmamış; TMK m.
122 lafzıyla "nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi
davrananların" ibaresi kullanılarak geniş tutulmuştur. Bu çerçevede
hediyeyi veren nişanlının kendisi olabileceği gibi, onu yetiştiren dedesi,
amcası veya koruyucu ailesi de bizzat kendi verdikleri hediyeler için doğrudan
iade alacaklısı sıfatına sahip olurlar. Ancak nişanlıların
yakınlarının birbirlerine (örneğin erkek tarafının annesinin kız tarafının
annesine) verdiği hediyeler bu özel hükmün kapsamına girmez; bu tür iadeler
doğrudan genel hükümlere tabidir.
İadenin koşulsuzluğu
Hediyelerin geri istenebilmesi için nişanlılığın salt "evlenme dışındaki bir
sebeple" sona ermiş olması yeterli olup, sona ermede haklılık veya kusur
incelemesi yapılmaz. Taraflar karşılıklı anlaşarak ayrılsalar, biri
diğerini haksız yere terk etse veya taraflardan birinin ölümü/gaipliği
gerçekleşse dahi bu iade hakkı koşulsuz olarak doğar. Kusurun iade
borcuna etki etmemesi, bu talebi bir haksız fiil veya sözleşmeye aykırılık
tazminatından ayırarak, saf bir malvarlığı denkleştirmesi (tasfiyesi) kurumuna
dönüştürür.
Aynen veya mislen iade
Kanun koyucu, iade edilecek hediyeler için öncelikle aynen ifa prensibini
benimsemiştir; yani hediye edilen altın, takı veya eşya geri verme zamanında
mevcut ise fiziken kendisi iade edilmelidir. Şayet hediye elden
çıkarılmış, satılmış veya tüketilmiş ve bu eşya mislî (piyasada aynı türden
bulunabilen) bir eşya ise, aynı cinsten ve miktardan temin edilerek mislen geri
verilmesi zorunludur. Aynen veya mislen iade kuralı, özellikle altın gibi
değeri sürekli dalgalanan nesnelerde alacaklının enflasyon veya kur riskine
karşı korunmasını sağlayan güçlü bir eşya hukuku temelli korumadır.
Sebepsiz zenginleşme hükümleri
Hediyenin aynen bulunmaması ve misli eşya niteliği de taşımaması (örneğin özel
yapım, misli olmayan bir aracın veya antika bir eşyanın satılmış ya da tahrip
olmuş olması) hâlinde iade yükümlülüğü, Türk Borçlar Kanunu m. 77 ve devamında
yer alan sebepsiz zenginleşme hükümlerine dönüşür. Bu noktada,
hediyeyi alan tarafın (zenginleşenin) iyi niyetli veya kötü niyetli olması
iadenin kapsamını belirler; iyi niyetli nişanlı sadece elden çıkarma anında
uhdesinde kalan değeri (örneğin satış bedelini) iade ile yükümlü iken, kötü
niyetli nişanlı eşyanın tam objektif değerini tazmin etmek zorundadır.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 119: Evlenmeye zorlama yasağı çerçevesinde cayma tazminatı veya
ceza şartının iadesi talep edilemezken (ödediysen kaldı kuralı); TMK m.
122'deki hediye iadesi bu emredici yasaktan tamamen bağımsızdır, zira hediyeler
evlenmeye zorlama cezası değil, ahlaki ve sosyal bir kutlama/destek edimidir.
- TMK m. 120-121: Nişanın bozulmasından doğan maddi ve manevi tazminat
talepleri kesinlikle "kusur" ve "haklı sebep olmaksızın bozma" şartına
dayanırken; hediye iadesinde kusur hiçbir şekilde aranmaz, fail kendi ağır
kusurunda dahi hediyesini isteyebilir.
- TBK m. 77-82: TMK m. 122, sebepsiz zenginleşmenin aile hukukuna
özgülenmiş, kolaylaştırılmış (lex specialis) bir türüdür. Aynen iade imkânı
kalmadığında genel sebepsiz zenginleşme sınırlarına (zenginleşmenin iadesi)
geri dönülür.
- TBK m. 237-242: Genel borçlar hukukunda bağışlamadan dönme (iptal) ağır
şartlara (bağışlayana ağır suç işleme, nafaka yükümünü ihlal vb.) bağlanmışken;
nişan hediyeleri "evlilik şartına bağlı" (causa data causa non secuta) birer
kazandırma sayıldığından, TBK'daki ağır iptal şartlarına gerek kalmaksızın TMK
m. 122 ile kolayca iade edilebilir.
- TMK m. 6: İspat yükü bağlamında, hediyeyi verdiğini ve nişanın
bozulmasıyla iade edilmediğini iddia eden davacı bu hususu ispatla yükümlüdür;
zilyetlik karinesi gereği, altınların ve takıların normal şartlarda kadının
üzerinde olduğu kabul edilir.
4. Yargıtay İçtihadı
scraper'dan karar yok, ileride güncelle
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Erkek (A) kadın (B)'ye nişan töreninde oldukça yüksek değerli,
özel tasarım bir pırlanta yüzük takmıştır. Nişanlılık sürecinde (A) hiçbir
haklı gerekçe göstermeksizin ve tamamen kendi keyfî kararıyla nişanı bozarak
(B)'yi terk etmiştir. Bu olayda (A) ağır kusurlu olmasına rağmen, TMK m. 122
uyarınca hediye iadesinde kusur aranmadığı için, verdiği pırlanta yüzüğün
alışılmışın dışında hediye niteliğinde olması şartıyla (B)'den iadesini talep
edebilir. (B) "Nişanı sen bozdun, yüzük bende kalır" şeklinde bir
savunma ile iade borcundan kaçınamaz.
Olay 2: Kızın anne ve babası, nişanlı çiftin ileride yaşayacağı eve
yerleştirmek maksadıyla son model bir buzdolabı ve çamaşır makinesi (beyaz eşya
/ çeyiz eşyası) satın alarak nişanlı erkeğin kullanımına bırakmışlardır. Nişan
bozulduğunda bu eşyalar kullanılmış ve ikinci el statüsüne düşerek değer
kaybetmiştir. Eşyalar fiziken mevcut olsa dahi orijinal vasıflarını
yitirdikleri ve aynen veya mislen iadeleri tam adaleti sağlamayacağı için, iade
talebi sebepsiz zenginleşme hesaplamasına (TBK m. 77 vd.) kayacak; erkeğin
kullanımından doğan değer kaybı düşülerek veya eşyaların güncel ikinci el
karşılıkları üzerinden bir denkleştirme yoluna gidilecektir.
6. Pratik Notlar
- "Alışılmışın dışında" ölçütünün hâkim takdirine bırakılması: Kanun koyucu
bu kavramı statik bir rakamla sınırlandırmamış; hâkime, tarafların sosyal
çevresi, meslekleri, kazançları ve hediyenin yöresel âdetlere göre fahiş olup
olmadığını takdir yetkisi tanımıştır.
- Sıradan nezaket hediyelerinin iade kapsamı dışında olması: Pasta, çiçek,
meyve suyu, sinema bileti, makyaj ve kuaför giderleri ya da giyilmekle eskiyen
kıyafetler mutad hediye sayılır ve bunların iadesi hiçbir koşulda mahkemeden
talep edilemez.
- Ölüm halinde nişanlılığın sona ermesinde iade hakkı (evlenme "dışındaki
sebeple" kapsamında): Mülga Kanunun aksine, TMK m. 122 "evlenme dışındaki bir
sebeple" diyerek kapsamı genişletmiş; nişanlılardan birinin ölümü veya gaipliği
halinde dahi sağ kalan nişanlının veya ölenin mirasçılarının hediyelerin
iadesini talep edebilmesine imkân tanımıştır.
- Zamanaşımı (sebepsiz zenginleşme — TBK m. 82: bilmeden 2, her halde 10
yıl): Nişanlılığın sona ermesinden doğan her türlü dava hakkı TMK m. 123 gereği
1 yıllık katı bir zamanaşımına tabi tutulmuşsa da; aynen iadenin imkânsızlaşıp
meselenin saf bir sebepsiz zenginleşme alacağına dönüştüğü ve üçüncü kişilerin
(örneğin hediyeyi alanın sattığı kişinin) devreye girdiği atipik kurgularda,
TBK m. 82'deki 2 ve 10 yıllık genel zamanaşımı sürelerinin (bilmeden 2, her
halde 10 yıl) kıyasen uygulanıp uygulanamayacağı hususu uygulamada titiz bir
doktriner tartışma konusudur.
- Başlık parası ve benzeri geleneksel ödemelerin iade kapsamı: Toplumun bazı
kesimlerinde kıza veya babasına verilen başlık, ağırlık veya kalın gibi
ödemeler; ahlaka aykırılık boyutunu (TBK 27) aşarak evlilik amacıyla yapılmış
alışılmışın dışında maddi bir kazandırma (hediye/çeyiz) olarak
nitelendirilebildiği ölçüde TMK m. 122 kapsamında iadeye konu edilmektedir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Nişan hediyelerinin iadesinde "kusur aranmaması" prensibi, Roma Hukuku kökenli
nemo auditur propriam turpitudinem allegans (kimse kendi kusuruna dayanarak
hak iddia edemez) ilkesiyle görünürde keskin bir tezat oluşturmaktadır. Ağır
bir sadakatsizlikle veya karşı tarafa fiziksel/psikolojik şiddet uygulayarak
nişanı haksız yere bozan bir kişinin, ertesi gün mahkemeye başvurarak taktığı
pırlanta kolyeyi yasal bir hakla geri alabilmesi, kamu vicdanını ve hakkaniyet
duygusunu derinden yaralamaktadır. Ancak yasa koyucunun buradaki pragmatik
felsefesi; kişileri, sırf yüksek değerli hediyeleri kaybetmemek uğruna mutsuz
olacaklarını bildikleri bir evliliğe zorlanmaktan kurtarmaktır. Zira iadenin
kusura bağlanması, malvarlığı kaygısını evlenme iradesinin önüne geçirecek;
nişanı bozmak isteyen ancak altınları kaybetmek istemeyen taraf, karşı tarafı
yıldırarak nişanı ona bozdurmaya yönelik psikolojik bir yıpratma savaşına
(mobbing) girişecek ve bu durum aile hukukunun temiz doğasına çok daha büyük
bir zarar verecektir.
"Alışılmışın dışında" (mutad dışı) standardının kanunda objektif bir
matematiksel veya ekonomik kritere bağlanmamış olması, yargı uygulamasında
ciddi tutarsızlıklara ve hukuki öngörülemezliğe neden olmaktadır. Yargıtay'ın
yerleşik içtihatlarında "nişan yüzüğü dışındaki tüm altın ve ziynet eşyaları
mutad dışıdır" şeklindeki toptancı yaklaşımı, günümüzün değişen
ekonomik gerçeklikleri ve sınıfsal farklılıklarıyla bağdaşmamaktadır. Örneğin,
asgari ücretle çalışan birisi için borçlanılarak alınan 10 gramlık bir bilezik
fahiş bir yük iken; çok yüksek gelir grubuna mensup bir aile için lüks bir araç
dahi sıradan (mutad) bir düğün öncesi tebriği sayılabilir. Hâkimin
tarafların sosyo-ekonomik durumunu her somut olayda ayrı ayrı inceleme
zorunluluğu, aynı değerdeki bir kolyenin bir mahkemede "iade edilecek",
diğerinde "iade edilmeyecek" mal kategorisine girmesi riskini doğurmakta, bu da
kanun önünde eşitlik ve hukuki güvenlik ilkelerini zedelemektedir.
Son olarak, TMK m. 122'nin kaleme alındığı dönemin eşya hukuku paradigması
("aynen veya mislen iade") 21. yüzyılın dijital varlık ve e-ticaret gerçekliği
karşısında ciddi bir güncellenme ihtiyacı içindedir. Günümüzde nişanlıların
birbirlerine kripto para (Bitcoin, Ethereum) transfer etmeleri, dijital sanat
eserleri (NFT) hediye etmeleri veya online oyunlardaki nadir sanal mülkiyetleri
devretmeleri sıklıkla karşılaşılan olgulardır. Bu dijital varlıkların saniyeler
içinde devasa değer kazanması veya çökmesi karşısında, "mislen iade"nin hangi
anki değer üzerinden yapılacağı veya anonim cüzdanlara aktarılan kripto
varlıkların sebepsiz zenginleşme hesaplamasının nasıl icra edileceği TMK'nın
statik metniyle çözülememektedir. Kanun koyucunun, "hediye" kavramını
fiziksel ve geleneksel çeyiz algısından çıkararak, sanal mülkiyetleri ve
dijital devirleri de kapsayacak, volatilitesi yüksek varlıklar için değerleme
anını (nişanın bozulduğu an mı, davanın açıldığı an mı?) netleştirecek çağdaş
bir yoruma veya yasal revizyona acilen gitmesi gerekmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 122'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 93.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 122. madde metnine dayanır.
Görüş: Kusurdan bağımsız iade hakkının hakkaniyet açısından yerinde olduğu; 'alışılmışın dışında' standardının yargısal içtihatla somutlaştırılması; dijital varlıkların nişan hediyesi sayılabilmesi için açık mevzuat düzenlemesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Sistematik
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap Aile Hukuku, Birinci Kısım Evlilik Hukuku altında nişanlılığın hükümleri kısmında "Hediyelerin geri verilmesi" alt başlığıyla düzenlenen 122. maddesi, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 93. (eski 91.) maddesine dayanmaktadır. Hükmün temelindeki ratio legis, nişanlılık ilişkisine özgülenen ve salt ileride evliliğin gerçekleşeceği inancı ve amacıyla verilen olağandışı malvarlığı değerlerinin, evlilik gerçekleşmediğinde tarafların uhdesinde kalmasının yaratacağı adaletsizliği ve haksız zenginleşmeyi önlemektir. Kanun koyucu, nişanın bozulması sonrasında tarafların malvarlıklarında evlilik umuduyla oluşan haksız artışları tasfiye etmeyi amaçlamış ve bu iade talebini klasik bağışlamadan dönme kurallarından (TBK m. 295) daha basit ve özel bir mekanizmaya bağlamıştır.
Bu hükmün en karakteristik özelliği, nişanın bozulmasından doğan maddi ve manevi tazminat taleplerinin (TMK m. 120-121) aksine mutlak surette bir "kusur" aramamasıdır. Nişanlılık, evlenme dışındaki herhangi bir sebeple (ölüm, gaiplik, haklı veya haksız bozma, karşılıklı anlaşma) sona erdiğinde, hediyelerin iadesi talebi hangi tarafın kusuru ile boşanmanın gerçekleştiğinden tamamen bağımsız olarak doğar. Yani nişanı hiçbir haklı sebep olmaksızın, tamamen kendi ağır kusuru ile bozan taraf dahi, karşı tarafa vermiş olduğu alışılmışın dışındaki hediyelerin iadesini talep etme hakkına yasal olarak sahiptir.
2. Kavramlar
"Alışılmışın dışındaki hediyeler" Sıradan nezaket, görgü veya tebrik amacıyla verilen olağan hediyeler değil; nişanlılık statüsüne özgülenen, maddi değeri günün koşullarına göre fahiş olan ve tarafların malvarlığında ciddi bir eksilme yaratan önemli değerdeki hediyelerdir. Yargıtay uygulaması ve doktrin uyarınca; nişan yüzüğü (bazı istisnalar hariç) çeyiz eşyası, kıymetli takılar, araç veya taşınmaz gibi ekonomik değeri yüksek malvarlığı unsurları bu kapsama girer. Giymekle veya kullanılmakla tüketilen kıyafet, kozmetik, çiçek veya gıda gibi eşyalar ise mutad (alışılmış) hediye sayılarak iade kapsamı dışında bırakılır. Bir hediyenin alışılmışın dışında olup olmadığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile yöresel örf ve âdet kuralları hâkim tarafından gözetilerek tespit edilir.
İade hakkı Hediyelerin iadesini talep hakkı, salt nişanlılara münhasır kılınmamış; TMK m. 122 lafzıyla "nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların" ibaresi kullanılarak geniş tutulmuştur. Bu çerçevede hediyeyi veren nişanlının kendisi olabileceği gibi, onu yetiştiren dedesi, amcası veya koruyucu ailesi de bizzat kendi verdikleri hediyeler için doğrudan iade alacaklısı sıfatına sahip olurlar. Ancak nişanlıların yakınlarının birbirlerine (örneğin erkek tarafının annesinin kız tarafının annesine) verdiği hediyeler bu özel hükmün kapsamına girmez; bu tür iadeler doğrudan genel hükümlere tabidir.
İadenin koşulsuzluğu Hediyelerin geri istenebilmesi için nişanlılığın salt "evlenme dışındaki bir sebeple" sona ermiş olması yeterli olup, sona ermede haklılık veya kusur incelemesi yapılmaz. Taraflar karşılıklı anlaşarak ayrılsalar, biri diğerini haksız yere terk etse veya taraflardan birinin ölümü/gaipliği gerçekleşse dahi bu iade hakkı koşulsuz olarak doğar. Kusurun iade borcuna etki etmemesi, bu talebi bir haksız fiil veya sözleşmeye aykırılık tazminatından ayırarak, saf bir malvarlığı denkleştirmesi (tasfiyesi) kurumuna dönüştürür.
Aynen veya mislen iade Kanun koyucu, iade edilecek hediyeler için öncelikle aynen ifa prensibini benimsemiştir; yani hediye edilen altın, takı veya eşya geri verme zamanında mevcut ise fiziken kendisi iade edilmelidir. Şayet hediye elden çıkarılmış, satılmış veya tüketilmiş ve bu eşya mislî (piyasada aynı türden bulunabilen) bir eşya ise, aynı cinsten ve miktardan temin edilerek mislen geri verilmesi zorunludur. Aynen veya mislen iade kuralı, özellikle altın gibi değeri sürekli dalgalanan nesnelerde alacaklının enflasyon veya kur riskine karşı korunmasını sağlayan güçlü bir eşya hukuku temelli korumadır.
Sebepsiz zenginleşme hükümleri Hediyenin aynen bulunmaması ve misli eşya niteliği de taşımaması (örneğin özel yapım, misli olmayan bir aracın veya antika bir eşyanın satılmış ya da tahrip olmuş olması) hâlinde iade yükümlülüğü, Türk Borçlar Kanunu m. 77 ve devamında yer alan sebepsiz zenginleşme hükümlerine dönüşür. Bu noktada, hediyeyi alan tarafın (zenginleşenin) iyi niyetli veya kötü niyetli olması iadenin kapsamını belirler; iyi niyetli nişanlı sadece elden çıkarma anında uhdesinde kalan değeri (örneğin satış bedelini) iade ile yükümlü iken, kötü niyetli nişanlı eşyanın tam objektif değerini tazmin etmek zorundadır.
3. Sistematik İlişkiler
4. Yargıtay İçtihadı
scraper'dan karar yok, ileride güncelle
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Erkek (A) kadın (B)'ye nişan töreninde oldukça yüksek değerli, özel tasarım bir pırlanta yüzük takmıştır. Nişanlılık sürecinde (A) hiçbir haklı gerekçe göstermeksizin ve tamamen kendi keyfî kararıyla nişanı bozarak (B)'yi terk etmiştir. Bu olayda (A) ağır kusurlu olmasına rağmen, TMK m. 122 uyarınca hediye iadesinde kusur aranmadığı için, verdiği pırlanta yüzüğün alışılmışın dışında hediye niteliğinde olması şartıyla (B)'den iadesini talep edebilir. (B) "Nişanı sen bozdun, yüzük bende kalır" şeklinde bir savunma ile iade borcundan kaçınamaz.
Olay 2: Kızın anne ve babası, nişanlı çiftin ileride yaşayacağı eve yerleştirmek maksadıyla son model bir buzdolabı ve çamaşır makinesi (beyaz eşya / çeyiz eşyası) satın alarak nişanlı erkeğin kullanımına bırakmışlardır. Nişan bozulduğunda bu eşyalar kullanılmış ve ikinci el statüsüne düşerek değer kaybetmiştir. Eşyalar fiziken mevcut olsa dahi orijinal vasıflarını yitirdikleri ve aynen veya mislen iadeleri tam adaleti sağlamayacağı için, iade talebi sebepsiz zenginleşme hesaplamasına (TBK m. 77 vd.) kayacak; erkeğin kullanımından doğan değer kaybı düşülerek veya eşyaların güncel ikinci el karşılıkları üzerinden bir denkleştirme yoluna gidilecektir.
6. Pratik Notlar
7. Eleştirel Değerlendirme
Nişan hediyelerinin iadesinde "kusur aranmaması" prensibi, Roma Hukuku kökenli nemo auditur propriam turpitudinem allegans (kimse kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemez) ilkesiyle görünürde keskin bir tezat oluşturmaktadır. Ağır bir sadakatsizlikle veya karşı tarafa fiziksel/psikolojik şiddet uygulayarak nişanı haksız yere bozan bir kişinin, ertesi gün mahkemeye başvurarak taktığı pırlanta kolyeyi yasal bir hakla geri alabilmesi, kamu vicdanını ve hakkaniyet duygusunu derinden yaralamaktadır. Ancak yasa koyucunun buradaki pragmatik felsefesi; kişileri, sırf yüksek değerli hediyeleri kaybetmemek uğruna mutsuz olacaklarını bildikleri bir evliliğe zorlanmaktan kurtarmaktır. Zira iadenin kusura bağlanması, malvarlığı kaygısını evlenme iradesinin önüne geçirecek; nişanı bozmak isteyen ancak altınları kaybetmek istemeyen taraf, karşı tarafı yıldırarak nişanı ona bozdurmaya yönelik psikolojik bir yıpratma savaşına (mobbing) girişecek ve bu durum aile hukukunun temiz doğasına çok daha büyük bir zarar verecektir.
"Alışılmışın dışında" (mutad dışı) standardının kanunda objektif bir matematiksel veya ekonomik kritere bağlanmamış olması, yargı uygulamasında ciddi tutarsızlıklara ve hukuki öngörülemezliğe neden olmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında "nişan yüzüğü dışındaki tüm altın ve ziynet eşyaları mutad dışıdır" şeklindeki toptancı yaklaşımı, günümüzün değişen ekonomik gerçeklikleri ve sınıfsal farklılıklarıyla bağdaşmamaktadır. Örneğin, asgari ücretle çalışan birisi için borçlanılarak alınan 10 gramlık bir bilezik fahiş bir yük iken; çok yüksek gelir grubuna mensup bir aile için lüks bir araç dahi sıradan (mutad) bir düğün öncesi tebriği sayılabilir. Hâkimin tarafların sosyo-ekonomik durumunu her somut olayda ayrı ayrı inceleme zorunluluğu, aynı değerdeki bir kolyenin bir mahkemede "iade edilecek", diğerinde "iade edilmeyecek" mal kategorisine girmesi riskini doğurmakta, bu da kanun önünde eşitlik ve hukuki güvenlik ilkelerini zedelemektedir.
Son olarak, TMK m. 122'nin kaleme alındığı dönemin eşya hukuku paradigması ("aynen veya mislen iade") 21. yüzyılın dijital varlık ve e-ticaret gerçekliği karşısında ciddi bir güncellenme ihtiyacı içindedir. Günümüzde nişanlıların birbirlerine kripto para (Bitcoin, Ethereum) transfer etmeleri, dijital sanat eserleri (NFT) hediye etmeleri veya online oyunlardaki nadir sanal mülkiyetleri devretmeleri sıklıkla karşılaşılan olgulardır. Bu dijital varlıkların saniyeler içinde devasa değer kazanması veya çökmesi karşısında, "mislen iade"nin hangi anki değer üzerinden yapılacağı veya anonim cüzdanlara aktarılan kripto varlıkların sebepsiz zenginleşme hesaplamasının nasıl icra edileceği TMK'nın statik metniyle çözülememektedir. Kanun koyucunun, "hediye" kavramını fiziksel ve geleneksel çeyiz algısından çıkararak, sanal mülkiyetleri ve dijital devirleri de kapsayacak, volatilitesi yüksek varlıklar için değerleme anını (nişanın bozulduğu an mı, davanın açıldığı an mı?) netleştirecek çağdaş bir yoruma veya yasal revizyona acilen gitmesi gerekmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 122. madde metnine dayanır.
Görüş: Kusurdan bağımsız iade hakkının hakkaniyet açısından yerinde olduğu; 'alışılmışın dışında' standardının yargısal içtihatla somutlaştırılması; dijital varlıkların nişan hediyesi sayılabilmesi için açık mevzuat düzenlemesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.