1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci
kısmın "Vakıflar" bölümünde, "Faaliyetten geçici alıkoyma" kenar başlığıyla yer
alan 115. madde, mülga 743 sayılı Kanun döneminde bulunmayan bütünüyle yeni bir
düzenlemedir. Hükmün amacı (ratio legis) ülkemizde derneklerin idarenin
çok yakın takibinde bulunmasından ve sıkı yasal denetimlerden kaçınmak isteyen
kişi ve grupların vakıf şeklinde örgütlenmeye yönelmesi eğiliminin önünü almak;
bu doğrultuda vakıfları da tıpkı dernekler gibi acil durumlarda (kamu düzeni ve
güvenliği tehlikeye düştüğünde) hızlı bir idari tedbir ve zorunlu yargısal
denetim mekanizmasına tabi kılmaktır. Yasa koyucu bu düzenlemeyle,
sivil toplum faaliyetlerinin milli menfaatlere açık ve yakın bir tehdit
oluşturduğu acil anlarda devlet refleksinin işlemesini amaçlamıştır.
İçişleri Bakanlığı'na tanınan bu geçici müdahale yetkisi, bütünüyle idari bir
tedbir niteliğindedir ve nihai bir kapatma kararı sayılamaz. Vakfın
faaliyetlerini sınırlandıran asıl güvence sistemi, idarenin verdiği bu geçici
kararın mutlak surette mahkeme önüne taşınması ve hukuka uygunluğunun yargı
erkince denetlenmesi şartına bağlanmıştır. Anayasa'nın 33. maddesiyle kurulan
bu anayasal terazi, yürütme organının kamu düzenini koruma refleksi ile sivil
toplum özerkliğine yönelik keyfi kapatmaları engelleyen yargısal koruma
kalkanını birbiriyle bütünleştirerek demokratik hukuk devletinin gereklerine
uyum sağlamayı hedeflemektedir.
2. Kavramlar
Geçici faaliyetten alıkoyma: Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin
önlenmesi gibi gecikmesinde sakınca bulunan acil ve istisnai anayasal hallerde,
henüz ortada verilmiş kesin bir mahkeme kararı bulunmaksızın İçişleri Bakanlığı
tarafından bir vakfın tüm iş ve eylemlerinin anlık ve geçici olarak
durdurulması yönündeki idari kolluk tedbiridir.
Anayasal şartlar: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 33. maddesinde
örgütlenme özgürlüğüne yönelik müdahaleler için öngörülen; eylemin mutlak
surette kamu düzeninin korunması, suçun önlenmesi veya milli güvenlik sınırları
içinde kalmasını emreden maddi ve şekli (24 ve 48 saatlik mahkeme süreci)
zorunluluklardır.
VGM görüşü: İçişleri Bakanlığının geçici faaliyetten alıkoyma yönündeki
ağır idari tedbiri uygulamadan evvel, vakıfların yasal teftiş ve vesayet makamı
olan Vakıflar Genel Müdürlüğüne durumu ihbar etmesi ve idari işleme dair
kurumun yazılı mütalaasını (danışma mahiyetinde) alma mecburiyetidir.
Derhâl mahkemeye başvurma: İçişleri Bakanlığının, tek taraflı idari
işlemiyle tesis ettiği geçici alıkoyma kararını, eylemi gerçekleştirdiği
anayasal yirmi dört saatlik süre zarfında yetkili hâkimin onayına sunarak idari
işlemi yargısal denetim altına sokma ve vesayet sınırını aşmama zorunluluğudur.
Hâkimin acilen karar verme yükümlülüğü: Yargı makamının ("gecikmeksizin"
lafzıyla ifade edilen) Anayasa'daki amir hüküm uyarınca başvuru anından
itibaren kırk sekiz saat içinde dosyayı inceleyerek idari tedbirin devamına
veya derhal kaldırılmasına (hükümsüz bırakılmasına) karar vermesini gerektiren
çok hızlı ihtiyati tedbir usulüdür.
3. Sistematik İlişkiler
- AY m. 33/4 (Dernek kurma hürriyeti sınırlandırmaları ve idari kararla
faaliyetten men usulünün vakıflara yollaması).
- TMK m. 89 (Derneklerin mahkeme kararıyla feshine ve geçici alıkoyma
önlemlerine ilişkin paralel yapı).
- TMK m. 111 (VGM denetimi — Bakanlığın karar alırken görüşüne başvuracağı
makamın yasal dayanağı).
- 2577 sayılı İYUK (İçişleri Bakanlığı tarafından tesis edilen bu tedbir amaçlı
idari işlemin şekil ve yetki yönünden idari yargısal denetimi).
- HMK m. 389 vd. (Gecikmeksizin karar verilen bu işlemin geçici hukuki
koruma/ihtiyati tedbir niteliği taşıması ve usuli karşılığı).
- AİHS m. 11 (Toplanma ve örgütlenme özgürlüğünün devlete yüklediği sınırlar ve
meşru müdahale kriterleri).
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Yurt dışında faaliyet gösteren bir terör örgütüne finansman sağladığına
dair kuvvetli şüpheler uyanan bir vakıf hakkında, İçişleri Bakanlığı suç
işlenmesinin önlenmesi ve gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında vakfın
faaliyetlerini geçici olarak durdurmuş ve derhâl mahkemeye başvurmuştur.
Analiz: TMK m. 115 ve Anayasa m. 33/4 uyarınca İçişleri Bakanlığının, milli
güvenlik ve suç işlenmesinin önlenmesi gibi meşru anayasal hallerde vakıflara
yönelik idari kolluk yetkisi kullanarak geçici kapatma kararı alması hukuka
uygundur. Ancak bu karar VGM'nin görüşü alınarak tesis edilmeli ve en
geç 24 saat içinde yetkili hâkimin onayına sunulmalıdır. Hâkim, 48 saat
içinde bu idari tedbiri inceleyerek onaylamazsa idari kapatma kararı
kendiliğinden yürürlükten kalkacak ve vakıf faaliyetlerine dönecektir.
Hâkimin idari tedbiri haklı bularak onaylaması halinde ise söz konusu vakıf,
asıl dava (kapatma davası) sonuçlanana kadar hukuken fiil ehliyetini kaybederek
eylemsiz kalacaktır.
Olay 2: İçişleri Bakanlığı, bir eğitim vakfının bazı broşürlerini kamu düzenine
aykırı bularak faaliyetten alıkoyma kararı vermiş, ancak bu kararını vakfın
kapatılması için yargı mercilerine (hâkim onayına) dört gün sonra sunmuştur.
Analiz: Anayasa m. 33 ve TMK m. 115'in "derhâl" ve "belirlenen usullere uygun
olarak" hükümleri, idari makamların keyfi eylemlerini sınırlamak için kesin hak
düşürücü süreler içermektedir. Yasanın emrettiği yirmi dört saatlik süre
içinde mahkemenin onayına sunulmayan idari alıkoyma kararı, hiçbir iptal
kararına gerek kalmaksızın kırk sekiz saatin dolmasıyla Anayasa gereği
kendiliğinden yürürlükten kalkar. İdarenin bu süre aşımına rağmen
fiili olarak vakfın kapalı tutulmasını sürdürmesi açık bir haksız fiil ve
görevistimalidir. Bu senaryoda vakıf yöneticileri, yargı kararına gerek
duymaksızın faaliyetlerine kaldıkları yerden devam etme hakkına sahip olup,
gecikmeden doğan zararlar için Bakanlığa rücu edebilirler.
6. Pratik Notlar
- Geçici tedbirin hukuki niteliği: İçişleri Bakanlığının işlemi her ne kadar
TMK m. 115'e dayanan sivil topluma müdahale niteliği taşısa da özünde bir idari
işlemdir; dolayısıyla idari yargıda iptal davasına ve yürütmenin durdurulması
istemine konu edilebilir.
- "Derhâl" süresinin pratikteki karşılığı: Madde metninde "derhâl" ve
"gecikmeksizin" ifadeleri yer alsa da, Anayasa m. 33'teki emredici süre
kısıtlaması nedeniyle idarenin hâkime başvuru süresi en fazla 24 saat, hâkimin
karar açıklama süresi ise 48 saattir.
- Vakfın alıkoyma kararına itiraz yolları: Vakıf, onay veren asliye hukuk
hâkiminin kararına karşı geçici hukuki koruma tedbirlerine ilişkin HMK
hükümleri uyarınca bölge adliye mahkemesine itiraz başvurusunda bulunarak
denetim mekanizmasını çalıştırabilir.
- VGM görüşünün bağlayıcı olmaması: Bakanlık, karar almadan önce zorunlu olarak
denetim makamı olan VGM'nin yazılı görüşüne başvurmakla yükümlüdür; ancak
idare bu görüşle bağlı değildir, VGM'nin olumsuz mütalaasına rağmen geçici
alıkoyma yetkisi pekâlâ kullanılabilir.
- AİHM kararlarında geçici kapatma standartları: AİHM, AİHS m. 11 kapsamında
sivil toplum kuruluşlarının (dernek veya vakıfların) acilen faaliyetten
alıkonmasını "demokratik bir toplumda ikna edici ve zorlayıcı sosyal
gerekçelerin varlığı" testine tabi tutmaktadır. Bu bağlamda keyfi
idari alıkoymalar, Türkiye aleyhine ağır tazminat ihlalleri doğurmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 115 ile İçişleri Bakanlığına tanınan idari geçici alıkoyma yetkisi,
Dural/Öğüz sistematiği uyarınca vakıf özerkliği ve sivil toplumun bağımsızlığı
açısından son derece tehlikeli bir idari vesayet modeli ortaya çıkarmaktadır.
Kanun gerekçesinde açıkça "derneklerin yakın idari takibinden kaçıp vakıf
kuranların aynı düzene sokulması" saikiyle hareket edildiği belirtilmiştir. Bir özel hukuk tüzel kişisi olan vakfın, sadece yürütme erkinin
(Bakanlığın) siyasi saiklere açık değerlendirmeleriyle kapısına kilit
vurulması, sivil inisiyatiflerin hukuki güvenliğini ortadan kaldırmaktadır.
Demokratik hukuk sistemlerinde, çok acil hallerde dahi sivil toplumun
faaliyetlerini durdurma yetkisi bir bakanlık emriyle değil, münhasıran
Cumhuriyet savcılarının acil talebiyle bağımsız yargı organları tarafından
verilmelidir.
Özsunay'ın sivil toplum yapılarına dair tespitleri ve AİHM'nin Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi m. 11 içtihatları çerçevesinde; idari makamların sivil
örgütlenmelere yönelik bu tür geçici ancak sarsıcı müdahaleleri, evrensel
"orantılılık" (ölçülülük) ilkesine açıkça aykırıdır. Demokratik bir
toplumda zorlayıcı bir sosyal ihtiyaç ve kamu düzenini bozan somut bir
silahlı/şiddet eylemi bulunmadıkça bir vakfın faaliyetlerinin tamamen
durdurulması, müdahale biçimlerinin en ağırı ve en son başvurulması gerekenidir
(ultima ratio). Türkiye uygulamasında ise, yasadaki muğlak "kamu
düzeni" kavramı çok geniş yorumlanmakta, idare bu "geçici" tedbirleri
çoğunlukla muhalif sivil alanı susturmak için bir araç olarak kullanmakta ve bu
alıkoymalar de facto (fiili) kalıcı kapatmalara dönüşmektedir. Bu durum sivil
alanı idari bir tahakküm altında boğmaktadır.
Akyol'un hakkın kullanılması, usuli güvenceler ve yargısal denetim bağlamındaki
analizlerine atıfla, Anayasa'daki ve maddedeki "derhâl başvurur" ile "hâkim
gecikmeksizin karara bağlar" şeklindeki yasal kalkanlar pratikte etkisiz
kalmaktadır. Hâkimlerin 48 saat gibi olağanüstü kısa bir süre içinde,
idarenin ve istihbarat birimlerinin yığdığı binlerce sayfalık polis
fezlekelerini veya mali iddiaları hakkıyla inceleyip, objektif bir vicdani
kanaate ulaşmaları fiilen imkânsızdır. Sürenin bu denli sıkıştırılması, hâkim
onayını salt şekli bir "idari işlemi mühürleme" (rubber-stamp) prosedürüne
indirgemekte; bağımsız yargısal denetim illüzyonu yaratarak idarenin
antidemokratik geçici alıkoyma yetkisini onaylatmasının meşrulaştırıcı kılıfı
haline gelmektedir. Yargısal incelemenin esasa nüfuz edemediği böylesi dar
vakit aralıkları, örgütlenme hürriyetinin korunmasından ziyade devlet
otoritesinin tahkim edilmesine hizmet etmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 115'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) AY m.33/4.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 115. madde metnine dayanır.
Görüş: Geçici faaliyetten alıkoyma yetkisinin AİHM m. 11 orantılılık testine tabi tutulması; 'derhâl başvuru' yükümlülüğünün net bir süreye bağlanarak hâkim denetiminin etkinleştirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci kısmın "Vakıflar" bölümünde, "Faaliyetten geçici alıkoyma" kenar başlığıyla yer alan 115. madde, mülga 743 sayılı Kanun döneminde bulunmayan bütünüyle yeni bir düzenlemedir. Hükmün amacı (ratio legis) ülkemizde derneklerin idarenin çok yakın takibinde bulunmasından ve sıkı yasal denetimlerden kaçınmak isteyen kişi ve grupların vakıf şeklinde örgütlenmeye yönelmesi eğiliminin önünü almak; bu doğrultuda vakıfları da tıpkı dernekler gibi acil durumlarda (kamu düzeni ve güvenliği tehlikeye düştüğünde) hızlı bir idari tedbir ve zorunlu yargısal denetim mekanizmasına tabi kılmaktır. Yasa koyucu bu düzenlemeyle, sivil toplum faaliyetlerinin milli menfaatlere açık ve yakın bir tehdit oluşturduğu acil anlarda devlet refleksinin işlemesini amaçlamıştır.
İçişleri Bakanlığı'na tanınan bu geçici müdahale yetkisi, bütünüyle idari bir tedbir niteliğindedir ve nihai bir kapatma kararı sayılamaz. Vakfın faaliyetlerini sınırlandıran asıl güvence sistemi, idarenin verdiği bu geçici kararın mutlak surette mahkeme önüne taşınması ve hukuka uygunluğunun yargı erkince denetlenmesi şartına bağlanmıştır. Anayasa'nın 33. maddesiyle kurulan bu anayasal terazi, yürütme organının kamu düzenini koruma refleksi ile sivil toplum özerkliğine yönelik keyfi kapatmaları engelleyen yargısal koruma kalkanını birbiriyle bütünleştirerek demokratik hukuk devletinin gereklerine uyum sağlamayı hedeflemektedir.
2. Kavramlar
Geçici faaliyetten alıkoyma: Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi gibi gecikmesinde sakınca bulunan acil ve istisnai anayasal hallerde, henüz ortada verilmiş kesin bir mahkeme kararı bulunmaksızın İçişleri Bakanlığı tarafından bir vakfın tüm iş ve eylemlerinin anlık ve geçici olarak durdurulması yönündeki idari kolluk tedbiridir.
Anayasal şartlar: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 33. maddesinde örgütlenme özgürlüğüne yönelik müdahaleler için öngörülen; eylemin mutlak surette kamu düzeninin korunması, suçun önlenmesi veya milli güvenlik sınırları içinde kalmasını emreden maddi ve şekli (24 ve 48 saatlik mahkeme süreci) zorunluluklardır.
VGM görüşü: İçişleri Bakanlığının geçici faaliyetten alıkoyma yönündeki ağır idari tedbiri uygulamadan evvel, vakıfların yasal teftiş ve vesayet makamı olan Vakıflar Genel Müdürlüğüne durumu ihbar etmesi ve idari işleme dair kurumun yazılı mütalaasını (danışma mahiyetinde) alma mecburiyetidir.
Derhâl mahkemeye başvurma: İçişleri Bakanlığının, tek taraflı idari işlemiyle tesis ettiği geçici alıkoyma kararını, eylemi gerçekleştirdiği anayasal yirmi dört saatlik süre zarfında yetkili hâkimin onayına sunarak idari işlemi yargısal denetim altına sokma ve vesayet sınırını aşmama zorunluluğudur.
Hâkimin acilen karar verme yükümlülüğü: Yargı makamının ("gecikmeksizin" lafzıyla ifade edilen) Anayasa'daki amir hüküm uyarınca başvuru anından itibaren kırk sekiz saat içinde dosyayı inceleyerek idari tedbirin devamına veya derhal kaldırılmasına (hükümsüz bırakılmasına) karar vermesini gerektiren çok hızlı ihtiyati tedbir usulüdür.
3. Sistematik İlişkiler
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Yurt dışında faaliyet gösteren bir terör örgütüne finansman sağladığına dair kuvvetli şüpheler uyanan bir vakıf hakkında, İçişleri Bakanlığı suç işlenmesinin önlenmesi ve gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında vakfın faaliyetlerini geçici olarak durdurmuş ve derhâl mahkemeye başvurmuştur. Analiz: TMK m. 115 ve Anayasa m. 33/4 uyarınca İçişleri Bakanlığının, milli güvenlik ve suç işlenmesinin önlenmesi gibi meşru anayasal hallerde vakıflara yönelik idari kolluk yetkisi kullanarak geçici kapatma kararı alması hukuka uygundur. Ancak bu karar VGM'nin görüşü alınarak tesis edilmeli ve en geç 24 saat içinde yetkili hâkimin onayına sunulmalıdır. Hâkim, 48 saat içinde bu idari tedbiri inceleyerek onaylamazsa idari kapatma kararı kendiliğinden yürürlükten kalkacak ve vakıf faaliyetlerine dönecektir. Hâkimin idari tedbiri haklı bularak onaylaması halinde ise söz konusu vakıf, asıl dava (kapatma davası) sonuçlanana kadar hukuken fiil ehliyetini kaybederek eylemsiz kalacaktır.
Olay 2: İçişleri Bakanlığı, bir eğitim vakfının bazı broşürlerini kamu düzenine aykırı bularak faaliyetten alıkoyma kararı vermiş, ancak bu kararını vakfın kapatılması için yargı mercilerine (hâkim onayına) dört gün sonra sunmuştur. Analiz: Anayasa m. 33 ve TMK m. 115'in "derhâl" ve "belirlenen usullere uygun olarak" hükümleri, idari makamların keyfi eylemlerini sınırlamak için kesin hak düşürücü süreler içermektedir. Yasanın emrettiği yirmi dört saatlik süre içinde mahkemenin onayına sunulmayan idari alıkoyma kararı, hiçbir iptal kararına gerek kalmaksızın kırk sekiz saatin dolmasıyla Anayasa gereği kendiliğinden yürürlükten kalkar. İdarenin bu süre aşımına rağmen fiili olarak vakfın kapalı tutulmasını sürdürmesi açık bir haksız fiil ve görevistimalidir. Bu senaryoda vakıf yöneticileri, yargı kararına gerek duymaksızın faaliyetlerine kaldıkları yerden devam etme hakkına sahip olup, gecikmeden doğan zararlar için Bakanlığa rücu edebilirler.
6. Pratik Notlar
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 115 ile İçişleri Bakanlığına tanınan idari geçici alıkoyma yetkisi, Dural/Öğüz sistematiği uyarınca vakıf özerkliği ve sivil toplumun bağımsızlığı açısından son derece tehlikeli bir idari vesayet modeli ortaya çıkarmaktadır. Kanun gerekçesinde açıkça "derneklerin yakın idari takibinden kaçıp vakıf kuranların aynı düzene sokulması" saikiyle hareket edildiği belirtilmiştir. Bir özel hukuk tüzel kişisi olan vakfın, sadece yürütme erkinin (Bakanlığın) siyasi saiklere açık değerlendirmeleriyle kapısına kilit vurulması, sivil inisiyatiflerin hukuki güvenliğini ortadan kaldırmaktadır. Demokratik hukuk sistemlerinde, çok acil hallerde dahi sivil toplumun faaliyetlerini durdurma yetkisi bir bakanlık emriyle değil, münhasıran Cumhuriyet savcılarının acil talebiyle bağımsız yargı organları tarafından verilmelidir.
Özsunay'ın sivil toplum yapılarına dair tespitleri ve AİHM'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 11 içtihatları çerçevesinde; idari makamların sivil örgütlenmelere yönelik bu tür geçici ancak sarsıcı müdahaleleri, evrensel "orantılılık" (ölçülülük) ilkesine açıkça aykırıdır. Demokratik bir toplumda zorlayıcı bir sosyal ihtiyaç ve kamu düzenini bozan somut bir silahlı/şiddet eylemi bulunmadıkça bir vakfın faaliyetlerinin tamamen durdurulması, müdahale biçimlerinin en ağırı ve en son başvurulması gerekenidir (ultima ratio). Türkiye uygulamasında ise, yasadaki muğlak "kamu düzeni" kavramı çok geniş yorumlanmakta, idare bu "geçici" tedbirleri çoğunlukla muhalif sivil alanı susturmak için bir araç olarak kullanmakta ve bu alıkoymalar de facto (fiili) kalıcı kapatmalara dönüşmektedir. Bu durum sivil alanı idari bir tahakküm altında boğmaktadır.
Akyol'un hakkın kullanılması, usuli güvenceler ve yargısal denetim bağlamındaki analizlerine atıfla, Anayasa'daki ve maddedeki "derhâl başvurur" ile "hâkim gecikmeksizin karara bağlar" şeklindeki yasal kalkanlar pratikte etkisiz kalmaktadır. Hâkimlerin 48 saat gibi olağanüstü kısa bir süre içinde, idarenin ve istihbarat birimlerinin yığdığı binlerce sayfalık polis fezlekelerini veya mali iddiaları hakkıyla inceleyip, objektif bir vicdani kanaate ulaşmaları fiilen imkânsızdır. Sürenin bu denli sıkıştırılması, hâkim onayını salt şekli bir "idari işlemi mühürleme" (rubber-stamp) prosedürüne indirgemekte; bağımsız yargısal denetim illüzyonu yaratarak idarenin antidemokratik geçici alıkoyma yetkisini onaylatmasının meşrulaştırıcı kılıfı haline gelmektedir. Yargısal incelemenin esasa nüfuz edemediği böylesi dar vakit aralıkları, örgütlenme hürriyetinin korunmasından ziyade devlet otoritesinin tahkim edilmesine hizmet etmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 115. madde metnine dayanır.
Görüş: Geçici faaliyetten alıkoyma yetkisinin AİHM m. 11 orantılılık testine tabi tutulması; 'derhâl başvuru' yükümlülüğünün net bir süreye bağlanarak hâkim denetiminin etkinleştirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.