1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci
kısmın "Vakıflar" bölümünde, "Yönetimin, amacın ve malların değiştirilmesi" üst
başlığı altında "Yönetimin değiştirilmesi" kenar başlığıyla yer alan 112.
madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 85. maddesi sistematiği
çerçevesinde hukukumuza kazandırılmıştır , . Hükmün amacı (ratio legis)
mal topluluğu doğası gereği son derece statik olan ve kurucunun iradesiyle
dondurulan vakıf senedinin, zaman içinde vakfın işleyişini kilitleyecek veya
amacın gerçekleşmesini engelleyecek ciddi aksaklıklar üretmesi halinde,
yargısal bir müdahale ile esnetilmesini ve vakfın yaşatılmasını sağlamaktır , . Yasa koyucu, kurucu iradeye saygı ilkesi ile vakfın fiili hayatiyeti
arasındaki dengeyi korumak üzere yetkili mahkemeye bir nevi "kurumsal tedavi"
yetkisi bahşetmiştir.
Madde metni incelendiğinde, yargısal müdahalenin iki farklı hukuki düzlemde
kurgulandığı görülür. Birinci fıkra, vakfın kurumsal mimarisine yönelik
"örgütsel ve yapısal değişiklik" yetkisini düzenlerken; ikinci fıkra doğrudan
doğruya vakfı idare eden kişilere yönelik "yöneticileri görevden alma (azil)"
yetkisini içermektedir , . Her iki müdahale türü de sıradan veya keyfi
gerekçelerle değil, ancak objektif "haklı sebeplerin" varlığı şartına
bağlanarak, sivil toplum özerkliği ile kamu denetimi arasında hassas bir sınır
çizilmiştir.
2. Kavramlar
Haklı sebep: Vakfın işleyişini, yönetimini veya amacını tehlikeye düşüren,
mevcut durumun devamını katlanılmaz kılan ve mahkemenin müdahalesini zorunlu
kılan objektif vakıalardır , . Örneğin; organlar arası aşılmaz
kilitlenmeler, yöneticilerin hesap hilesi yapması, vakıf mallarının amaç dışı
harcanması veya basiretsiz yönetim gibi durumlar bu kapsamda değerlendirilir.
Yasa koyucu mülga kanundaki "kesin ihtiyaç" kriteri yerine "haklı sebep"
kavramını getirerek mahkemenin takdir alanını genişletmiştir ``.
Örgüt, yönetim ve işleyişi değiştirme yetkisi: Mahkemenin, vakıf senedinde
yer alan ve vakfı fiilen yönetilemez hale getiren karar nisaplarını, organ
yapılarını veya hiyerarşik işleyiş kurallarını iptal ederek veya revize ederek
vakfı yeniden işlevsel hale getirecek yapısal kararlar alabilmesidir , .
Başvuru meşruiyeti: TMK m. 112/1 uyarınca, vakfın yönetim organizasyonunun
değiştirilebilmesi için davanın (başvurunun) münhasıran vakfın kendi "yönetim
organı" veya devletin "denetim makamı" (Vakıflar Genel Müdürlüğü) tarafından
açılabilmesini ifade eder . Yasa, tek taraflı müdahaleyi önlemek adına, başvuruyu yapan makam dışındaki "diğerinin yazılı görüşünün alınmasını" emredici bir usul şartı olarak koşmuştur .
Yönetici görevden alma: Vakıflar Genel Müdürlüğünün (denetim makamının)
talebi üzerine, görevini kötüye kullanan, özen ve sadakat borcuna aykırı
davranan vakıf idarecilerinin yetkili Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından
görevlerine yargısal bir kararla son verilmesi işlemidir , . Bu işlem ancak
yöneticilerin savunma hakkını güvence altına alan bir "duruşma" yapılarak
gerçekleştirilebilir . (Madde metnindeki "...tüzükte gösterilen sebeplerle..." ibaresi Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir) , ``.
Yeni yönetici atama: Mahkemenin görevden aldığı yöneticilerin yerine, vakıf
senedinde (örneğin yedek üyelerin çağrılması veya mütevelli heyetinin yeni
seçim yapması gibi) başkaca bir hüküm ve mekanizma bulunmadığı takdirde, oluşan
organ boşluğunu doldurmak amacıyla bizzat hâkim tarafından yeni yöneticilerin
seçilmesidir ``.
3. Sistematik İlişkiler
- TMK m. 109 (Vakıf organları genel kuralı — mahkemenin değiştireceği veya
görevden alacağı yönetim organının yasal dayanağı) ``.
- TMK m. 111 (Denetim makamının yetkisi — VGM'nin görevden alma talebinin
dayandığı denetim bulgularının yasal temeli) ``.
- TMK m. 113-114 (Vakfın amacının ve mallarının değiştirilmesine ilişkin
paralel yargısal müdahale hükümleri) ``.
- TMK m. 116 (Sona erme — haklı sebepler aşılarak vakfın amacının
imkânsızlaşması veya yasak hale gelmesi durumunda feshin devreye girmesi) ``.
- 5737 sayılı Vakıflar Kanunu m. 42-46 (Vakıflar Genel Müdürlüğü
müfettişlerinin denetim prosedürleri ve görevden alma davasına zemin hazırlayan
idari süreçler).
- HMK m. 382 (Vakıf yöneticilerinin görevden alınması veya senet değişikliği
süreçlerinin çekişmesiz yargı işi niteliği ve usul boyutları) ``.
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Bir eğitim vakfında Vakıflar Genel Müdürlüğü (VGM) tarafından yapılan
olağan denetimde, vakıf yönetim kurulu başkanının vakfa ait taşınmazların kira
gelirlerini kendi şahsi ticari şirketinin hesaplarına usulsüz bir şekilde
aktardığı (zimmete geçirdiği) belgelenmiştir.
Analiz: TMK m. 112/2 uyarınca denetim makamı olan VGM, bu ağır ihlali tespit
ettikten sonra vakıf yöneticisinin görevden alınması için yerleşim yeri Asliye
Hukuk Mahkemesine başvurmakla yükümlüdür . Mahkeme, iddia edilen zimmet fiilini evrak üzerinden incelemekle yetinemez; yasanın emredici hükmü gereği mutlak surette "duruşma yaparak" yöneticinin savunmasını almalıdır .
Yöneticinin eylemi vakfa yönelik sadakat borcunun ağır ihlali ve net bir "haklı
sebep" teşkil ettiğinden, mahkeme bu kişiyi görevden alacak ve vakıf senedinde
yedek üye mekanizması yoksa yerine yeni bir yönetici atayacaktır . Yargıtay içtihatlarına göre bu davada husumet, hem görevden alınacak yöneticiye hem de vakıf tüzel kişiliğine birlikte yöneltilmelidir , ``.
Olay 2: Üç kişilik bir mütevelli heyeti tarafından yönetilen bir kültür
vakfında, vakıf senedinde "tüm kararların oybirliği ile alınacağı" kuralı yer
almaktadır. Üyelerden birinin diğerleriyle husumetli olması nedeniyle vakıf
yıllarca hiçbir karar alamaz ve kilitlenir hale gelmiştir.
Analiz: TMK m. 112/1 hükmü, vakfın işleyişini felç eden bu tür yapısal
sorunların çözümü için kurgulanmıştır. Vakfın yönetim organı (veya
kilitlenmeden rahatsız olan üyeler) "haklı sebebe" (vakfın fiilen yönetilemez
duruma gelmesine) dayanarak örgüt ve işleyişin değiştirilmesi için mahkemeye
başvurabilir . Mahkeme, denetim makamı olan VGM'nin de yazılı görüşünü aldıktan sonra, vakfın amacını gerçekleştirebilmesi için senetteki "oybirliği" kuralını "oy çokluğu" olarak değiştirerek vakfın işleyişini yeniden sağlıklı bir yapıya kavuşturabilir , ``.
6. Pratik Notlar
- "Haklı sebep" için hukuki eşik: Yöneticilerin her basit hatası veya gecikmesi
görevden alınma nedeni yapılamaz. Hâkim, yöneticilerin eylemini ayrı ayrı
takdir etmeli; olayın oluş biçimi, iyiniyet, ölçülülük ve eylem-yaptırım
dengesini mutlaka gözetmelidir
, .
- Duruşma zorunluluğunun işlevi: TMK m. 112/2'deki duruşma yapma zorunluluğu,
idarenin (VGM'nin) tek taraflı raporlarıyla sivil toplum idarecilerinin keyfi
olarak tasfiye edilmesini önleyen, adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkını
güvence altına alan bir yargısal kalkandır ``.
- Vakıf senedindeki özel hükümler: Mahkeme bir yöneticiyi görevden aldığında,
yerine kimin geçeceği konusunda öncelikle vakıf senedine bakmak zorundadır
(örneğin yedek listeden sıradaki kişinin çağrılması). Ancak senette hiçbir
hüküm yoksa hâkim bizzat atama yapabilir ``.
- Taraf teşkili (Mecburi dava arkadaşlığı): Görevden alma davaları, sadece azli
istenen yönetici aleyhine açılamaz. Karar vakfın bizzat kendi kurumsal yapısını
etkileyeceği için, Yargıtay uygulaması gereği davada vakıf tüzel kişiliği de
mecburi taraf olarak yer almalıdır
, .
- Görevden alınan yöneticinin durumu: Görevden alınan yönetici, bu işlem
haksızsa mahkeme kararına karşı istinaf/temyiz yoluna gidebilir. Ayrıca,
Danıştay kararıyla iptal edilen eski tüzük hükmü gereği, mahkemeler artık "bu
kişinin bir daha hiçbir vakıfta yönetici olmamasına" karar veremezler, yaptırım
sadece o dava konusu vakıfla sınırlıdır
, .
7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 112'de mahkemeye tanınan "örgütü, yönetimi ve işleyişi değiştirme"
yetkisi, Dural/Öğüz (Cilt II) ve Özsunay (Tüzel Kişiler) perspektifinden
incelendiğinde, özel hukuk tüzel kişisi olan vakfın özerkliği ile yargısal
vesayet arasında derin bir teorik gerilim yaratmaktadır. Vakıf, kurucusunun
iradesinin "yasalaştığı" ve vakfedilen malın o iradenin sınırları içinde
yönetildiği özel bir mülkiyet tahsisidir. Mahkemenin, çok geniş ve soyut bir
"haklı sebep" kavramına dayanarak vakfın kurumsal mimarisini (örneğin
organların yetki dağılımını veya karar alma süreçlerini) yeniden yazması,
hâkimin fiilen "ikinci bir kurucu" (founder) gibi hareket etmesi sonucunu
doğurmaktadır. Elbette vakfın yaşatılması esastır; ancak hâkimin müdahale
sınırlarının, kurucu iradenin ruhunu (animus) zedelemeyecek biçimde salt
"zaruretle" dar yorumlanması, özel hukuk otonomisinin bir gereğidir.
Akyol'un hakkın kullanılması ve idari vesayet konusundaki analizleri ışığında,
ikinci fıkrada Vakıflar Genel Müdürlüğüne (VGM) tanınan "yöneticileri görevden
alma davası açma" yetkisinin araçsallaştırılma riski son derece ciddidir.
Uygulamada, yürütme erkinin bir organı olan VGM'nin hazırladığı müfettiş
raporları, mahkemeler nezdinde adeta "kesin delil" veya "bağlayıcı talimat"
gibi algılanabilmektedir , . Eğer yargı, sivil toplum yöneticilerini
idarenin en ufak bir muhasebe noksanlığı veya usul hatası iddiasıyla (örneğin
bir evrakın geç gönderilmesi) derhal görevden alarak "denetim makamının onay
mercii" haline dönüşürse, Anayasa m. 33'te güvence altına alınan örgütlenme
özgürlüğünün özü zedelenir , . Bu nedenle hâkim, yöneticinin fiilinde vakfa
zarar verme kastı veya ağır ihmal olup olmadığını titizlikle (ölçülülük
ilkesiyle) incelemek zorundadır , .
Son olarak, vakfın iç yönetiminde doğan kilitlenmelerin veya organ
değişikliklerinin de lege ferenda (olması gereken hukuk) bağlamında doğrudan
devlet mahkemelerine taşınması çağdaş uyuşmazlık çözümü yöntemleriyle
örtüşmemektedir. Özellikle büyük aile vakıflarında veya devasa malvarlığına
sahip kurumsal vakıflarda, yönetim krizlerinin yıllarca süren, aleniyet ilkesi
gereği vakfın ticari ve sosyal itibarını kamuoyu önünde sarsan Asliye Hukuk
Mahkemesi duruşmalarında çözülmeye çalışılması vakfa telafisi imkansız zararlar
vermektedir. Bunun yerine, vakıf senedine eklenecek geçerli bir "tahkim
(arbitration) şartı" ile, yönetim organının değiştirilmesi veya işleyiş
ihtilaflarının uzman hukukçulardan oluşan kapalı ve hızlı özel kurullarda
(örneğin sivil toplum tahkim merkezlerinde) çözülebilmesinin önü açılmalı,
devlet yargısının yükü ve sivil alana idari müdahale baskısı azaltılmalıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
- Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 112'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 85.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 112. madde metnine dayanır.
Görüş: Mahkeme müdahalesi yetkisinin vakıf özerkliğiyle dengelenmesi için 'haklı sebep' eşiğinin katı uygulanması ve VGM başvurularının araçsallaştırılmasına karşı idari yargı denetiminin güçlendirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.
1. Sistematik
Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci kısmın "Vakıflar" bölümünde, "Yönetimin, amacın ve malların değiştirilmesi" üst başlığı altında "Yönetimin değiştirilmesi" kenar başlığıyla yer alan 112. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 85. maddesi sistematiği çerçevesinde hukukumuza kazandırılmıştır
,. Hükmün amacı (ratio legis) mal topluluğu doğası gereği son derece statik olan ve kurucunun iradesiyle dondurulan vakıf senedinin, zaman içinde vakfın işleyişini kilitleyecek veya amacın gerçekleşmesini engelleyecek ciddi aksaklıklar üretmesi halinde, yargısal bir müdahale ile esnetilmesini ve vakfın yaşatılmasını sağlamaktır,. Yasa koyucu, kurucu iradeye saygı ilkesi ile vakfın fiili hayatiyeti arasındaki dengeyi korumak üzere yetkili mahkemeye bir nevi "kurumsal tedavi" yetkisi bahşetmiştir.Madde metni incelendiğinde, yargısal müdahalenin iki farklı hukuki düzlemde kurgulandığı görülür. Birinci fıkra, vakfın kurumsal mimarisine yönelik "örgütsel ve yapısal değişiklik" yetkisini düzenlerken; ikinci fıkra doğrudan doğruya vakfı idare eden kişilere yönelik "yöneticileri görevden alma (azil)" yetkisini içermektedir
,. Her iki müdahale türü de sıradan veya keyfi gerekçelerle değil, ancak objektif "haklı sebeplerin" varlığı şartına bağlanarak, sivil toplum özerkliği ile kamu denetimi arasında hassas bir sınır çizilmiştir.2. Kavramlar
Haklı sebep: Vakfın işleyişini, yönetimini veya amacını tehlikeye düşüren, mevcut durumun devamını katlanılmaz kılan ve mahkemenin müdahalesini zorunlu kılan objektif vakıalardır
,. Örneğin; organlar arası aşılmaz kilitlenmeler, yöneticilerin hesap hilesi yapması, vakıf mallarının amaç dışı harcanması veya basiretsiz yönetim gibi durumlar bu kapsamda değerlendirilir. Yasa koyucu mülga kanundaki "kesin ihtiyaç" kriteri yerine "haklı sebep" kavramını getirerek mahkemenin takdir alanını genişletmiştir ``.Örgüt, yönetim ve işleyişi değiştirme yetkisi: Mahkemenin, vakıf senedinde yer alan ve vakfı fiilen yönetilemez hale getiren karar nisaplarını, organ yapılarını veya hiyerarşik işleyiş kurallarını iptal ederek veya revize ederek vakfı yeniden işlevsel hale getirecek yapısal kararlar alabilmesidir
,.Başvuru meşruiyeti: TMK m. 112/1 uyarınca, vakfın yönetim organizasyonunun değiştirilebilmesi için davanın (başvurunun) münhasıran vakfın kendi "yönetim organı" veya devletin "denetim makamı" (Vakıflar Genel Müdürlüğü) tarafından açılabilmesini ifade eder
. Yasa, tek taraflı müdahaleyi önlemek adına, başvuruyu yapan makam dışındaki "diğerinin yazılı görüşünün alınmasını" emredici bir usul şartı olarak koşmuştur.Yönetici görevden alma: Vakıflar Genel Müdürlüğünün (denetim makamının) talebi üzerine, görevini kötüye kullanan, özen ve sadakat borcuna aykırı davranan vakıf idarecilerinin yetkili Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görevlerine yargısal bir kararla son verilmesi işlemidir
,. Bu işlem ancak yöneticilerin savunma hakkını güvence altına alan bir "duruşma" yapılarak gerçekleştirilebilir. (Madde metnindeki "...tüzükte gösterilen sebeplerle..." ibaresi Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir), ``.Yeni yönetici atama: Mahkemenin görevden aldığı yöneticilerin yerine, vakıf senedinde (örneğin yedek üyelerin çağrılması veya mütevelli heyetinin yeni seçim yapması gibi) başkaca bir hüküm ve mekanizma bulunmadığı takdirde, oluşan organ boşluğunu doldurmak amacıyla bizzat hâkim tarafından yeni yöneticilerin seçilmesidir ``.
3. Sistematik İlişkiler
4. Yargıtay İçtihadı
"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Bir eğitim vakfında Vakıflar Genel Müdürlüğü (VGM) tarafından yapılan olağan denetimde, vakıf yönetim kurulu başkanının vakfa ait taşınmazların kira gelirlerini kendi şahsi ticari şirketinin hesaplarına usulsüz bir şekilde aktardığı (zimmete geçirdiği) belgelenmiştir. Analiz: TMK m. 112/2 uyarınca denetim makamı olan VGM, bu ağır ihlali tespit ettikten sonra vakıf yöneticisinin görevden alınması için yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesine başvurmakla yükümlüdür
. Mahkeme, iddia edilen zimmet fiilini evrak üzerinden incelemekle yetinemez; yasanın emredici hükmü gereği mutlak surette "duruşma yaparak" yöneticinin savunmasını almalıdır. Yöneticinin eylemi vakfa yönelik sadakat borcunun ağır ihlali ve net bir "haklı sebep" teşkil ettiğinden, mahkeme bu kişiyi görevden alacak ve vakıf senedinde yedek üye mekanizması yoksa yerine yeni bir yönetici atayacaktır. Yargıtay içtihatlarına göre bu davada husumet, hem görevden alınacak yöneticiye hem de vakıf tüzel kişiliğine birlikte yöneltilmelidir, ``.Olay 2: Üç kişilik bir mütevelli heyeti tarafından yönetilen bir kültür vakfında, vakıf senedinde "tüm kararların oybirliği ile alınacağı" kuralı yer almaktadır. Üyelerden birinin diğerleriyle husumetli olması nedeniyle vakıf yıllarca hiçbir karar alamaz ve kilitlenir hale gelmiştir. Analiz: TMK m. 112/1 hükmü, vakfın işleyişini felç eden bu tür yapısal sorunların çözümü için kurgulanmıştır. Vakfın yönetim organı (veya kilitlenmeden rahatsız olan üyeler) "haklı sebebe" (vakfın fiilen yönetilemez duruma gelmesine) dayanarak örgüt ve işleyişin değiştirilmesi için mahkemeye başvurabilir
. Mahkeme, denetim makamı olan VGM'nin de yazılı görüşünü aldıktan sonra, vakfın amacını gerçekleştirebilmesi için senetteki "oybirliği" kuralını "oy çokluğu" olarak değiştirerek vakfın işleyişini yeniden sağlıklı bir yapıya kavuşturabilir, ``.6. Pratik Notlar
,.,.,.7. Eleştirel Değerlendirme
TMK m. 112'de mahkemeye tanınan "örgütü, yönetimi ve işleyişi değiştirme" yetkisi, Dural/Öğüz (Cilt II) ve Özsunay (Tüzel Kişiler) perspektifinden incelendiğinde, özel hukuk tüzel kişisi olan vakfın özerkliği ile yargısal vesayet arasında derin bir teorik gerilim yaratmaktadır. Vakıf, kurucusunun iradesinin "yasalaştığı" ve vakfedilen malın o iradenin sınırları içinde yönetildiği özel bir mülkiyet tahsisidir. Mahkemenin, çok geniş ve soyut bir "haklı sebep" kavramına dayanarak vakfın kurumsal mimarisini (örneğin organların yetki dağılımını veya karar alma süreçlerini) yeniden yazması, hâkimin fiilen "ikinci bir kurucu" (founder) gibi hareket etmesi sonucunu doğurmaktadır. Elbette vakfın yaşatılması esastır; ancak hâkimin müdahale sınırlarının, kurucu iradenin ruhunu (animus) zedelemeyecek biçimde salt "zaruretle" dar yorumlanması, özel hukuk otonomisinin bir gereğidir.
Akyol'un hakkın kullanılması ve idari vesayet konusundaki analizleri ışığında, ikinci fıkrada Vakıflar Genel Müdürlüğüne (VGM) tanınan "yöneticileri görevden alma davası açma" yetkisinin araçsallaştırılma riski son derece ciddidir. Uygulamada, yürütme erkinin bir organı olan VGM'nin hazırladığı müfettiş raporları, mahkemeler nezdinde adeta "kesin delil" veya "bağlayıcı talimat" gibi algılanabilmektedir
,. Eğer yargı, sivil toplum yöneticilerini idarenin en ufak bir muhasebe noksanlığı veya usul hatası iddiasıyla (örneğin bir evrakın geç gönderilmesi) derhal görevden alarak "denetim makamının onay mercii" haline dönüşürse, Anayasa m. 33'te güvence altına alınan örgütlenme özgürlüğünün özü zedelenir,. Bu nedenle hâkim, yöneticinin fiilinde vakfa zarar verme kastı veya ağır ihmal olup olmadığını titizlikle (ölçülülük ilkesiyle) incelemek zorundadır,.Son olarak, vakfın iç yönetiminde doğan kilitlenmelerin veya organ değişikliklerinin de lege ferenda (olması gereken hukuk) bağlamında doğrudan devlet mahkemelerine taşınması çağdaş uyuşmazlık çözümü yöntemleriyle örtüşmemektedir. Özellikle büyük aile vakıflarında veya devasa malvarlığına sahip kurumsal vakıflarda, yönetim krizlerinin yıllarca süren, aleniyet ilkesi gereği vakfın ticari ve sosyal itibarını kamuoyu önünde sarsan Asliye Hukuk Mahkemesi duruşmalarında çözülmeye çalışılması vakfa telafisi imkansız zararlar vermektedir. Bunun yerine, vakıf senedine eklenecek geçerli bir "tahkim (arbitration) şartı" ile, yönetim organının değiştirilmesi veya işleyiş ihtilaflarının uzman hukukçulardan oluşan kapalı ve hızlı özel kurullarda (örneğin sivil toplum tahkim merkezlerinde) çözülebilmesinin önü açılmalı, devlet yargısının yükü ve sivil alana idari müdahale baskısı azaltılmalıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 112. madde metnine dayanır.
Görüş: Mahkeme müdahalesi yetkisinin vakıf özerkliğiyle dengelenmesi için 'haklı sebep' eşiğinin katı uygulanması ve VGM başvurularının araçsallaştırılmasına karşı idari yargı denetiminin güçlendirilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.