RESMİ METİN

II. Noksanlıklar


Madde 107 - Vakıf senedinde vakfın amacı ile bu amaca özgülenen mal ve haklar yeterince belirlenmiş ise, diğer noksanlıklar vakfın tüzel ki şilik kaza nması için yapılan başvurunun reddini gerektirmez. Bu tür noksanlıklar, tescil kararı verilmeden önce mahkemece tamamlattırılabileceği gibi; kuruluştan sonra da denetim makamının başvurusu üzerine, olanak varsa vakfedenin görüşü alınarak vakfın y erleş im ye ri mahkemesince tamamlattırılır. Tescili istenen vakfa ölüme bağlı tasarrufla özgülenen mal ve haklar amacın gerçekleşmesine yeterli değilse; vakfeden aksine bir irade açıklamasında bulunmuş olmadıkça bu mal ve haklar, denetim makamının görüşü al ınara k hâk im tarafından benzer amaçlı bir vakfa özgülenir.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Sistematik

Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" kısmının "Vakıflar" bölümünde, "Vakıf senedi" üst başlığı altında "Noksanlıklar" kenar başlığıyla yer alan 107. madde, vakıf kuruluş senedindeki eksikliklerin hukuki akıbetini düzenlemektedir . Bu hükmün amacı (*ratio legis*) vakıf kurma iradesini şekli noksanlıklar sebebiyle geçersiz kılmamak (favor negotii ilkesi) ve eğer vakfın temel kurucu unsurları olan "amaç" ve "malvarlığı" yeterince belirlenmişse, diğer teknik ve tali eksikliklerin vakfın tüzel kişilik kazanmasına engel olmasını önlemektir . Yasa koyucu bu maddeyle, katı şekilciliği yumuşatarak hayırseverlik iradesini ayakta tutmayı ve sivil toplumun gelişimini desteklemeyi hedeflemiştir.

Madde sistematiğinde yasa koyucu noksanlıkları iki ana kategoriye ayırmıştır. Birinci grupta, vakfın varlık sebebi olan "amaç" ile bu amaca tahsis edilen "mal ve hakların" noksanlığı yer alır ki bu eksiklikler esasa ilişkindir ve vakfın tescilini (kuruluşunu) doğrudan engeller . İkinci grupta ise, vakıf senedinde yer alması gereken yerleşim yeri, örgütlenme veya yönetim şekli gibi diğer noksanlıklar bulunur; bu tür eksiklikler giderilebilir niteliktedir ve başvurunun reddi için tek başına gerekçe oluşturmazlar .

2. Kavramlar

Giderilebilir noksanlık: Vakıf senedinde yer alan vakfın amacı ile bu amaca özgülenen mal ve hakların yeterli açıklıkta belirlenmiş olması kaydıyla, senedin diğer zorunlu unsurlarında (örneğin vakfın adı, yönetim organları veya yerleşim yeri) mevcut olan ve tescili engellemeyip sonradan tamamlanabilen usuli eksikliklerdir , .

Mahkemece tamamlattırma yetkisi: Giderilebilir nitelikteki noksanlıkların tespit edilmesi halinde, vakfın tesciline karar verecek olan yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesinin, tescil kararı vermeden önce başvuru sahibine eksiklikleri gidermesi için süre vermesi ve senetteki bu noksanlıkları usulüne uygun şekilde tamamlattırması işlemidir ``.

Denetim makamının rolü: Vakfın kuruluşundan ve tüzel kişilik kazanmasından sonra senedin usuli bir eksiklik (noksanlık) barındırdığının fark edilmesi durumunda, vakıfların teftişinden sorumlu olan Vakıflar Genel Müdürlüğünün mahkemeye başvurarak bu noksanlıkların giderilmesini (tamamlattırılmasını) talep etme yönündeki aktif yasal yetkisidir , .

Vakfedenin görüşü: Gerek tescil öncesinde gerekse kuruluştan sonra tespit edilen noksanlıklar mahkemece tamamlattırılırken, vakfı kuran asıl iradeye saygı gereği "olanak varsa" (örneğin kurucu hayattaysa veya ulaşılabiliyorsa) bizzat vakfedene danışılması ve onun görüşü çerçevesinde senedin tamamlanması zorunluluğudur , .

Yetersiz malvarlığının başka vakfa devri: Ölüme bağlı tasarrufla (vasiyetname vb.) kurulmak istenen bir vakfa özgülenen mal ve hakların, vakfın amacını gerçekleştirmeye yetecek büyüklükte olmaması halinde; vakfedenin aksine bir beyanı yoksa, mahkeme tarafından denetim makamının görüşü alınarak söz konusu malvarlığının benzer amaçlı mevcut bir vakfa tahsis edilmesidir , .

3. Sistematik İlişkiler

  • TMK m. 101 (Vakfın tanımı ve kurucu unsurları olan "belirli, sürekli amaç" ile "yeterli mal" özgülenmesi kuralının m. 107'nin sınırlarını çizmesi).
  • TMK m. 102-106 (Vakfın kuruluş şekli ve vakıf senedinde bulunması gereken zorunlu unsurlar ile bu unsurlardaki noksanlıkların m. 107 kapsamında değerlendirilmesi) , .
  • TMK m. 113 (Vakfın amacının sonradan değiştirilmesi mekanizması ile baştaki amacın yetersiz malvarlığı nedeniyle başka vakfa devri arasındaki hukuki bağlantı).
  • TMK m. 116 (Amacın gerçekleşmesi olanaksız hâle geldiğinde vakfın sona ermesi kuralı ile başlangıçtaki olanaksızlığın m. 107/3'te düzenlenmesi) ``.
  • 5737 sayılı Vakıflar Kanunu m. 10 (Vakıflar Genel Müdürlüğünün denetim makamı sıfatıyla oynadığı rol ve mahkemeye başvuru yetkisi).

4. Yargıtay İçtihadı

Sunulan kaynaklarda Türk Medeni Kanunu'nun 107. maddesinin doğrudan uygulamasına veya noksanlıkların tamamlattırılmasına ilişkin spesifik bir Yargıtay kararı bulunmamaktadır. Ancak genel ilkeler gereği mahkemelerin vakıf senedindeki eksikliklerde doğrudan davanın reddi yerine tamamlattırma yoluna gitmesi esastır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Bir iş insanı, kimsesiz çocukların eğitimi için kendi sağlığında bir vakıf kurmak üzere noterde resmi senet düzenlemiş, ancak senede vakfın yönetim kurulunun nasıl teşekkül edeceğini ve yerleşim yerini yazmayı unutmuştur. TMK m. 107 uyarınca, senedin kurucu unsurları olan "amaç" ve "özgülenen mal" yeterince belirlenmiş olduğundan, yönetim organı ve yerleşim yeri eksiklikleri tescil talebinin doğrudan reddini gerektirmez . Asliye Hukuk Mahkemesi, bu tür giderilebilir noksanlıkları tespit ettiğinde tescil kararı vermeden önce vakfedene bu eksiklikleri tamamlaması için imkân tanıyacaktır . Eğer vakıf sehven bu noksanlıklarla tescil edilmiş olursa, daha sonra denetim makamı olan Vakıflar Genel Müdürlüğünün başvurusuyla ve kurucunun görüşü alınarak mahkemece yine tamamlattırma yoluna gidilecektir ``.

Olay 2: Bir kişi vasiyetnamesinde, belirli bir hastalığın tedavisi için devasa bir hastane kurmak amacıyla kendi adına bir vakıf kurulmasını istemiş ve bu iş için bankadaki 50.000 TL parasını özgülemiştir. Vasiyetçi öldükten sonra tescil için mahkemeye başvurulduğunda, özgülenen 50.000 TL'nin bir hastane kurma amacını gerçekleştirmeye kesinlikle yeterli olmadığı anlaşılmıştır . TMK m. 107'nin son fıkrası gereğince, ölüme bağlı tasarrufla kurulan bu vakıfta malvarlığı yetersiz olduğundan ve vasiyetçi "param yetmezse vakıf kurulmasın, mirasçılarıma kalsın" gibi aksine bir irade açıklaması yapmadığından, mahkeme denetim makamının görüşünü alarak bu 50.000 TL'yi söz konusu hastalıkla mücadele eden benzer amaçlı başka bir mevcut vakfa özgüleyecektir , . Eğer bu kişi vakfı kendi sağlığında kurmak isteseydi ve para yetersiz kalsaydı, mallar benzer vakfa devredilmeyecek, doğrudan kendi malvarlığında kalmaya devam edecekti .

6. Pratik Notlar

  • Amaç ve mal yeterliliğinin zorunluluğu: Vakıf senedindeki noksanlığın mahkemece tamamlattırılabilmesi (giderilebilmesi) için senedin amacının çok net belirlenmiş olması ve tahsis edilen malın bu amaca yetecek seviyede olduğunun başlangıçta tespit edilmesi ön koşuldur ``.
  • Tamamlatma usulünün aşamaları: Noksanlıkların tescil kararından önce tespit edilmesi halinde mahkeme bunu başvuran kişiye (kurucuya) tamamlattırırken; vakıf kurulduktan (tescilden) sonraki noksanlıkları ise ancak denetim makamının talebiyle ve vakfedenin görüşünü almak suretiyle düzeltebilir ``.
  • Vakfedenin "aksine irade açıklaması": Ölüme bağlı tasarruflarda kurucunun tahsis ettiği mal yetersiz kalırsa bunun başka vakfa devredilmemesi için, kurucunun vasiyetnamesine "mal yetersiz kalırsa vakıf kurulmasın, mallar mirasçılarıma intikal etsin" şeklinde açık bir şerh (aksine irade) düşmesi gerekir , .
  • Sağlararası işlem ile ölüme bağlı işlemin farkı: TMK m. 107'deki "yetersiz malın benzer amaçlı vakfa özgülenmesi" kuralı sadece ölüme bağlı tasarruflar (vasiyetname) için geçerlidir; vakfeden hayattayken malı yetersiz kalırsa mahkeme bu malı zorla başka vakfa devredemez, tescili reddeder ve mal kurucuda kalır ``.
  • Görüş alınmasının fiili imkânı: Kanundaki "olanak varsa vakfedenin görüşü alınarak" ifadesi, vakfedenin vefat etmiş, gaip olmuş veya kendisine ulaşılamayacak bir adrese taşınmış olabileceği ihtimallerini gözeterek konulmuştur; kurucuya ulaşılamaması tamamlattırma işlemini durdurmaz , .

7. Eleştirel Değerlendirme

TMK m. 107'de yer alan "giderilebilir noksanlıkların başvurunun reddini gerektirmemesi" ilkesi, Dural/Öğüz ve Özsunay doktrinlerinde de kabul gördüğü üzere, favor negotii (işlemin ayakta tutulması) ilkesinin dernekler ve vakıflar hukukundaki en pozitif yansımalarından biridir. Yasa koyucu, bireylerin kendi mülkiyetlerindeki varlıkları kamu yararına veya ideal bir amaca tahsis etme yönündeki asil iradelerini, basit şekil kurallarına feda etmemiştir. Senedin düzenlenmesi sırasındaki noter veya avukat hataları yüzünden (örneğin yerleşim yerinin veya denetim kurulunun yazılmasının unutulması) devasa bir hayır kurumunun doğmadan boğulması engellenmiş, yargıca bir "eksiklikleri tedavi etme" görevi yüklenmiştir. Bu esneklik, sivil toplum teşebbüslerini ağır bürokratik vesayet ve şekilcilikten kurtaran, vakıf kurumunun felsefesine son derece uygun çağdaş bir hukuki yaklaşımdır.

Ancak, maddenin son fıkrasında ölüme bağlı vakıflar için öngörülen "yetersiz malvarlığının benzer amaçlı bir vakfa özgülenmesi" kuralı (cy-près doktrini) uygulamada ciddi sınır ve öngörülebilirlik sorunları yaratmaktadır. Kanun koyucu "benzer amaçlı vakıf" kriterini tamamen denetim makamının (VGM) sübjektif görüşüne ve hâkimin takdir yetkisine terk etmiştir. Bu durum, vasiyetçinin tahsis ettiği malvarlığının, ölümünden sonra sırf "amacı benzer" olduğu gerekçesiyle vasiyetçinin dünya görüşüne, felsefesine veya siyasi eğilimine taban tabana zıt bambaşka bir sivil toplum örgütünün veya vakfın kasasına devredilmesi tehlikesini barındırmaktadır. "Benzerlik" kavramının nesnel sınırlarının çizilmemiş olması, mülkiyetin kamu gücü eliyle kurucunun örtülü rızası hilafına el değiştirmesi riskini doğurmaktadır.

Öte yandan, Akyol'un hakkın kullanılması prensipleri perspektifinden bakıldığında; ölüme bağlı tasarruflarda kurucunun iradesinin ölümünden sonra "varsayımsal" olarak yorumlanması hukuken sorunludur. Yasa koyucu TMK m. 107/3'te, vasiyetçinin "aksine bir irade açıklaması yoksa" malın benzer vakfa gideceği karinesini kabul etmiştir ``. Oysa bir kişi vasiyetinde kendi ismini taşıyacak spesifik bir vakfın kurulmasını istemişse, bu kişinin birincil gayesi sadece "hayır yapmak" değil, aynı zamanda "adını yaşatmak" veya "kendi kontrolünde bir yapı bırakmak" olabilir. Malvarlığının yetersiz olduğu gerekçesiyle vasiyet edilen değerlerin devlet eliyle mevcut (ve belki de devasa) başka bir vakfın bütçesine eritilmesi, kurucunun şahsi mirasını silikleştirir. De lege ferenda (olması gereken hukuk) bağlamında, malın başka kuruma aktarılması genel ve yasal bir karine (kural) olmak yerine; hâkimin, vasiyetçinin gerçek ve muhtemel iradesini detaylıca araştırdıktan sonra başvurabileceği istisnai (tali) bir yol olarak düzenlenmelidir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
  • Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 107'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 84.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 107. madde metnine dayanır.

Görüş: Noksanlıkların giderilebilirliğinin vakıflaşmayı kolaylaştırması olumlu; benzer amaçlı vakfa devirde 'benzerlik' ölçütünün nesnel kriterlerle somutlaştırılması ve vakfedenin iradesinin ölümünden sonra yorum güçlükleri için vasiyet yorumu ilkelerinin analoji yoluyla uygulanması gerektiği görüşü benimsenmiştir.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.