Önceki Bölüm
RESMİ METİN

**III. Temyiz ve iptal Madde 10 3

  • Ma hkemenin verdiği karar, tebliğ tarihinden başlayarak bir ay içinde, başvuran veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilebilir. Vakıflar Genel Müd ürlüğü veya ilgili ler, vakfın kurulmasını engelleyen sebeplerin varlığı hâlinde iptal davası aç abili rler. IV. Tescil ve ilân**

Madde 104 - Tesciline karar verilen vakıf, vakfın yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil edilir; ayrıca Vakıflar Ge nel Müdürlüğünde tutulan merkezî sicile kaydolunur. Tescil kararı, başka bir mahkemece verilmiş ise, ilgili belgelerle birlikte tescil için vakfın yerleşim yeri mahkemesine gönderilir. Yerleşim yeri mahkemesinin yapacağı bildirim üzerine Vakıflar Genel Mü dürlüğünce merkezî sicile kaydolunan vakıf Resmî Gazete ile ilân olunu r. Tescil ve ilân Cumhurb aşkan ınca çıkarılan yönetmelik hükümlerine göre yapılır. 12 V. Mal ve hakların kazanılması ve sorumluluk


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Sistematik

Türk Medeni Kanunu'nun Kişiler Hukuku kitabında "Tüzel Kişiler" başlıklı ikinci kısmın "Vakıflar" bölümünde, "Tescil ve ilân" alt başlığıyla yer alan 104. madde, mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nun (ZGB) 81. maddesi sistematiği çerçevesinde hukukumuza aktarılmıştır. Hükmün amacı (ratio legis) mahkeme kararıyla hukuki doğumu gerçekleşen vakfın, mal topluluğu niteliğinden kaynaklanan kamusal önemine binaen iki kademeli ve sıkı bir sicil rejimine (yerel mahkeme sicili ve Vakıflar Genel Müdürlüğü merkezi sicili) tabi tutularak hukuki güvenliğin sağlanmasıdır. Yasa koyucu, vakfa tahsis edilen ciddi ekonomik değerlerin şeffaflığını ve idari denetimini güvence altına almak için bu kurumsal kayıt zincirini zorunlu kılmıştır.

Derneklerin kuruluş sistematiği ile vakıfların tescil usulü arasındaki en belirgin zıtlık bu aşamada, yani ilanın niteliğinde ve sicilin türünde ortaya çıkmaktadır. Dernekler basit bir idari bildirimle tüzel kişilik kazanıp yerel bir bültende veya internet portalında faaliyetlerini duyurabilirken; vakıflar mutlak surette mahkeme kararına, çift sicile ve devletin en üst düzey resmi duyuru organı olan Resmî Gazete ilanına muhtaçtır. Bu ağır usul, kamu denetiminin vakıflar üzerindeki vesayet ağırlığını ve malvarlığının dokunulmazlığını vurgulayan temel bir sistematik farklılıktır.

2. Kavramlar

Yerleşim yeri mahkemesi sicili: Vakfın idare merkezinin bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesi nezdinde tutulan ve vakfın tüzel kişilik kazanması sonucunu doğuran inşai (kurucu) nitelikteki temel adli kayıt kütüğüdür.

VGM merkezi sicil: Yerel mahkemedeki tescilin ardından, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Ankara'da tutulan ve tüm Türkiye'deki vakıfların tek bir havuzda toplandığı, tüzel kişiliğin doğumu açısından kurucu değil yalnızca açıklayıcı (bildirici) nitelikte olan ulusal idari sicildir.

Çift sicil sistemi: Vakıfların hukuken doğabilmesi ve faaliyetlerine başlayabilmesi için hem adli mercilerde (yerel mahkeme) hem de idari mercilerde (VGM) ardışık olarak kayıt altına alınmasını şart koşan çifte güvenceli normatif denetim mekanizmasıdır.

Resmi Gazete ilanı: Vakfın yerel mahkemede tescil edilip merkezi sicile kaydedilmesinin akabinde, Vakıflar Genel Müdürlüğünün inisiyatifiyle devletin resmi bülteninde yayımlanarak vakfın kuruluşunun tüm üçüncü kişilere ve kamuoyuna resmen duyurulduğu aleniyet işlemidir.

Yönetmelikle düzenleme: Tescil ve ilan süreçlerinin teknik detaylarının, bürokratik işleyişinin ve usul kurallarının, TMK m. 104'ün son fıkrasındaki atıf gereğince Cumhurbaşkanınca çıkarılan özel bir yönetmelikle (önceden tüzükle) belirlenmesi esasıdır.

3. Sistematik İlişkiler

  • TMK m. 102 (Vakıf kurma iradesinin resmi senet veya ölüme bağlı tasarrufla açıklanması ve tescile giden sürecin başlaması).
  • TMK m. 103 (Mahkemenin verdiği tescil veya ret kararına karşı bir aylık temyiz süreci ve bu sürecin m. 104'teki kesinleşmiş tescile zemin hazırlaması).
  • 5737 sayılı Vakıflar Kanunu m. 4-9 (Vakıflar Genel Müdürlüğünün merkezi sicil tutma yükümlülüğü ve vakıfların tescil, ilan usullerini tamamlayan özel kanun kuralları).
  • Vakıflar Yönetmeliği (Mahkeme sicilinden merkezi sicile geçişteki yazışma ve evrak usullerini belirleyen alt mevzuat).
  • TMK m. 7 (Resmi sicil ve senetlerin, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturması kuralı bağlamında vakıf sicilinin ispat gücü).
  • HMK m. 382 (Vakıf tescili davalarının çekişmesiz yargı işi olup olmadığına dair doktriner tartışmalar ve mahkemenin usuli çerçevesi).

4. Yargıtay İçtihadı

"scraper'dan karar yok, ileride güncelle"

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Vasiyetname yoluyla yüklü bir malvarlığı tahsis edilerek kurulmak istenen bir eğitim vakfı için sulh hukuk hâkiminin bildirimi üzerine tescil davası açılmış, ancak mirasçılar vasiyetnamenin ehliyetsizlik nedeniyle iptali için itirazda bulunmuşlardır. Türk Medeni Kanunu m. 104 uyarınca vakfın tüzel kişilik kazanması münhasıran yerleşim yeri mahkemesi nezdindeki sicile tescili ile mümkündür. Mirasçıların itirazı ve bekletici mesele yapılan iptal davası sonuçlanmadan, yerel mahkemenin tescil kararı vermesi ve vakfı yerel sicile kaydetmesi hukuken imkânsızdır. Bu askı süresince vakıf fiilen var olamayacağı için, Vakıflar Genel Müdürlüğündeki merkezi sicile kayıt yapılması ve Resmî Gazete ilanı da zorunlu olarak durdurulur. Hukuki şahsiyetin doğumu bütünüyle mahkemenin uyuşmazlığı çözüp tescili tamamlamasına bağlıdır.

Olay 2: Kurucuları İstanbul'da bulunan bir grup iş insanı, merkez yerleşim yeri İzmir olacak şekilde bir vakıf kurmak istemiş, ancak kolaylık olması açısından vakfın tescil davasını İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinde açarak kabul kararı almışlardır. TMK m. 104'ün ikinci fıkrası bu tür yetki/karar farklılıklarını açıkça düzenlemiştir. Tescil kararı vakfın yerleşim yerinden (İzmir'den) başka bir mahkemece (İstanbul) verilmiş olsa dahi, vakıf İstanbul mahkemesinin siciline kaydedilemez. İstanbul mahkemesi, verdiği tescil kararını ve tüm belgeleri derhal vakfın gerçek yerleşim yeri olan İzmir mahkemesine göndermekle mükelleftir. Tüzel kişiliğin doğumu ancak bu kararın İzmir mahkemesi siciline tesciliyle gerçekleşecek ve merkezi sicil ile ilan süreçleri İzmir mahkemesinin bildirimiyle başlayacaktır.

6. Pratik Notlar

  • Çift sicil sisteminin pratik anlamı: Mahkeme nezdinde tutulan yerel sicil vakfı hukuk dünyasına doğuran kurucu bir işlem iken; Ankara'daki VGM merkezi sicili sadece devletin sivil toplum istatistiklerini tutmasını sağlayan açıklayıcı bir kayıt mekanizmasıdır.
  • Resmi Gazete ilanının yürürlük tarihine etkisi: Vakfın üçüncü kişilere karşı resmen varlığını duyuran Resmi Gazete ilanı, tüzel kişiliğin doğumu için şart değildir; vakıf, mahkeme siciline tescil edildiği saniye tüzel kişiliğini halihazırda kazanmış olur.
  • Tescil öncesi ve sonrası mal güvencesi farkı: Mahkeme siciline tescil işleminden önce vakfa özgülenen mallar kurucunun mülkiyetindeyken, TMK m. 104 uyarınca tescil tamamlandığı an malların mülkiyeti doğrudan doğruya yeni doğan vakıf tüzel kişiliğine geçer ve tapuya bildirilir.
  • Merkezi sicilin kamuya açıklığı ve sorgulama imkânı: VGM merkezi sicili, kamuoyunun ve bağışçıların hangi vakfın yasal olarak var olduğunu şeffaf bir biçimde sorgulayabilmesine olanak tanıyarak dolandırıcılıkları önleyici bir fonksiyon icra eder.
  • Vakıf isim koruması (tescil + VGM sicili): Mahkeme sicilinden sonra VGM merkezi siciline işlenen bir vakfın unvanı, Türkiye çapında koruma elde eder ve başka bir ilde aynı isimle yeni bir vakfın kurulmasının önüne geçilmiş olur.

7. Eleştirel Değerlendirme

TMK m. 104'te öngörülen çift sicil (yerel mahkeme sicili ve VGM merkezi sicili) sistemi, Dural/Öğüz ve Özsunay (Tüzel Kişiler) gibi doktriner kaynakların ışığında incelendiğinde ciddi bir bürokratik hantallık ve verimsizlik yaratmaktadır. Bir özel hukuk tüzel kişisi olan vakfın, önce adli bir makamın (mahkemenin) yerel siciline kaydedilmesi, ardından bu mahkemenin fiziki evrakları idari bir makama (Vakıflar Genel Müdürlüğüne) göndererek orada ikinci bir kütüğe (merkezi sicile) işletmesi çağdaş hukuk ekonomisine aykırıdır. Ticaret şirketlerinin tek bir merkezi dijital sistem (MERSİS) üzerinden anında tescil edilip ilan edildiği bir dönemde, vakıflar için adli ve idari kütüklerin ayrıştırılması sadece zaman kaybına ve evrak kalabalığına yol açmaktadır. De lege ferenda (olması gereken hukuk) olarak, yerel mahkeme sicili uygulamasının kaldırılarak mahkeme kararının doğrudan ve anlık olarak merkezi dijital vakıf siciline işlenmesi suretiyle sistemin tekilleştirilmesi gereklidir.

İkinci olarak, Akyol'un hakkın kullanılması ve şeffaflık ilkelerine yönelik tespitleri çerçevesinde, vakfın kuruluşunun "Resmî Gazete ile ilân" edilmesi kuralı, modern sivil toplumun iletişim ihtiyaçlarını karşılamaktan son derece uzaktır. Resmî Gazete, doğası gereği bürokratik, takibi zor ve sıradan vatandaşın günlük hayatta erişmediği bir devlet bültenidir. Sivil toplum kuruluşlarının amacının halka ulaşmak, şeffaf bağış toplamak ve gönüllü çekmek olduğu düşünüldüğünde; ilanın salt kâğıt basımı veya PDF formatındaki Resmî Gazete'de yayımlanması sadece şekli bir "kanunu yerine getirme" ritüelinden ibarettir. Vakıfların kuruluş, amaç ve organ bilgilerinin herkesin ücretsiz arama motorlarıyla kolayca tarayabileceği, interaktif ve özel bir "Sivil Toplum İlan Portalı" (örneğin DERBİS benzeri halka açık bir arayüz) üzerinden çevrimiçi olarak duyurulması, aleniyet ilkesine çok daha fazla hizmet edecektir.

Son olarak, tescil ve ilan mekanizmasındaki ağırlık merkezinin Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün (VGM) tekelinde bulunması, vakıf kurumunun bir özel hukuk tüzel kişisi olma niteliğiyle dogmatik bir çelişki içindedir. Yasa metninde yerleşim yeri mahkemesinin sadece "bildirim" yapan pasif bir aktöre dönüştürülmesi ve sicilin merkezi ilanının bütünüyle bir idari vesayet organına (VGM'ye) terk edilmesi, vakıfları "devletin uzantısı olan yarı-kamusal kurumlar" gibi konumlandırmaktadır. Kamu denetimi elbette zaruridir; ancak bir sivil toplum inisiyatifinin varlık ilanı ve sicil işlemleri üzerinde yürütme erkinin (idarenin) bu derece belirleyici ve koordinatör rol oynaması, örgütlenme özgürlüğünün özel hukuk boyutu ile idari vesayet dengesini devlet lehine orantısız biçimde bozmaktadır. Vakıfların da dernekler gibi bağımsız ve sivil karaktere daha uygun, özerk sicil ve ilan odalarına kavuşturulması demokratik toplum düzeninin bir gereğidir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt I — Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri; Mustafa Dural / Tufan Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt II — Kişiler Hukuku; Şener Akyol, Medeni Hukuk — Şahsın Hukuku; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar; Turgut Akıntürk / Derya Ateş Karaman, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku; Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
  • Yargı kararları: Türk Medeni Kanunu m. 104'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Medeni Kanunu (Schweizerisches Zivilgesetzbuch — ZGB) Art. 81.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren 104. madde metnine dayanır.

Görüş: Çift sicil sisteminin tek merkezi VGM siciliyle basitleştirilerek maliyetin azaltılması; Resmi Gazete ilanının dijital e-Devlet kanallarıyla desteklenmesi; VGM'nin tescil rolündeki kamu denetimi ile vakıf özerkliğinin dengelenmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.