1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak hazırlanan, 26/9/2004 tarihinde
kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765 sayılı Kanun'u
yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 99. maddesi, Kişilere
Karşı Suçlar kısmının "Çocuk Düşürtme, Düşürme veya Kısırlaştırma" bölümünde
yer almaktadır. Bu madde, ana rahmindeki ceninin (fetüsün) yaşama ve gelişme
hakkı ile hamile kadının bedeni üzerindeki kendi kaderini tayin hakkı (vücut
bütünlüğü) arasındaki hassas dengeyi düzenlemektedir. Kanun koyucu, 2827 sayılı
Nüfus Planlaması Hakkında Kanun'daki yasal sınırı (10 hafta) esas alarak, bu
süreyi aşan veya kadının rızası hilafına yapılan gebeliği sonlandırma
eylemlerini ağır yaptırımlara bağlamıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan "çocuk düşürtme" eylemi, dışarıdan tıbbi, kimyasal veya
fiziksel bir müdahale ile gebeliğin doğal süresi dolmadan sonlandırılmasıdır.
- 10 Haftalık Süre: İsteğe bağlı (tıbbi zorunluluk olmaksızın) kürtajın
yasal sınırıdır.
- Rıza: Kadının gebeliği sonlandırmaya yönelik özgür iradesidir. Ancak 10
haftadan sonra, tıbbi bir zorunluluk yoksa bu rıza hukuken geçersiz sayılır (m.
99/2).
- Yetkili Kişi: Kanunen bu müdahaleyi yapmaya ehliyetli olan uzman
hekimleri (kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarını) ifade eder.
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, kadının rızası
olmaksızın çocuk düşürtme suçunda (m. 99/1) hem kadının beden bütünlüğünün hem
de ceninin yaşama hakkının aynı anda ihlal edildiği, 10 haftadan büyük
gebeliklerde ise rıza bulunsa dahi ceninin yaşama hakkının artık kadının vücut
bütünlüğü üzerindeki tasarruf yetkisinden üstün tutulduğu değerlendirmesi yer
almaktadır.
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 99, bir sonraki maddede düzenlenen kadının kendi çocuğunu düşürmesi (TCK
m. 100) suçuyla birbirini tamamlayan bir yapıdadır. Aynı zamanda, maddenin
üçüncü ve dördüncü fıkraları ceza hukukunun temel kurumlarından olan TCK m. 23
(Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç) hükmünün çocuk düşürtme suçuna uyarlanmış
özel görünümüdür. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel
Hükümler eserinde bu konuda, failin çocuk düşürtme eylemi neticesinde kadının
ölmesi veya zarar görmesi halinde failin kasten öldürme veya yaralama
hükümlerinden değil, kural olarak bu maddedeki özel neticesi sebebiyle
ağırlaşmış suç (m. 99/3 ve 4) hükümlerinden sorumlu tutulacağı, buradaki ceza
sorumluluğu için failin ağır netice bakımından en azından taksirle hareket
etmiş olması gerektiği görüşü benimsenmektedir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), hamile olan kız arkadaşı (B)'nin içeceğine,
onun haberi ve rızası olmaksızın düşük yapıcı güçlü bir ilaç karıştırmıştır.
İlacı içen (B), sekiz haftalık gebeliğini kaybetmiştir. Sürenin 10 haftanın
altında olmasının bir önemi yoktur; zira ortada rıza yoktur. (A)'nın eylemi TCK
m. 99/1 uyarınca rızasız çocuk düşürtme suçunu oluşturur ve beş yıldan on yıla
kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): 14 haftalık hamile olan (C), gebeliğini
sonlandırmak istemiş ve kadın doğum uzmanı (D)'ye başvurmuştur. Ortada anne
veya bebek için hiçbir tıbbi zorunluluk bulunmamasına rağmen (D), (C)'nin
rızasına dayanarak kürtajı gerçekleştirmiştir. TCK m. 99/2 uyarınca, 10
haftalık süre aşıldığından hekim (D) iki yıldan dört yıla kadar, rıza gösteren
kadın (C) ise bir yıla kadar hapis veya adli para cezası alacaktır.
Olay 3 (kurmaca senaryo): (X), maruz kaldığı bir cinsel saldırı sonucu gebe
kalmıştır. 18. haftada bu durumu fark edip hastaneye başvurmuştur. Kadının
rızası üzerine, uzman hekimler tarafından hastane ortamında gebelik
sonlandırılmıştır. Eylem, TCK m. 99/6 amir hükmündeki tüm yasal şartları (suç
sonucu gebelik, 20 haftayı aşmama, rıza, uzman hekim ve hastane ortamı)
taşıdığından gebeliği sona erdiren hekimlere ceza verilmez.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza avukatının m. 99 kapsamındaki dosyalarda odaklanacağı en
kritik delil, ceninin tahmini yaşını (gestasyonel haftasını) belirleyen
"ultrasonografi raporları" ve adli tıp uzman mütalaalarıdır. Zira 10 hafta ve
20 hafta sınırları, suçun oluşumunu veya hukuka uygunluk nedenini doğrudan
değiştiren katı maddi unsurlardır. İkinci kritik nokta, müdahaleyi yapan
kişinin yetkisidir (m. 99/5). 10 haftadan küçük ve rızaya dayalı yasal bir
kürtaj bile, bir pratisyen hekim, ebe veya tıbbi ehliyeti olmayan bir şahıs
tarafından yapılırsa, fiil sırf bu "yetkisizlik" sebebiyle iki yıldan dört yıla
kadar hapis cezasını gerektiren bir suça dönüşür. Müdafilerin tıbbi evrakı ve
hekimin uzmanlık belgesini dosyada titizlikle incelemesi elzemdir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun normun başlığında ve metninde kullandığı terimler, ceza hukuku
dogmatiği bakımından ciddi şekilde eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel
Hükümler eserinde kanunda "cenin (fetüs)" yerine ısrarla "çocuk" teriminin
kullanılmasının bilimsel ve hukuki terminolojiyle çeliştiği; Medeni Hukuk (TMK
m. 28) anlamında ancak sağ ve tam doğumla kazanılan "kişilik" ve "çocuk"
sıfatının, henüz ana rahmindeki varlık için kullanılmasının kavramsal karmaşaya
yol açtığı biçiminde yaklaşır. Öte yandan, altıncı fıkrada düzenlenen mağdurun
suç sonucu gebe kalması halindeki 20 haftalık yasal sınır, birçok psikiyatrik
vakada tecavüze uğrayan kadının gebeliğini (travma sebebiyle) çok geç fark
etmesi durumunda kadını çaresiz bırakmakta, Avrupa'daki bazı modern ceza
kanunlarına kıyasla süre sınırının katılığı yönünden mağdur hakları bağlamında
sorgulanmaktadır.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal
temellerine ve sağlanan zorunlu kurallara (sadece izin verilen yazarlara atıf
yapılması, Yargıtay standart metni vb.) katı surette bağlı kalınarak
hazırlanmıştır. Belirtilen yazar listesi dışına çıkılmamış, basım yılı ve sayfa
numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır. Pratik analizler "(kurmaca
senaryo)" etiketiyle soyutlaştırılarak hukuki zemine oturtulmuştur. Kaynak
metinde sehven bulunduğu anlaşılan (başka bir kanun maddesinin değişimine ait
olan 7331 sayılı kanun yollaması) dipnot kalıntısı dogmatik bütünlüğü bozmaması
adına değerlendirme dışı tutulmuştur.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak hazırlanan, 26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765 sayılı Kanun'u yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 99. maddesi, Kişilere Karşı Suçlar kısmının "Çocuk Düşürtme, Düşürme veya Kısırlaştırma" bölümünde yer almaktadır. Bu madde, ana rahmindeki ceninin (fetüsün) yaşama ve gelişme hakkı ile hamile kadının bedeni üzerindeki kendi kaderini tayin hakkı (vücut bütünlüğü) arasındaki hassas dengeyi düzenlemektedir. Kanun koyucu, 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun'daki yasal sınırı (10 hafta) esas alarak, bu süreyi aşan veya kadının rızası hilafına yapılan gebeliği sonlandırma eylemlerini ağır yaptırımlara bağlamıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan "çocuk düşürtme" eylemi, dışarıdan tıbbi, kimyasal veya fiziksel bir müdahale ile gebeliğin doğal süresi dolmadan sonlandırılmasıdır.
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 99, bir sonraki maddede düzenlenen kadının kendi çocuğunu düşürmesi (TCK m. 100) suçuyla birbirini tamamlayan bir yapıdadır. Aynı zamanda, maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları ceza hukukunun temel kurumlarından olan TCK m. 23 (Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç) hükmünün çocuk düşürtme suçuna uyarlanmış özel görünümüdür. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, failin çocuk düşürtme eylemi neticesinde kadının ölmesi veya zarar görmesi halinde failin kasten öldürme veya yaralama hükümlerinden değil, kural olarak bu maddedeki özel neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç (m. 99/3 ve 4) hükümlerinden sorumlu tutulacağı, buradaki ceza sorumluluğu için failin ağır netice bakımından en azından taksirle hareket etmiş olması gerektiği görüşü benimsenmektedir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), hamile olan kız arkadaşı (B)'nin içeceğine, onun haberi ve rızası olmaksızın düşük yapıcı güçlü bir ilaç karıştırmıştır. İlacı içen (B), sekiz haftalık gebeliğini kaybetmiştir. Sürenin 10 haftanın altında olmasının bir önemi yoktur; zira ortada rıza yoktur. (A)'nın eylemi TCK m. 99/1 uyarınca rızasız çocuk düşürtme suçunu oluşturur ve beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): 14 haftalık hamile olan (C), gebeliğini sonlandırmak istemiş ve kadın doğum uzmanı (D)'ye başvurmuştur. Ortada anne veya bebek için hiçbir tıbbi zorunluluk bulunmamasına rağmen (D), (C)'nin rızasına dayanarak kürtajı gerçekleştirmiştir. TCK m. 99/2 uyarınca, 10 haftalık süre aşıldığından hekim (D) iki yıldan dört yıla kadar, rıza gösteren kadın (C) ise bir yıla kadar hapis veya adli para cezası alacaktır.
Olay 3 (kurmaca senaryo): (X), maruz kaldığı bir cinsel saldırı sonucu gebe kalmıştır. 18. haftada bu durumu fark edip hastaneye başvurmuştur. Kadının rızası üzerine, uzman hekimler tarafından hastane ortamında gebelik sonlandırılmıştır. Eylem, TCK m. 99/6 amir hükmündeki tüm yasal şartları (suç sonucu gebelik, 20 haftayı aşmama, rıza, uzman hekim ve hastane ortamı) taşıdığından gebeliği sona erdiren hekimlere ceza verilmez.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza avukatının m. 99 kapsamındaki dosyalarda odaklanacağı en kritik delil, ceninin tahmini yaşını (gestasyonel haftasını) belirleyen "ultrasonografi raporları" ve adli tıp uzman mütalaalarıdır. Zira 10 hafta ve 20 hafta sınırları, suçun oluşumunu veya hukuka uygunluk nedenini doğrudan değiştiren katı maddi unsurlardır. İkinci kritik nokta, müdahaleyi yapan kişinin yetkisidir (m. 99/5). 10 haftadan küçük ve rızaya dayalı yasal bir kürtaj bile, bir pratisyen hekim, ebe veya tıbbi ehliyeti olmayan bir şahıs tarafından yapılırsa, fiil sırf bu "yetkisizlik" sebebiyle iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasını gerektiren bir suça dönüşür. Müdafilerin tıbbi evrakı ve hekimin uzmanlık belgesini dosyada titizlikle incelemesi elzemdir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun normun başlığında ve metninde kullandığı terimler, ceza hukuku dogmatiği bakımından ciddi şekilde eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde kanunda "cenin (fetüs)" yerine ısrarla "çocuk" teriminin kullanılmasının bilimsel ve hukuki terminolojiyle çeliştiği; Medeni Hukuk (TMK m. 28) anlamında ancak sağ ve tam doğumla kazanılan "kişilik" ve "çocuk" sıfatının, henüz ana rahmindeki varlık için kullanılmasının kavramsal karmaşaya yol açtığı biçiminde yaklaşır. Öte yandan, altıncı fıkrada düzenlenen mağdurun suç sonucu gebe kalması halindeki 20 haftalık yasal sınır, birçok psikiyatrik vakada tecavüze uğrayan kadının gebeliğini (travma sebebiyle) çok geç fark etmesi durumunda kadını çaresiz bırakmakta, Avrupa'daki bazı modern ceza kanunlarına kıyasla süre sınırının katılığı yönünden mağdur hakları bağlamında sorgulanmaktadır.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temellerine ve sağlanan zorunlu kurallara (sadece izin verilen yazarlara atıf yapılması, Yargıtay standart metni vb.) katı surette bağlı kalınarak hazırlanmıştır. Belirtilen yazar listesi dışına çıkılmamış, basım yılı ve sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır. Pratik analizler "(kurmaca senaryo)" etiketiyle soyutlaştırılarak hukuki zemine oturtulmuştur. Kaynak metinde sehven bulunduğu anlaşılan (başka bir kanun maddesinin değişimine ait olan 7331 sayılı kanun yollaması) dipnot kalıntısı dogmatik bütünlüğü bozmaması adına değerlendirme dışı tutulmuştur.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)