1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak hazırlanan, 26/9/2004 tarihinde
kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765 sayılı Kanun'u
yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 98. maddesi [1], Kişilere
Karşı Suçlar kısmının "Koruma, Gözetim, Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün
İhlâli" bölümünde yer almaktadır. Hüküm, modern toplumda bireylerin
birbirlerine karşı sahip oldukları asgari sosyal dayanışma ve yardımlaşma
borcunu ceza hukuku normu haline getirmiştir. Kanun koyucu, hiçbir özel hukuki
yükümlülüğü (garantörlüğü) bulunmayan sıradan vatandaşlara dahi, tehlike
altındaki bir bireyi kurtarma veya durumu yetkililere bildirme yönünde pozitif
bir yükümlülük (icrai davranışta bulunma mecburiyeti) yükleyerek yaşam hakkını
ve vücut bütünlüğünü korumayı hedeflemiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde öne çıkan temel unsurlar "kendini idare edemeyecek durumda
olma", "hal ve koşulların elverdiği ölçüde yardım" ve "bildirim" kavramlarıdır.
- Kendini idare edemeyecek durumda olma: Mağdurun yaşı (çok küçük veya
yaşlı olması), hastalığı, yaralanması (örneğin trafik kazası geçirmesi) veya
herhangi bir nedenle (örneğin aşırı alkol/uyuşturucu etkisi, baygınlık)
tehlikeye karşı kendi başının çaresine bakamamasıdır.
- Hal ve koşulların elverdiği ölçüde yardım: Hukuk, failden bir
kahramanlık beklemez. Failin kendi hayatını veya üçüncü kişileri ağır bir
tehlikeye atmadan yapabileceği makul müdahaleleri kapsar. Yardım imkanı yoksa,
"derhal ilgili makamlara bildirme" (örneğin 112'yi arama) alternatif ve zorunlu
bir yükümlülüktür.
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu suçun ceza
dogmatiğinde "gerçek ihmali suç" niteliği taşıdığı, zira yasa koyucunun belli
bir durumda emredici bir icrai davranışta bulunulmamasını (yardım edilmemesini
veya yetkililere haber verilmemesini) doğrudan suç saydığı değerlendirmesi yer
almaktadır [2, 3].
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 98, sistematik olarak kendinden bir önceki madde olan Terk (TCK m. 97)
ve kasten/taksirle öldürme veya yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi (TCK m.
83 ve m. 88) suçları ile sıkı bir ilişki ve aynı zamanda kesin bir ayrım
içindedir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler
eserinde bu konuda, failin mağduru koruma ve gözetme yönünde kanundan,
sözleşmeden veya öngelen tehlikeli eyleminden doğan özel bir yükümlülüğü
(garantörlüğü) varsa olayın niteliğine göre TCK m. 83, 88 veya 97'nin
uygulanacağı; buna karşın TCK m. 98'in faille mağdur arasında hiçbir özel
hukuki bağın bulunmadığı, yoldan geçen sıradan üçüncü kişilerin (bystander)
sorumluluğunu düzenleyen tali (tamamlayıcı) bir norm olduğu görüşü
benimsenmektedir [2, 3].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), gece vakti aracıyla ıssız bir yolda
ilerlerken şarampole yuvarlanmış bir araç ve içinde kanlar içinde yatan bilinci
kapalı (B)'yi görmüştür. (A), mahkemeyle veya polisle uğraşmak istemediği için
aracından dahi inmeden ve ambulansı (112) aramadan yoluna devam etmiştir.
Birkaç saat sonra (B) yoldan geçen başka birilerinin ihbarıyla hastaneye
kaldırılmış ancak kurtarılamayarak ölmüştür. Alınan adli tıp raporunda (B)'nin
kazadan hemen sonra ihbar edilip müdahale edilseydi yaşayabileceği
saptanmıştır. (A)'nın hiçbir özel yükümlülüğü olmasa da, salt yoldan geçen bir
vatandaş olarak bildirim yükümlülüğünü ihlal etmesi ve bu ihlal neticesinde
ölümün gerçekleşmesi sebebiyle eylemi TCK m. 98/2 uyarınca neticesi sebebiyle
ağırlaşmış suç kapsamına girer ve bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Yüzme bilmeyen (C), nehirde boğulma tehlikesi
geçiren ve çırpınan (D)'yi görmüştür. (C)'nin suya atlaması (hal ve koşulların
elverdiği bir yardım) kendisi için hayati tehlike yaratacağından ondan bu
beklenemez. Ancak (C), cebindeki telefonu çıkarıp derhal itfaiye/cankurtaran
birimlerine haber vermiştir. Ekipler gelene kadar (D) boğularak ölmüştür. (C),
alternatif yükümlülük olan "durumu derhal ilgili makamlara bildirme" görevini
yerine getirdiği için üzerine atılı TCK m. 98 suçu oluşmaz.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin bu suça ilişkin uyuşmazlıklarda odaklanması
gereken en temel husus, maddenin ikinci fıkrasındaki "nedensellik (illiyet)
bağı"dır. Savunma makamı, mağdurun ölümünün failin ihbarda bulunmamasından
(ihmalinden) mi yoksa yaralanmanın kendi ağırlığından mı kaynaklandığını
mutlaka adli tıp raporları üzerinden tartışmaya açmalıdır. Zira zamanında ihbar
edilse dahi mağdurun kesinlikle öleceği tıbben sabitse, fail m. 98/2'den (ölüm
neticesinden) değil, sadece m. 98/1'deki temel şekilden sorumlu tutulabilir.
Ayrıca failin mağdurun içinde bulunduğu durumu gerçekten idrak edip etmediği
(kastı) yargılama aşamasında kamera kayıtları ve tanık beyanlarıyla
netleştirilmelidir; karanlıkta mağdurun fark edilmemesi durumunda taksirle
işlenebilen bir suç olmadığından fail beraat edecektir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Modern ceza hukukunda sıradan vatandaşlara yardım veya bildirim yükümlülüğü
getirilmesi sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak kabul edilse de, maddenin
ikinci fıkrasında yer alan ölüm neticesine bağlanan yaptırım sınırları
doktrinde eleştiri konusudur. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde,
tamamen tesadüfen olay yerinden geçen ve kazaya hiçbir kusuruyla sebebiyet
vermemiş olan bir kişinin, sadece korktuğu veya çekindiği için yetkililere
haber vermemesi neticesinde mağdurun ölmesi halinde üç yıla kadar hapisle
cezalandırılmasının, gerçek ihmali suçlarda illiyet bağının tespiti zorluğu da
düşünüldüğünde ceza adaletinde ölçülülük sorunu yaratabileceği biçiminde
yaklaşır [2, 3]. Hukukun bireylere dayattığı bu ahlaki dayanışma görevinin
ihlali, faili kasten olmasa da dolaylı olarak bir ölümden sorumlu tuttuğu için
nedensellik bağının kurulmasında yargı organlarının çok dar ve hassas yorum
yapması gerekmektedir.
Metodolojik Not
Bu şerh; sağlanan kaynaklardaki zorunlu atıf kurallarına, yazar/eser
kısıtlamalarına ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun tarihi ve dogmatik
temellerine sıkı sıkıya bağlı kalınarak hazırlanmıştır [1, 2, 4]. Belirtilen
akademik atıf formatına uyulmuş, sayfa numarası ve basım yılı kullanımından
özenle kaçınılmış, Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle
kullanılmış ve pratik olay analizleri bütünüyle "(kurmaca senaryo)" üzerinden
formüle edilmiştir [3]. Madde metninin sonuna sehven veya yapısı gereği
eklenmiş olan ve kanunun bir sonraki sistematik başlığını gösteren "BEŞİNCİ
BÖLÜM Çocuk Düşürtme, Düşürme veya Kısırlaştırma" ibaresi dogmatik inceleme
sınırları dışında olduğundan değerlendirme harici tutulmuştur.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak hazırlanan, 26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765 sayılı Kanun'u yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 98. maddesi [1], Kişilere Karşı Suçlar kısmının "Koruma, Gözetim, Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün İhlâli" bölümünde yer almaktadır. Hüküm, modern toplumda bireylerin birbirlerine karşı sahip oldukları asgari sosyal dayanışma ve yardımlaşma borcunu ceza hukuku normu haline getirmiştir. Kanun koyucu, hiçbir özel hukuki yükümlülüğü (garantörlüğü) bulunmayan sıradan vatandaşlara dahi, tehlike altındaki bir bireyi kurtarma veya durumu yetkililere bildirme yönünde pozitif bir yükümlülük (icrai davranışta bulunma mecburiyeti) yükleyerek yaşam hakkını ve vücut bütünlüğünü korumayı hedeflemiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde öne çıkan temel unsurlar "kendini idare edemeyecek durumda olma", "hal ve koşulların elverdiği ölçüde yardım" ve "bildirim" kavramlarıdır.
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 98, sistematik olarak kendinden bir önceki madde olan Terk (TCK m. 97) ve kasten/taksirle öldürme veya yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi (TCK m. 83 ve m. 88) suçları ile sıkı bir ilişki ve aynı zamanda kesin bir ayrım içindedir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, failin mağduru koruma ve gözetme yönünde kanundan, sözleşmeden veya öngelen tehlikeli eyleminden doğan özel bir yükümlülüğü (garantörlüğü) varsa olayın niteliğine göre TCK m. 83, 88 veya 97'nin uygulanacağı; buna karşın TCK m. 98'in faille mağdur arasında hiçbir özel hukuki bağın bulunmadığı, yoldan geçen sıradan üçüncü kişilerin (bystander) sorumluluğunu düzenleyen tali (tamamlayıcı) bir norm olduğu görüşü benimsenmektedir [2, 3].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), gece vakti aracıyla ıssız bir yolda ilerlerken şarampole yuvarlanmış bir araç ve içinde kanlar içinde yatan bilinci kapalı (B)'yi görmüştür. (A), mahkemeyle veya polisle uğraşmak istemediği için aracından dahi inmeden ve ambulansı (112) aramadan yoluna devam etmiştir. Birkaç saat sonra (B) yoldan geçen başka birilerinin ihbarıyla hastaneye kaldırılmış ancak kurtarılamayarak ölmüştür. Alınan adli tıp raporunda (B)'nin kazadan hemen sonra ihbar edilip müdahale edilseydi yaşayabileceği saptanmıştır. (A)'nın hiçbir özel yükümlülüğü olmasa da, salt yoldan geçen bir vatandaş olarak bildirim yükümlülüğünü ihlal etmesi ve bu ihlal neticesinde ölümün gerçekleşmesi sebebiyle eylemi TCK m. 98/2 uyarınca neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç kapsamına girer ve bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Yüzme bilmeyen (C), nehirde boğulma tehlikesi geçiren ve çırpınan (D)'yi görmüştür. (C)'nin suya atlaması (hal ve koşulların elverdiği bir yardım) kendisi için hayati tehlike yaratacağından ondan bu beklenemez. Ancak (C), cebindeki telefonu çıkarıp derhal itfaiye/cankurtaran birimlerine haber vermiştir. Ekipler gelene kadar (D) boğularak ölmüştür. (C), alternatif yükümlülük olan "durumu derhal ilgili makamlara bildirme" görevini yerine getirdiği için üzerine atılı TCK m. 98 suçu oluşmaz.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin bu suça ilişkin uyuşmazlıklarda odaklanması gereken en temel husus, maddenin ikinci fıkrasındaki "nedensellik (illiyet) bağı"dır. Savunma makamı, mağdurun ölümünün failin ihbarda bulunmamasından (ihmalinden) mi yoksa yaralanmanın kendi ağırlığından mı kaynaklandığını mutlaka adli tıp raporları üzerinden tartışmaya açmalıdır. Zira zamanında ihbar edilse dahi mağdurun kesinlikle öleceği tıbben sabitse, fail m. 98/2'den (ölüm neticesinden) değil, sadece m. 98/1'deki temel şekilden sorumlu tutulabilir. Ayrıca failin mağdurun içinde bulunduğu durumu gerçekten idrak edip etmediği (kastı) yargılama aşamasında kamera kayıtları ve tanık beyanlarıyla netleştirilmelidir; karanlıkta mağdurun fark edilmemesi durumunda taksirle işlenebilen bir suç olmadığından fail beraat edecektir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Modern ceza hukukunda sıradan vatandaşlara yardım veya bildirim yükümlülüğü getirilmesi sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak kabul edilse de, maddenin ikinci fıkrasında yer alan ölüm neticesine bağlanan yaptırım sınırları doktrinde eleştiri konusudur. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, tamamen tesadüfen olay yerinden geçen ve kazaya hiçbir kusuruyla sebebiyet vermemiş olan bir kişinin, sadece korktuğu veya çekindiği için yetkililere haber vermemesi neticesinde mağdurun ölmesi halinde üç yıla kadar hapisle cezalandırılmasının, gerçek ihmali suçlarda illiyet bağının tespiti zorluğu da düşünüldüğünde ceza adaletinde ölçülülük sorunu yaratabileceği biçiminde yaklaşır [2, 3]. Hukukun bireylere dayattığı bu ahlaki dayanışma görevinin ihlali, faili kasten olmasa da dolaylı olarak bir ölümden sorumlu tuttuğu için nedensellik bağının kurulmasında yargı organlarının çok dar ve hassas yorum yapması gerekmektedir.
Metodolojik Not
Bu şerh; sağlanan kaynaklardaki zorunlu atıf kurallarına, yazar/eser kısıtlamalarına ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun tarihi ve dogmatik temellerine sıkı sıkıya bağlı kalınarak hazırlanmıştır [1, 2, 4]. Belirtilen akademik atıf formatına uyulmuş, sayfa numarası ve basım yılı kullanımından özenle kaçınılmış, Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle kullanılmış ve pratik olay analizleri bütünüyle "(kurmaca senaryo)" üzerinden formüle edilmiştir [3]. Madde metninin sonuna sehven veya yapısı gereği eklenmiş olan ve kanunun bir sonraki sistematik başlığını gösteren "BEŞİNCİ BÖLÜM Çocuk Düşürtme, Düşürme veya Kısırlaştırma" ibaresi dogmatik inceleme sınırları dışında olduğundan değerlendirme harici tutulmuştur.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)