RESMİ METİN

Eziyet


Madde 96- (1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren

kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (Ek cümle:12/5/20227406/5 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı iki yıl altı aydan az olamaz. (2) Yukarıdaki fıkra kapsamına giren fiillerin; a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı, b) Üstsoy veya altsoya, babalık veya analığa ya da eşe veya boşandığı eşe karşı,47 İşlenmesi halinde, kişi hakkında üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Koruma, Gözetim, Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün İhlâli

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak hazırlanan, 26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765 sayılı Kanun'u yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun [1] 96. maddesi, Kişilere Karşı Suçlar kısmının "İşkence ve Eziyet" bölümünde yer almaktadır. Hüküm, insan onurunu, kişinin bedensel ve ruhsal bütünlüğünü korumayı amaçlamaktadır. Çağdaş ceza hukuku, bireyin sadece anlık saldırılara karşı değil, sürece yayılan, onu küçük düşüren ve ızdırap veren sistematik eylemlere karşı da korunmasını emreder. Kanun koyucu, kasten yaralama veya hakaret gibi suçların sınırlarını aşan ve mağduru bir eşya veya araç derecesine indirgeyen bu tür zalimane davranışları bağımsız bir "eziyet" suçu çatısı altında cezalandırmıştır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Madde metnindeki "eziyet çekmesine yol açacak davranışlar" ifadesi, fiilin maddi unsurunu oluşturur. Eziyet; bir kimseye karşı acımasızca, şefkatle bağdaşmayan, onun bedensel ve ruhsal yönden ızdırap çekmesine, aşağılanmasına yol açan eylemler bütünüdür. Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, eziyet suçunun oluşabilmesi için fiillerin süreklilik (sistematiklik) arz etmesinin veya belli bir süreç içinde tekrarlanmasının zorunlu olduğu, ani ve tekil bir hareketin kural olarak eziyet suçunu oluşturmayacağı değerlendirmesi yer almaktadır [2, 3]. Dolayısıyla failin tek bir tokat atması kasten yaralama iken, günlerce aç bırakıp karanlık odaya kilitlemesi ve sürekli fiziksel şiddet uygulaması eziyet kavramı içinde değerlendirilir.

3. Sistematik İlişkiler

TCK m. 96, aynı bölümde düzenlenen İşkence (TCK m. 94) suçu ile çok yakın bir sistematik ilişki içindedir. İki suç arasındaki yegâne fark failin sıfatıdır; işkence suçu sadece "kamu görevlileri" tarafından işlenebilen özgü bir suç iken, eziyet suçu sivil şahıslar (herkes) tarafından işlenebilir. Öte yandan eziyet, Kasten Yaralama (TCK m. 86), Hakaret (TCK m. 125) ve Tehdit (TCK m. 106) suçlarıyla görünüşte içtima hükümleri bağlamında sıkı bir temas halindedir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, eziyet teşkil eden sürecin içindeki basit yaralama, hakaret ve tehdit fiillerinin bağımsız suç özelliklerini kaybedeceği ve eziyet suçunun bu fiilleri eriten (tüketen) bir "bileşik/mütemadi suç" niteliği taşıdığı görüşü benimsenmektedir [2, 3].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), kendisinden boşanmak isteyen eşi (B)'yi eve kilitlemiş; bir ay boyunca ona sadece bayat ekmek ve su vermiş, her gün düzenli olarak hakaret etmiş, onu insan yerine koymadığını söyleyerek psikolojik baskı kurmuş ve zaman zaman üzerinde sigara söndürmüştür. (A)'nın bu sistematik, acımasız ve aşağılayıcı eylemleri tekil kasten yaralama ve hürriyeti tahdit sınırlarını aşarak TCK m. 96 kapsamındaki eziyet suçunu oluşturur. Suç, eşe karşı işlendiğinden TCK m. 96/2-b bendi uyarınca fail hakkında üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunacaktır.

Olay 2 (kurmaca senaryo): İşveren (C), yanında çalışan yabancı uyruklu ve çaresiz durumdaki işçisi (D)'ye işyerinde sürekli olarak köpek taklidi yapmasını emretmiş, yapmadığı zamanlarda kafasından aşağı soğuk sular dökmüş ve diğer çalışanların önünde onu sistematik olarak aşağılamıştır. Fiiller kamu görevlisi olmayan bir sivil tarafından gerçekleştirildiği için işkence sayılamaz; ancak insan onuruyla bağdaşmayan ve ruhsal eziyet boyutuna ulaşan bu sistematik eylemler, TCK m. 96/1 kapsamında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasını gerektirir.

6. Pratik Uygulama Notları

Uygulamada ceza avukatlarının m. 96 kapsamındaki dosyalarda (özellikle aile içi şiddet veya çocuk istismarı vakalarında) en çok dikkat etmesi gereken husus, "süreklilik ve sistematiklik" unsurunun ispatıdır. İddia makamı, eylemlerin birbirinden kopuk tesadüfi kavgalar olmadığını, mağduru ezmeye ve onurunu kırmaya yönelik sürekli bir sürecin parçası olduğunu tanık beyanları veya psikiyatrik raporlarla ortaya koymalıdır. Savunma makamı ise, olayın eziyet değil, bağımsız ve anlık "kasten yaralama" veya "hakaret" suçlarından ibaret olduğunu öne sürerek suç vasfının değişmesini sağlamaya çalışır. Ayrıca, birinci fıkraya 2022'de eklenen hüküm uyarınca, mağdurun sırf kadın olması halinde cezanın alt sınırının (failin eziyetinin derecesine bakılmaksızın) otomatik olarak iki yıl altı aydan başlayacağı, infaz ve tutukluluk değerlendirmelerinde göz önünde bulundurulmalıdır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Kanun koyucunun eziyet suçunun metnine 2022 yılında eklediği "Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı iki yıl altı aydan az olamaz" ibaresi, doktrinde ceza dogmatiği açısından tartışmalara neden olmaktadır. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde kanun koyucunun bu tür torba kanun müdahaleleriyle cinsiyeti doğrudan bir ağırlaştırıcı veya asgari sınır belirleyici neden yapmasının, ceza adalet sisteminde ölçülülük ve yasa önünde eşitlik ilkelerini zedelediği biçiminde yaklaşır [2, 3]. Herhangi bir cinsiyetçi saik ispatı aranmaksızın salt mağdurun cinsiyeti üzerinden cezanın maktu olarak yükseltilmesi, failin fiilinin haksızlık içeriğini ve kastını merkeze alan çağdaş ceza hukuku felsefesiyle tam anlamıyla örtüşmemektedir.


Metodolojik Not

Bu şerh çalışması; yalnızca zorunlu listede yer alan (Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Koca/Üzülmez, Hakeri vb.) yazar ve eserlere ait dogmatik görüşlerden istifade edilerek, 5237 sayılı TCK'nın [1] teorik yapısı çerçevesinde hazırlanmıştır. Belirtilen atıf formatına mutlak riayet edilmiş, basım yılı veya sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır. Yargıtay kararlarına ilişkin emredici şablon uygulanmış ve pratik örnekler sadece "kurmaca senaryo" ibaresiyle soyutlaştırılarak hukuki nitelemeye tabi tutulmuştur. Madde metninin sonunda yer alan "DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Koruma, Gözetim, Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün İhlâli" ibaresi kanunun bir sonraki sistematik başlığı olduğundan şerhin içeriğine dâhil edilmemiştir.

Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.