RESMİ METİN

Zorunluluk hali


Madde 92- (1) Organ veya dokularını satan kişinin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik koşullar göz önünde bulundurularak, hakkında verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 26/9/2004 tarihinde kabul edilmiş ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek eski 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldırmıştır [1]. Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunlarının esas alındığı yeni ceza sistematiğimizde TCK m. 92, Kişilere Karşı Suçlar kısmının Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar bölümünde yer almaktadır [1]. Bu madde, bir önceki maddede (TCK m. 91) düzenlenen "Organ veya doku ticareti" suçunun özel bir görünümünü ve faile özgü bir şahsi cezasızlık veya cezayı hafifletici nedeni düzenlemektedir. Kanun koyucu, insanın kendi bedeninden bir parçayı satmasının ardında yatan dramatik sosyal ve ekonomik gerçeklikleri göz ardı etmemiş; derin bir yoksulluk veya çaresizlik içinde organını satan kişinin kusur yeteneğinin önemli ölçüde zayıfladığını kabul ederek, yargıca cezada indirim yapma veya cezayı tamamen ortadan kaldırma yetkisi tanımıştır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Madde metninde yer alan "organ veya dokularını satan kişi" ibaresi, bu indirim nedeninin son derece dar ve kişiye sıkı sıkıya bağlı bir biçimde uygulanacağını göstermektedir. Organı satın alan, bu ticarete aracılık eden, ilan veren veya ameliyatı gerçekleştiren hekimlerin bu maddeden faydalanması hukuken imkânsızdır. "Sosyal ve ekonomik koşullar" kavramı ise kanunda sınırları çizilmemiş, yargıcın somut olayın özelliklerine göre takdir edeceği esnek bir kriter olarak bırakılmıştır. Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu maddenin kişinin kendi vücudu üzerindeki tasarruf yetkisinden ziyade, iradeyi sakatlayan ve kişiyi adeta kendi bedenini satmaya mecbur bırakan ağır maddi imkânsızlıkların kusurluluğu ortadan kaldıran veya azaltan bir neden olarak ele alındığı değerlendirmesi yer almaktadır [2].

3. Sistematik İlişkiler

TCK m. 92, doğrudan TCK m. 91 (Organ ve Doku Ticareti) ile organik bir bağa sahiptir; zira ancak bu suçun işlenmesi halinde tatbik edilebilir. Maddenin başlığı "Zorunluluk hali" olmakla birlikte, TCK'nın Genel Hükümler kısmında düzenlenen genel zorunluluk hali (ızdırar hali - TCK m. 25/2) kurumuyla karıştırılmamalıdır. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, m. 92'nin genel zorunluluk halinin özel bir düzenleniş biçimi (lex specialis) olduğu, zira genel zorunluluk halinde aranan "ağır ve muhakkak bir tehlike" şartının burada failin içinde bulunduğu kronik sosyo-ekonomik çöküntü durumuyla ikame edildiği görüşü benimsenmektedir [2]. Bu nedenle failin, genel ızdırar halinin katı şartlarını ispat etmesine gerek kalmaksızın salt ekonomik çaresizliğini ortaya koyması bu özel normun uygulanması için yeterlidir.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), uzun süredir işsizdir ve ev sahibi tarafından evden atılmak üzeredir. Hasta olan çocuğunun tedavi masraflarını karşılayamayan (A), girdiği ağır ekonomik krizin ve çaresizliğin neticesinde yasadışı yollarla böbreğini 300.000 TL karşılığında zengin bir hasta olan (B)'ye satmıştır. Ameliyatı (C) isimli hekim yapmıştır. Yargılama neticesinde mahkeme, (A)'nın eyleminin ardındaki ağır ekonomik buhranı TCK m. 92 kapsamında "zorunluluk hali" olarak değerlendirmiş ve (A) hakkında ceza vermekten vazgeçmiştir. Ancak organı alan (B) ve hekim (C) hakkında TCK m. 91 uyarınca hiçbir indirim yapılmaksızın mahkûmiyet kararı verilmiştir.

Olay 2 (kurmaca senaryo): Üniversite öğrencisi (X), son model lüks bir araç alabilmek ve lüks bir yaşam sürebilmek hevesiyle karaciğerinin bir parçasını gizlice (Y)'ye satmıştır. (X)'in herhangi bir borcu veya temel yaşam ihtiyaçlarını karşılayamama gibi bir durumu yoktur. (X), yargılamada TCK m. 92'den faydalanmak istese de; mahkeme lüks tüketim arzusunun maddedeki "sosyal ve ekonomik koşulların getirdiği zorunluluk" kapsamında değerlendirilemeyeceğine hükmederek (X)'i TCK m. 91/3'ten cezalandırmıştır.

6. Pratik Uygulama Notları

Uygulamada bir ceza müdafinin organını satan müvekkili lehine TCK m. 92'yi işletebilmesi için, salt "fakirlik" savunması yeterli olmayacaktır. Failin içinde bulunduğu durumun vahameti; icra dosyaları, banka borç dökümleri, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık/özel durum raporları ve mahkemeden talep edilecek detaylı bir "sosyal inceleme raporu (SİR)" ile objektif delillere dayandırılmalıdır. Ayrıca bu hüküm ihtiyari (hakimin takdirine bağlı) bir düzenleme olduğundan, müdafi sadece ceza indirimi (m. 62 gibi) değil, normun tanıdığı en ileri aşama olan "ceza vermekten vazgeçilmesi" kararının somut olayda neden zorunlu olduğunu mahkemeye hukuki argümanlarla izah etmelidir.

7. Eleştirel Değerlendirme

Kanun koyucunun organını satan kişi için sosyo-ekonomik nedenlerle cezasızlık veya indirim öngörmesi insani ve sosyal devlet ilkesine uygun görünse de, ceza politikası bağlamında ciddi dogmatik eleştirilere açıktır. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, kanunda bu sınırın net çizilmemesinin, toplumun yoksul kesimlerinde "organ satarsam nasıl olsa ceza almam" algısı yaratarak, esasen insan onurunu korumayı amaçlayan TCK m. 91'in caydırıcılığını zayıflatabileceği biçiminde yaklaşır [2]. Üstelik "cezada indirim yapılabileceği gibi ceza vermekten de vazgeçilebilir" şeklindeki çok geniş takdir yetkisi, yargıca sınırları belirsiz bir hareket alanı sağlamakta; bu durum, benzer maddi imkânsızlıklar içindeki farklı sanıklar hakkında farklı mahkemelerden birbiriyle çelişen kararlar çıkmasına (birine ceza verilip diğerine verilmemesi gibi) neden olarak eşitlik ve belirlilik ilkelerini zedeleyebilmektedir.


Metodolojik Not

Bu şerh; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temelleri ve sağlanan kaynaklardaki zorunlu atıf kurallarına titizlikle bağlı kalınarak hazırlanmıştır [1-4]. Belirtilen doktrin yazar listesindeki usullere ve kısıtlamalara uyulmuş, sayfa ve baskı yılı kullanımından özenle kaçınılmıştır [4]. Emsal Yargıtay kararı mevcut olmadığından emredici standart şablon metne yansıtılmış ve uygulamaya dönük olaylar yalnızca "(kurmaca senaryo)" formatında soyutlaştırılarak verilmiştir.

Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.