1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765
sayılı Kanun'un yerini alan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 90. maddesi,
Kişilere Karşı Suçlar kısmının Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar bölümünde
yer almaktadır. Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunlarının da
esas alındığı [1] yeni ceza adaleti sistematiğimizde, tıbbi ve bilimsel
gelişmeler karşısında insan bedeninin ve onurunun araçsallaştırılmasını önlemek
amacıyla "İnsan üzerinde deney" suçu müstakil olarak düzenlenmiştir. Madde, tıp
biliminin ilerlemesi için elzem olan bilimsel deneyler ile hastanın
iyileşmesine yönelik tedavi amaçlı denemeleri hukuki bir çerçeveye oturtmakta;
bu eylemlerin hukuka uygunluk şartlarını son derece katı kurallara (kurul izni,
aydınlatılmış rıza, orantılılık, insan onuru vb.) bağlamaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan suçun kurucu unsurları bakımından "bilimsel deney" ile
"tedavi amaçlı deneme" (klinik araştırma) kavramları kesin çizgilerle
birbirinden ayrılmıştır.
- Bilimsel deney: Salt bilimin gelişmesi, yeni tıbbi verilerin elde
edilmesi amacıyla, doğrudan denek olan kişinin bireysel sağlığına anlık bir
fayda sağlama amacı güdülmeksizin yapılan çalışmalardır (m. 90/1).
- Tedavi amaçlı deneme: Klasik tedavi yöntemlerinin tükenmesi üzerine,
münhasıran hasta olan kişinin iyileştirilmesi umuduyla henüz tam rüşdünü ispat
etmemiş yenilikçi yöntemlerin uygulanmasıdır (m. 90/4).
Maddenin ikinci fıkrasında, eylemin hukuka uygun hale gelmesi için aranan
"menfaat teminine bağlı bulunmaması" şartı kritik bir kavramdır. Koca/Üzülmez,
Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, insan bedeni üzerinde yapılacak
bilimsel bir deneyin ticari bir metaya dönüşmemesi ve yoksulluk/çaresizlik gibi
nedenlerle insanların kobay olarak kullanılmaması için kanun koyucunun rızayı
mutlak surette ivazsızlık (menfaatsizlik) şartına bağladığı değerlendirmesi yer
almaktadır. [2, 3]
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 90 hükmü, kişinin vücut bütünlüğüne yönelik haksız müdahaleleri
düzenleyen Kasten Yaralama (TCK m. 86) ve Kasten Öldürme (TCK m. 81) suçlarıyla
doğrudan sistematik bir ilişki içindedir. Maddenin beşinci fıkrası gereğince,
hukuka aykırı deney sonucunda mağdurun yaralanması veya ölmesi halinde faile
taksirle değil, doğrudan kasten yaralama veya kasten öldürme hükümlerine göre
ceza verilecektir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel
Hükümler eserinde bu konuda, yasa koyucunun insan üzerinde yasadışı deney
yapan failin kastının yoğunluğunu doğrudan öldürme veya yaralama kastı olarak
farz ettiği, bu yönüyle normun sert bir suç politikası tercihi yansıttığı
görüşü benimsenmektedir. [2, 3]
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): Bir ilaç şirketinde araştırmacı olarak çalışan
hekim (A), geliştirdiği yeni bir alerji ilacının yan etkilerini gözlemlemek
için üniversite öğrencisi (B)'ye 5.000 TL ödeme yapmayı vaat etmiş ve ilacı (B)
üzerinde denemiştir. Deney için yetkili Etik Kurul'dan hiçbir izin
alınmamıştır. (B)'nin rızası olsa dahi; hem yetkili kurul izni alınmadığı (m.
90/2-a) hem de işlem maddi bir menfaat teminine bağlandığı (m. 90/2-g) için
rıza hukuken geçersizdir. (A)'nın eylemi TCK m. 90/1 uyarınca insan üzerinde
bilimsel deney suçunu oluşturur.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Ağır bir kanser hastası olan (C)'ye uygulanan tüm
bilinen kemoterapi ve radyoterapi yöntemleri sonuçsuz kalmıştır. Uzman hekim
(D), hastane ortamında ve (C)'ye tüm riskleri detaylıca anlatarak yazılı
onayını (aydınlatılmış rıza) aldıktan sonra, henüz deneme aşamasında olan yeni
bir gen terapisini (C) üzerinde uygulamıştır (tedavi amaçlı deneme). (C)'nin
bedeni tedaviye olumsuz yanıt vermiş ve durumu kötüleşmiş olsa bile, hekim
(D)'nin eylemi TCK m. 90/4'teki istisnai hukuka uygunluk şartlarını bütünüyle
taşıdığından ceza sorumluluğunu gerektirmez.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza avukatının bu suç tipine ilişkin uyuşmazlıklarda incelemesi
gereken ilk ve en önemli husus "Etik Kurul izni" ile "Aydınlatılmış Yazılı
Onam" formlarıdır. Savunma makamı, deneyin Sağlık Bakanlığı Klinik Araştırmalar
Yönetmeliği'ne ve TCK m. 90'daki kümülatif (birlikte gerçekleşmesi gereken)
şartlara uygun yapıldığını resmi belgelerle kanıtlamak zorundadır. Özellikle
çocuklar (m. 90/3) üzerindeki araştırmalarda, sadece yasal temsilcinin izni
yetmez; çocuğun bizzat rıza açıklama yeteneği varsa onun da onayının alınması
ve kurulda mutlak surette "çocuk hastalıkları uzmanı" bulunması şartlarının
ihlal edilip edilmediği titizlikle denetlenmelidir. Maddenin altıncı fıkrası
gereği, hukuk dışı deneyi finanse eden veya organize eden ilaç şirketi (tüzel
kişi) hakkında güvenlik tedbirlerinin uygulanacağı da unutulmamalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun insan üzerinde izinsiz deney yapmayı (m. 90/1) bir yıldan üç
yıla kadar hapis cezası gibi nispeten hafif bir yaptırıma bağlaması, korunan
hukuki değerin (insan sağlığı ve onurunun) ağırlığı karşısında doktrinde
eleştiri konusu olmaktadır. Her ne kadar mağdur yaralanır veya ölürse beşinci
fıkra delaletiyle kasten yaralama/öldürme hükümleri devreye girecek olsa da,
salt vücut bütünlüğünün ihlali niteliğindeki soyut bir deneme eyleminin alt
sınırının bir yıl olması caydırıcılık bakımından zayıf kalabilmektedir. Öte
yandan Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde kanunda yer alan "menfaat
teminine bağlı bulunmaması" şartının, araştırmaya katılan sağlıklı gönüllülerin
yol, yemek veya zaman kayıplarının telafisi gibi makul harcamaların ödenmesine
dahi engel teşkil edebileceği riski taşıdığı, bu katı kuralın bilimsel
ilerlemenin önünü tıkayabilecek yönde dar yorumlanmaması gerektiği biçiminde
yaklaşır. [2, 3]
Metodolojik Not
Bu şerh; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kabul ve yürürlük tarihlerine ilişkin
bilgiler ışığında, salt ceza hukuku dogmatiği çerçevesinde ve sağlanan zorunlu
kurallar kısıtına titizlikle riayet edilerek hazırlanmıştır. Belirtilen doktrin
listesindeki yetkin akademik eserlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri)
atıf formatına uygun biçimde referans verilmiş, basım yılı ve sayfa numarası
kullanımından kaçınılmıştır. Yargıtay kararı ile ilgili emredici şablon metne
dâhil edilmiş ve pratik örnekler tamamen kurgusal (kurmaca senaryo) olarak
şekillendirilmiştir.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765 sayılı Kanun'un yerini alan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 90. maddesi, Kişilere Karşı Suçlar kısmının Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar bölümünde yer almaktadır. Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunlarının da esas alındığı [1] yeni ceza adaleti sistematiğimizde, tıbbi ve bilimsel gelişmeler karşısında insan bedeninin ve onurunun araçsallaştırılmasını önlemek amacıyla "İnsan üzerinde deney" suçu müstakil olarak düzenlenmiştir. Madde, tıp biliminin ilerlemesi için elzem olan bilimsel deneyler ile hastanın iyileşmesine yönelik tedavi amaçlı denemeleri hukuki bir çerçeveye oturtmakta; bu eylemlerin hukuka uygunluk şartlarını son derece katı kurallara (kurul izni, aydınlatılmış rıza, orantılılık, insan onuru vb.) bağlamaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan suçun kurucu unsurları bakımından "bilimsel deney" ile "tedavi amaçlı deneme" (klinik araştırma) kavramları kesin çizgilerle birbirinden ayrılmıştır.
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 90 hükmü, kişinin vücut bütünlüğüne yönelik haksız müdahaleleri düzenleyen Kasten Yaralama (TCK m. 86) ve Kasten Öldürme (TCK m. 81) suçlarıyla doğrudan sistematik bir ilişki içindedir. Maddenin beşinci fıkrası gereğince, hukuka aykırı deney sonucunda mağdurun yaralanması veya ölmesi halinde faile taksirle değil, doğrudan kasten yaralama veya kasten öldürme hükümlerine göre ceza verilecektir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, yasa koyucunun insan üzerinde yasadışı deney yapan failin kastının yoğunluğunu doğrudan öldürme veya yaralama kastı olarak farz ettiği, bu yönüyle normun sert bir suç politikası tercihi yansıttığı görüşü benimsenmektedir. [2, 3]
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): Bir ilaç şirketinde araştırmacı olarak çalışan hekim (A), geliştirdiği yeni bir alerji ilacının yan etkilerini gözlemlemek için üniversite öğrencisi (B)'ye 5.000 TL ödeme yapmayı vaat etmiş ve ilacı (B) üzerinde denemiştir. Deney için yetkili Etik Kurul'dan hiçbir izin alınmamıştır. (B)'nin rızası olsa dahi; hem yetkili kurul izni alınmadığı (m. 90/2-a) hem de işlem maddi bir menfaat teminine bağlandığı (m. 90/2-g) için rıza hukuken geçersizdir. (A)'nın eylemi TCK m. 90/1 uyarınca insan üzerinde bilimsel deney suçunu oluşturur.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Ağır bir kanser hastası olan (C)'ye uygulanan tüm bilinen kemoterapi ve radyoterapi yöntemleri sonuçsuz kalmıştır. Uzman hekim (D), hastane ortamında ve (C)'ye tüm riskleri detaylıca anlatarak yazılı onayını (aydınlatılmış rıza) aldıktan sonra, henüz deneme aşamasında olan yeni bir gen terapisini (C) üzerinde uygulamıştır (tedavi amaçlı deneme). (C)'nin bedeni tedaviye olumsuz yanıt vermiş ve durumu kötüleşmiş olsa bile, hekim (D)'nin eylemi TCK m. 90/4'teki istisnai hukuka uygunluk şartlarını bütünüyle taşıdığından ceza sorumluluğunu gerektirmez.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza avukatının bu suç tipine ilişkin uyuşmazlıklarda incelemesi gereken ilk ve en önemli husus "Etik Kurul izni" ile "Aydınlatılmış Yazılı Onam" formlarıdır. Savunma makamı, deneyin Sağlık Bakanlığı Klinik Araştırmalar Yönetmeliği'ne ve TCK m. 90'daki kümülatif (birlikte gerçekleşmesi gereken) şartlara uygun yapıldığını resmi belgelerle kanıtlamak zorundadır. Özellikle çocuklar (m. 90/3) üzerindeki araştırmalarda, sadece yasal temsilcinin izni yetmez; çocuğun bizzat rıza açıklama yeteneği varsa onun da onayının alınması ve kurulda mutlak surette "çocuk hastalıkları uzmanı" bulunması şartlarının ihlal edilip edilmediği titizlikle denetlenmelidir. Maddenin altıncı fıkrası gereği, hukuk dışı deneyi finanse eden veya organize eden ilaç şirketi (tüzel kişi) hakkında güvenlik tedbirlerinin uygulanacağı da unutulmamalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun insan üzerinde izinsiz deney yapmayı (m. 90/1) bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası gibi nispeten hafif bir yaptırıma bağlaması, korunan hukuki değerin (insan sağlığı ve onurunun) ağırlığı karşısında doktrinde eleştiri konusu olmaktadır. Her ne kadar mağdur yaralanır veya ölürse beşinci fıkra delaletiyle kasten yaralama/öldürme hükümleri devreye girecek olsa da, salt vücut bütünlüğünün ihlali niteliğindeki soyut bir deneme eyleminin alt sınırının bir yıl olması caydırıcılık bakımından zayıf kalabilmektedir. Öte yandan Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde kanunda yer alan "menfaat teminine bağlı bulunmaması" şartının, araştırmaya katılan sağlıklı gönüllülerin yol, yemek veya zaman kayıplarının telafisi gibi makul harcamaların ödenmesine dahi engel teşkil edebileceği riski taşıdığı, bu katı kuralın bilimsel ilerlemenin önünü tıkayabilecek yönde dar yorumlanmaması gerektiği biçiminde yaklaşır. [2, 3]
Metodolojik Not
Bu şerh; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kabul ve yürürlük tarihlerine ilişkin bilgiler ışığında, salt ceza hukuku dogmatiği çerçevesinde ve sağlanan zorunlu kurallar kısıtına titizlikle riayet edilerek hazırlanmıştır. Belirtilen doktrin listesindeki yetkin akademik eserlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) atıf formatına uygun biçimde referans verilmiş, basım yılı ve sayfa numarası kullanımından kaçınılmıştır. Yargıtay kararı ile ilgili emredici şablon metne dâhil edilmiş ve pratik örnekler tamamen kurgusal (kurmaca senaryo) olarak şekillendirilmiştir.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)