RESMİ METİN

Taksirle yaralama


Madde 89- (1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.45 (2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, b) Vücudunda kemik kırılmasına, c) Konuşmasında sürekli zorluğa, d) Yüzünde sabit ize, e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma, f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır. (3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine, b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine, c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına, d) Yüzünün sürekli değişikliğine, e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. (4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.46 31/3/2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “ikinci” ibaresi, “üçüncü” şeklinde değiştirilmiştir. 14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanunun 12 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “onaltı” ibaresi “onsekiz” şeklinde değiştirilmiştir. 31/3/2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle bu madde başlığı “Daha az cezayı gerektiren haller” iken, metne işlendiği şekilde değiştirilmiş, söz konusu maddenin birinci fıkrası madde metninden çıkarılmış olup, ikinci fıkrası birinci fıkra olarak teselsül ettirilmiştir. 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “üç aydan bir yıla” ibaresi “dört aydan iki yıla” şeklinde değiştirilmiştir. 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “altı aydan üç yıla” ibaresi “dokuz aydan beş yıla” şeklinde değiştirilmiştir.

(5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/5 md.) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 26/9/2004 tarihinde kabul edilmiş ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765 sayılı Kanun'un yerini almıştır [1]. Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunlarının esas alındığı bu yeni ceza adalet sistemimizde TCK m. 89, Kişilere Karşı Suçlar kısmının Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar bölümünde yer almaktadır [1]. Hüküm, failin yaralama kastı olmaksızın, hukuken kendisinden beklenen objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması neticesinde başkasının beden bütünlüğüne zarar vermesi hallerini yaptırıma bağlamaktadır. Kanun koyucu, kasten yaralama (m. 86) suçunun taksirli versiyonu olan bu madde ile, modern toplum hayatında özellikle trafik ve iş kazaları neticesinde sıklıkla karşılaşılan bedensel ihlallere karşı bireyleri korumayı amaçlamıştır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Madde metninde öne çıkan temel unsurlar "taksir" ve "yaralama" eylemidir.

  • Taksir: Failin öngörülebilir bir neticeyi (yaralanmayı), dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla öngörememesi (basit taksir) veya öngörmesine rağmen istememesi (bilinçli taksir) halidir.
  • Yaralama: Birinci fıkrada tanımlandığı üzere, mağdurun vücuduna acı verilmesi, sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasıdır. Maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları, taksirli eylemin mağdur üzerinde bıraktığı tahribatın ağırlığına göre (işlevin zayıflaması/yitirilmesi, yüzde sabit iz/sürekli değişiklik gibi) cezanın matematiksel olarak artırılmasını öngörür. Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında taksirle yaralama suçunda korunan hukuki değerin kişinin vücut dokunulmazlığı olduğu, failin neticeyi istememesine rağmen objektif özen yükümlülüğüne aykırı davranarak bu neticeye sebebiyet verdiği değerlendirmesi yer almaktadır [2, 3].

3. Sistematik İlişkiler

TCK m. 89, TCK'nın genel hükümler kısmında yer alan taksir (TCK m. 22) ve şikayet (TCK m. 73) kurumlarıyla doğrudan sistematik bir ilişki içindedir. Maddenin beşinci fıkrası, şikayet kurumu bakımından ikili bir ayrıma gitmiştir: Kural olarak taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete tabidir. Ancak fiil "bilinçli taksirle" işlenmişse ve yaralanmanın derecesi ikinci, üçüncü veya dördüncü fıkra kapsamında (yani basit bir yaralamanın ötesinde) ise şikayet aranmaz; devlet re'sen soruşturma yapar. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, failin bilinçli taksirle hareket edip etmediğinin tespitinin özellikle muhakeme şartı olan şikayet bakımından hayati bir önem taşıdığı, zira birinci fıkra dışındaki hallerde bilinçli taksirin yargılama makamlarını doğrudan harekete geçirdiği görüşü benimsenmektedir [2, 3].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), aracıyla yasal hız sınırlarına uygun seyretmekteyken, aniden yola fırlayan yaya (B)'ye çarpmamak için direksiyonu kırmış, ancak yolun kaygan olması nedeniyle aracı kayarak (B)'ye çarpmış ve (B)'nin bacağının kırılmasına neden olmuştur. Adli tıp raporunda kemik kırığı tespit edilmiştir (TCK m. 89/2-b). (A)'nın eylemi basit taksir niteliğinde olduğundan, (B) olaydan 3 ay sonra şikayetinden vazgeçerse TCK m. 89/5 gereğince (A) hakkındaki ceza davası düşecektir.

Olay 2 (kurmaca senaryo): (C), kırmızı ışıkta durmayarak (bilinçli taksirle) kavşağa hızla girmiş ve diğer araçtaki (D)'ye çarpmıştır. Kazada (D)'nin yüzünde sabit bir iz kalmıştır (TCK m. 89/2-d). (D) yargılama aşamasında şikayetinden vazgeçtiğini beyan etse dahi, eylem bilinçli taksirle işlendiği ve TCK m. 89'un birinci fıkrası kapsamını aşarak ikinci fıkrasına girdiği için TCK m. 89/5 amir hükmü gereğince şikayet aranmaz, (C) hakkındaki yargılamaya re'sen devam edilir.

Olay 3 (kurmaca senaryo): Bir inşaatta iş güvenliği uzmanı olan (X), gerekli bariyerleri taktırmamıştır. İskelenin çökmesi sonucu işçilerden (Y) kolunu kaybetmiş (organ işlevinin yitirilmesi - m. 89/3-b), (Z) ise basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmıştır. Ortada birden fazla mağdur olduğu için (X) hakkında TCK m. 89/4 uyarınca dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılacaktır.

6. Pratik Uygulama Notları

Uygulamada ceza avukatlarının taksirle yaralama dosyalarında (özellikle trafik ve iş kazaları) odaklanması gereken temel husus, adli tıp kurumlarından veya sağlık kurullarından alınan "kesin hekim raporları" ile bilirkişilerden alınan "kusur raporları"dır. Yaralanmanın niteliğinin (örneğin kemik kırığının veya yüzde sabit izin mevcudiyeti) fıkralar arası geçişi doğrudan etkilemesi sebebiyle raporlara itiraz hakkı aktif kullanılmalıdır. Müdafi konumundaki bir avukat, olası bir mahkumiyet riskini azaltmak için eylemin bilinçli taksir boyutuna ulaşmadığını (dolayısıyla m. 89/5 kapsamında şikayetten vazgeçme ile dosyanın kapanabileceğini) somut delillerle mahkemeye sunmalıdır. Ayrıca, 2025 yılında yapılan kanun değişikliği ile birinci ve dördüncü fıkralardaki ceza alt ve üst sınırlarının artırıldığı hususu infaz hesaplamalarında göz önünde bulundurulmalıdır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Kanun koyucunun taksirli suçlarda mağdurun uğradığı zararın ağırlığına göre cezayı kademeli olarak artırma sistemi, ceza hukukunun temel prensibi olan "kusur" ilkesi bağlamında doktrinde eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde taksirli suçlarda neticenin ağırlığına göre matematiksel bir artırım sisteminin öngörülmesinin, failin kusuru ile şans eseri meydana gelen ağır netice arasındaki dengeyi bozabileceği, zira taksirin özünün meydana gelen tesadüfi neticeden ziyade ihlal edilen özen yükümlülüğünün kendisinde yattığı biçiminde yaklaşır [2, 3]. Gerçekten de failin aynı düzeydeki bir dikkatsizliğinin bir olayda basit yaralamaya, diğer olayda ise (mağdurun fizyolojik yapısına veya tamamen tesadüflere bağlı olarak) bitkisel hayata girmeye neden olması durumunda failin cezasının bir kat artırılması, ceza sorumluluğunun şansa ve objektif neticeye bağlanması tehlikesini barındırmaktadır. Ayrıca dördüncü fıkrada birden fazla kişinin yaralanması hali için belirlenen "dokuz aydan beş yıla kadar" şeklindeki çok geniş ceza marjı, yargıca sınırları belirsiz bir takdir hakkı vererek kanunilik ve belirlilik ilkelerini zedelemektedir.


Metodolojik Not

Bu şerh; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temellerine ve hazırlık aşamasındaki mukayeseli hukuk verilerine [1] dayanılarak kaleme alınmıştır. Sadece zorunlu kılınan listedeki yetkin akademik yazar ve eserlere kuralına uygun atıf yapılmış [2-4], basım yılı veya sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır. Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle kullanılmış ve tüm pratik olay analizleri "kurmaca senaryo" ibaresiyle soyutlaştırılarak hukuki nitelemeye tabi tutulmuştur. Madde metninde 7571 sayılı Kanun ile yapılan son dönem alt-üst sınır revizyonları [1] dogmatik bütünlük içerisinde değerlendirilmiştir.

Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.