1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765
sayılı Kanun'un yerini alan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 87. maddesi,
Kişilere Karşı Suçlar kısmının Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar bölümünde
yer almaktadır. Madde, failin kasten gerçekleştirdiği bir yaralama eyleminin,
failin asıl kastını aşarak kanunda sayılan daha ağır neticelerden birini (organ
kaybı, yüzde sabit iz, ölüm vb.) meydana getirmesi halini düzenlemektedir.
"Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç" müessesesinin en tipik görünüm şekli olan
bu hüküm, kişinin vücut bütünlüğünün daha ağır ihlallerini katı yaptırımlara
bağlamakta ve uygulanacak cezanın hesaplanmasında matematiksel bir artırım
sistemi öngörmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde vücut bütünlüğüne yönelik ağır neticeler tasnif edilmiştir.
Birinci fıkrada yer alan "işlevin sürekli zayıflaması" ile ikinci fıkrada yer
alan "işlevin yitirilmesi" arasındaki temel fark, organın veya duyunun asli
fonksiyonunu tamamen kaybedip etmediğidir. Keza, birinci fıkradaki "yüzde sabit
iz", kişinin yüzüne bakıldığında ilk bakışta fark edilen ancak kişiyi tanınmaz
hale getirmeyen kalıcı deformasyon iken; ikinci fıkradaki "yüzün sürekli
değişikliği", kişinin önceki halini bilenlerin onu tanımakta zorlanacağı ölçüde
yüz anatomisinin tamamen değişmesidir. Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel
Hükümler çalışmasında, failin meydana gelen bu ağır veya başka neticelerden
(örneğin kasten yaralanan kişinin ölmesi) sorumlu tutulabilmesi için TCK m. 23
gereğince söz konusu ağır netice bakımından en azından "taksirinin"
(öngörülebilirlik bağlamında kusurunun) bulunması gerektiği değerlendirmesi yer
almaktadır.
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 87, doğrudan kasten yaralamanın temel şeklini ve nitelikli hallerini
düzenleyen TCK m. 86 ile organik ve ayrılmaz bir bütündür. Zira m. 87'deki
cezalar müstakil olarak belirlenmemiş, m. 86'ya göre verilecek temel ceza
üzerinden artırım yapılarak (bir kat, iki kat veya kemik kırığında yarısına
kadar) tayin edilmesi usulü benimsenmiştir. Aynı zamanda dördüncü fıkrada yer
alan "kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmesi" hali, kasten öldürme (TCK
m. 81) ve taksirle öldürme (TCK m. 85) suçları ile sınır komşusudur.
Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu
konuda, eylemin TCK m. 87/4 mü yoksa kasten öldürme (TCK m. 81) mi olacağının
tespitinde failin kastının niteliğinin (hedef alınan bölge, kullanılan silahın
öldürücülüğü, darbe şiddeti gibi kriterlerle) hayati bir rol oynadığı görüşü
benimsenmektedir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), aralarında çıkan tartışma sırasında
husumetlisi (B)'nin yüzüne elindeki cam şişeyle sert bir şekilde vurmuştur.
Şişe (B)'nin yüzünü kesmiş ve tedavisinden 6 ay sonra (B)'nin yanağında
belirgin ve kalıcı bir dikiş izi kaldığı tespit edilmiştir. (A)'nın eylemi
silahla kasten yaralama (TCK m. 86/3-e) kapsamında olup, bu eylem neticesinde
"yüzde sabit iz" oluştuğundan cezası TCK m. 87/1-c gereğince bir kat
artırılacak; eylemin 86. maddenin üçüncü fıkrasına girmesi sebebiyle verilecek
nihai ceza maddedeki amir hüküm uyarınca altı yıldan az olamayacaktır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (C), sokakta omuz atma meselesi yüzünden kavga
ettiği (D)'nin bacağına, onu sadece yaralamak ve korkutmak kastıyla bir el ateş
etmiştir. Ancak kurşun (D)'nin atardamarına isabet etmiş, (D) hastaneye
kaldırılamadan aşırı kan kaybından vefat etmiştir. (C)'nin kastı öldürmeye
değil yaralamaya yönelik olduğundan, meydana gelen ağır neticeden (ölümden)
dolayı TCK m. 87/4 uyarınca, eylem silahla işlendiği için (m. 86/3) ondört
yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır.
Olay 3 (kurmaca senaryo): (X), kavga ettiği (Y)'ye attığı yumruk
neticesinde (Y)'nin burnunun kırılmasına neden olmuştur. Adli tıp raporunda
kemik kırığının hayat fonksiyonlarını "hafif (1. derece)" düzeyde etkilediği
belirtilmiştir. (X) hakkında m. 86/1'den verilecek temel ceza, TCK m. 87/3
gereğince kırığın etkisine göre orantılı biçimde artırılacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada ceza avukatlarının m. 87 kapsamındaki dosyalarda en çok mesai
harcayacağı belge, adli tıp uzmanlarınca düzenlenen kati sağlık raporlarıdır.
"Yüzde sabit iz" veya "sürekli değişiklik" gibi kalıcı neticelerin hukuken
tayin edilebilmesi için eylem tarihinden itibaren kural olarak en az altı aylık
bir iyileşme süresinin (nedbeleşme sürecinin) geçmesi ve raporun bu süre
sonunda alınmış olması şarttır. Hukuki itirazlar genellikle bu süre dolmadan
alınan erken raporlara yapılır. Ayrıca, TCK m. 87 kapsamında hesaplanan
artırımlı cezanın, ilgili fıkraların son cümlelerinde yer alan yasal alt
sınırlara (örneğin dördüncü fıkradaki on dört yıl gibi) takılıp takılmadığı,
infaz hesaplamaları yönünden müdafiler ve vekiller tarafından titizlikle
kontrol edilmelidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun TCK m. 87 hükmünde zaman içinde yaptığı değişikliklerle
(örneğin dipnotlarda belirtilen asgari hadlerin kanunla sürekli yükseltilmesi)
yaptırımları oldukça ağırlaştırması ve hâkimi katı alt sınırlara mahkûm etmesi
doktrinde eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde,
yüzde sabit iz ile yüzün sürekli değişikliği veya işlevin zayıflaması ile
yitirilmesi gibi sınırları çok belirsiz ve tamamen tıp biliminin yorumuna
bırakılmış kavramlara devasa ceza farklılıkları bağlanmasının belirlilik ilkesi
açısından sıkıntılar doğurduğu biçiminde yaklaşır. Aynı zamanda, temel cezanın
artırılması üzerine bir de "ancak verilecek ceza ... yıldan az olamaz" şeklinde
maktu tavan/taban sınırlarının getirilmesi, cezanın failin kusuruna ve olayın
somut özelliklerine göre bireyselleştirilmesini engelleyerek, adaletsiz
sonuçların doğmasına zemin hazırlamaktadır.
Metodolojik Not
Bu şerh; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun teorik altyapısı ve sağlanan zorunlu
kurallar çerçevesinde, yalnızca izin verilen yazarlara ait akademik eserlerin
ilgili dogmatik görüşleri merkeze alınarak kaleme alınmıştır. Yargıtay
kararlarına ilişkin kısıtlayıcı kural harfiyen uygulanmış, basım yılı veya
sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmış ve pratik analizler tamamen
kurgusal senaryolar (kurmaca senaryo) üzerinden şekillendirilmiştir. Madde
metni içindeki son dönem kanuni revizyonları (cezaların alt sınırlarının
değiştirilmesi vb.) dogmatik bir bütünlük içerisinde değerlendirilmiştir.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765 sayılı Kanun'un yerini alan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 87. maddesi, Kişilere Karşı Suçlar kısmının Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar bölümünde yer almaktadır. Madde, failin kasten gerçekleştirdiği bir yaralama eyleminin, failin asıl kastını aşarak kanunda sayılan daha ağır neticelerden birini (organ kaybı, yüzde sabit iz, ölüm vb.) meydana getirmesi halini düzenlemektedir. "Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç" müessesesinin en tipik görünüm şekli olan bu hüküm, kişinin vücut bütünlüğünün daha ağır ihlallerini katı yaptırımlara bağlamakta ve uygulanacak cezanın hesaplanmasında matematiksel bir artırım sistemi öngörmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde vücut bütünlüğüne yönelik ağır neticeler tasnif edilmiştir. Birinci fıkrada yer alan "işlevin sürekli zayıflaması" ile ikinci fıkrada yer alan "işlevin yitirilmesi" arasındaki temel fark, organın veya duyunun asli fonksiyonunu tamamen kaybedip etmediğidir. Keza, birinci fıkradaki "yüzde sabit iz", kişinin yüzüne bakıldığında ilk bakışta fark edilen ancak kişiyi tanınmaz hale getirmeyen kalıcı deformasyon iken; ikinci fıkradaki "yüzün sürekli değişikliği", kişinin önceki halini bilenlerin onu tanımakta zorlanacağı ölçüde yüz anatomisinin tamamen değişmesidir. Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, failin meydana gelen bu ağır veya başka neticelerden (örneğin kasten yaralanan kişinin ölmesi) sorumlu tutulabilmesi için TCK m. 23 gereğince söz konusu ağır netice bakımından en azından "taksirinin" (öngörülebilirlik bağlamında kusurunun) bulunması gerektiği değerlendirmesi yer almaktadır.
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 87, doğrudan kasten yaralamanın temel şeklini ve nitelikli hallerini düzenleyen TCK m. 86 ile organik ve ayrılmaz bir bütündür. Zira m. 87'deki cezalar müstakil olarak belirlenmemiş, m. 86'ya göre verilecek temel ceza üzerinden artırım yapılarak (bir kat, iki kat veya kemik kırığında yarısına kadar) tayin edilmesi usulü benimsenmiştir. Aynı zamanda dördüncü fıkrada yer alan "kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmesi" hali, kasten öldürme (TCK m. 81) ve taksirle öldürme (TCK m. 85) suçları ile sınır komşusudur. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, eylemin TCK m. 87/4 mü yoksa kasten öldürme (TCK m. 81) mi olacağının tespitinde failin kastının niteliğinin (hedef alınan bölge, kullanılan silahın öldürücülüğü, darbe şiddeti gibi kriterlerle) hayati bir rol oynadığı görüşü benimsenmektedir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), aralarında çıkan tartışma sırasında husumetlisi (B)'nin yüzüne elindeki cam şişeyle sert bir şekilde vurmuştur. Şişe (B)'nin yüzünü kesmiş ve tedavisinden 6 ay sonra (B)'nin yanağında belirgin ve kalıcı bir dikiş izi kaldığı tespit edilmiştir. (A)'nın eylemi silahla kasten yaralama (TCK m. 86/3-e) kapsamında olup, bu eylem neticesinde "yüzde sabit iz" oluştuğundan cezası TCK m. 87/1-c gereğince bir kat artırılacak; eylemin 86. maddenin üçüncü fıkrasına girmesi sebebiyle verilecek nihai ceza maddedeki amir hüküm uyarınca altı yıldan az olamayacaktır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (C), sokakta omuz atma meselesi yüzünden kavga ettiği (D)'nin bacağına, onu sadece yaralamak ve korkutmak kastıyla bir el ateş etmiştir. Ancak kurşun (D)'nin atardamarına isabet etmiş, (D) hastaneye kaldırılamadan aşırı kan kaybından vefat etmiştir. (C)'nin kastı öldürmeye değil yaralamaya yönelik olduğundan, meydana gelen ağır neticeden (ölümden) dolayı TCK m. 87/4 uyarınca, eylem silahla işlendiği için (m. 86/3) ondört yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır.
Olay 3 (kurmaca senaryo): (X), kavga ettiği (Y)'ye attığı yumruk neticesinde (Y)'nin burnunun kırılmasına neden olmuştur. Adli tıp raporunda kemik kırığının hayat fonksiyonlarını "hafif (1. derece)" düzeyde etkilediği belirtilmiştir. (X) hakkında m. 86/1'den verilecek temel ceza, TCK m. 87/3 gereğince kırığın etkisine göre orantılı biçimde artırılacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada ceza avukatlarının m. 87 kapsamındaki dosyalarda en çok mesai harcayacağı belge, adli tıp uzmanlarınca düzenlenen kati sağlık raporlarıdır. "Yüzde sabit iz" veya "sürekli değişiklik" gibi kalıcı neticelerin hukuken tayin edilebilmesi için eylem tarihinden itibaren kural olarak en az altı aylık bir iyileşme süresinin (nedbeleşme sürecinin) geçmesi ve raporun bu süre sonunda alınmış olması şarttır. Hukuki itirazlar genellikle bu süre dolmadan alınan erken raporlara yapılır. Ayrıca, TCK m. 87 kapsamında hesaplanan artırımlı cezanın, ilgili fıkraların son cümlelerinde yer alan yasal alt sınırlara (örneğin dördüncü fıkradaki on dört yıl gibi) takılıp takılmadığı, infaz hesaplamaları yönünden müdafiler ve vekiller tarafından titizlikle kontrol edilmelidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun TCK m. 87 hükmünde zaman içinde yaptığı değişikliklerle (örneğin dipnotlarda belirtilen asgari hadlerin kanunla sürekli yükseltilmesi) yaptırımları oldukça ağırlaştırması ve hâkimi katı alt sınırlara mahkûm etmesi doktrinde eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, yüzde sabit iz ile yüzün sürekli değişikliği veya işlevin zayıflaması ile yitirilmesi gibi sınırları çok belirsiz ve tamamen tıp biliminin yorumuna bırakılmış kavramlara devasa ceza farklılıkları bağlanmasının belirlilik ilkesi açısından sıkıntılar doğurduğu biçiminde yaklaşır. Aynı zamanda, temel cezanın artırılması üzerine bir de "ancak verilecek ceza ... yıldan az olamaz" şeklinde maktu tavan/taban sınırlarının getirilmesi, cezanın failin kusuruna ve olayın somut özelliklerine göre bireyselleştirilmesini engelleyerek, adaletsiz sonuçların doğmasına zemin hazırlamaktadır.
Metodolojik Not
Bu şerh; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun teorik altyapısı ve sağlanan zorunlu kurallar çerçevesinde, yalnızca izin verilen yazarlara ait akademik eserlerin ilgili dogmatik görüşleri merkeze alınarak kaleme alınmıştır. Yargıtay kararlarına ilişkin kısıtlayıcı kural harfiyen uygulanmış, basım yılı veya sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmış ve pratik analizler tamamen kurgusal senaryolar (kurmaca senaryo) üzerinden şekillendirilmiştir. Madde metni içindeki son dönem kanuni revizyonları (cezaların alt sınırlarının değiştirilmesi vb.) dogmatik bir bütünlük içerisinde değerlendirilmiştir.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)