1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 26/9/2004 tarihinde kabul edilmiş ve 1/6/2005
tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765 sayılı Kanun'un yerini almıştır [1].
Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak hazırlanan bu yeni
sistematiğimizde TCK m. 85, Kişilere Karşı Suçlar kısmının Hayata Karşı Suçlar
bölümünde yer almaktadır [1]. Hüküm, kasten öldürmenin aksine, failin ölüm
neticesini istemediği ancak hukuken kendisinden beklenen dikkat ve özen
yükümlülüğüne aykırı davranması (ihmali veya hatalı icrai bir hareket)
sonucunda bir insanın yaşam hakkının ihlal edildiği durumları yaptırıma
bağlamaktadır. Yaşama hakkının mutlaklığı gereği, hukuki değerin korunması
kasten işlenen eylemlerle sınırlı tutulmamış, kusurluluğun daha hafif bir
derecesi olan taksirli eylemler de bağımsız bir suç tipi olarak düzenlenmiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metnindeki temel kavramlar "taksir" ve "ölümüne neden olmak"tır.
- Taksir: Failin objektif dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal ederek,
öngörülebilir bir neticeyi öngörememesi halidir.
- Ölümüne Neden Olmak: Failin taksirli hareketi ile mağdurun ölümü
arasındaki nedensellik (illiyet) bağını ifade eder.
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında taksirle öldürme
suçunda failin neticeyi istemediği, ancak objektif özen yükümlülüğüne aykırı
davranarak irade dışı gerçekleşen ölüm neticesine sebebiyet verdiği
değerlendirmesi yer almaktadır [2, 3]. Maddenin ikinci fıkrasında yer alan
"birden fazla insanın ölümü" veya "ölümle birlikte yaralanma" halleri ise suçun
nitelikli veya içtimalı hallerine ilişkin kanuni bir düzenlemedir.
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 85 hükmü, Türk Ceza Kanunu'nun genel hükümler kısmında yer alan TCK m.
22 (Taksir) ile kopmaz bir bütünlük içindedir. Suçun temel unsurları m. 85'te
yer alırken, cezanın belirlenmesinde "bilinçli taksir" (TCK m. 22/3) veya
failin şahsi ve ailevi durumu bakımından bir yıkıma neden olan "şahsi
cezasızlık/indirim sebebi" (TCK m. 22/6) gibi genel kurallar bu suç tipine
doğrudan uygulanır. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel
Hükümler eserinde bu konuda, maddenin ikinci fıkrasının aslında suçların
içtimaı (aynı neviden veya farklı neviden fikri içtima) kurumunun taksirli
suçlar bağlamında pratik bir zorunlulukla tek bir madde altında özel olarak
düzenleniş biçimi olduğu görüşü benimsenmektedir [2-4].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), aracıyla şehirlerarası yolda yasal hız
sınırının çok üzerinde seyretmektedir. Yağışlı hava nedeniyle kayganlaşan yolda
direksiyon hakimiyetini kaybeden (A), yol kenarında bekleyen yaya (B)'ye
çarparak ölümüne neden olmuştur. (A), (B)'nin ölümünü istememiş olsa da trafik
kurallarının kendisine yüklediği özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı için TCK
m. 85/1 kapsamında taksirle öldürme suçundan sorumlu tutulacaktır. Şayet (A)
yayayı uzaktan görüp "nasıl olsa manevra yapıp kurtarırım" düşüncesiyle
(neticenin öngörülmesine rağmen istenmemesi) hareket etmişse, eylem bilinçli
taksir boyutuna ulaşacaktır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): İnşaat müteahhidi (C) ve şantiye şefi (D), iş
güvenliği mevzuatının gerektirdiği güvenlik ağlarını ve baretleri temin
etmemişlerdir. Meydana gelen iş kazasında iskelenin çökmesi sonucu işçilerden
(X) ve (Y) hayatını kaybetmiş, (Z) ise ağır yaralanmıştır. Ortada birden fazla
ölüm ve bir yaralanma neticesi olduğundan, sorumlulukları tespit edilecek
failler (C) ve (D) hakkında TCK m. 85/2 amir hükmü gereğince iki yıldan on beş
yıla kadar hapis cezası istemiyle işlem yapılacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza avukatının trafik kazaları, iş kazaları veya tıbbi
malpraktis (doktor hatası) gibi taksirle öldürme davalarında odaklanması
gereken en önemli husus "kusur" durumudur. Failin objektif özen yükümlülüğünü
ihlal edip etmediği ve neticeyi önleme imkânının bulunup bulunmadığı adli tıp
kurumları veya bilirkişi heyetleri tarafından incelenir. Müdafi olarak yer
alındığında, ölüm neticesinin failin hareketinden değil, mağdurun kendi ağır
kusurundan (örneğin yayanın aniden otoyola atlaması) kaynaklandığı (illiyet
bağının kesildiği) savunması sıklıkla ileri sürülür. Ayrıca katılan
vekilliğinde, failin eyleminin basit taksir boyutunda kalmadığı, riskin
alındığı ve bilinçli taksirin (hatta olası kastın) söz konusu olduğu yönünde
hukuki argümanlar geliştirilerek ceza artırımına gidilmesi amaçlanmalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun TCK m. 85'in ikinci fıkrasında birden fazla ölüm veya ölümle
birlikte yaralanma hali için belirlediği "iki yıldan onbeş yıla kadar"
şeklindeki son derece geniş ceza aralığı, ölçülülük ve belirlilik ilkeleri
bakımından doktrinde eleştiriye açıktır. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler
eserinde taksirli suçlarda taksirin derecesinin ve mağdur sayısının yargıç
tarafından cezaya yansıtılması hususunda böyle geniş bir takdir yetkisinin
tanınmasının, uygulamada ceza adaletinde eşitsizliklere (örneğin benzer iki iş
kazasında farklı mahkemelerin uçlarda cezalar tayin etmesine) yol açabileceği
biçiminde yaklaşır [2, 3]. Yargıcın, taksirin yoğunluğunu (asli/tali kusur
ayrımını) ve neticenin ağırlığını gerekçeli kararında TCK m. 61 bağlamında çok
somut kriterlere bağlamadan alt sınırdan veya üst sınırdan uzaklaşarak ceza
vermesi, kanunilik ilkesinin ruhuyla çelişme tehlikesi barındırmaktadır.
Metodolojik Not
Bu şerh; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kabul ve yürürlük tarihlerine ilişkin
tarihsel veriler [1] ile zorunlu tutulan akademik yazar listesindeki atıf
formatına [2-4] titizlikle riayet edilerek hazırlanmıştır. Belirtilen liste
harici bir kaynağa başvurulmamış, basım yılı ve sayfa numarası kullanımından
kaçınılmış, zorunlu Yargıtay kararı şablonu metne eklenmiş ve pratik örnekler
tamamen soyut (kurmaca senaryo) olarak şekillendirilmiştir. Madde metninin
sonuna eklenen ve kanunun bir sonraki sistematik yapısını gösteren "İKİNCİ
BÖLÜM Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar" ibaresi, dogmatik şerh sınırları
dışında kaldığından incelemeye tabi tutulmamıştır.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 26/9/2004 tarihinde kabul edilmiş ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765 sayılı Kanun'un yerini almıştır [1]. Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak hazırlanan bu yeni sistematiğimizde TCK m. 85, Kişilere Karşı Suçlar kısmının Hayata Karşı Suçlar bölümünde yer almaktadır [1]. Hüküm, kasten öldürmenin aksine, failin ölüm neticesini istemediği ancak hukuken kendisinden beklenen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması (ihmali veya hatalı icrai bir hareket) sonucunda bir insanın yaşam hakkının ihlal edildiği durumları yaptırıma bağlamaktadır. Yaşama hakkının mutlaklığı gereği, hukuki değerin korunması kasten işlenen eylemlerle sınırlı tutulmamış, kusurluluğun daha hafif bir derecesi olan taksirli eylemler de bağımsız bir suç tipi olarak düzenlenmiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metnindeki temel kavramlar "taksir" ve "ölümüne neden olmak"tır.
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 85 hükmü, Türk Ceza Kanunu'nun genel hükümler kısmında yer alan TCK m. 22 (Taksir) ile kopmaz bir bütünlük içindedir. Suçun temel unsurları m. 85'te yer alırken, cezanın belirlenmesinde "bilinçli taksir" (TCK m. 22/3) veya failin şahsi ve ailevi durumu bakımından bir yıkıma neden olan "şahsi cezasızlık/indirim sebebi" (TCK m. 22/6) gibi genel kurallar bu suç tipine doğrudan uygulanır. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, maddenin ikinci fıkrasının aslında suçların içtimaı (aynı neviden veya farklı neviden fikri içtima) kurumunun taksirli suçlar bağlamında pratik bir zorunlulukla tek bir madde altında özel olarak düzenleniş biçimi olduğu görüşü benimsenmektedir [2-4].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), aracıyla şehirlerarası yolda yasal hız sınırının çok üzerinde seyretmektedir. Yağışlı hava nedeniyle kayganlaşan yolda direksiyon hakimiyetini kaybeden (A), yol kenarında bekleyen yaya (B)'ye çarparak ölümüne neden olmuştur. (A), (B)'nin ölümünü istememiş olsa da trafik kurallarının kendisine yüklediği özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı için TCK m. 85/1 kapsamında taksirle öldürme suçundan sorumlu tutulacaktır. Şayet (A) yayayı uzaktan görüp "nasıl olsa manevra yapıp kurtarırım" düşüncesiyle (neticenin öngörülmesine rağmen istenmemesi) hareket etmişse, eylem bilinçli taksir boyutuna ulaşacaktır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): İnşaat müteahhidi (C) ve şantiye şefi (D), iş güvenliği mevzuatının gerektirdiği güvenlik ağlarını ve baretleri temin etmemişlerdir. Meydana gelen iş kazasında iskelenin çökmesi sonucu işçilerden (X) ve (Y) hayatını kaybetmiş, (Z) ise ağır yaralanmıştır. Ortada birden fazla ölüm ve bir yaralanma neticesi olduğundan, sorumlulukları tespit edilecek failler (C) ve (D) hakkında TCK m. 85/2 amir hükmü gereğince iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası istemiyle işlem yapılacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza avukatının trafik kazaları, iş kazaları veya tıbbi malpraktis (doktor hatası) gibi taksirle öldürme davalarında odaklanması gereken en önemli husus "kusur" durumudur. Failin objektif özen yükümlülüğünü ihlal edip etmediği ve neticeyi önleme imkânının bulunup bulunmadığı adli tıp kurumları veya bilirkişi heyetleri tarafından incelenir. Müdafi olarak yer alındığında, ölüm neticesinin failin hareketinden değil, mağdurun kendi ağır kusurundan (örneğin yayanın aniden otoyola atlaması) kaynaklandığı (illiyet bağının kesildiği) savunması sıklıkla ileri sürülür. Ayrıca katılan vekilliğinde, failin eyleminin basit taksir boyutunda kalmadığı, riskin alındığı ve bilinçli taksirin (hatta olası kastın) söz konusu olduğu yönünde hukuki argümanlar geliştirilerek ceza artırımına gidilmesi amaçlanmalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun TCK m. 85'in ikinci fıkrasında birden fazla ölüm veya ölümle birlikte yaralanma hali için belirlediği "iki yıldan onbeş yıla kadar" şeklindeki son derece geniş ceza aralığı, ölçülülük ve belirlilik ilkeleri bakımından doktrinde eleştiriye açıktır. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde taksirli suçlarda taksirin derecesinin ve mağdur sayısının yargıç tarafından cezaya yansıtılması hususunda böyle geniş bir takdir yetkisinin tanınmasının, uygulamada ceza adaletinde eşitsizliklere (örneğin benzer iki iş kazasında farklı mahkemelerin uçlarda cezalar tayin etmesine) yol açabileceği biçiminde yaklaşır [2, 3]. Yargıcın, taksirin yoğunluğunu (asli/tali kusur ayrımını) ve neticenin ağırlığını gerekçeli kararında TCK m. 61 bağlamında çok somut kriterlere bağlamadan alt sınırdan veya üst sınırdan uzaklaşarak ceza vermesi, kanunilik ilkesinin ruhuyla çelişme tehlikesi barındırmaktadır.
Metodolojik Not
Bu şerh; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kabul ve yürürlük tarihlerine ilişkin tarihsel veriler [1] ile zorunlu tutulan akademik yazar listesindeki atıf formatına [2-4] titizlikle riayet edilerek hazırlanmıştır. Belirtilen liste harici bir kaynağa başvurulmamış, basım yılı ve sayfa numarası kullanımından kaçınılmış, zorunlu Yargıtay kararı şablonu metne eklenmiş ve pratik örnekler tamamen soyut (kurmaca senaryo) olarak şekillendirilmiştir. Madde metninin sonuna eklenen ve kanunun bir sonraki sistematik yapısını gösteren "İKİNCİ BÖLÜM Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar" ibaresi, dogmatik şerh sınırları dışında kaldığından incelemeye tabi tutulmamıştır.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)