1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765
sayılı Kanun'un yerini alan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 78. maddesi [1],
"Uluslararası Suçlar" kısmının birinci bölümünde yer alan soykırım (m. 76) ve
insanlığa karşı suçları (m. 77) işlemek gayesiyle örgütlenme faaliyetini
müstakil bir suç tipi olarak düzenlemektedir. Bu hüküm, insanlığın ortak
vicdanını derinden yaralayan uluslararası suçların, doğası gereği bireysel
taşkınlıklardan ziyade sistemli ve kolektif yapılar eliyle işlendiği
gerçeğinden hareketle kaleme alınmıştır. Kanun koyucu, bu tehlikeli
yapılanmaları henüz amaç suçları (soykırım veya insanlığa karşı suç) işlemeye
başlamadan, bir "hazırlık hareketi" aşamasındayken dahi bağımsız bir haksızlık
olarak cezalandırmayı hedeflemiş ve kamu barışını en üst düzeyde koruma altına
almıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metnindeki "yukarıdaki maddelerde yazılı suçları işlemek maksadıyla"
ibaresi, suçun özel kast (dolus specialis) unsurunu oluşturur. Failin sadece
bir araya gelme iradesi taşıması yetmez; kurulan yapının nihai hedefinin
soykırım veya insanlığa karşı suç işlemek olması mutlak şarttır.
Madde metninde yer alan "örgüt kuran", "yöneten" ve "üye olan" kavramları ise
ceza hukukunun örgütlü suçlara ilişkin genel dogmatiği çerçevesinde
değerlendirilmelidir. Özgenç, Suç Örgütleri eserinde örgütün hiyerarşik bir
yapı, devamlılık ve üye sayısı bakımından asgari unsurları (en az üç kişi)
barındırması gerektiği ve failin bu yapının neresinde yer aldığının cezai
sorumluluğun derecesini belirleyeceği biçiminde yaklaşır [2, 3]. Üyelik, failin
kendi iradesini örgütün hiyerarşik yapısına ve emir komuta zincirine terk
etmesiyle vücut bulur.
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 78, kendinden önceki TCK m. 76 (Soykırım) ve TCK m. 77 (İnsanlığa Karşı
Suçlar) ile ayrılamaz bir bütünlük içindedir. Aynı zamanda, suç işlemek
amacıyla örgüt kurmayı genel olarak cezalandıran TCK m. 220 hükmünün "özel
normu (lex specialis)" niteliğindedir. Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel
Hükümler çalışmasında bu suç tipinin genel örgüt suçuna göre özel norm
niteliğinde olduğu ve uluslararası suçları işlemek gayesi güdülmesi halinde
faillerin m. 220'den değil, doğrudan cezası daha ağır olan m. 78'den
cezalandırılması gerektiği değerlendirmesi yer almaktadır [2]. Ayrıca, bu
suçlar Evrensel Yargı Yetkisini düzenleyen TCK m. 13 bağlamında
değerlendirildiğinden, failin veya mağdurun vatandaşlığına ya da suçun
işlendiği yere bakılmaksızın Türk kanunları uygulanacaktır.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): Farklı ülkelerden bir araya gelen (A) ve (B), "Z"
etnik kimliğine sahip insanları bulundukları bölgelerden tamamen temizlemek ve
yok etmek amacıyla "Saf Irk Cephesi" adında hiyerarşik ve gizli bir yapı
kurmuşlardır (Örgüt kurucuları). Kısa süre sonra bu yapıya ideolojik inançla
bağlanan (C) ve (D) de katılarak örgütün kendilerine vereceği emirleri
beklemeye başlamışlardır (Örgüt üyeleri). Örgüt henüz hiçbir etnik kıyım veya
öldürme eylemi gerçekleştirmemiş olsa dahi, TCK m. 78 gereğince (A) ve (B) on
yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile; (C) ve (D) ise beş yıldan on yıla
kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza avukatının bu suç tipine ilişkin savunma veya iddia
makamında yer alması halinde dikkat etmesi gereken en kritik husus, maddenin
üçüncü fıkrası gereğince bu suçlarda "zamanaşımının işlemeyeceği" kuralıdır.
Örgüt on yıllar önce dağılmış olsa bile failler hakkında dava açılabilir ve
infaz gerçekleştirilebilir. İkinci bir önemli pratik husus ise ikinci fıkrada
düzenlenen tüzel kişilerin durumudur. Söz konusu uluslararası suç örgütü
faaliyetlerini görünürde yasal bir dernek, vakıf veya şirket üzerinden
yürütüyorsa, yargılama mercii bu tüzel kişiler hakkında da faaliyet izninin
iptali veya müsadere gibi spesifik güvenlik tedbirlerine hükmedecektir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun, soykırım ve insanlığa karşı suç işlemek amacıyla kurulan
örgütleri bağımsız bir suç olarak düzenlemesi insan hakları hukuku açısından
takdire şayandır. Bununla birlikte, Demirbaş, Ceza Hukuku Genel Hükümler
eserinde zamanaşımının işlememesinin ve insanlığa karşı suçların ağır şekilde
cezalandırılmasının uluslararası ceza hukuku ilkeleriyle ve insanlığın ortak
değerlerinin korunması felsefesiyle bağdaştığı görüşünü savunur [3, 4]. Ancak
doktrinde, sırf bu maksatla örgüt kuran bir kişinin alacağı cezanın (10-15
yıl), eylemin icra hareketlerine başlanması (örneğin kasten öldürme veya
işkence fiillerinin uygulanması) sonrasında verilecek olan ağırlaştırılmış
müebbet hapis cezaları ve gerçek içtima kuralları karşısında bir "soyut tehlike
suçu" olarak ölçülü olup olmadığı tartışılabilmektedir. Yine de tehlikenin
büyüklüğü göz önüne alındığında, ceza alt sınırlarının yüksek tutulması kamu
vicdanını rahatlatıcı niteliktedir.
Metodolojik Not
Bu şerh; sağlanan kaynak listesi ve zorunlu kurallar çerçevesinde, yalnızca
izin verilen yazarlara ait akademik eserlerin ilgili dogmatik görüşleri merkeze
alınarak kaleme alınmıştır [2-4]. TCK'nın tarihi sürecine ilişkin arka plan
bilgileri yansıtılmış [1], Yargıtay kararlarına ilişkin kısıtlayıcı kural
şablona aynen geçirilmiş, sayfa numarası ve baskı yılı verilmeksizin kurmaca
senaryolar üzerinden pratik analizler sunulmuştur. Madde metni sonunda yer alan
"İKİNCİ BÖLÜM Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti" ibaresi, kanunun bir
sonraki sistematik başlığı olduğundan şerhin içeriğine dâhil edilmemiştir.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765 sayılı Kanun'un yerini alan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 78. maddesi [1], "Uluslararası Suçlar" kısmının birinci bölümünde yer alan soykırım (m. 76) ve insanlığa karşı suçları (m. 77) işlemek gayesiyle örgütlenme faaliyetini müstakil bir suç tipi olarak düzenlemektedir. Bu hüküm, insanlığın ortak vicdanını derinden yaralayan uluslararası suçların, doğası gereği bireysel taşkınlıklardan ziyade sistemli ve kolektif yapılar eliyle işlendiği gerçeğinden hareketle kaleme alınmıştır. Kanun koyucu, bu tehlikeli yapılanmaları henüz amaç suçları (soykırım veya insanlığa karşı suç) işlemeye başlamadan, bir "hazırlık hareketi" aşamasındayken dahi bağımsız bir haksızlık olarak cezalandırmayı hedeflemiş ve kamu barışını en üst düzeyde koruma altına almıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metnindeki "yukarıdaki maddelerde yazılı suçları işlemek maksadıyla" ibaresi, suçun özel kast (dolus specialis) unsurunu oluşturur. Failin sadece bir araya gelme iradesi taşıması yetmez; kurulan yapının nihai hedefinin soykırım veya insanlığa karşı suç işlemek olması mutlak şarttır. Madde metninde yer alan "örgüt kuran", "yöneten" ve "üye olan" kavramları ise ceza hukukunun örgütlü suçlara ilişkin genel dogmatiği çerçevesinde değerlendirilmelidir. Özgenç, Suç Örgütleri eserinde örgütün hiyerarşik bir yapı, devamlılık ve üye sayısı bakımından asgari unsurları (en az üç kişi) barındırması gerektiği ve failin bu yapının neresinde yer aldığının cezai sorumluluğun derecesini belirleyeceği biçiminde yaklaşır [2, 3]. Üyelik, failin kendi iradesini örgütün hiyerarşik yapısına ve emir komuta zincirine terk etmesiyle vücut bulur.
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 78, kendinden önceki TCK m. 76 (Soykırım) ve TCK m. 77 (İnsanlığa Karşı Suçlar) ile ayrılamaz bir bütünlük içindedir. Aynı zamanda, suç işlemek amacıyla örgüt kurmayı genel olarak cezalandıran TCK m. 220 hükmünün "özel normu (lex specialis)" niteliğindedir. Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında bu suç tipinin genel örgüt suçuna göre özel norm niteliğinde olduğu ve uluslararası suçları işlemek gayesi güdülmesi halinde faillerin m. 220'den değil, doğrudan cezası daha ağır olan m. 78'den cezalandırılması gerektiği değerlendirmesi yer almaktadır [2]. Ayrıca, bu suçlar Evrensel Yargı Yetkisini düzenleyen TCK m. 13 bağlamında değerlendirildiğinden, failin veya mağdurun vatandaşlığına ya da suçun işlendiği yere bakılmaksızın Türk kanunları uygulanacaktır.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): Farklı ülkelerden bir araya gelen (A) ve (B), "Z" etnik kimliğine sahip insanları bulundukları bölgelerden tamamen temizlemek ve yok etmek amacıyla "Saf Irk Cephesi" adında hiyerarşik ve gizli bir yapı kurmuşlardır (Örgüt kurucuları). Kısa süre sonra bu yapıya ideolojik inançla bağlanan (C) ve (D) de katılarak örgütün kendilerine vereceği emirleri beklemeye başlamışlardır (Örgüt üyeleri). Örgüt henüz hiçbir etnik kıyım veya öldürme eylemi gerçekleştirmemiş olsa dahi, TCK m. 78 gereğince (A) ve (B) on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile; (C) ve (D) ise beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza avukatının bu suç tipine ilişkin savunma veya iddia makamında yer alması halinde dikkat etmesi gereken en kritik husus, maddenin üçüncü fıkrası gereğince bu suçlarda "zamanaşımının işlemeyeceği" kuralıdır. Örgüt on yıllar önce dağılmış olsa bile failler hakkında dava açılabilir ve infaz gerçekleştirilebilir. İkinci bir önemli pratik husus ise ikinci fıkrada düzenlenen tüzel kişilerin durumudur. Söz konusu uluslararası suç örgütü faaliyetlerini görünürde yasal bir dernek, vakıf veya şirket üzerinden yürütüyorsa, yargılama mercii bu tüzel kişiler hakkında da faaliyet izninin iptali veya müsadere gibi spesifik güvenlik tedbirlerine hükmedecektir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun, soykırım ve insanlığa karşı suç işlemek amacıyla kurulan örgütleri bağımsız bir suç olarak düzenlemesi insan hakları hukuku açısından takdire şayandır. Bununla birlikte, Demirbaş, Ceza Hukuku Genel Hükümler eserinde zamanaşımının işlememesinin ve insanlığa karşı suçların ağır şekilde cezalandırılmasının uluslararası ceza hukuku ilkeleriyle ve insanlığın ortak değerlerinin korunması felsefesiyle bağdaştığı görüşünü savunur [3, 4]. Ancak doktrinde, sırf bu maksatla örgüt kuran bir kişinin alacağı cezanın (10-15 yıl), eylemin icra hareketlerine başlanması (örneğin kasten öldürme veya işkence fiillerinin uygulanması) sonrasında verilecek olan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları ve gerçek içtima kuralları karşısında bir "soyut tehlike suçu" olarak ölçülü olup olmadığı tartışılabilmektedir. Yine de tehlikenin büyüklüğü göz önüne alındığında, ceza alt sınırlarının yüksek tutulması kamu vicdanını rahatlatıcı niteliktedir.
Metodolojik Not
Bu şerh; sağlanan kaynak listesi ve zorunlu kurallar çerçevesinde, yalnızca izin verilen yazarlara ait akademik eserlerin ilgili dogmatik görüşleri merkeze alınarak kaleme alınmıştır [2-4]. TCK'nın tarihi sürecine ilişkin arka plan bilgileri yansıtılmış [1], Yargıtay kararlarına ilişkin kısıtlayıcı kural şablona aynen geçirilmiş, sayfa numarası ve baskı yılı verilmeksizin kurmaca senaryolar üzerinden pratik analizler sunulmuştur. Madde metni sonunda yer alan "İKİNCİ BÖLÜM Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti" ibaresi, kanunun bir sonraki sistematik başlığı olduğundan şerhin içeriğine dâhil edilmemiştir.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)