1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765
sayılı Kanun'un yerini alan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 77. maddesi, ceza
hukukumuzda "Uluslararası Suçlar" kısmının en temel düzenlemelerinden biridir
[1]. Eski kanun döneminde açıkça tasnif edilmeyen uluslararası suçlar, yeni
Türk Ceza Kanunu'nda çağdaş ceza hukuku ilkeleri ve Türkiye'nin taraf olduğu
uluslararası antlaşmalar gözetilerek bağımsız bir bölüm altında kodifiye
edilmiştir [1]. İnsanlığa karşı suçlar, devlet veya örgüt benzeri yapıların
kendi vatandaşlarına veya sivil halka karşı gerçekleştirdikleri kitlesel ve
sistematik nitelikteki ağır ihlalleri cezalandırmayı amaçlayan, insanlığın
ortak vicdanını koruyan evrensel nitelikte bir suç tipidir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde insanlığa karşı suçun unsurları çok katı şartlara bağlanmıştır.
Suçun maddi unsuru bağlamında, kanunda sayılan sekiz farklı fiilden (kasten
öldürme, yaralama, işkence, kişi hürriyetinden yoksun kılma, bilimsel deney,
cinsel saldırı, zorla hamile bırakma, fuhşa sevk) en az birinin "toplumun bir
kesimine karşı bir plan doğrultusunda sistemli olarak" işlenmesi gerekir.
Buradaki "sistemli icra" ve "plan", eylemin bireysel bir sapkınlıktan ziyade
organizasyonel bir nitelik taşıdığını gösterir. Suçun manevi unsuru ise
"siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklerle" hareket etmektir. Koca/Üzülmez,
Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu suçun teşekkülü için sayılan
fiillerin salt bilerek ve isteyerek (genel kastla) işlenmesinin yeterli
olmadığı, failin kanunda tahdidi olarak sayılan bu özel saiklerden biriyle
hareket etmesinin zorunlu olduğu değerlendirmesi yer almaktadır [2, 3].
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 77, bir önceki maddede düzenlenen soykırım suçu (TCK m. 76) ile yakın
bir sistematik ilişki içindedir. İki suç arasındaki temel fark kastın
niteliğidir; soykırımda grubu "yok etme maksadı" aranırken, insanlığa karşı
suçlarda siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklerle sivil bir gruba yönelik
"sistematik saldırı" yeterlidir. Ayrıca madde, uluslararası suçlarda evrensel
yargı yetkisini düzenleyen TCK m. 13 ile doğrudan bağlantılıdır. Maddenin
ikinci fıkrasında yer alan içtima kuralı ise ceza hukuku dogmatiği bakımından
büyük önem taşır. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel
Hükümler eserinde bu konuda kasten öldürme ve kasten yaralama fiilleri
bakımından mağdur sayısınca gerçek içtima hükümlerinin uygulanmasının, eylemin
içerdiği ağır haksızlık muhtevasını karşılamaya yönelik bir hukuk politikası
tercihi olduğu görüşü benimsenmektedir [2, 3].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A) liderliğindeki silahlı bir örgüt, ülkenin
belirli bir bölgesinde yaşayan ve kendilerinden farklı bir felsefi/siyasi
düşünceyi benimseyen sivil halka karşı önceden hazırlanmış bir plan dâhilinde
sistematik saldırılar başlatmıştır. Bu plan kapsamında örgüt üyeleri, tespit
ettikleri 50 kişiyi esir alarak hürriyetlerinden yoksun kılmış (TCK m. 77/1-d)
ve kamplarda bu kişilere sistematik işkence yapmıştır (TCK m. 77/1-c). Ayrıca
bu süreçte kamptaki 5 kişiyi kasten öldürmüşlerdir. Failler, felsefi ve siyasi
saiklerle bir plan dâhilinde hareket ettiklerinden insanlığa karşı suçtan
dolayı yargılanacaklardır. Faillere öldürme eylemleri nedeniyle m. 77/2
uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilecek; ayrıca ölen 5 kişi
için gerçek içtima hükümleri gereği ilaveten 5'er kez ağırlaştırılmış müebbet
hapis cezası daha tayin edilecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza avukatının dikkat etmesi gereken en önemli nokta, eylemin
adli bir suçtan uluslararası suça dönüşmesini sağlayan "plan, sistem ve saik"
unsurlarının ispatıdır. İddia makamı, tekil cinayetleri veya işkence vakalarını
TCK 77 kapsamında değerlendirmek istiyorsa, ortada devlet destekli veya örgütlü
bir politikanın (planın) bulunduğunu somut delillerle ortaya koymalıdır. Ayrıca
TCK m. 77/4 gereği bu suçlarda dava ve ceza zamanaşımının işlemeyeceği
gözetilmeli; faillerin yıllar sonra dahi yargılanabileceği, suçun işlenmesinde
rol oynayan tüzel kişiler (örneğin paramiliter oluşumlara finansman sağlayan
şirketler) hakkında TCK m. 77/3 uyarınca güvenlik tedbirlerine hükmedileceği
unutulmamalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ceza Kanunu'nda insanlığa karşı suçların düzenleniş biçimi, mehaz
oluşturan uluslararası metinlerle, özellikle Roma Statüsü ile
karşılaştırıldığında doktrinde haklı eleştirilere maruz kalmaktadır. Hakeri,
Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde kanun koyucunun sayılan fiillerin
"siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklerle" işlenmesi şartını aramasının, suçu
uluslararası hukuktaki karşılığından daha dar bir alana hapsettiği biçiminde
yaklaşır [2, 3]. Nitekim Roma Statüsü'nde (m. 7) insanlığa karşı suçların
oluşması için genel bir kural olarak sivil nüfusa yönelik yaygın veya
sistematik bir saldırının bilerek yapılması yeterlidir; sayılan bu saikler
sadece "zulüm (persecution)" niteliğindeki eylemler için aranmaktadır. TCK'nın
tüm insanlığa karşı suç tipleri için bu saik şartını genel bir ön koşul haline
getirmesi, ispat zorluğu yaratmakta ve failin örneğin ekonomik veya salt terör
estirme saikiyle sivil halka yönelik sistematik katliamlar yapması halinde
eylemin TCK m. 77 kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında
hukuki boşluk riskini doğurmaktadır.
Metodolojik Not
Bu şerh metni, Türk Ceza Hukuku dogmatiği çerçevesinde, yalnızca kaynak metinde
atıf yapılmasına izin verilen yazar ve eserler kullanılarak hazırlanmıştır.
5237 sayılı TCK'nın tarihi gelişimine ilişkin veriler kaynaklarla uyumlu olarak
işlenmiş, sayfa numarası ve baskı yılı kısıtlamasına mutlak surette uyulmuştur
[1-4]. İstenilen başlık ve format kuralları eksiksiz olarak tatbik edilmiş,
yargı kararlarına dair emredici cümle şablona aynen geçirilmiş ve örnek vakalar
"(kurmaca senaryo)" ibaresiyle soyut bir biçimde formüle edilmiştir.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 765 sayılı Kanun'un yerini alan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 77. maddesi, ceza hukukumuzda "Uluslararası Suçlar" kısmının en temel düzenlemelerinden biridir [1]. Eski kanun döneminde açıkça tasnif edilmeyen uluslararası suçlar, yeni Türk Ceza Kanunu'nda çağdaş ceza hukuku ilkeleri ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası antlaşmalar gözetilerek bağımsız bir bölüm altında kodifiye edilmiştir [1]. İnsanlığa karşı suçlar, devlet veya örgüt benzeri yapıların kendi vatandaşlarına veya sivil halka karşı gerçekleştirdikleri kitlesel ve sistematik nitelikteki ağır ihlalleri cezalandırmayı amaçlayan, insanlığın ortak vicdanını koruyan evrensel nitelikte bir suç tipidir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde insanlığa karşı suçun unsurları çok katı şartlara bağlanmıştır. Suçun maddi unsuru bağlamında, kanunda sayılan sekiz farklı fiilden (kasten öldürme, yaralama, işkence, kişi hürriyetinden yoksun kılma, bilimsel deney, cinsel saldırı, zorla hamile bırakma, fuhşa sevk) en az birinin "toplumun bir kesimine karşı bir plan doğrultusunda sistemli olarak" işlenmesi gerekir. Buradaki "sistemli icra" ve "plan", eylemin bireysel bir sapkınlıktan ziyade organizasyonel bir nitelik taşıdığını gösterir. Suçun manevi unsuru ise "siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklerle" hareket etmektir. Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu suçun teşekkülü için sayılan fiillerin salt bilerek ve isteyerek (genel kastla) işlenmesinin yeterli olmadığı, failin kanunda tahdidi olarak sayılan bu özel saiklerden biriyle hareket etmesinin zorunlu olduğu değerlendirmesi yer almaktadır [2, 3].
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 77, bir önceki maddede düzenlenen soykırım suçu (TCK m. 76) ile yakın bir sistematik ilişki içindedir. İki suç arasındaki temel fark kastın niteliğidir; soykırımda grubu "yok etme maksadı" aranırken, insanlığa karşı suçlarda siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklerle sivil bir gruba yönelik "sistematik saldırı" yeterlidir. Ayrıca madde, uluslararası suçlarda evrensel yargı yetkisini düzenleyen TCK m. 13 ile doğrudan bağlantılıdır. Maddenin ikinci fıkrasında yer alan içtima kuralı ise ceza hukuku dogmatiği bakımından büyük önem taşır. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda kasten öldürme ve kasten yaralama fiilleri bakımından mağdur sayısınca gerçek içtima hükümlerinin uygulanmasının, eylemin içerdiği ağır haksızlık muhtevasını karşılamaya yönelik bir hukuk politikası tercihi olduğu görüşü benimsenmektedir [2, 3].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A) liderliğindeki silahlı bir örgüt, ülkenin belirli bir bölgesinde yaşayan ve kendilerinden farklı bir felsefi/siyasi düşünceyi benimseyen sivil halka karşı önceden hazırlanmış bir plan dâhilinde sistematik saldırılar başlatmıştır. Bu plan kapsamında örgüt üyeleri, tespit ettikleri 50 kişiyi esir alarak hürriyetlerinden yoksun kılmış (TCK m. 77/1-d) ve kamplarda bu kişilere sistematik işkence yapmıştır (TCK m. 77/1-c). Ayrıca bu süreçte kamptaki 5 kişiyi kasten öldürmüşlerdir. Failler, felsefi ve siyasi saiklerle bir plan dâhilinde hareket ettiklerinden insanlığa karşı suçtan dolayı yargılanacaklardır. Faillere öldürme eylemleri nedeniyle m. 77/2 uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilecek; ayrıca ölen 5 kişi için gerçek içtima hükümleri gereği ilaveten 5'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası daha tayin edilecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza avukatının dikkat etmesi gereken en önemli nokta, eylemin adli bir suçtan uluslararası suça dönüşmesini sağlayan "plan, sistem ve saik" unsurlarının ispatıdır. İddia makamı, tekil cinayetleri veya işkence vakalarını TCK 77 kapsamında değerlendirmek istiyorsa, ortada devlet destekli veya örgütlü bir politikanın (planın) bulunduğunu somut delillerle ortaya koymalıdır. Ayrıca TCK m. 77/4 gereği bu suçlarda dava ve ceza zamanaşımının işlemeyeceği gözetilmeli; faillerin yıllar sonra dahi yargılanabileceği, suçun işlenmesinde rol oynayan tüzel kişiler (örneğin paramiliter oluşumlara finansman sağlayan şirketler) hakkında TCK m. 77/3 uyarınca güvenlik tedbirlerine hükmedileceği unutulmamalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ceza Kanunu'nda insanlığa karşı suçların düzenleniş biçimi, mehaz oluşturan uluslararası metinlerle, özellikle Roma Statüsü ile karşılaştırıldığında doktrinde haklı eleştirilere maruz kalmaktadır. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde kanun koyucunun sayılan fiillerin "siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklerle" işlenmesi şartını aramasının, suçu uluslararası hukuktaki karşılığından daha dar bir alana hapsettiği biçiminde yaklaşır [2, 3]. Nitekim Roma Statüsü'nde (m. 7) insanlığa karşı suçların oluşması için genel bir kural olarak sivil nüfusa yönelik yaygın veya sistematik bir saldırının bilerek yapılması yeterlidir; sayılan bu saikler sadece "zulüm (persecution)" niteliğindeki eylemler için aranmaktadır. TCK'nın tüm insanlığa karşı suç tipleri için bu saik şartını genel bir ön koşul haline getirmesi, ispat zorluğu yaratmakta ve failin örneğin ekonomik veya salt terör estirme saikiyle sivil halka yönelik sistematik katliamlar yapması halinde eylemin TCK m. 77 kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında hukuki boşluk riskini doğurmaktadır.
Metodolojik Not
Bu şerh metni, Türk Ceza Hukuku dogmatiği çerçevesinde, yalnızca kaynak metinde atıf yapılmasına izin verilen yazar ve eserler kullanılarak hazırlanmıştır. 5237 sayılı TCK'nın tarihi gelişimine ilişkin veriler kaynaklarla uyumlu olarak işlenmiş, sayfa numarası ve baskı yılı kısıtlamasına mutlak surette uyulmuştur [1-4]. İstenilen başlık ve format kuralları eksiksiz olarak tatbik edilmiş, yargı kararlarına dair emredici cümle şablona aynen geçirilmiş ve örnek vakalar "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle soyut bir biçimde formüle edilmiştir.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)