RESMİ METİN

Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi


Madde 67- (1) Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hallerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur. (2) Bir suçla ilgili olarak; a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,

d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi, halinde, dava zamanaşımı kesilir. (3) Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar. (4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

TCK Madde 67 — Dava Zamanaşımı Süresinin Durması veya Kesilmesi


1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

TCK'nın "Dava Zamanaşımı" başlıklı bölümü içinde yer alan madde 67, dava zamanaşımının olağan akışını sekteye uğratan iki ayrı hukukî kurumu düzenlemektedir: durma ve kesilme. Madde 66 ile kurulan asıl süre rejiminin kaçınılmaz tamamlayıcısı olan bu düzenleme, ceza yargılamasının pratik gerçeklikleriyle zamanaşımının normatif mantığını uzlaştırma işlevi görmektedir.

Dava zamanaşımının teorik temeli, devletin cezalandırma iktidarının zaman içinde aşınması olgusuna dayanır. Belirli bir sürenin geçmesi, hem delil güvenilirliğini hem de cezanın önleyici işlevini zayıflatır; bu nedenle yargılama yetkisinin bir sınıra bağlanması meşru bir ceza politikası tercihidir. Ancak bu genel ilkenin mutlak biçimde uygulanması, devletin yargılama yapmasına fiilen engel olan hâllerde ya da yargılamanın etkin biçimde sürdürüldüğünü gösteren somut işlemlerin varlığında hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurur. Madde 67, tam da bu gerekçeyle iki ayrı mekanizma öngörmüştür:

  • Durma (fıkra 1): Zamanaşımı süresinin işlemesinin geçici olarak askıya alınmasıdır. Durma hâlinde süre ne geriye döner ne de yeniden başlar; engelin ortadan kalkmasıyla kaldığı yerden devam eder.
  • Kesilme (fıkra 2): Zamanaşımının birikmiş süresinin ortadan kalkması ve sürenin sıfırdan yeniden işlemeye başlamasıdır; ancak bu yeniden başlama fıkra 4 ile sınırlandırılmıştır.

765 sayılı eski TCK döneminde de benzer bir ayrım mevcuttu; bununla birlikte 5237 sayılı Kanun, kesilme nedenlerini hem sayısal olarak sınırlandırmış hem de kesme hâlinde uzayabilecek azami süreyi yarıyla kısıtlayan fıkra 4'ü getirmiştir. Bu düzenleme, eski uygulamada kesilme yoluyla zamanaşımının belirsiz biçimde uzamasına yol açan eleştirilere yanıt niteliği taşımaktadır.

Özgenç, zamanaşımının hem maddi ceza hukuku hem de usul hukuku boyutu olan karma yapısına dikkat çekmekte; bu karma yapının madde 67'nin yorumlanmasında titiz bir denge gerektirdiğini vurgulamaktadır. Koca/Üzülmez ise kurumun işlevsel amacını, devletin gecikmeli yargılama tehdidinden sanığı koruma ve yargı organlarını zamanında işleme zorlama şeklinde çift yönlü olarak tanımlamaktadır.


2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Zamanaşımının Durması (Fıkra 1)

2.1.1. İzin veya Karar Alınması Gereken Hâller

Türk ceza hukukunda bazı suçların soruşturulması veya kovuşturulması, öncelikle yetkili bir makamın iznine ya da kararına bağlıdır. Milletvekili dokunulmazlığına ilişkin anayasal hükümler, kamu görevlilerine yönelik suçlarda 4483 sayılı Kanun kapsamında alınması zorunlu soruşturma izni ve özel kanunlardaki benzeri izin rejimleri bu durumun somut örnekleridir. İzin başvurusunun ilgili makama iletildiği andan itibaren zamanaşımı süresinin işlemesini sürdürmesi, başvuru sahibinin kontrolü dışındaki bir gecikmenin aleyhine sonuç doğurması anlamına gelir ki bu durum adalet ilkesiyle bağdaşmaz. Bu nedenle kanun koyucu, izin veya kararın alınma tarihine kadar geçen süreyi zamanaşımı hesabının dışında bırakmıştır.

Durma için gereken koşul, soruşturma veya kovuşturma yapılmasının izin ya da karara bağlanmış olmasıdır; salt şüphe ya da soruşturma açılabilirliğinin bu bağa tabi tutulması yeterli değildir.

2.1.2. Diğer Bir Mercide Çözülmesi Gereken Meseleler

Hukuk mahkemelerinde ya da idari mercilerde sonuçlanmayı bekleyen ön meseleler bu kapsama girer. Ceza yargılamasının bağımsız olarak devam edebilmesi için hâlen çözümsüz olan bu mesele nedeniyle gecikme kaçınılmaz hâle gelmişse zamanaşımı durur. Hangi hâllerin "ön mesele" sayılacağını ise CMK'nın ilgili hükümleri ve yerleşik içtihat belirler.

2.1.3. Kaçaklık Kararı

Fıkranın son cümlesi özgün bir durum düzenlemektedir: kanun gereğince haklarında kaçak olduklarına dair karar verilmiş kişiler bakımından, bu karar kaldırılıncaya kadar zamanaşımı durur. CMK m. 247 kapsamında sanık hakkında kaçak kararı verilmesi, soruşturma ve yargılamanın sanığın iradi geri çekilmesi nedeniyle yürütülememesi anlamına gelir. Sanığın kendi fiiliyle neden olduğu bu gecikmenin zamanaşımı süresinin dolmasına yol açmasına izin vermek, sanığı kaçmaya teşvik eder; dolayısıyla bu düzenleme sağlam bir kamu yararı gerekçesine sahiptir.

Demirbaş, kaçaklık hâlinde durmanın başlangıç anının kaçak kararının verildiği tarihe bağlandığını, fiilî kaçma olgusunun tek başına yeterli olmadığını belirtmektedir. Kararın kaldırılmasıyla birlikte durma sona erer ve zamanaşımı işlemeye devam eder; kaldırma kararının geriye yürüyüp yürümediği tartışmalıdır.


2.2. Zamanaşımının Kesilmesi (Fıkra 2)

Fıkra 2, kesilme nedenlerini kapalı bir liste (numerus clausus) olarak belirlemiştir. Bu listenin dışında kalan hiçbir olay —ne kadar önemli olursa olsun— zamanaşımını kesmez. Hakeri, bu listeye dahil edilmeyen işlemlerin kesilme etkisi doğurmamasını, kanunilik ilkesinin somut bir yansıması olarak değerlendirmektedir.

2.2.1. Savcı Huzurunda İfade Alma veya Sorgulama (Bent a)

Şüpheli ya da sanığın savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorgulanması ilk kesilme nedenidir. CMK'ya göre ifade, şüphelinin; sorgu ise sanığın beyanının alındığı işlemi ifade eder. Belirtmek gerekir ki yalnızca savcı huzurundaki işlem bu etkiyi doğurur; kolluğun bağımsız olarak yürüttüğü ifade alma zamanaşımını kesmez. Bu ayrım, savcılık denetiminin önemi açısından bilinçli bir tercih olarak yorumlanmalıdır.

Öte yandan kesilme etkisi yalnızca savcı önündeki ilk işlemle sınırlı değildir; sonraki her ifade alma veya sorgulama bağımsız bir kesme nedeni oluşturabilir. Birden fazla şüpheli veya sanığın bulunduğu hâllerde, bunlardan herhangi birinin ifadesinin alınması tüm faillere etkisini yayar; zira fıkra 2'nin açılış ifadesi "bir suçla ilgili olarak" demekte, kişi bazlı değil suç bazlı bir bağ kurmaktadır.

2.2.2. Tutuklama Kararı (Bent b)

Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararı verilmesi ikinci kesme nedenidir. Burada belirleyici olan, kararın somut olarak verilmiş olmasıdır; infazı gerekmez. Tutuklama talebi reddedilmişse veya itiraz üzerine kaldırılmışsa, bu hâller kesilme bakımından farklı bir değerlendirme gerektirip gerektirmediği tartışmalıdır. Hâkim görüş, tutuklamanın kaldırılmasının kesilme etkisini geçmişe etkili olarak ortadan kaldırmadığı yönündedir; kesilme kararın verildiği anda gerçekleşmiştir.

Koca/Üzülmez, tutuklama kararının zamanaşımını kesmesinin, devlet organlarının aktif bir yargısal müdahale gerçekleştirdiğini belgeleyen bir işaret olması bakımından meşruiyetini korumakla birlikte, uygulamada suistimale açık olduğunu da vurgulamaktadır.

2.2.3. İddianame Düzenlenmesi (Bent c)

İddianame düzenlenmesi, soruşturmanın tamamlandığını ve kovuşturma aşamasına geçileceğini gösteren en somut usul işlemidir. Bu nedenle zamanaşımının kesilmesi için güçlü bir gerekçe oluşturur. Ancak, iade edilen ve yeniden düzenlenen iddianame söz konusu olduğunda her birinin ayrı birer kesme nedeni sayılıp sayılmayacağı uygulamada tartışma yaratmaktadır.

Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, iddianame düzenlenmesinin kesilme etkisinin iade kararından etkilenmemesi gerektiğini, zira kesmenin bağımsız bir usul işlemi olarak tamamlandığını savunmaktadır.

2.2.4. Mahkûmiyet Kararı (Bent d)

Sanıkların bir kısmına dahi verilmiş olsa mahkûmiyet kararı zamanaşımını keser. Bu hüküm, kesilmenin sübjektif kapsamını geniş tutarak müşterek suçluluk durumlarında birlikte yargılamanın etkinliğini korumayı amaçlamaktadır. "Sanıklardan bir kısmı" ifadesi, suç ortaklarından yalnızca birinin mahkûm edilmesinin dahi diğerleri bakımından kesilme etkisi doğurduğuna işaret etmektedir.

Beraat, düşme veya erteleme kararları bu fıkra kapsamında değerlendirilemez; kesilme etkisi yalnızca mahkûmiyet kararına özgülenmiştir.


2.3. Kesilmenin Usul ve Sonuçları (Fıkra 3)

Kesilme gerçekleştiğinde zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Birden fazla kesme nedeninin bulunduğu hâllerde son kesmenin gerçekleştiği tarih esas alınır. Bu düzenleme, yargılamayı gereksiz yere uzatmak amacıyla art arda kesme işlemleri yaratılması riskine rağmen zamanaşımının işlevini sürdürmesini güvence altına almaktadır. Süre, son kesme tarihinden itibaren yeniden ve bağımsız olarak işlemeye başlar; önceki birikmiş süreler hesaba katılmaz.


2.4. Kesme Hâlinde Azami Süre (Fıkra 4)

Bu fıkra, kesilmenin neden olabileceği uzamayı sınırlandıran en kritik güvencedir. Kesilme hâlinde zamanaşımı, ilgili suç için kanunda belirlenen temel sürenin en fazla yarısı kadar uzayabilir. Örneğin sekiz yıllık temel zamanaşımına tabi bir suçta, kesme nedeniyle süre en fazla on iki yıla ulaşabilecektir.

Bu sınırlama, kesilme kurumunun zamanaşımını fiilen anlamsız kılacak derecede uzatılmasının önüne geçmek amacıyla getirilmiştir. Toroslu/Toroslu, bu güvencenin olmadığı eski sisteme kıyasla madde 67 fıkra 4'ün önemli bir ilerleme olduğunu, zira eski sistemde zincirleme kesilme işlemleriyle zamanaşımı süresinin teorik olarak sonsuz uzatılabildiğini kaydetmektedir.

Dikkat edilmesi gereken husus, bu sınırın durma hâline uygulanmamasıdır. Durma süresi zamanaşımı hesabına dahil edilmediğinden, teorik olarak çok uzun durma sürelerine yol açabilir; bu durum fıkra 4'teki güvencenin kapsamı dışında kalmaktadır.


3. Sistematik İlişkiler

3.1. TCK Madde 66 ile İlişki

Madde 66, suç türlerine göre temel zamanaşımı sürelerini belirler. Madde 67 ise bu süreler üzerinde işleyen istisna mekanizmalarını düzenler. İki madde birlikte okunmadıkça pratik hesaplama yapmak mümkün değildir.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.