RESMİ METİN

Sınır dışı edilme


Madde 59- (Değişik: 31/3/2005 – 5328/1 md.) (1) İşlediği suç nedeniyle hapis cezasına mahkûm edilen yabancı, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına veya koşullu salıverilmesine karar verildikten ve her halde cezasının infazı tamamlandıktan sonra, durumu, sınır dışı işlemleriyle ilgili olarak değerlendirilmek üzere derhal İçişleri Bakanlığına bildirilir.17

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

TCK Madde 59 – Sınır Dışı Edilme


1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

TCK m. 59, 5237 sayılı Kanun'un "Güvenlik Tedbirleri" başlıklı İkinci Kısmının "Tüzel Kişiler Hakkında Güvenlik Tedbirleri, Eşya Müsaderesi ve Sınır Dışı Edilme" alt başlıklı bölümünde, m. 53 ila m. 60 arasındaki güvenlik tedbirlerine ilişkin sistematik içinde yer almaktadır. Madde, başlangıçta 5237 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01.06.2005 tarihinden önce 31.03.2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilmiş; dolayısıyla mevcut metin, orijinal metinden farklı içeriğe sahiptir.

Sınır dışı etme, ceza hukukunun genel teorisinde ne tam anlamıyla bir ceza ne de dar anlamıyla bir güvenlik tedbiri olarak değerlendirilebilen melez bir yaptırım niteliği taşımaktadır. Bununla birlikte, kanun koyucu bu kurumu açıkça güvenlik tedbirleri başlığı altında konumlandırmıştır. Bu sistematik tercih, sınır dışı etmenin esas amacının faille hesaplaşmak yerine toplumu korumak olduğunu, başka bir deyişle geçmişe değil geleceğe yönelik bir tehlike önleme işlevini üstlendiğini ortaya koymaktadır. Özgenç'in ifadesiyle güvenlik tedbirleri, "cezanın telafi edemediği ve fakat toplumun korunması bakımından giderilmesi zorunlu olan tehlikeliliği bertaraf etmeye" yönelik araçlardır; sınır dışı etme de bu işlevsel çerçevenin içindedir.

Maddenin 5328 sayılı Kanun ile değiştirilmesinin temel gerekçesi, ilk halindeki düzenlemenin ceza mahkemesine sınır dışı edilme kararı verme yetkisi tanıyor olmasıydı. Değişiklik sonrasında ceza mahkemesi bu konuda herhangi bir karar almakla yükümlü kılınmamış; mahkemenin rolü bildirim yükümlülüğüyle sınırlandırılmış, nihai karar mercii olarak ise yürütme organının bir parçası olan İçişleri Bakanlığı belirlenmiştir. Bu yeniden yapılanma, sınır dışı etmeyi ceza yargılamasının doğrudan bir yaptırımı olmaktan çıkarmış ve idari bir tedbire dönüştürmüştür.


2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. "Yabancı" Kavramı

Maddenin uygulama alanını belirleyen temel ölçüt, failin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan bir kişi olmasıdır. Türk hukuku bakımından vatandaşlık, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'na göre belirlenir. Çifte vatandaşlığa sahip kişilerin durumu tartışmalıdır; ancak kişinin aynı zamanda Türk vatandaşlığını taşıması hâlinde m. 59'un uygulanamayacağı, zira Türk vatandaşlarının kendi ülkesinden sınır dışı edilmesinin Anayasa m. 23 ve uluslararası hukuk normları açısından mümkün olmadığı sonucuna ulaşmak gerekir. Vatansız kişiler (apatridler) ise "yabancı" sayılması gerekeceğinden madde kapsamındadır; ne var ki bu durumda hangi ülkeye sınır dışı edileceği meselesi ayrıca idare hukuku normları çerçevesinde çözülmek durumundadır.

2.2. "Hapis Cezasına Mahkûm Edilme" Koşulu

Madde, uygulanabilirliği bakımından failin "işlediği suç nedeniyle hapis cezasına mahkûm edilmiş" olmasını aramaktadır. Bu bağlamda şu saptamaların yapılması gerekmektedir:

  • Adli para cezası: Doğrudan adli para cezasına mahkûm edilen yabancılar, salt bu hükme dayanılarak sınır dışı etme bildirimine konu edilemez. Hapis cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü ve hâkimin para cezasını tercih ettiği hâllerde de bildirimin yapılamayacağı düşünülmelidir.
  • Ertelenmiş hapis cezası: TCK m. 51 uyarınca cezası ertelenen hükümlünün infaz aşamasına ulaşılmadan bildirim yapılıp yapılamayacağı tartışmalıdır. Madde metninde "denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına veya koşullu salıverilmesine karar verildikten ve her hâlde cezasının infazı tamamlandıktan sonra" ibaresi, erteleme kararının ardından denetim süresinin sorunsuz tamamlanması hâlinde cezanın infaz edilmiş sayıldığına ilişkin m. 51/8 hükmü ile birlikte değerlendirildiğinde, erteleme kararının kesinleşip denetim süresi sona ermeden bildirimin zorunlu olmadığı sonucuna varılabilir.
  • Kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi: TCK m. 50 kapsamında kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi hâlinde ortada teknik anlamda infaz edilecek bir hapis cezası kalmadığından, bildirimin madde metnindeki koşulları taşımayabileceği düşünülmektedir.

2.3. Zamansal Koşul: "Denetimli Serbestlik Tedbiri Uygulanarak İnfaz, Koşullu Salıverilme veya Her Hâlde İnfazın Tamamlanması"

Madde, bildirimin ne zaman yapılacağını açıkça belirlemiştir. Üç ayrı tetikleyici durum söz konusudur:

  1. Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına karar verilmesi: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 105/A vd. çerçevesinde koşulları oluştuğunda hükümlünün denetimli serbestlik yoluyla tahliyesi söz konusu olabilmektedir. Bu karar anında bildirim yükümlülüğü doğmaktadır.
  2. Koşullu salıverilmeye karar verilmesi: 5275 sayılı Kanun m. 107 vd. kapsamında koşullu salıverilme kararının verilmesi hâlinde de derhal bildirim yapılması zorunludur.
  3. Cezanın infazının tamamlanması: Her iki önceki koşul gerçekleşmeksizin hükümlünün cezasını infaz kurumunda tamamlaması durumunda, tahliye anında bildirim yükümlülüğü doğacaktır.

"Her hâlde" ibaresi, denetimli serbestlik veya koşullu salıverilme kararı olmaksızın cezanın tamamlanması durumunu da kapsama alma amacıyla kullanılmış bağlayıcı bir ifadedir.

2.4. "Derhal Bildirim" Yükümlülüğü

Kanun, bildirim zamanını "derhal" olarak belirlemiştir. Bu kavram, idare hukuku ve ceza hukukunda "vakit geçirmeksizin, makul gecikme olmaksızın" anlamına gelmektedir. Bildirimin muhatabı, sınır dışı işlemlerini yürütecek olan İçişleri Bakanlığı'dır. Bildirimi yapmakla yükümlü olan makam ise kural olarak hükümlünün bulunduğu ceza infaz kurumunun bağlı olduğu idari birimler ve infaz hâkimliğidir; ancak madde metninde bu konuda açık bir atıf bulunmamaktadır.

2.5. "Sınır Dışı İşlemleriyle İlgili Olarak Değerlendirilmek Üzere" İfadesi

Bu ifade son derece önem taşımaktadır; zira madde, bildirim üzerine sınır dışı kararının otomatik olarak verileceğini söylememektedir. İçişleri Bakanlığı'nın bir değerlendirme yapma yetkisi ve takdir marjı mevcuttur. Bu değerlendirmede dikkate alınacak hususlar ise Kanun'da belirtilmemiş, dolayısıyla 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YİUK) ile ilgili idari mevzuata bırakılmıştır.


3. Sistematik İlişkiler

3.1. TCK'nın Güvenlik Tedbirleri Sistemi İçindeki Yeri

TCK m. 53–60 arasındaki güvenlik tedbirleri arasında sınır dışı etme, özgürlükten yoksun bırakma niteliği taşımayan ve ülke dışına çıkarma yoluyla toplumu koruyan özgül bir araçtır. Koca/Üzülmez'in güvenlik tedbirlerine ilişkin genel çerçevesinde vurgulandığı üzere, güvenlik tedbirlerinin meşruiyeti, failin gelecekteki tehlikeliliğini bertaraf etme amacına dayanmaktadır; sınır dışı etmede bu tehlikelilik, failin ülke sınırları dışına çıkarılmasıyla coğrafi olarak etkisiz kılınmaktadır.

3.2. 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile İlişki

TCK m. 59, sınır dışı etme kararının nasıl alınacağını düzenlememekte; bu konuyu YİUK'a ve yürütme organının takdirine bırakmaktadır. YİUK m. 52 vd., sınır dışı etme kararının İçişleri Bakanlığı veya valiliklerce alınabileceğini, ancak bazı hâllerde sınır dışı etme kararı verilemeyeceğini öngörmektedir. Bu istisnaların en önemlileri şunlardır:

  • Türk vatandaşı olan kişiler (zaten TCK m. 59 kapsamında değildir),
  • Sınır dışı edileceği ülkede işkence, insanlık dışı muamele veya ölüm riskiyle karşılaşacak olanlar (YİUK m. 55; non-refoulement ilkesi),
  • Uluslararası koruma başvurusu sahipleri (YİUK m. 54/2).

3.3. Non-Refoulement İlkesi ve Uluslararası Hukukla İlişki

Sınır dışı etmenin en önemli sınırı, uluslararası hukukta yerleşik olan geri göndermeme (non-refoulement) ilkesidir. Bu ilke; 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesi m. 33, AİHM'in m. 3 yorumu (Soering - Birleşik Krallık, 1989; Chahal - Birleşik Krallık, 1996) ve BM İşkenceye Karşı Sözleşme m. 3 kapsamında güvence altına alınmıştır. TCK m. 59, bu uluslararası yükümlülüklerin varlığını görmezden gelmekte; meseleyi tamamen İçişleri Bakanlığı'nın değerlendirmesine bırakmaktadır. Hakeri, bu yaklaşımın uluslararası insan hakları hukukuyla gerilim yarattığını ileri sürmektedir.

3.4. Anayasal Çerçeve

Anayasa m. 23/6 gereği "vatandaş sınır dışı edilemez." Bu hüküm, TCK m. 59'un yalnızca yabancılara uygulanabileceğini anayasal düzeyde de pekiştirmektedir. Öte yandan Anayasa m. 17 kapsamında kişinin maddi ve manevi bütünlüğünün korunması hakkı, sınır dışı etmenin bireyin yaşam ve dokunulmazlık haklarını tehlikeye atmayacak biçimde uygulanmasını gerektirmektedir.

3.5. TCK m. 54 ve m. 56 ile Karşılaştırma

Güvenlik tedbirleri arasında müsadere (m. 54–55) ve tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri (m. 60), belirli koşulların doğrudan yargısal kararla uygulanmasını gerektirmektedir. Oysa sınır dışı etme, yargı kararını değil yalnızca bildirim zorunluluğunu içermektedir; nihai tasarruf idarededir. Bu durum, sınır dışı etmenin ceza hukukunun yaptırım sistematiği içindeki özgün ve tartışmalı konumunu ortaya koymaktadır.


4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay kararı çekilemedi.

Bununla

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.