1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004
tarihinde kabul edilen ve mülga 1926 tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu
yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 344. maddesi [1],
DOKUZUNCU BÖLÜM olan "Son Hükümler" başlığı altında yer alan yürürlük
maddesidir. Modern ceza kanunlarının yürürlüğe girmesi genellikle,
uygulayıcıların ve toplumun yeni kurallara adaptasyonunu sağlamak amacıyla
belirli bir süre ertelenir (vacatio legis). Kanun koyucu bu maddede, 5237
sayılı TCK'nın bütünü için tek bir yürürlük tarihi belirlemek yerine, korunan
hukuki değerlerin taşıdığı aciliyet veya idarenin altyapı hazırlığı
gereksinimlerini dikkate alarak "kademeli bir yürürlük" rejimi benimsemiştir.
Bu bağlamda, kanunun bazı hükümleri derhal, bazıları iki yıl gibi uzun bir süre
sonra, kanunun temel gövdesi ise 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girerek [1]
Türk ceza adaleti sisteminde yeni bir dönemi başlatmıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninin uygulanabilmesi için öngörülen kademeli yürürlük rejiminin
boyutları şu şekildedir:
- Yayımı Tarihinde Yürürlüğe Giren Hüküm (184. Madde): TCK m. 184'te
düzenlenen "İmar kirliliğine neden olma" suçu, Kanun'un Resmi Gazete'de
yayımlandığı 12 Ekim 2004 tarihinde derhal yürürlüğe girmiştir. Bunun temel
sebebi, yeni ve ağır yaptırımlı bir imar ceza mevzuatının geleceğini öğrenen
kişilerin, kanun yürürlüğe girene kadarki boşluktan faydalanarak hızla kaçak
yapı (gecekondu) inşa etmelerini ve fiili durum yaratmalarını engelleme
aciliyetidir.
- İki Yıl Sonra Yürürlüğe Giren Hükümler (181/1 ve 182/1. Maddeler): TCK
m. 181/1 (Çevrenin kasten kirletilmesi) ve TCK m. 182/1 (Çevrenin taksirle
kirletilmesi) hükümleri yayımı tarihinden iki yıl sonra (12 Ekim 2006)
yürürlüğe girmiştir. Bu iki yıllık ertelemenin sebebi, sanayi tesislerinin,
fabrikaların ve bilhassa belediyelerin katı/sıvı atık arıtma tesislerini
kurabilmeleri ve altyapılarını yeni çevre standartlarına uyumlu hale
getirebilmeleri için onlara adil bir adaptasyon (geçiş) süresi tanımaktır.
- Genel Yürürlük Tarihi: Kanun'un yukarıda sayılan istisnalar dışındaki
tüm hükümleri, (daha sonra yapılan kanuni erteleme ile) 1 Haziran 2005
tarihinde yürürlüğe girmiş [1] ve mülga 765 sayılı TCK'nın uygulamasını sona
erdirmiştir.
Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler eserinde bu konuda, kanunların
yürürlüğe girmesinin ceza hukuku bağlamında "zaman bakımından uygulama"
ilkesinin temelini oluşturduğu ve failin fiilinin suç teşkil edip etmediğinin,
işlendiği an itibarıyla o hükmün pozitif hukukta yürürlükte olup olmamasına
mutlak surette bağlı olduğu görüşü benimsenmektedir.
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 344, ceza dogmatiği açısından TCK m. 7 (Zaman bakımından uygulama - lehe
kanunun tespiti) ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli
Hakkında Kanun [1] ile doğrudan ve ayrılmaz bir bütünsellik içindedir.
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler çalışmasında, suçun işlendiği
zamanın tespitinin, yasanın yürürlük tarihiyle kıyaslanarak "geçmişe yürüme
(lehe kanun)" veya "geçmişe yürüme yasağı (aleyhe kanun)" ilkelerinin
işletilmesinde hayati bir öneme sahip olduğu değerlendirmesi yer almaktadır.
Bir eylem, 5237 sayılı TCK'nın ilgili maddesinin yürürlüğe girmesinden önce
işlenmişse, fail hakkında kural olarak suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı
mülga TCK hükümleri ile yeni TCK hükümleri kül halinde karşılaştırılmalı ve
5252 sayılı Kanun'un geçiş hükümleri [1] uyarınca lehe olan kanun somut olaya
uygulanmalıdır.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A) isimli şahıs, 1 Kasım 2004 tarihinde, yapı
ruhsatı olmadan tarım arazisi üzerine betonarme bir bina inşa etmeye
başlamıştır. 5237 sayılı TCK'nın genel yürürlük tarihi 1 Haziran 2005 olmasına
rağmen, TCK m. 344/1-a bendi uyarınca "İmar kirliliğine neden olma" suçunu
düzenleyen TCK m. 184, Kanun'un yayımlandığı 12 Ekim 2004 tarihinde yürürlüğe
girdiğinden, (A)'nın bu fiili işlendiği an itibarıyla suç teşkil etmektedir ve
fail yeni Kanun uyarınca cezalandırılacaktır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Bir kimya fabrikasının müdürü olan (B), 15 Mayıs
2006 tarihinde fabrikanın arıtılmamış zehirli atık sularını kasten yakındaki
nehre deşarj etmiştir. Fiil, 5237 sayılı TCK'nın genel yürürlüğe girdiği
tarihten sonra işlenmiş olmakla birlikte; TCK m. 344/1-b bendi uyarınca
"Çevrenin kasten kirletilmesi" suçunu düzenleyen TCK m. 181/1 hükmünün
yürürlüğü iki yıl süreyle ertelendiğinden (yürürlük tarihi 12 Ekim 2006),
(B)'nin eylemi TCK m. 181/1 kapsamında cezalandırılamaz. İlgili tarihte eyleme
uyan başkaca idari cezalar veya mülga kanun artıkları devreye girecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin TCK'nın yürürlük ve geçiş dönemlerine ilişkin
davalarda yürüteceği savunma stratejisi, mutlak surette "Suç Tarihinin Dakik
Tespiti" üzerine inşa edilmelidir. Özellikle mütemadi (kesintisiz) suçlarda
veya zincirleme suçlarda eylemlerin bir kısmı 1 Haziran 2005 öncesinde (765
sayılı TCK döneminde), bir kısmı ise sonrasında gerçekleşmişse; kesintinin
gerçekleştiği son eylem tarihine bakılarak lehe/aleyhe kanun değerlendirmesi
yapılması hukuki bir zorunluluktur. İkinci olarak çevre ve imar kirliliği
davalarında, TCK m. 344'ün yarattığı bu istisnai tarih şeritleri (derhal
yürürlük veya iki yıl erteleme) savunma dilekçelerinin "tipikliğin zaman
bakımından yokluğu" (suç tarihinde normun yürürlükte olmaması) argümanının
belkemiğini oluşturur. Normun yürürlükte olmadığı bir zaman diliminde işlenen
eylemden dolayı fail hakkında derhal beraat kararı talep edilmelidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun, kanunların yürürlüğe girmesinde toplumsal ihtiyaçları ve idari
altyapı eksikliklerini dikkate alarak "vacatio legis" (yürürlüğün ertelenmesi)
kurumunu işletmesi sosyolojik olarak makul karşılanabilir. Ancak, aynı kanun
metni içinde birden fazla ve birbirinden farklı yürürlük tarihlerinin ihdas
edilmesi (parçalı yürürlük rejimi), dogmatik açıdan kanunilik ilkesinin
"belirlilik ve öngörülebilirlik" alt ilkeleriyle ciddi sürtüşmeler
yaratmaktadır. Demirbaş, Ceza Hukuku Genel Hükümler eserinde bu konuda, yasa
hükümlerinin farklı tarihlerde yürürlüğe girmesinin ceza hukuku uygulamasında
ciddi kargaşalara ve yargı makamları önünde karmaşık içtima/zaman bakımından
uygulama sorunlarına yol açtığına dikkat çekerek; devasa bir kodifikasyon olan
Türk Ceza Kanunu'nun bir bütünlük içinde, her hükmünün aynı tarihte
uygulanabilir olmasının hukuki güvenlik ilkesi açısından daha sağlıklı bir
tercih olacağı görüşünü savunur. Çevrenin kirletilmesine ilişkin fıkraların iki
yıl ertelenmesi, doğanın korunmasından ziyade sanayiciyi ve yerel yönetimleri
ceza tehdidinden uzak tutma amacı taşıdığından, o dönemde ceza hukukunun
ekolojik koruma fonksiyonunu zayıflatan faydacı bir yasama işlemi olarak çokça
eleştirilmiştir.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak
hazırlanan, 26/9/2004 tarihinde kabul edilip mülga 1926 tarihli 765 sayılı Türk
Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal
temellerine mutlak surette bağlı kalınarak oluşturulmuştur [1]. Tarafıma
iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca
kaynak listede yer alan yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özgenç, Demirbaş)
sağlanan sınırlar ve atıf formatları dâhilinde referans verilmiştir. Kural
gereği basım yılı ve sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmış, Yargıtay
kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş ve pratik
örnek olaylar zaman bakımından uygulama hukuki soyutlaştırmasını güçlendirmek
maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak Av. Fethi Güzel kimliğiyle
akademik bir üslupla kaleme alınmıştır. 5252 sayılı Kanun ve geçiş rejimi
meseleleri ceza dogmatiği bütünlüğünde tartışılmıştır.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve mülga 1926 tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 344. maddesi [1], DOKUZUNCU BÖLÜM olan "Son Hükümler" başlığı altında yer alan yürürlük maddesidir. Modern ceza kanunlarının yürürlüğe girmesi genellikle, uygulayıcıların ve toplumun yeni kurallara adaptasyonunu sağlamak amacıyla belirli bir süre ertelenir (vacatio legis). Kanun koyucu bu maddede, 5237 sayılı TCK'nın bütünü için tek bir yürürlük tarihi belirlemek yerine, korunan hukuki değerlerin taşıdığı aciliyet veya idarenin altyapı hazırlığı gereksinimlerini dikkate alarak "kademeli bir yürürlük" rejimi benimsemiştir. Bu bağlamda, kanunun bazı hükümleri derhal, bazıları iki yıl gibi uzun bir süre sonra, kanunun temel gövdesi ise 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girerek [1] Türk ceza adaleti sisteminde yeni bir dönemi başlatmıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninin uygulanabilmesi için öngörülen kademeli yürürlük rejiminin boyutları şu şekildedir:
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 344, ceza dogmatiği açısından TCK m. 7 (Zaman bakımından uygulama - lehe kanunun tespiti) ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun [1] ile doğrudan ve ayrılmaz bir bütünsellik içindedir. Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler çalışmasında, suçun işlendiği zamanın tespitinin, yasanın yürürlük tarihiyle kıyaslanarak "geçmişe yürüme (lehe kanun)" veya "geçmişe yürüme yasağı (aleyhe kanun)" ilkelerinin işletilmesinde hayati bir öneme sahip olduğu değerlendirmesi yer almaktadır. Bir eylem, 5237 sayılı TCK'nın ilgili maddesinin yürürlüğe girmesinden önce işlenmişse, fail hakkında kural olarak suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı mülga TCK hükümleri ile yeni TCK hükümleri kül halinde karşılaştırılmalı ve 5252 sayılı Kanun'un geçiş hükümleri [1] uyarınca lehe olan kanun somut olaya uygulanmalıdır.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A) isimli şahıs, 1 Kasım 2004 tarihinde, yapı ruhsatı olmadan tarım arazisi üzerine betonarme bir bina inşa etmeye başlamıştır. 5237 sayılı TCK'nın genel yürürlük tarihi 1 Haziran 2005 olmasına rağmen, TCK m. 344/1-a bendi uyarınca "İmar kirliliğine neden olma" suçunu düzenleyen TCK m. 184, Kanun'un yayımlandığı 12 Ekim 2004 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, (A)'nın bu fiili işlendiği an itibarıyla suç teşkil etmektedir ve fail yeni Kanun uyarınca cezalandırılacaktır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Bir kimya fabrikasının müdürü olan (B), 15 Mayıs 2006 tarihinde fabrikanın arıtılmamış zehirli atık sularını kasten yakındaki nehre deşarj etmiştir. Fiil, 5237 sayılı TCK'nın genel yürürlüğe girdiği tarihten sonra işlenmiş olmakla birlikte; TCK m. 344/1-b bendi uyarınca "Çevrenin kasten kirletilmesi" suçunu düzenleyen TCK m. 181/1 hükmünün yürürlüğü iki yıl süreyle ertelendiğinden (yürürlük tarihi 12 Ekim 2006), (B)'nin eylemi TCK m. 181/1 kapsamında cezalandırılamaz. İlgili tarihte eyleme uyan başkaca idari cezalar veya mülga kanun artıkları devreye girecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin TCK'nın yürürlük ve geçiş dönemlerine ilişkin davalarda yürüteceği savunma stratejisi, mutlak surette "Suç Tarihinin Dakik Tespiti" üzerine inşa edilmelidir. Özellikle mütemadi (kesintisiz) suçlarda veya zincirleme suçlarda eylemlerin bir kısmı 1 Haziran 2005 öncesinde (765 sayılı TCK döneminde), bir kısmı ise sonrasında gerçekleşmişse; kesintinin gerçekleştiği son eylem tarihine bakılarak lehe/aleyhe kanun değerlendirmesi yapılması hukuki bir zorunluluktur. İkinci olarak çevre ve imar kirliliği davalarında, TCK m. 344'ün yarattığı bu istisnai tarih şeritleri (derhal yürürlük veya iki yıl erteleme) savunma dilekçelerinin "tipikliğin zaman bakımından yokluğu" (suç tarihinde normun yürürlükte olmaması) argümanının belkemiğini oluşturur. Normun yürürlükte olmadığı bir zaman diliminde işlenen eylemden dolayı fail hakkında derhal beraat kararı talep edilmelidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun, kanunların yürürlüğe girmesinde toplumsal ihtiyaçları ve idari altyapı eksikliklerini dikkate alarak "vacatio legis" (yürürlüğün ertelenmesi) kurumunu işletmesi sosyolojik olarak makul karşılanabilir. Ancak, aynı kanun metni içinde birden fazla ve birbirinden farklı yürürlük tarihlerinin ihdas edilmesi (parçalı yürürlük rejimi), dogmatik açıdan kanunilik ilkesinin "belirlilik ve öngörülebilirlik" alt ilkeleriyle ciddi sürtüşmeler yaratmaktadır. Demirbaş, Ceza Hukuku Genel Hükümler eserinde bu konuda, yasa hükümlerinin farklı tarihlerde yürürlüğe girmesinin ceza hukuku uygulamasında ciddi kargaşalara ve yargı makamları önünde karmaşık içtima/zaman bakımından uygulama sorunlarına yol açtığına dikkat çekerek; devasa bir kodifikasyon olan Türk Ceza Kanunu'nun bir bütünlük içinde, her hükmünün aynı tarihte uygulanabilir olmasının hukuki güvenlik ilkesi açısından daha sağlıklı bir tercih olacağı görüşünü savunur. Çevrenin kirletilmesine ilişkin fıkraların iki yıl ertelenmesi, doğanın korunmasından ziyade sanayiciyi ve yerel yönetimleri ceza tehdidinden uzak tutma amacı taşıdığından, o dönemde ceza hukukunun ekolojik koruma fonksiyonunu zayıflatan faydacı bir yasama işlemi olarak çokça eleştirilmiştir.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak hazırlanan, 26/9/2004 tarihinde kabul edilip mülga 1926 tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temellerine mutlak surette bağlı kalınarak oluşturulmuştur [1]. Tarafıma iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca kaynak listede yer alan yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özgenç, Demirbaş) sağlanan sınırlar ve atıf formatları dâhilinde referans verilmiştir. Kural gereği basım yılı ve sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmış, Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş ve pratik örnek olaylar zaman bakımından uygulama hukuki soyutlaştırmasını güçlendirmek maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak Av. Fethi Güzel kimliğiyle akademik bir üslupla kaleme alınmıştır. 5252 sayılı Kanun ve geçiş rejimi meseleleri ceza dogmatiği bütünlüğünde tartışılmıştır.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)