RESMİ METİN

Geçici nedenler, alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olma


Madde 34- (1) Geçici bir nedenle ya da irade dışı alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. (2) İradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisinde suç işleyen kişi hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

TCK Madde 34 – Geçici Nedenler, Alkol veya Uyuşturucu Madde Etkisinde Olma


1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

TCK m. 34, Kanun'un İkinci Kitabı'nın "Suçun Unsurları" başlıklı Birinci Kısım'ı içindeki "Kusur" bölümünde, m. 30 (hata), m. 31 (yaş küçüklüğü), m. 32 (akıl hastalığı) ve m. 33 (sağır-dilsizlik) maddelerinin ardından yer almaktadır. Bu konumlandırma tesadüfi değildir; madde, kusur yeteneğini (isnat yeteneğini) etkileyen geçici nedenleri düzenlemektedir ve bu yönüyle m. 32 ile işlevsel bir paralellik taşır.

m. 32, kalıcı ya da süregelen bir ruhsal bozukluktan kaynaklanan isnat yetersizliğini ele alırken; m. 34, ruhsal yapıda kalıcı bir patoloji bulunmaksızın, geçici ve dışarıdan müdahil bir nedenin yarattığı bilinç bozukluğunu konu almaktadır. İki madde arasındaki temel ayrım, durumun süreklilik arz edip etmediğine ilişkindir; m. 34 kapsamındaki geçicilik, faildeki özgün ruhsal bir hastalığa değil, dışsal ya da konjonktürel bir etkiye işaret eder.

Madde iki fıkradan oluşmaktadır. Birinci fıkra, geçici nedenler ile irade dışı alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ortaya çıkan algılama ve yönlendirme yetersizliklerini düzenleyerek bu hallerde ceza verilmeyeceğini hükme bağlamaktadır. İkinci fıkra ise, iradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisinde suç işlenmesi halinde birinci fıkranın uygulanmayacağını açıkça belirterek "actio libera in causa" ilkesini kodifiye etmektedir.

Doktrinde bu düzenlemenin mahiyeti tartışmalıdır. Bir görüşe göre m. 34/1, kusur yeteneğini ortadan kaldıran ya da azaltan bir durum olarak kusursuzluk/azaltılmış kusurluluk zeminine otururken; m. 34/2, fiilin işlendiği andaki kusur yokluğunun sonuçlarını fiili işleme öncesinde iradi bir tercihle başlatılan nedensellik zincirine bağlayarak cezalandırmayı meşrulaştıran sui generis bir kuraldır. Koca/Üzülmez, bu çerçevede m. 34/2'yi bir ceza politikası tercihi olarak değerlendirmekte ve kuralın saf bir kusur teorisinden sapmayı ifade ettiğini vurgulamaktadır. Özgenç ise actio libera in causa doktrini bağlamında iradi sarhoşlukta suç kastının, nesnel nedensellik bağının ve fiilin başlangıç noktasının alkolün alınması anına taşınması gerektiğini savunmaktadır.


2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. "Geçici Neden" Kavramı

Kanun, "geçici neden" kavramını tanımlamamış; sınırlayıcı bir sayım da yapmamıştır. Bu kavramın içeriği doktrin ve içtihat tarafından doldurulmaktadır.

Geçicilik unsuru: Durum veya etki, fiil öncesinde yoktur, fiil sırasında vardır ve zamanla, niteliği itibarıyla kendiliğinden ya da tıbbi müdahaleyle ortadan kalkmaktadır. Uzun süreli veya kronik bir bozukluk m. 34 kapsamına girmez; bu haller m. 32 çerçevesinde değerlendirilmek gerekir.

Geçici nedenin örnekleri:

  • Yüksek ateş, ani bayılma veya bilinç yitimi gibi fizyolojik haller
  • Hipoglisemi (ani kan şekeri düşmesi), hipoksi
  • Şiddetli ruhsal travma sonrası akut disosiyatif dönem
  • İlaç kullanımı kaynaklı bilinç bozukluğu (hekim reçetesiyle alınan ilaç, ancak yan etki öngörülemez nitelikteydi)
  • Uyku hali, uyurgezerlik (somnambulizm)

Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, geçici nedenin fizyolojik ya da psikolojik kökenli olabileceğini, ancak her iki halde de kişinin o sıradaki bilinç durumunun m. 32'deki "akıl hastalığı" ölçütüne ulaşmaksızın isnat yeteneğini ortadan kaldırır ya da önemli ölçüde azaltır nitelikte olması gerektiğini belirtmektedir.

2.2. "İrade Dışı Alınan Alkol veya Uyuşturucu Madde"

Kanun, irade dışılığı iki temel bileşenle kavramlaştırmaktadır:

a) Zorla ya da kandırılarak aldırma: Kişi, içeceğine ya da yiyeceğine habersizce alkol veya uyuşturucu karıştırılması suretiyle maddeyi almaktadır. Bu halde maddenin alınmasına yönelik bir irade yoktur; dolayısıyla sonuçlara ilişkin sorumluluk da doğmaz.

b) Maddenin niteliğini bilmeme: Kişi, aldığı maddenin alkol veya uyuşturucu olduğunu bilmemektedir; yanılma özür niteliği taşımaktadır.

c) Kompulsif bağımlılık: Tartışmalı olmakla birlikte, madde bağımlılığının ileri aşamalarında (özellikle fiziksel yoksunluk krizi sırasında) kişinin madde almamayı seçme özgürlüğünün fiilen ortadan kalktığı kabul edildiğinde bu durum da irade dışılık kapsamında değerlendirilebilir. Ancak bu yaklaşım doktrinde tartışmalıdır; Hafızoğulları/Özen, bağımlılığın her halükarda kişinin önceki iradi tercihlerinin bir ürünü olduğunu, dolayısıyla irade dışılık sayılmaması gerektiğini ileri sürmektedir.

2.3. "Algılayamayan veya Davranışlarını Yönlendirme Yeteneği Önemli Derecede Azalmış Olan"

Madde, kusur yeteneğini iki boyutlu olarak ele almaktadır. Bu yapı, m. 32 ile terminolojik örtüşme içindedir ve kasıtlı bir tekrardır.

Bilişsel boyut (algılama yeteneği): Kişi, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamamaktadır. Bu, fiilin salt fiziksel içeriğini değil; hukuki değer yargılarını, haksızlığı, olası nedensellik zincirini kavrama kapasitesini ifade etmektedir. Tamamen ortadan kalkmış olması gerekmektedir.

İradilik boyutu (yönlendirme yeteneği): Kişi, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamakla birlikte, bu bilgisini davranışını yönlendirmek için kullanma yeteneği "önemli derecede" azalmıştır. Burada kanun "tamamen ortadan kalkmış" değil, yalnızca "önemli derecede azalmış" eşiğini aramaktadır; bu ise m. 32/2 ile örtüşen bir yapıya işaret etmektedir.

Demirbaş, bu iki boyutu sırasıyla "entellektüel unsur" ve "volitif unsur" olarak adlandırmakta; her ikisinin de ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Yalnızca volitif unsurun önemli ölçüde azaldığı hallerde ceza verilmeyeceği kuralının uygulanacağını, oysa yalnızca entellektüel unsurun azaldığı hallerde durumun daha dikkatli değerlendirilmesi gerekebileceğini belirtmektedir.

2.4. "İradi Olarak Alınan Alkol veya Uyuşturucu Madde" ve Actio Libera in Causa

m. 34/2, iradi sarhoşluk ya da uyuşturucu etkisindeki suç işlemeyi birinci fıkranın dışında bırakmaktadır. Bu düzenlemenin teorik temeli, "özgür eylemde neden" (actio libera in causa – a.l.i.c.) doktrinidir.

A.l.i.c. doktrinine göre, kişi fiili işlediği anda isnat yeteneğinden yoksun olsa dahi, bu yetersizliği bizzat kendisi iradi bir eylemle yaratmışsa, sorumluluk sebebi fiilin öncesindeki iradi davranışa kaydırılır. Başka bir deyişle, fiilin hukuki değerlendirmesi için belirleyici an, fiil anı değil; bu ana götüren iradi başlangıç anıdır.

Centel/Zafer/Çakmut, a.l.i.c. ilkesinin kusur teorisi açısından aslında bir istisna olmadığını, aksine kusurun geriye götürülerek tespit edildiği bir yöntem olduğunu savunmaktadır. Özgenç ise bu ilkenin yalnızca kastın değil, taksirin de geriye taşınabileceğini kabul etmekte; kişinin sarhoşluğun kendisini suç işlemeye götürebileceğini öngörebileceği durumlarda taksirle sorumluluk doğabileceğini ileri sürmektedir.

İradi sarhoşluğun türleri:

Tür Açıklama Sorumluluk
Tam iradi sarhoşluk Kişi maddeyi tamamen serbestçe aldı m. 34/2 uygulanır; ceza verilir
Suç işlemek amacıyla sarhoşluk Kişi suç işlemeyi kolaylaştırmak için madde aldı m. 34/2 + kasıt tam
Öngörerek alınan madde Sarhoş olacağını ve olası suç riskini bilen kişi Taksirle sorumluluk doğabilir
İrade dışı sarhoşluk Kandırılarak ya da zorla m. 34/1 uygulanır

Toroslu/Toroslu, buradaki iradi-irade dışı ayrımının belirlenmesinde ispatın önemi üzerinde durmakta; şüphenin sanık lehine yorumlanması (in dubio pro reo) ilkesi gereği, maddenin irade dışı alındığına dair makul şüphe bulunduğunda m. 34/1'in uygulanması gerektiğini vurgulamaktadır.


3. Sistematik İlişkiler

3.1. TCK m. 32 ile İlişki (Akıl Hastalığı)

m. 34 ile m. 32 arasındaki ilişki hem terminolojik hem de işlevsel düzeyde kurulmaktadır. Her iki madde de algılama yeteneği ile davranış yönlendirme yeteneği kavramlarına başvurur. Ancak aralarındaki fark şudur:

  • m. 32: Kalıcı veya kronik ruhsal bozukluk; fail, hastalık nedeniyle sürekli olarak isnat yeteneğinden yoksundur.
  • m. 34: Geçici durum; fail özünde ve başlangıçta tam isnat yeteneğine sahiptir, ancak geçici bir etki bu yeteneği anlık olarak ortadan kaldırmıştır veya önemli ölçüde azaltmıştır.

Alkol kullanımına bağlı kronik beyin hasarı (Korsakoff sendromu, alkole bağlı demans) gibi hallerde madde değişebilir; bu haller m. 32 kapsamında değerlendirilebilir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, kronikleşmiş bağımlılığın m. 32 kapsamına girebileceğini, ancak bunun titiz bir adli tıp değerlendirmesini zorunlu kıldığını belirtmektedir.

3.2. TCK m. 33 ile İlişki (Sağır-Dilsizlik)

m. 33, fizyolojik bir engelin isnat yeteneğine etkisini düzenlemekte olup m. 34 ile yapısal benzerlik taşır. Her iki maddede de kişinin özsel bir patolojiden ziyade koşulsal bir yetersizlik içinde olduğu varsayılmaktadır.

3.3. TCK m. 30 ile İlişki (Hata)

m. 34/1 kapsamındaki kişi, geçici etki altında fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamıyorsa, bu durum m. 30 anlamında bir hata ile karıştırılmamalıdır. Hata, bilişsel bir yanılgıdan kaynaklanırken; m. 34 kapsamındaki algılama yetersizliği, ruhsal-bilinçsel bir çöküşten kaynaklanmaktadır. Centel/Zafer/Çakmut, bu iki kurumu birbirinden titizlikle ayırt etmek gerektiğini vurgulamaktadır.

3.4. TCK m. 20 ile İliş

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.