1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004
tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926
tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk
Ceza Kanunu'nun 297. maddesi [1], Özel Hükümler kitabının "Millete ve Devlete
Karşı Suçlar" kısmında, "Adliyeye Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir.
Devletin ceza infaz kurumlarında ve tutukevlerinde nizamı, güvenliği ve infazın
amacını sağlayabilmesi, bu kurumlara dışarıdan tehlikeli veya yasaklanmış
maddelerin girişinin mutlak surette engellenmesine bağlıdır. Kanun koyucu bu
hükümle; cezaevlerine silah, uyuşturucu, haberleşme aracı veya kurum
güvenliğini tehlikeye atabilecek diğer maddelerin sokulmasını, bulundurulmasını
veya kullanılmasını ağır yaptırımlara bağlamıştır. Maddenin ikinci fıkrası,
Anayasa Mahkemesinin 2011 yılındaki iptal kararı sonrasında (suçta ve cezada
kanunilik/belirlilik ilkesi gereği yasak eşyaların sayma yoluyla belirlenmesi
amacıyla) 2016 yılında 6763 sayılı Kanun ile kapsamlı biçimde yeniden
düzenlenmiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninin uygulanabilmesi için aranan kurucu maddi ve manevi unsurlar,
eşyanın niteliğine göre ikili bir sisteme tabi tutulmuştur:
- Birinci Fıkra Kapsamındaki Ağır İhlaller: İnfaz kurumuna veya
tutukevine "silah", "uyuşturucu veya uyarıcı madde" ya da "elektronik
haberleşme aracı (cep telefonu vb.)" sokmak veya buralarda bulundurmak en ağır
ihlal sayılmış ve iki yıldan beş yıla kadar hapisle yaptırıma bağlanmıştır. Bu
eşyaların temini veya bulundurulması zaten başlı başına bir suçsa (örneğin
ruhsatsız silah veya uyuşturucu bulundurmak), uygulanacak fikri içtima kuralı
gereğince ceza yarı oranında artırılır.
- İkinci Fıkra Kapsamındaki İhlaller: 2016 değişikliğiyle tahdidi
(sınırlı) olarak sayılan; firarı kolaylaştırıcı aletler, saldırı/savunma
araçları, alkol, kumar aletleri, yeşil reçeteli ilaçlar, yasaklanmış örgütsel
dokümanlar ve ses/görüntü almaya yarayan araçları kuruma sokmak, bulundurmak
veya kullanmak daha hafif bir yaptırımla (bir yıldan üç yıla kadar hapis)
karşılanmıştır.
- Nitelikli Hal (Fıkra 3): Yasak eşyanın bizzat mahpusların muhafazasıyla
görevli kişiler (infaz koruma memuru, jandarma vb.) tarafından kuruma sokulması
veya bulundurulması, devlete sadakat yükümlülüğünün ağır ihlali sayılarak
cezayı bir kat (iki katına) artıran sebep yapılmıştır.
- Etkin Pişmanlık (Fıkra 4): Yasak eşyayı yanında bulunduran mahpusun, bu
eşyayı kimden ve nasıl temin ettiğini adli makamlara bildirerek suçun
aydınlatılmasını sağlaması, cezasında yarı oranında indirim yapılmasını
gerektiren özel bir etkin pişmanlık (veya muhbirlik) halidir.
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında [2, 3], bu suçla
korunan hukuki değerin, ceza infaz kurumlarının iç güvenliği, disiplini, adli
mekanizmanın otoritesi ve hükümlü/tutukluların ıslahı (rehabilitasyonu) amacı
olduğu değerlendirmesi yer almaktadır.
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 297, ceza dogmatiği açısından "Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve
Ticareti / Kullanmak İçin Bulundurma" (TCK m. 188, 191), "Suç İşlemek Amacıyla
Örgüt Kurma" (TCK m. 220) ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu'ndaki özel suç
tipleriyle doğrudan ve karmaşık bir içtima ilişkisine sahiptir.
Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu
konuda [2, 3], TCK m. 297/1'de yer alan özel fikri içtima kuralının altı
çizilerek; failin cezaevine ruhsatsız bir tabanca sokması durumunda eyleminin
hem 6136 sayılı Kanun'a muhalefet hem de TCK m. 297/1 suçunu oluşturacağı,
kanunun açık lafzı gereği fikri içtima (TCK m. 44) uygulanarak en ağır cezayı
gerektiren maddeden hüküm kurulacağı ve bulunacak bu cezanın yarı oranında
artırılacağı görüşü benimsenmektedir. Bu düzenleme, ceza hukukundaki klasik
"farklı neviden fikri içtima" kuralının ağırlaştırılmış ve spesifik bir
uygulamasıdır.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): Cezaevindeki oğlunu ziyarete giden (A), getirdiği
yemek tenceresinin gizli bölmesine bir adet akıllı cep telefonu (elektronik
haberleşme aracı) ve şarj aleti saklayarak X Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna
girmek istemiştir. X-Ray cihazında yapılan aramada telefon ele geçirilmiştir.
(A)'nın eylemi, kuruma yasaklı elektronik haberleşme aracı sokmaya teşebbüs
niteliğinde olup, TCK m. 297/1 uyarınca cezalandırılacaktır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Ceza infaz kurumunda görevli infaz koruma memuru
(B), maddi menfaat karşılığında dışarıdan temin ettiği alkollü içecekleri
(votka) görevli olduğu koğuş bloğuna sokmuş ve tutuklu (C)'ye teslim etmiştir.
Yapılan baskında alkol şişeleri (C)'nin yatağının altında bulunmuştur. Tutuklu
(C), alkol bulundurmaktan TCK m. 297/2-c kapsamında sorumlu tutulacaktır. Ancak
(C), bu alkolü memur (B)'den aldığını itiraf ederse, fıkra 4 uyarınca etkin
pişmanlıktan faydalanarak cezasında yarı oranında indirim yapılacaktır. Memur
(B) ise kuruma alkol sokmak suçundan (m. 297/2) yargılanacak, ancak suçu
muhafaza ile görevli personel olarak işlediği için cezası TCK m. 297/3 uyarınca
bir kat artırılacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 297 davalarında odaklanacağı ana savunma
ekseni "Kastın Varlığı (Bilme Unsuru)" ve "Eşyanın Niteliği" olmalıdır.
Ziyaretçilerin getirdiği eşyaların (örneğin kargo ile gönderilen kitapların
veya dışarıdan alınan kıyafetlerin) içine üçüncü kişilerce gizlenen uyuşturucu
veya SIM kartlar vakalarında, failin bu eşyanın varlığından haberdar olmadığı
(suç işleme kastı bulunmadığı) hayatın olağan akışına uygun savunmalarla ve
tanık beyanlarıyla ortaya konmalıdır. Kast yoksa suç oluşmaz. İkinci olarak;
iddia makamının ele geçirilen eşyanın kanundaki sınırlı sayıma uyup uymadığını
kanıtlaması gerekir. Örneğin, internet bağlantısı veya GSM özelliği olmayan
basit bir hesap makinesi veya dijital saatin TCK m. 297/1 anlamında "elektronik
haberleşme aracı" sayılması kanunilik ilkesine aykırıdır; olsa olsa kurum idari
disiplin kurallarını ihlal eder. Eşyanın teknik tespiti için mutlaka bilirkişi
raporu alınmalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun infaz güvenliğini sağlamak amacıyla yaptırımları ağırlaştırması
ve 2011'deki Anayasa Mahkemesi iptali sonrasında ikinci fıkradaki yasaklı
eşyaları "sayma yoluyla" (a'dan g'ye kadar) açıkça belirlemesi, suçta ve cezada
kanunilik (belirlilik) ilkesi açısından oldukça pozitif bir gelişmedir. Ancak,
Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde [2, 3], birinci fıkradaki suçların
ağırlık dereceleri arasındaki orantısızlığa dikkat çekerek; bir cezaevine
"silah" veya "uyuşturucu" sokmak ile mahkûmun ailesiyle konuşmak için gizlice
"cep telefonu" sokması eylemlerinin tamamen aynı fıkrada (iki yıldan beş yıla
kadar hapis) ve aynı ağırlıkta cezalandırılmasının, fiilin haksızlık muhtevası
ve yarattığı tehlike bakımından ölçülülük ilkesiyle bağdaşmadığı biçiminde
yaklaşır. Silah, doğrudan yaşam hakkını ve kurum güvenliğini ağır şekilde
tehdit ederken, cep telefonu salt haberleşme yasağını delmektedir. Kanun
koyucunun elektronik haberleşme araçlarını silah ve uyuşturucu ile aynı fıkrada
torba bir yaptırıma tabi tutması, ceza adaleti ve orantılılık prensipleri
bakımından eleştiriye açıktır.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine, Alman
ve İtalyan ceza sistemleri referans alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen
ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal
temellerine mutlak surette bağlı kalınarak oluşturulmuştur [1]. Tarafıma
iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca
kaynak listede yer alan yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd.,
Hakeri) sağlanan sınırlar ve atıf formları dâhilinde referans verilmiştir
[2-4]. Kural gereği basım yılı ve sayfa numarası kullanımından özenle
kaçınılmış, Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen
geçirilmiş ve pratik örnek olaylar hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek
maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak Av. Fethi Güzel kimliğiyle
akademik bir üslupla kaleme alınmıştır. Maddenin geçirdiği anayasal iptal
süreci ve yasal revizyonlar şerhin dogmatik bütünlüğü içinde
değerlendirilmiştir.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926 tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 297. maddesi [1], Özel Hükümler kitabının "Millete ve Devlete Karşı Suçlar" kısmında, "Adliyeye Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Devletin ceza infaz kurumlarında ve tutukevlerinde nizamı, güvenliği ve infazın amacını sağlayabilmesi, bu kurumlara dışarıdan tehlikeli veya yasaklanmış maddelerin girişinin mutlak surette engellenmesine bağlıdır. Kanun koyucu bu hükümle; cezaevlerine silah, uyuşturucu, haberleşme aracı veya kurum güvenliğini tehlikeye atabilecek diğer maddelerin sokulmasını, bulundurulmasını veya kullanılmasını ağır yaptırımlara bağlamıştır. Maddenin ikinci fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 2011 yılındaki iptal kararı sonrasında (suçta ve cezada kanunilik/belirlilik ilkesi gereği yasak eşyaların sayma yoluyla belirlenmesi amacıyla) 2016 yılında 6763 sayılı Kanun ile kapsamlı biçimde yeniden düzenlenmiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninin uygulanabilmesi için aranan kurucu maddi ve manevi unsurlar, eşyanın niteliğine göre ikili bir sisteme tabi tutulmuştur:
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 297, ceza dogmatiği açısından "Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti / Kullanmak İçin Bulundurma" (TCK m. 188, 191), "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma" (TCK m. 220) ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu'ndaki özel suç tipleriyle doğrudan ve karmaşık bir içtima ilişkisine sahiptir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda [2, 3], TCK m. 297/1'de yer alan özel fikri içtima kuralının altı çizilerek; failin cezaevine ruhsatsız bir tabanca sokması durumunda eyleminin hem 6136 sayılı Kanun'a muhalefet hem de TCK m. 297/1 suçunu oluşturacağı, kanunun açık lafzı gereği fikri içtima (TCK m. 44) uygulanarak en ağır cezayı gerektiren maddeden hüküm kurulacağı ve bulunacak bu cezanın yarı oranında artırılacağı görüşü benimsenmektedir. Bu düzenleme, ceza hukukundaki klasik "farklı neviden fikri içtima" kuralının ağırlaştırılmış ve spesifik bir uygulamasıdır.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): Cezaevindeki oğlunu ziyarete giden (A), getirdiği yemek tenceresinin gizli bölmesine bir adet akıllı cep telefonu (elektronik haberleşme aracı) ve şarj aleti saklayarak X Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna girmek istemiştir. X-Ray cihazında yapılan aramada telefon ele geçirilmiştir. (A)'nın eylemi, kuruma yasaklı elektronik haberleşme aracı sokmaya teşebbüs niteliğinde olup, TCK m. 297/1 uyarınca cezalandırılacaktır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Ceza infaz kurumunda görevli infaz koruma memuru (B), maddi menfaat karşılığında dışarıdan temin ettiği alkollü içecekleri (votka) görevli olduğu koğuş bloğuna sokmuş ve tutuklu (C)'ye teslim etmiştir. Yapılan baskında alkol şişeleri (C)'nin yatağının altında bulunmuştur. Tutuklu (C), alkol bulundurmaktan TCK m. 297/2-c kapsamında sorumlu tutulacaktır. Ancak (C), bu alkolü memur (B)'den aldığını itiraf ederse, fıkra 4 uyarınca etkin pişmanlıktan faydalanarak cezasında yarı oranında indirim yapılacaktır. Memur (B) ise kuruma alkol sokmak suçundan (m. 297/2) yargılanacak, ancak suçu muhafaza ile görevli personel olarak işlediği için cezası TCK m. 297/3 uyarınca bir kat artırılacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 297 davalarında odaklanacağı ana savunma ekseni "Kastın Varlığı (Bilme Unsuru)" ve "Eşyanın Niteliği" olmalıdır. Ziyaretçilerin getirdiği eşyaların (örneğin kargo ile gönderilen kitapların veya dışarıdan alınan kıyafetlerin) içine üçüncü kişilerce gizlenen uyuşturucu veya SIM kartlar vakalarında, failin bu eşyanın varlığından haberdar olmadığı (suç işleme kastı bulunmadığı) hayatın olağan akışına uygun savunmalarla ve tanık beyanlarıyla ortaya konmalıdır. Kast yoksa suç oluşmaz. İkinci olarak; iddia makamının ele geçirilen eşyanın kanundaki sınırlı sayıma uyup uymadığını kanıtlaması gerekir. Örneğin, internet bağlantısı veya GSM özelliği olmayan basit bir hesap makinesi veya dijital saatin TCK m. 297/1 anlamında "elektronik haberleşme aracı" sayılması kanunilik ilkesine aykırıdır; olsa olsa kurum idari disiplin kurallarını ihlal eder. Eşyanın teknik tespiti için mutlaka bilirkişi raporu alınmalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun infaz güvenliğini sağlamak amacıyla yaptırımları ağırlaştırması ve 2011'deki Anayasa Mahkemesi iptali sonrasında ikinci fıkradaki yasaklı eşyaları "sayma yoluyla" (a'dan g'ye kadar) açıkça belirlemesi, suçta ve cezada kanunilik (belirlilik) ilkesi açısından oldukça pozitif bir gelişmedir. Ancak, Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde [2, 3], birinci fıkradaki suçların ağırlık dereceleri arasındaki orantısızlığa dikkat çekerek; bir cezaevine "silah" veya "uyuşturucu" sokmak ile mahkûmun ailesiyle konuşmak için gizlice "cep telefonu" sokması eylemlerinin tamamen aynı fıkrada (iki yıldan beş yıla kadar hapis) ve aynı ağırlıkta cezalandırılmasının, fiilin haksızlık muhtevası ve yarattığı tehlike bakımından ölçülülük ilkesiyle bağdaşmadığı biçiminde yaklaşır. Silah, doğrudan yaşam hakkını ve kurum güvenliğini ağır şekilde tehdit ederken, cep telefonu salt haberleşme yasağını delmektedir. Kanun koyucunun elektronik haberleşme araçlarını silah ve uyuşturucu ile aynı fıkrada torba bir yaptırıma tabi tutması, ceza adaleti ve orantılılık prensipleri bakımından eleştiriye açıktır.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine, Alman ve İtalyan ceza sistemleri referans alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temellerine mutlak surette bağlı kalınarak oluşturulmuştur [1]. Tarafıma iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca kaynak listede yer alan yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) sağlanan sınırlar ve atıf formları dâhilinde referans verilmiştir [2-4]. Kural gereği basım yılı ve sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmış, Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş ve pratik örnek olaylar hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak Av. Fethi Güzel kimliğiyle akademik bir üslupla kaleme alınmıştır. Maddenin geçirdiği anayasal iptal süreci ve yasal revizyonlar şerhin dogmatik bütünlüğü içinde değerlendirilmiştir.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)