RESMİ METİN

Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs107


Madde 277- (Değişik: 2/7/2012-6352/90md.) (1) Görülmekte olan bir davada (…)108 gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek veya bir haksızlık oluşturmak amacıyla, davanın taraflarından birinin, (…)108 sanığın, katılanın veya mağdurun lehine veya aleyhine sonuç doğuracak bir karar vermesi veya bir işlem tesis etmesi ya da beyanda bulunması için, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs eden kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 18/6/2014-6545/69 md.) Teşebbüs iltimas derecesini geçmediği takdirde verilecek ceza altı aydan iki yıla kadardır. (2) Birinci fıkradaki suçu oluşturan fiilin başka bir suçu da oluşturması halinde, fikri içtima hükümlerine göre verilecek ceza yarısına kadar artırılır. 3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bir yıldan üç yıla” ibaresi “üç yıldan yedi yıla” şeklinde değiştirilmiştir. 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 90 ıncı maddesiyle bu madde başlığı “Yargı görevi yapanı etkileme” iken metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 69 uncu maddesiyle bu fıkrada yer alan “veya yapılmakta olan bir soruşturmada,” ve “şüpheli veya” ibareleri madde metninden çıkarılmıştır.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926 tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 277. maddesi, Özel Hükümler kitabının "Millete ve Devlete Karşı Suçlar" kısmında, "Adliyeye Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Adaletin tecellisi ve yargısal kararların isabeti; yargı görevi yapanların (hâkim ve savcıların), bilirkişilerin ve tanıkların her türlü dış baskıdan, tehditten veya hukuka aykırı telkinden uzak bir şekilde, tamamen özgür iradeleriyle görev yapmalarına bağlıdır. Kanun koyucu bu hükümle; yargı mekanizmasının süjelerini hukuka aykırı olarak etkilemeye yönelik eylemleri, neticenin (yanlış kararın veya beyanın) gerçekleşmesini beklemeksizin bir "teşebbüs suçu (kalkışma suçu)" olarak bağımsız bir yaptırıma bağlamıştır. Madde, 2012 ve 2014 yıllarında geçirdiği köklü değişikliklerle bugünkü daraltılmış halini almıştır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Madde metninin uygulanabilmesi için aranan kurucu unsurlar ve özel haller şu şekildedir:

  • Ön Şart (Görülmekte Olan Dava): 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik neticesinde, bu suçun oluşabilmesi için ortada mutlak surette mahkeme aşamasına geçmiş "görülmekte olan bir dava (kovuşturma evresi)" bulunmalıdır. Soruşturma evresindeki (savcılık/kolluk aşamasındaki) etkileme eylemleri bu suçun kapsamından çıkarılmıştır.
  • Fail ve Mağdur: Suçun faili herkes olabilir. Suçun mağduru ise öncelikle adaletin dürüst işleyişinde menfaati bulunan toplum (kamu) ve dolaylı olarak davanın taraflarıdır. Etkilenmeye çalışılan yargı mensubu, bilirkişi veya tanık suçun konusunu oluşturur.
  • Manevi Unsur (Özel Kast): Failin eylemi doğrudan ve özel bir kastla işlenmelidir: "Gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek veya bir haksızlık oluşturmak amacıyla" hareket edilmesi zorunludur.
  • Maddi Unsur (Etkilemeye Teşebbüs): Failin, karar verilmesi veya beyanda bulunulması için muhatabı hukuka aykırı bir yolla etkilemeye çalışmasıdır. Suç, etkileme eyleminin yapılmasıyla tamamlanır; yargı mensubunun veya tanığın fiilen etkilenmiş olması (kararını değiştirmesi) gerekmez.
  • İltimas Derecesi (Daha Az Cezayı Gerektiren Hal): Etkileme eyleminin bir baskı, tehdit veya menfaat vaadi içermeyip, salt bir "ricada bulunma, hatır sorma veya kayırma talebi (iltimas)" sınırında kalması durumunda faile daha az ceza verilir. Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu suçla korunan hukuki değerin yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı ve bunun doğal bir sonucu olan adil yargılanma hakkı ile adalete duyulan kamusal güven olduğu değerlendirmesi yer almaktadır.

3. Sistematik İlişkiler

TCK m. 277, ceza dogmatiği açısından "Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs" (TCK m. 288), "Tehdit" (TCK m. 106), "Şantaj" (TCK m. 107) ve "Rüşvet" (TCK m. 252) suçlarıyla çok grift bir içtima ilişkisine sahiptir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, failin etkileme eylemini doğrudan doğruya tehdit, şantaj veya kasten yaralama gibi araç suçlarla gerçekleştirmesi halinde, maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen özel "fikri içtima" kuralının devreye gireceği görüşü benimsenmektedir. Bu kural uyarınca, failin eylemi başka bir suçu da oluşturuyorsa (örneğin tanığa silah çekilerek yalan söylemesi istenmişse), fail en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılacak ve verilecek bu ceza m. 277/2 hükmü gereğince "yarısına kadar" artırılacaktır. Ayrıca m. 288'deki suç kural olarak basın-yayın gibi aleni yollarla işlenirken, m. 277 doğrudan kişiyi hedef alan spesifik ve somut bir müdahaledir.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): Asliye Ceza Mahkemesinde görülmekte olan bir "taksirle ölüme neden olma" davasında, sanık (A), duruşmada aleyhine ifade vereceğini öğrendiği görgü tanığı (B)'nin yolunu keserek, "Eğer mahkemede benim aleyhime o beyanı verirsen aileni mahvederim" diyerek ölümle tehdit etmiştir. (A)'nın eylemi, gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek amacıyla tanığı hukuka aykırı etkilemeye teşebbüstür (TCK m. 277). Ancak bu eylem aynı zamanda silahlı/nitelikli tehdit suçunu oluşturduğundan, (A) tehdit suçundan cezalandırılacak ve fikri içtima kuralı (TCK m. 277/2) uyarınca bu ceza yarısına kadar artırılacaktır.

Olay 2 (kurmaca senaryo): Hukuk mahkemesinde görülen yüklü bir tazminat davasında davalı olan (C), dosyanın atandığı bilirkişi (D)'nin eski bir okul arkadaşı olduğunu öğrenmiştir. (C), bilirkişi (D)'yi telefonla arayarak, hiçbir tehdit veya menfaat vaadinde bulunmaksızın, "Eski günlerin hatırına raporu benim lehimde hazırlarsan çok sevinirim, zor durumdayım" şeklinde ricada bulunmuştur. Eylem "görülmekte olan bir davada" gerçekleştiği için TCK m. 277 kapsamındadır; ancak müdahale salt hatır sorma/rica boyutunda kaldığı için fail (C) hakkında "teşebbüs iltimas derecesini geçmediği takdirde" hükmü uygulanarak altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilecektir.

6. Pratik Uygulama Notları

Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 277 davalarında kuracağı savunmanın yegâne çıkış noktası "Soruşturma/Kovuşturma Evresi Ayrımı" olmalıdır. 2014 yılında 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası, "yapılmakta olan bir soruşturmada" ibaresi metinden çıkarılmıştır. Dolayısıyla müdafi, müvekkilinin etkileme eylemini (örneğin tanığı arayıp ifade değiştirmesini istemesini) henüz savcılık aşamasında, iddianame kabul edilmeden önce gerçekleştirdiğini dosya evrakıyla ispatlarsa, TCK m. 277'nin maddi unsuru (görülmekte olan dava şartı) oluşmayacağından derhal beraat talep etmelidir (Bu durumda koşulları varsa yalnızca araç suç olan tehdit/şantaj gündeme gelebilir). İddia makamı ise, etkileme eyleminin davanın açıldığı (iddianamenin kabul edildiği) tarihten sonra gerçekleştiğini, HTS kayıtları veya tanık/müşteki beyanlarıyla zaman çizgisi (timeline) üzerinde net olarak delillendirmek zorundadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Kanun koyucunun adaletin mekanizmasını korumak için bağımsız bir kalkışma suçu ihdas etmesi takdire şayan olmakla birlikte, maddedeki 2014 yılı değişikliği doktrinde haklı ve sert eleştirilerin hedefi olmaktadır. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, 6545 sayılı Kanun ile "soruşturma" ibaresinin kanun metninden çıkarılmasının ceza adaleti sisteminde büyük bir koruma boşluğu yarattığına dikkat çekerek; bir davanın temelini oluşturan en kritik delillerin ve tanık beyanlarının genellikle savcılık (soruşturma) aşamasında toplandığını, faillerin tam da bu aşamada yargı makamlarını veya tanıkları etkilemeye çalıştıklarını, ancak mevcut düzenlemeyle soruşturma aşamasındaki bu pervasız müdahalelerin TCK m. 277 kapsamı dışına itilmesinin yargı bağımsızlığını ağır biçimde zedelediği biçiminde yaklaşır. Soruşturma evresindeki müdahalelerin cezasız veya yetersiz yaptırımlarla karşılanması, maddenin koruduğu hukuki değerin "yarım" bırakılması anlamına gelmektedir ve bu hatadan dönülerek soruşturma evresinin yeniden madde kapsamına dâhil edilmesi dogmatik bir zorunluluktur.


Metodolojik Not

Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine, Alman ve İtalyan ceza sistemleri referans alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temellerine mutlak surette bağlı kalınarak oluşturulmuştur. Tarafıma iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca kaynak listede yer alan yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) sağlanan sınırlar ve zorunlu formatlar dâhilinde atıf yapılmıştır. Kural gereği basım yılı ve sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmış, Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş ve pratik örnek olaylar hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak Av. Fethi Güzel kimliğiyle akademik bir üslupla kaleme alınmıştır. Madde metnindeki 2012, 2014 ve 2016 değişikliklerinin dogmatik sonuçları şerhin bütününe içkin kılınmıştır.

Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.