1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004
tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926
tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk
Ceza Kanunu'nun 277. maddesi, Özel Hükümler kitabının "Millete ve Devlete Karşı
Suçlar" kısmında, "Adliyeye Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Adaletin
tecellisi ve yargısal kararların isabeti; yargı görevi yapanların (hâkim ve
savcıların), bilirkişilerin ve tanıkların her türlü dış baskıdan, tehditten
veya hukuka aykırı telkinden uzak bir şekilde, tamamen özgür iradeleriyle görev
yapmalarına bağlıdır. Kanun koyucu bu hükümle; yargı mekanizmasının süjelerini
hukuka aykırı olarak etkilemeye yönelik eylemleri, neticenin (yanlış kararın
veya beyanın) gerçekleşmesini beklemeksizin bir "teşebbüs suçu (kalkışma suçu)"
olarak bağımsız bir yaptırıma bağlamıştır. Madde, 2012 ve 2014 yıllarında
geçirdiği köklü değişikliklerle bugünkü daraltılmış halini almıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninin uygulanabilmesi için aranan kurucu unsurlar ve özel haller şu
şekildedir:
- Ön Şart (Görülmekte Olan Dava): 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun
ile yapılan değişiklik neticesinde, bu suçun oluşabilmesi için ortada mutlak
surette mahkeme aşamasına geçmiş "görülmekte olan bir dava (kovuşturma evresi)"
bulunmalıdır. Soruşturma evresindeki (savcılık/kolluk aşamasındaki) etkileme
eylemleri bu suçun kapsamından çıkarılmıştır.
- Fail ve Mağdur: Suçun faili herkes olabilir. Suçun mağduru ise
öncelikle adaletin dürüst işleyişinde menfaati bulunan toplum (kamu) ve dolaylı
olarak davanın taraflarıdır. Etkilenmeye çalışılan yargı mensubu, bilirkişi
veya tanık suçun konusunu oluşturur.
- Manevi Unsur (Özel Kast): Failin eylemi doğrudan ve özel bir kastla
işlenmelidir: "Gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek veya bir haksızlık
oluşturmak amacıyla" hareket edilmesi zorunludur.
- Maddi Unsur (Etkilemeye Teşebbüs): Failin, karar verilmesi veya beyanda
bulunulması için muhatabı hukuka aykırı bir yolla etkilemeye çalışmasıdır. Suç,
etkileme eyleminin yapılmasıyla tamamlanır; yargı mensubunun veya tanığın
fiilen etkilenmiş olması (kararını değiştirmesi) gerekmez.
- İltimas Derecesi (Daha Az Cezayı Gerektiren Hal): Etkileme eyleminin
bir baskı, tehdit veya menfaat vaadi içermeyip, salt bir "ricada bulunma, hatır
sorma veya kayırma talebi (iltimas)" sınırında kalması durumunda faile daha az
ceza verilir.
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu suçla korunan
hukuki değerin yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı ve bunun doğal bir sonucu olan
adil yargılanma hakkı ile adalete duyulan kamusal güven olduğu değerlendirmesi
yer almaktadır.
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 277, ceza dogmatiği açısından "Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs"
(TCK m. 288), "Tehdit" (TCK m. 106), "Şantaj" (TCK m. 107) ve "Rüşvet" (TCK m.
252) suçlarıyla çok grift bir içtima ilişkisine sahiptir.
Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu
konuda, failin etkileme eylemini doğrudan doğruya tehdit, şantaj veya kasten
yaralama gibi araç suçlarla gerçekleştirmesi halinde, maddenin ikinci
fıkrasında düzenlenen özel "fikri içtima" kuralının devreye gireceği görüşü
benimsenmektedir. Bu kural uyarınca, failin eylemi başka bir suçu da
oluşturuyorsa (örneğin tanığa silah çekilerek yalan söylemesi istenmişse), fail
en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılacak ve verilecek bu ceza m. 277/2
hükmü gereğince "yarısına kadar" artırılacaktır. Ayrıca m. 288'deki suç kural
olarak basın-yayın gibi aleni yollarla işlenirken, m. 277 doğrudan kişiyi hedef
alan spesifik ve somut bir müdahaledir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): Asliye Ceza Mahkemesinde görülmekte olan bir
"taksirle ölüme neden olma" davasında, sanık (A), duruşmada aleyhine ifade
vereceğini öğrendiği görgü tanığı (B)'nin yolunu keserek, "Eğer mahkemede benim
aleyhime o beyanı verirsen aileni mahvederim" diyerek ölümle tehdit etmiştir.
(A)'nın eylemi, gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek amacıyla tanığı hukuka
aykırı etkilemeye teşebbüstür (TCK m. 277). Ancak bu eylem aynı zamanda
silahlı/nitelikli tehdit suçunu oluşturduğundan, (A) tehdit suçundan
cezalandırılacak ve fikri içtima kuralı (TCK m. 277/2) uyarınca bu ceza
yarısına kadar artırılacaktır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Hukuk mahkemesinde görülen yüklü bir tazminat
davasında davalı olan (C), dosyanın atandığı bilirkişi (D)'nin eski bir okul
arkadaşı olduğunu öğrenmiştir. (C), bilirkişi (D)'yi telefonla arayarak, hiçbir
tehdit veya menfaat vaadinde bulunmaksızın, "Eski günlerin hatırına raporu
benim lehimde hazırlarsan çok sevinirim, zor durumdayım" şeklinde ricada
bulunmuştur. Eylem "görülmekte olan bir davada" gerçekleştiği için TCK m. 277
kapsamındadır; ancak müdahale salt hatır sorma/rica boyutunda kaldığı için fail
(C) hakkında "teşebbüs iltimas derecesini geçmediği takdirde" hükmü uygulanarak
altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 277 davalarında kuracağı savunmanın yegâne
çıkış noktası "Soruşturma/Kovuşturma Evresi Ayrımı" olmalıdır. 2014 yılında
6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası, "yapılmakta olan bir
soruşturmada" ibaresi metinden çıkarılmıştır. Dolayısıyla müdafi, müvekkilinin
etkileme eylemini (örneğin tanığı arayıp ifade değiştirmesini istemesini) henüz
savcılık aşamasında, iddianame kabul edilmeden önce gerçekleştirdiğini dosya
evrakıyla ispatlarsa, TCK m. 277'nin maddi unsuru (görülmekte olan dava şartı)
oluşmayacağından derhal beraat talep etmelidir (Bu durumda koşulları varsa
yalnızca araç suç olan tehdit/şantaj gündeme gelebilir). İddia makamı ise,
etkileme eyleminin davanın açıldığı (iddianamenin kabul edildiği) tarihten
sonra gerçekleştiğini, HTS kayıtları veya tanık/müşteki beyanlarıyla zaman
çizgisi (timeline) üzerinde net olarak delillendirmek zorundadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun adaletin mekanizmasını korumak için bağımsız bir kalkışma suçu
ihdas etmesi takdire şayan olmakla birlikte, maddedeki 2014 yılı değişikliği
doktrinde haklı ve sert eleştirilerin hedefi olmaktadır. Hakeri, Ceza Hukuku
Özel Hükümler eserinde, 6545 sayılı Kanun ile "soruşturma" ibaresinin kanun
metninden çıkarılmasının ceza adaleti sisteminde büyük bir koruma boşluğu
yarattığına dikkat çekerek; bir davanın temelini oluşturan en kritik delillerin
ve tanık beyanlarının genellikle savcılık (soruşturma) aşamasında toplandığını,
faillerin tam da bu aşamada yargı makamlarını veya tanıkları etkilemeye
çalıştıklarını, ancak mevcut düzenlemeyle soruşturma aşamasındaki bu pervasız
müdahalelerin TCK m. 277 kapsamı dışına itilmesinin yargı bağımsızlığını ağır
biçimde zedelediği biçiminde yaklaşır. Soruşturma evresindeki müdahalelerin
cezasız veya yetersiz yaptırımlarla karşılanması, maddenin koruduğu hukuki
değerin "yarım" bırakılması anlamına gelmektedir ve bu hatadan dönülerek
soruşturma evresinin yeniden madde kapsamına dâhil edilmesi dogmatik bir
zorunluluktur.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine, Alman
ve İtalyan ceza sistemleri referans alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen
ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal
temellerine mutlak surette bağlı kalınarak oluşturulmuştur. Tarafıma iletilen
kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca kaynak
listede yer alan yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd.,
Hakeri) sağlanan sınırlar ve zorunlu formatlar dâhilinde atıf yapılmıştır.
Kural gereği basım yılı ve sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmış,
Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş
ve pratik örnek olaylar hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla
"(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak Av. Fethi Güzel kimliğiyle akademik
bir üslupla kaleme alınmıştır. Madde metnindeki 2012, 2014 ve 2016
değişikliklerinin dogmatik sonuçları şerhin bütününe içkin kılınmıştır.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926 tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 277. maddesi, Özel Hükümler kitabının "Millete ve Devlete Karşı Suçlar" kısmında, "Adliyeye Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Adaletin tecellisi ve yargısal kararların isabeti; yargı görevi yapanların (hâkim ve savcıların), bilirkişilerin ve tanıkların her türlü dış baskıdan, tehditten veya hukuka aykırı telkinden uzak bir şekilde, tamamen özgür iradeleriyle görev yapmalarına bağlıdır. Kanun koyucu bu hükümle; yargı mekanizmasının süjelerini hukuka aykırı olarak etkilemeye yönelik eylemleri, neticenin (yanlış kararın veya beyanın) gerçekleşmesini beklemeksizin bir "teşebbüs suçu (kalkışma suçu)" olarak bağımsız bir yaptırıma bağlamıştır. Madde, 2012 ve 2014 yıllarında geçirdiği köklü değişikliklerle bugünkü daraltılmış halini almıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninin uygulanabilmesi için aranan kurucu unsurlar ve özel haller şu şekildedir:
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 277, ceza dogmatiği açısından "Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs" (TCK m. 288), "Tehdit" (TCK m. 106), "Şantaj" (TCK m. 107) ve "Rüşvet" (TCK m. 252) suçlarıyla çok grift bir içtima ilişkisine sahiptir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, failin etkileme eylemini doğrudan doğruya tehdit, şantaj veya kasten yaralama gibi araç suçlarla gerçekleştirmesi halinde, maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen özel "fikri içtima" kuralının devreye gireceği görüşü benimsenmektedir. Bu kural uyarınca, failin eylemi başka bir suçu da oluşturuyorsa (örneğin tanığa silah çekilerek yalan söylemesi istenmişse), fail en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılacak ve verilecek bu ceza m. 277/2 hükmü gereğince "yarısına kadar" artırılacaktır. Ayrıca m. 288'deki suç kural olarak basın-yayın gibi aleni yollarla işlenirken, m. 277 doğrudan kişiyi hedef alan spesifik ve somut bir müdahaledir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): Asliye Ceza Mahkemesinde görülmekte olan bir "taksirle ölüme neden olma" davasında, sanık (A), duruşmada aleyhine ifade vereceğini öğrendiği görgü tanığı (B)'nin yolunu keserek, "Eğer mahkemede benim aleyhime o beyanı verirsen aileni mahvederim" diyerek ölümle tehdit etmiştir. (A)'nın eylemi, gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek amacıyla tanığı hukuka aykırı etkilemeye teşebbüstür (TCK m. 277). Ancak bu eylem aynı zamanda silahlı/nitelikli tehdit suçunu oluşturduğundan, (A) tehdit suçundan cezalandırılacak ve fikri içtima kuralı (TCK m. 277/2) uyarınca bu ceza yarısına kadar artırılacaktır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Hukuk mahkemesinde görülen yüklü bir tazminat davasında davalı olan (C), dosyanın atandığı bilirkişi (D)'nin eski bir okul arkadaşı olduğunu öğrenmiştir. (C), bilirkişi (D)'yi telefonla arayarak, hiçbir tehdit veya menfaat vaadinde bulunmaksızın, "Eski günlerin hatırına raporu benim lehimde hazırlarsan çok sevinirim, zor durumdayım" şeklinde ricada bulunmuştur. Eylem "görülmekte olan bir davada" gerçekleştiği için TCK m. 277 kapsamındadır; ancak müdahale salt hatır sorma/rica boyutunda kaldığı için fail (C) hakkında "teşebbüs iltimas derecesini geçmediği takdirde" hükmü uygulanarak altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 277 davalarında kuracağı savunmanın yegâne çıkış noktası "Soruşturma/Kovuşturma Evresi Ayrımı" olmalıdır. 2014 yılında 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası, "yapılmakta olan bir soruşturmada" ibaresi metinden çıkarılmıştır. Dolayısıyla müdafi, müvekkilinin etkileme eylemini (örneğin tanığı arayıp ifade değiştirmesini istemesini) henüz savcılık aşamasında, iddianame kabul edilmeden önce gerçekleştirdiğini dosya evrakıyla ispatlarsa, TCK m. 277'nin maddi unsuru (görülmekte olan dava şartı) oluşmayacağından derhal beraat talep etmelidir (Bu durumda koşulları varsa yalnızca araç suç olan tehdit/şantaj gündeme gelebilir). İddia makamı ise, etkileme eyleminin davanın açıldığı (iddianamenin kabul edildiği) tarihten sonra gerçekleştiğini, HTS kayıtları veya tanık/müşteki beyanlarıyla zaman çizgisi (timeline) üzerinde net olarak delillendirmek zorundadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun adaletin mekanizmasını korumak için bağımsız bir kalkışma suçu ihdas etmesi takdire şayan olmakla birlikte, maddedeki 2014 yılı değişikliği doktrinde haklı ve sert eleştirilerin hedefi olmaktadır. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, 6545 sayılı Kanun ile "soruşturma" ibaresinin kanun metninden çıkarılmasının ceza adaleti sisteminde büyük bir koruma boşluğu yarattığına dikkat çekerek; bir davanın temelini oluşturan en kritik delillerin ve tanık beyanlarının genellikle savcılık (soruşturma) aşamasında toplandığını, faillerin tam da bu aşamada yargı makamlarını veya tanıkları etkilemeye çalıştıklarını, ancak mevcut düzenlemeyle soruşturma aşamasındaki bu pervasız müdahalelerin TCK m. 277 kapsamı dışına itilmesinin yargı bağımsızlığını ağır biçimde zedelediği biçiminde yaklaşır. Soruşturma evresindeki müdahalelerin cezasız veya yetersiz yaptırımlarla karşılanması, maddenin koruduğu hukuki değerin "yarım" bırakılması anlamına gelmektedir ve bu hatadan dönülerek soruşturma evresinin yeniden madde kapsamına dâhil edilmesi dogmatik bir zorunluluktur.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine, Alman ve İtalyan ceza sistemleri referans alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temellerine mutlak surette bağlı kalınarak oluşturulmuştur. Tarafıma iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca kaynak listede yer alan yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) sağlanan sınırlar ve zorunlu formatlar dâhilinde atıf yapılmıştır. Kural gereği basım yılı ve sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmış, Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş ve pratik örnek olaylar hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak Av. Fethi Güzel kimliğiyle akademik bir üslupla kaleme alınmıştır. Madde metnindeki 2012, 2014 ve 2016 değişikliklerinin dogmatik sonuçları şerhin bütününe içkin kılınmıştır.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)