1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004
tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926
tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk
Ceza Kanunu'nun 275. maddesi, Özel Hükümler kitabının "Millete ve Devlete Karşı
Suçlar" kısmında, "Adliyeye Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir [1]. Özel
hukuk uyuşmazlıklarında (hukuk davalarında) yemin, maddi gerçeği ortaya
çıkarmaya yarayan ve davanın sonucunu doğrudan belirleme gücüne sahip "kesin
delil" niteliğinde bir usul işlemidir. Kanun koyucu bu hükümle; hukuk
davalarında tarafların yemin kurumunu kötüye kullanarak mahkemeyi
yanıltmalarını, karşı tarafın hak kaybına uğramasına neden olmalarını ve
nihayetinde adaletin mekanizmasının haksız bir hükme alet edilmesini
engellemeyi amaçlamıştır. Madde, birinci fıkrasında suçun temel şeklini, ikinci
ve üçüncü fıkralarında ise zamanlamaya bağlı olarak kademelendirilmiş etkin
pişmanlık (cezasızlık ve indirim) hallerini düzenlemiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninin uygulanabilmesi için aranan maddi, manevi unsurlar ile etkin
pişmanlık şartları şu şekildedir:
- Fail (Özgü Suç): Suçun faili herkes olamaz; mutlak surette Hukuk
Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre görülmekte olan bir hukuk davasında
kendisine yemin teklif edilen (veya yemin iade edilen) "davacı veya davalı"
sıfatını taşıyan kişi olmalıdır [2].
- Maddi Unsur (Yalan Yere Yemin Etmek): Failin, mahkeme huzurunda usulüne
uygun olarak kendisine yöneltilen yemin metnini okurken, bildiği maddi gerçeğe
aykırı (yalan) beyanda bulunmasıdır. Yemin edilmeden sadece mahkeme huzurunda
yalan söylenmesi bu suçu oluşturmaz.
- Tam Cezasızlık Hali (2. Fıkra): Yalan yere yemin eden failin, dava
hakkında "hüküm verilmeden önce" gerçeği söylemesi (itiraf etmesi) halinde
mutlak bir şahsi cezasızlık sebebi öngörülmüştür.
- İhtiyari Olmayan İndirim Hali (3. Fıkra): Failin, hüküm verildikten
sonra ancak "hükmün icraya konulmasından veya kesinleşmesinden önce" gerçeği
söylemesi halinde ise faile verilecek cezanın yarısı zorunlu olarak indirilir.
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu suçla korunan
hukuki değerin, özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde yargı makamlarının
isabetli karar vermesine ve ispat araçlarına duyulan kamusal güven ile dürüst
yargılanma hakkı olduğu değerlendirmesi yer almaktadır [2].
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 275, ceza dogmatiği açısından "Yalan Tanıklık" (TCK m. 272) ve
"Dolandırıcılık" (TCK m. 157) suçlarıyla kavramsal bir ayrım ve ilişki
içindedir [2]. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel
Hükümler eserinde bu konuda, yalan tanıklık suçunun (TCK m. 272) failinin
davanın tarafı olmayan bir "tanık" olduğu, yalan yere yemin suçunda ise failin
bizzat davanın "tarafı (davacı/davalı)" olduğu belirtilerek, bu iki suçun
failin sıfatı bakımından birbirinden kesin çizgilerle ayrıldığı görüşü
benimsenmektedir [2]. Ayrıca, yalan yere yemin ederek bir davayı kazanıp karşı
tarafın malvarlığında haksız bir eksilmeye neden olan kişinin eylemi "nitelikli
dolandırıcılık" (TCK m. 158) veya "mahkeme dolandırıcılığı" tartışmalarına yol
açsa da; kanun koyucu yalan yere yemini başlı başına bağımsız bir suç tipi
olarak düzenlediğinden, fail ayrıca dolandırıcılık veya haksız kazanç temini
suçlarından cezalandırılmayıp yalnızca Özel Norm (lex specialis) niteliğindeki
TCK m. 275 uyarınca yargılanacaktır [3].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), alacaklısı olduğu (B)'ye karşı icra takibi
başlatmış, (B)'nin borca itirazı üzerine Asliye Hukuk Mahkemesinde itirazın
iptali davası açmıştır. Davalı (B), borcunu elden ödediğini iddia etmiş ancak
yazılı delili olmadığı için davacı (A)'ya "Borcu elden almadığına dair" yemin
teklif etmiştir. Davacı (A) mahkeme huzurunda "Borcu elden almadığıma namusum
ve şerefim üzerine yemin ederim" diyerek, parayı aldığı gerçeğini saklamış ve
yalan yere yemin etmiştir. Mahkeme henüz kararını açıklamadan (hüküm verilmeden
önce) vicdan azabı çeken (A), celse arasında mahkemeye başvurarak "Ben yeminimi
geri alıyorum, parayı elden tahsil etmiştim" diyerek gerçeği söylemiştir.
(A)'nın eylemi yalan yere yemin suçunu oluştursa da, hükümden önce etkin
pişmanlık gösterdiği için TCK m. 275/2 uyarınca hakkında cezaya
hükmolunmayacaktır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Bir tapu iptal ve tescil davasında davalı (C),
davacı (D)'nin sunduğu yemin teklifini kabul ederek taşınmazın bedelini peşin
ödediğine dair yalan yere yemin etmiştir. Bu yemin üzerine mahkeme, (C) lehine
davayı reddetmiştir (hüküm verilmiştir). (D) kararı istinafa taşımışken (henüz
karar kesinleşmeden önce), davalı (C) savcılığa giderek yalan yere yemin
ettiğini itiraf etmiştir. Hüküm kesinleşmeden önce gerçeği söylediği için, (C)
hakkında TCK m. 275/3 uyarınca verilecek hapis cezasından yarı oranında
(zorunlu) indirim yapılacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 275 bağlamında yürüteceği savunmanın
hukuki zemini, mutlak surette Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki (HMK m. 225
vd.) yemin usulüne dayanmalıdır. Ceza mahkemesi, hukuk mahkemesindeki yeminin
usulüne uygun yapılıp yapılmadığını (yeminin ön şartını) denetlemek zorundadır.
Yemin teklifinin tarafa bizzat yapılıp yapılmadığı, yeminin HMK'da öngörülen
kanuni yemin formülüyle ("Namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve
değerlerim üzerine yemin ediyorum" şeklinde) eda edilip edilmediği son derece
kritiktir. Yargıcın usule aykırı yemin ettirmesi halinde, "şekli unsuru" eksik
olan bu işlemin ceza hukuku anlamında da suç oluşturmayacağı savunulmalıdır.
İddia makamı (savcılık), yalan yere yemin fiilini mutlaka hukuk davasındaki
duruşma zabıtları ile belgelemeli ve yeminin maddi gerçeğe aykırı olduğunu
(örneğin taraflar arasındaki gizli bir banka dekontuyla) somut bir şekilde
ispatlamalıdır. Özel hukuktaki "yeminin bağlayıcılığı" kuralı, sahte yeminin
ceza soruşturmasına konu edilmesine engel değildir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun adaletin mekanizmasını korumak maksadıyla yalan yere yemini suç
sayması, yemin müessesesinin "kesin delil" vasfının bir gereğidir. Ancak
maddedeki 2. ve 3. fıkralarda düzenlenen etkin pişmanlık müessesesinin yapısı,
doktrinde ceza adaleti felsefesi açısından eleştiri konusudur. Hakeri, Ceza
Hukuku Özel Hükümler eserinde, failin yalan yere yemin ederek adliyeyi bilerek
ve kasten yanıltmasına rağmen, mahkeme karar vermeden hemen önce itirafta
bulunmasının ona "hiç ceza verilmemesi (tam cezasızlık)" sonucunu doğurmasının,
yemin müessesesini tarafların "şansını denediği" risksiz bir kumara
dönüştürebileceğine dikkat çekerek; yalan yere yemin eden kişinin her hâlükârda
adaleti oyalamak ve hakikati örtbas etmek gayesiyle hareket etmiş olduğu
gerçeği karşısında, tam bir cezasızlık yerine en azından bir "ceza indirimi"
yapılmasının yaptırımın caydırıcılığı açısından dogmatik olarak çok daha
isabetli olacağı biçiminde yaklaşır [2, 3].
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine, Alman
ve İtalyan ceza sistemleri referans alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen
ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal
temellerine mutlak surette bağlı kalınarak oluşturulmuştur [1]. Tarafıma
iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca
kaynak listede yer alan yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd.,
Hakeri) sağlanan sınırlar içinde zorunlu formata uygun olarak atıf yapılmıştır
[2, 3]. Kural gereği basım yılı ve sayfa numarası kullanımından özenle
kaçınılmış, Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen
geçirilmiş ve pratik örnek olaylar hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek
maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak Av. Fethi Güzel kimliğiyle
akademik bir üslupla kaleme alınmıştır.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926 tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 275. maddesi, Özel Hükümler kitabının "Millete ve Devlete Karşı Suçlar" kısmında, "Adliyeye Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir [1]. Özel hukuk uyuşmazlıklarında (hukuk davalarında) yemin, maddi gerçeği ortaya çıkarmaya yarayan ve davanın sonucunu doğrudan belirleme gücüne sahip "kesin delil" niteliğinde bir usul işlemidir. Kanun koyucu bu hükümle; hukuk davalarında tarafların yemin kurumunu kötüye kullanarak mahkemeyi yanıltmalarını, karşı tarafın hak kaybına uğramasına neden olmalarını ve nihayetinde adaletin mekanizmasının haksız bir hükme alet edilmesini engellemeyi amaçlamıştır. Madde, birinci fıkrasında suçun temel şeklini, ikinci ve üçüncü fıkralarında ise zamanlamaya bağlı olarak kademelendirilmiş etkin pişmanlık (cezasızlık ve indirim) hallerini düzenlemiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninin uygulanabilmesi için aranan maddi, manevi unsurlar ile etkin pişmanlık şartları şu şekildedir:
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 275, ceza dogmatiği açısından "Yalan Tanıklık" (TCK m. 272) ve "Dolandırıcılık" (TCK m. 157) suçlarıyla kavramsal bir ayrım ve ilişki içindedir [2]. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, yalan tanıklık suçunun (TCK m. 272) failinin davanın tarafı olmayan bir "tanık" olduğu, yalan yere yemin suçunda ise failin bizzat davanın "tarafı (davacı/davalı)" olduğu belirtilerek, bu iki suçun failin sıfatı bakımından birbirinden kesin çizgilerle ayrıldığı görüşü benimsenmektedir [2]. Ayrıca, yalan yere yemin ederek bir davayı kazanıp karşı tarafın malvarlığında haksız bir eksilmeye neden olan kişinin eylemi "nitelikli dolandırıcılık" (TCK m. 158) veya "mahkeme dolandırıcılığı" tartışmalarına yol açsa da; kanun koyucu yalan yere yemini başlı başına bağımsız bir suç tipi olarak düzenlediğinden, fail ayrıca dolandırıcılık veya haksız kazanç temini suçlarından cezalandırılmayıp yalnızca Özel Norm (lex specialis) niteliğindeki TCK m. 275 uyarınca yargılanacaktır [3].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), alacaklısı olduğu (B)'ye karşı icra takibi başlatmış, (B)'nin borca itirazı üzerine Asliye Hukuk Mahkemesinde itirazın iptali davası açmıştır. Davalı (B), borcunu elden ödediğini iddia etmiş ancak yazılı delili olmadığı için davacı (A)'ya "Borcu elden almadığına dair" yemin teklif etmiştir. Davacı (A) mahkeme huzurunda "Borcu elden almadığıma namusum ve şerefim üzerine yemin ederim" diyerek, parayı aldığı gerçeğini saklamış ve yalan yere yemin etmiştir. Mahkeme henüz kararını açıklamadan (hüküm verilmeden önce) vicdan azabı çeken (A), celse arasında mahkemeye başvurarak "Ben yeminimi geri alıyorum, parayı elden tahsil etmiştim" diyerek gerçeği söylemiştir. (A)'nın eylemi yalan yere yemin suçunu oluştursa da, hükümden önce etkin pişmanlık gösterdiği için TCK m. 275/2 uyarınca hakkında cezaya hükmolunmayacaktır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Bir tapu iptal ve tescil davasında davalı (C), davacı (D)'nin sunduğu yemin teklifini kabul ederek taşınmazın bedelini peşin ödediğine dair yalan yere yemin etmiştir. Bu yemin üzerine mahkeme, (C) lehine davayı reddetmiştir (hüküm verilmiştir). (D) kararı istinafa taşımışken (henüz karar kesinleşmeden önce), davalı (C) savcılığa giderek yalan yere yemin ettiğini itiraf etmiştir. Hüküm kesinleşmeden önce gerçeği söylediği için, (C) hakkında TCK m. 275/3 uyarınca verilecek hapis cezasından yarı oranında (zorunlu) indirim yapılacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 275 bağlamında yürüteceği savunmanın hukuki zemini, mutlak surette Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki (HMK m. 225 vd.) yemin usulüne dayanmalıdır. Ceza mahkemesi, hukuk mahkemesindeki yeminin usulüne uygun yapılıp yapılmadığını (yeminin ön şartını) denetlemek zorundadır. Yemin teklifinin tarafa bizzat yapılıp yapılmadığı, yeminin HMK'da öngörülen kanuni yemin formülüyle ("Namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum" şeklinde) eda edilip edilmediği son derece kritiktir. Yargıcın usule aykırı yemin ettirmesi halinde, "şekli unsuru" eksik olan bu işlemin ceza hukuku anlamında da suç oluşturmayacağı savunulmalıdır. İddia makamı (savcılık), yalan yere yemin fiilini mutlaka hukuk davasındaki duruşma zabıtları ile belgelemeli ve yeminin maddi gerçeğe aykırı olduğunu (örneğin taraflar arasındaki gizli bir banka dekontuyla) somut bir şekilde ispatlamalıdır. Özel hukuktaki "yeminin bağlayıcılığı" kuralı, sahte yeminin ceza soruşturmasına konu edilmesine engel değildir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun adaletin mekanizmasını korumak maksadıyla yalan yere yemini suç sayması, yemin müessesesinin "kesin delil" vasfının bir gereğidir. Ancak maddedeki 2. ve 3. fıkralarda düzenlenen etkin pişmanlık müessesesinin yapısı, doktrinde ceza adaleti felsefesi açısından eleştiri konusudur. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, failin yalan yere yemin ederek adliyeyi bilerek ve kasten yanıltmasına rağmen, mahkeme karar vermeden hemen önce itirafta bulunmasının ona "hiç ceza verilmemesi (tam cezasızlık)" sonucunu doğurmasının, yemin müessesesini tarafların "şansını denediği" risksiz bir kumara dönüştürebileceğine dikkat çekerek; yalan yere yemin eden kişinin her hâlükârda adaleti oyalamak ve hakikati örtbas etmek gayesiyle hareket etmiş olduğu gerçeği karşısında, tam bir cezasızlık yerine en azından bir "ceza indirimi" yapılmasının yaptırımın caydırıcılığı açısından dogmatik olarak çok daha isabetli olacağı biçiminde yaklaşır [2, 3].
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine, Alman ve İtalyan ceza sistemleri referans alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temellerine mutlak surette bağlı kalınarak oluşturulmuştur [1]. Tarafıma iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca kaynak listede yer alan yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) sağlanan sınırlar içinde zorunlu formata uygun olarak atıf yapılmıştır [2, 3]. Kural gereği basım yılı ve sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmış, Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş ve pratik örnek olaylar hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak Av. Fethi Güzel kimliğiyle akademik bir üslupla kaleme alınmıştır.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)