RESMİ METİN

Hayasızca hareketler


Madde 225- (1) Alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926 tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 225. maddesi, Özel Hükümler kitabının "Topluma Karşı Suçlar" kısmında, "Genel Ahlaka Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir [1]. Demokratik ve çoğulcu toplumlarda bireylerin cinsel özgürlükleri bulunmakla birlikte, bu özgürlüğün icra ediliş biçiminin toplumun ortak edep, ar ve haya duygularını ihlal etmemesi gerekir. Kanun koyucu bu hükümle, cinsel ilişkilerin veya cinselliğin dışavurumunun başkalarının rahatsız olmayacağı mahrem alanlarda yaşanmasını güvence altına almayı; kamusal alanda (alenen) gerçekleştirilen hayasızca hareketleri cezalandırarak toplumun genel ahlakını ve müşterek edep duygusunu korumayı amaçlamıştır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Madde metninin uygulanabilmesi için aranan maddi ve manevi unsurlar şu şekildedir:

  • Aleniyet (Kurucu Unsur): Suçun vücut bulması için eylemin mutlaka "alenen" işlenmesi şarttır. Aleniyet; fiilin, failin iradesinden bağımsız olarak, belirsiz sayıda kişi tarafından görülebilecek, duyulabilecek veya algılanabilecek bir ortamda (örneğin park, sokak, açık pencere önü) gerçekleştirilmesidir. Eylemi fiilen kimsenin görmüş olması şart değildir, "görülebilme imkânı ve elverişliliği" aleniyetin gerçekleşmesi için kafidir.
  • Alenen Cinsel İlişkide Bulunmak: İki kişinin, cinsiyetlerinden bağımsız olarak, kamusal veya aleniyet taşıyan bir alanda cinsi münasebette bulunmasıdır. Eylemin cinsel ilişki boyutuna varmayan öpüşme veya sarılma gibi basit fiziksel temasları bu suçun kapsamına girmez.
  • Teşhircilik Yapmak: Bir kimsenin, kendi cinsel organlarını cinsel tatmin sağlamak, dikkat çekmek veya toplumun ar ve haya duygularını incitmek maksadıyla bilerek ve isteyerek başkalarına göstermesidir. Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu suçla korunan hukuki değerin genel ahlak, toplumun ar ve haya duygusu ile kişilerin rahatsız edilmeden kamusal alanda bulunma hakkı olduğu değerlendirmesi yer almaktadır [2, 3].

3. Sistematik İlişkiler

TCK m. 225, ceza dogmatiği açısından "Cinsel Taciz" (TCK m. 105) ve "Müstehcenlik" (TCK m. 226) suçlarıyla çok hassas bir sınır komşuluğuna sahiptir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, failin cinsel organını gösterme (teşhir) eylemini "belirli bir kişiye" veya "belirli kişilere" yönelik olarak, onları cinsel yönden rahatsız etmek kastıyla gerçekleştirmesi halinde eylemin TCK m. 225'i aşıp doğrudan Cinsel Taciz (TCK m. 105) suçunu oluşturacağı; ancak teşhirin belirli bir muhatabı olmaksızın, yoldan geçen belirsiz kalabalıklara karşı (genel bir şekilde) yapılması halinde Hayasızca Hareketler suçunun uygulanacağı görüşü benimsenmektedir [2, 3]. Teşhir belirli bir kurbana yöneldiğinde korunan hukuki değer toplumun genel ahlakından çıkıp, o kişinin cinsel dokunulmazlığına dönüşmektedir.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): (A) ve (B), gece saatlerinde herkesin kullanımına açık olan ve etraftan rahatlıkla görülebilen aydınlık bir şehir parkındaki bankın üzerinde cinsel ilişkiye girmişlerdir. O esnada parktan geçen kimse olmasa dahi, eylem yoldan geçen belirsiz kişilerce her an algılanabilir (aleni) bir mekânda icra edildiğinden, faillerin eylemi doğrudan TCK m. 225 uyarınca alenen cinsel ilişkide bulunmak suçunu oluşturur.

Olay 2 (kurmaca senaryo): (C), işlek bir caddede yürürken üzerine giydiği pardösünün önünü açarak yoldan geçen belirsiz sayıdaki insanlara karşı cinsel organını göstermiş ve daha sonra olay yerinden uzaklaşmıştır. (C)'nin bu eylemi, belirli bir kişiyi cinsel olarak taciz etmekten ziyade, kamusal alanda genel bir sergileme olduğundan TCK m. 225 kapsamında teşhircilik yapmak suçunu teşkil edecektir.

6. Pratik Uygulama Notları

Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 225 davalarında yürüteceği usul ve esas savunmaları tamamen "aleniyetin yokluğu" hususuna odaklanmalıdır. Eğer eylem, ıssız bir ormanın derinliklerinde, yüksek duvarlı özel bir mülkün bahçesinde veya dışarıdan içerisinin (koyu cam filmleri nedeniyle) görülmesi imkansız olan kapalı bir aracın içinde gerçekleşmişse ve dış dünyadan algılanamıyorsa, "aleniyet" unsuru oluşmayacağından derhal beraat talep edilmelidir. İddia makamı (savcılık), eylemin dış dünyadan nasıl algılanabilir olduğunu somut mekan tespiti (kroki, keşif veya kamera kayıtları) ile iddianamede gerekçelendirmek zorundadır. Öte yandan, maddedeki cezanın "altı aydan bir yıla kadar hapis" olması sebebiyle; mahkûmiyet halinde cezanın adli para cezasına çevrilmesi (TCK m. 50) veya Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verilmesi uygulamada en sık karşılaşılan yasal sonuçlardır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Kanun koyucunun kamusal alanı haya dışı eylemlerden arındırma amacı meşru bir koruma sağlasa da, "hayasızlık" ve "genel ahlak" kavramlarının son derece muğlak, göreceli ve zamanla değişen bir yapıda olması doktrinde suçta kanunilik ve belirlilik ilkeleri çerçevesinde eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, genel ahlak ve haya kavramlarının izafi (rölatif) ve zamanla değişen sosyolojik olgular olduğuna dikkat çekerek; ceza normunun sınırlarının son derece dar ve özgürlükçü yorumlanması gerektiğini, aksi halde plajda güneşlenme tarzlarının, modern veya aykırı giyim biçimlerinin ya da kamusal alanda öpüşme gibi eylemlerin dahi otoriter yorumlarla "hayasızca hareket" torbasına sokulma riski taşıdığı biçiminde yaklaşır [2, 3]. Hukuk devletinde ceza kanunları ahlak polisliği yapmamalı, sadece kamusal alanın müşterek kullanımını katlanılamaz hale getiren çok açık (cinsel ilişki, açık teşhir) fiilleri cezalandırmalıdır.


Metodolojik Not

Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine, Alman ve İtalyan ceza sistemleri referans alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temellerine mutlak surette bağlı kalınarak oluşturulmuştur [1]. Tarafıma iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca kaynak listede yer alan yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) sağlanan sınırlar içinde zorunlu formata uygun olarak atıf yapılmıştır [2-4]. Kural gereği basım yılı ve sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmış, Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş ve pratik örnek olaylar hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak Av. Fethi Güzel kimliğiyle akademik bir üslupla kaleme alınmıştır.

Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.