RESMİ METİN

Suç işlemeye tahrik


Madde 214- (1) Suç işlemek için alenen tahrikte bulunan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Halkın bir kısmını diğer bir kısmına karşı silahlandırarak, birbirini öldürmeye tahrik eden kişi, onbeş yıldan yirmidört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Tahrik konusu suçların işlenmesi halinde, tahrik eden kişi, bu suçlara azmettiren sıfatıyla cezalandırılır.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926 tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 214. maddesi, Özel Hükümler kitabının "Topluma Karşı Suçlar" kısmında, "Kamu Barışına Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Ceza hukukunun genel prensipleri uyarınca kural olarak suç yolundaki (iter criminis) hazırlık hareketleri cezalandırılmaz ve iştirak kurallarının işleyebilmesi için icra hareketlerine başlanmış olması aranır. Ancak kanun koyucu, TCK m. 214 hükmüyle bu kurala istisna getirerek; henüz hiçbir somut suç işlenmemiş olsa dahi, belirsiz kitleleri suç işlemeye yönlendiren aleni çağrıları, kamu barışına yönelik taşıdıkları yüksek tehlike potansiyeli nedeniyle bağımsız bir "tehlike suçu" olarak yaptırıma bağlamıştır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Madde metninin uygulanabilmesi için aranan kurucu unsurlar şu şekildedir:

  • Tahrik: Bir kimsenin veya topluluğun psikolojik zeminini hazırlayarak onları belirli bir eyleme (suça) itme, kışkırtma ve harekete geçirmeye yönelik iradi çabadır.
  • Suç İşlemek İçin: Tahrik edilen eylemin Türk Ceza Kanunu'nda veya özel ceza kanunlarında tanımlanmış "suç" niteliğinde bir fiil olması zorunludur. Kabahatlere (örneğin dilencilik yapmaya veya gürültü çıkarmaya) yönelik tahrik bu madde kapsamında değerlendirilemez.
  • Aleniyet: Suçun kurucu maddi unsurudur. Tahrikin, belirsiz sayıdaki kişi tarafından duyulabilecek, görülebilecek veya algılanabilecek bir ortamda (açık meydan, televizyon yayını, sosyal medya platformları vb.) gerçekleştirilmesi şarttır.
  • Nitelikli Hal (2. Fıkra): Halkın bir kısmını diğer bir kısmına karşı silahlandırarak birbirini öldürmeye tahrik etmek, kamu düzenini ortadan kaldırmaya yönelik en ağır eylemlerden biri olduğundan çok yüksek bir ceza yaptırımına (15 yıldan 24 yıla kadar hapis) bağlanmıştır. Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu suçla korunan hukuki değerin kamu barışı ve kamu düzeni olduğu; suç işlemeye tahrik fiilinin, henüz bir suç işlenmemiş olsa dahi yarattığı objektif tehlike nedeniyle müstakil bir suç olarak düzenlendiği değerlendirmesi yer almaktadır [1].

3. Sistematik İlişkiler

TCK m. 214, ceza dogmatiği açısından genel hükümlerdeki "Azmettirme" (TCK m. 38) ve özel hükümlerdeki "Kanunlara Uymamaya Tahrik" (TCK m. 217) ile doğrudan sistematik bir ilişki içindedir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, üçüncü fıkrada yer alan düzenlemenin bir iştirak istisnası olduğu; normal şartlarda azmettirme hükümlerinin uygulanabilmesi için tahrikin "belli bir kişiye veya gruba" yönelmesi gerekirken, m. 214/3'ün "belirsiz kitlelere" yapılan genel tahrik neticesinde o suçun işlenmesi halinde, failin doğrudan azmettiren sıfatıyla cezalandırılmasını öngören özel ve tamamlayıcı bir norm ihdas ettiği görüşü benimsenmektedir [1]. Tahrik konusu suç işlenirse, fail hem tahrikten hem de asıl suçtan değil; üçüncü fıkranın açık emri gereği yalnızca asıl suça azmettiren olarak sorumlu tutulur.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), kendisine ait yüz binlerce takipçili bir sosyal medya hesabından, bir devlet kurumunun aldığı kararı protesto etmek maksadıyla "Yarın herkes eline ne geçerse alsın, o binayı ateşe verelim, memurları dışarı çıkarmayalım" şeklinde aleni bir paylaşım yapmıştır. Ertesi gün kimse toplanmamış ve hiçbir olay yaşanmamış olsa dahi, (A)'nın eylemi kitleleri kundaklama ve hürriyeti tahdit gibi suçları işlemeye alenen kışkırttığı için doğrudan TCK m. 214/1 uyarınca suç işlemeye tahrik suçunu oluşturur.

Olay 2 (kurmaca senaryo): Etnik veya siyasi bir çatışmayı körüklemek isteyen (B), bir mahallede toplanan kalabalığa pompalı tüfekler ve palalar dağıtarak, "Karşı mahalledeki herkesi yok edin, kimseyi sağ bırakmayın" diyerek kitleyi karşı mahalleye saldırmaya tahrik etmiştir. Çıkan olaylarda cinayetler işlenmiştir. (B), TCK m. 214/2 uyarınca halkı silahlandırarak birbirini öldürmeye tahrik etmekten cezalandırılacağı gibi; ayrıca işlenen cinayetler bakımından TCK m. 214/3 delaletiyle Kasten Öldürme (TCK m. 81) suçlarına "azmettiren" sıfatıyla müştereken mahkûm edilecektir.

6. Pratik Uygulama Notları

Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 214 davalarında yürüteceği usul ve esas savunmaları büyük ölçüde "aleniyetin yokluğu" ve "çağrının muğlaklığı" ekseninde şekillenmelidir. Şayet tahrik eylemi, herkese açık olmayan, kapalı devre bir iletişim kanalında (örneğin sadece 5 kişinin bulunduğu bir WhatsApp grubunda) yapılmışsa aleniyet unsuru oluşmadığından bu maddeden mahkûmiyet verilemez. Ayrıca, savunma makamı çağrının doğrudan bir "suça" yönelik olmadığını; protesto hakkı, demokratik tepki veya pasif direniş mahiyetinde olduğunu ileri sürmelidir. İddia makamı (savcılık), failin sözlerinin veya yazılarının objektif olarak belirli bir suç tipinin icrasına yönelik nedensel bir çağrı niteliği taşıdığını ve kitleleri harekete geçirmeye elverişli olduğunu kanıtlamak zorundadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Kanun koyucunun kamu barışını sağlamak amacıyla suç öncesi kışkırtmaları cezalandırması dogmatik olarak meşru görülse de, bu hükmün Anayasa ile güvence altına alınan ifade ve toplanma hürriyeti üzerindeki baskılayıcı etkisi doktrinde sıklıkla eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, suç işlemeye tahrik eyleminin ifade hürriyeti ile doğrudan ve tehlikeli bir temas halinde olduğuna dikkat çekerek; politik eleştiri sınırlarını aşan ancak net, öngörülebilir ve "yakın bir tehlike" oluşturmayan soyut söylemlerin anında tahrik kapsamında değerlendirilmesinin, ceza hukukunun ölçülülük ilkesine ve demokratik toplum düzeninin çoğulcu yapısına zarar verebileceği biçiminde yaklaşır [1]. Amerikan hukukundaki "Açık ve Mevcut Tehlike (Clear and Present Danger)" ölçütünün Türk hukukunda da tam manasıyla benimsenerek, salt öfkeli söylemler ile gerçek kışkırtmaların kalın bir çizgiyle birbirinden ayrılması hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir.


Metodolojik Not

Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine, Alman ve İtalyan ceza sistemleri baz alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temellerine mutlak surette bağlı kalınarak oluşturulmuştur [2]. Tarafıma iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca belirtilen yazar listesindeki yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) sağlanan kaynak metin sınırları içinde zorunlu atıf formatıyla referans verilmiştir [1, 3]. Kural gereği basım yılı ve sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmış [4], Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş, pratik örnek olaylar ise hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak Av. Fethi Güzel kimliğiyle akademik bir Türkçe kullanılmıştır.

Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.