1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004
tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926
tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk
Ceza Kanunu'nun 214. maddesi, Özel Hükümler kitabının "Topluma Karşı Suçlar"
kısmında, "Kamu Barışına Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Ceza hukukunun
genel prensipleri uyarınca kural olarak suç yolundaki (iter criminis) hazırlık
hareketleri cezalandırılmaz ve iştirak kurallarının işleyebilmesi için icra
hareketlerine başlanmış olması aranır. Ancak kanun koyucu, TCK m. 214 hükmüyle
bu kurala istisna getirerek; henüz hiçbir somut suç işlenmemiş olsa dahi,
belirsiz kitleleri suç işlemeye yönlendiren aleni çağrıları, kamu barışına
yönelik taşıdıkları yüksek tehlike potansiyeli nedeniyle bağımsız bir "tehlike
suçu" olarak yaptırıma bağlamıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninin uygulanabilmesi için aranan kurucu unsurlar şu şekildedir:
- Tahrik: Bir kimsenin veya topluluğun psikolojik zeminini hazırlayarak
onları belirli bir eyleme (suça) itme, kışkırtma ve harekete geçirmeye yönelik
iradi çabadır.
- Suç İşlemek İçin: Tahrik edilen eylemin Türk Ceza Kanunu'nda veya özel
ceza kanunlarında tanımlanmış "suç" niteliğinde bir fiil olması zorunludur.
Kabahatlere (örneğin dilencilik yapmaya veya gürültü çıkarmaya) yönelik tahrik
bu madde kapsamında değerlendirilemez.
- Aleniyet: Suçun kurucu maddi unsurudur. Tahrikin, belirsiz sayıdaki
kişi tarafından duyulabilecek, görülebilecek veya algılanabilecek bir ortamda
(açık meydan, televizyon yayını, sosyal medya platformları vb.)
gerçekleştirilmesi şarttır.
- Nitelikli Hal (2. Fıkra): Halkın bir kısmını diğer bir kısmına karşı
silahlandırarak birbirini öldürmeye tahrik etmek, kamu düzenini ortadan
kaldırmaya yönelik en ağır eylemlerden biri olduğundan çok yüksek bir ceza
yaptırımına (15 yıldan 24 yıla kadar hapis) bağlanmıştır.
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu suçla korunan
hukuki değerin kamu barışı ve kamu düzeni olduğu; suç işlemeye tahrik fiilinin,
henüz bir suç işlenmemiş olsa dahi yarattığı objektif tehlike nedeniyle
müstakil bir suç olarak düzenlendiği değerlendirmesi yer almaktadır [1].
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 214, ceza dogmatiği açısından genel hükümlerdeki "Azmettirme" (TCK m.
38) ve özel hükümlerdeki "Kanunlara Uymamaya Tahrik" (TCK m. 217) ile doğrudan
sistematik bir ilişki içindedir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza
Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, üçüncü fıkrada yer alan düzenlemenin
bir iştirak istisnası olduğu; normal şartlarda azmettirme hükümlerinin
uygulanabilmesi için tahrikin "belli bir kişiye veya gruba" yönelmesi
gerekirken, m. 214/3'ün "belirsiz kitlelere" yapılan genel tahrik neticesinde o
suçun işlenmesi halinde, failin doğrudan azmettiren sıfatıyla
cezalandırılmasını öngören özel ve tamamlayıcı bir norm ihdas ettiği görüşü
benimsenmektedir [1]. Tahrik konusu suç işlenirse, fail hem tahrikten hem de
asıl suçtan değil; üçüncü fıkranın açık emri gereği yalnızca asıl suça
azmettiren olarak sorumlu tutulur.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), kendisine ait yüz binlerce takipçili bir
sosyal medya hesabından, bir devlet kurumunun aldığı kararı protesto etmek
maksadıyla "Yarın herkes eline ne geçerse alsın, o binayı ateşe verelim,
memurları dışarı çıkarmayalım" şeklinde aleni bir paylaşım yapmıştır. Ertesi
gün kimse toplanmamış ve hiçbir olay yaşanmamış olsa dahi, (A)'nın eylemi
kitleleri kundaklama ve hürriyeti tahdit gibi suçları işlemeye alenen
kışkırttığı için doğrudan TCK m. 214/1 uyarınca suç işlemeye tahrik suçunu
oluşturur.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Etnik veya siyasi bir çatışmayı körüklemek
isteyen (B), bir mahallede toplanan kalabalığa pompalı tüfekler ve palalar
dağıtarak, "Karşı mahalledeki herkesi yok edin, kimseyi sağ bırakmayın" diyerek
kitleyi karşı mahalleye saldırmaya tahrik etmiştir. Çıkan olaylarda cinayetler
işlenmiştir. (B), TCK m. 214/2 uyarınca halkı silahlandırarak birbirini
öldürmeye tahrik etmekten cezalandırılacağı gibi; ayrıca işlenen cinayetler
bakımından TCK m. 214/3 delaletiyle Kasten Öldürme (TCK m. 81) suçlarına
"azmettiren" sıfatıyla müştereken mahkûm edilecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 214 davalarında yürüteceği usul ve esas
savunmaları büyük ölçüde "aleniyetin yokluğu" ve "çağrının muğlaklığı"
ekseninde şekillenmelidir. Şayet tahrik eylemi, herkese açık olmayan, kapalı
devre bir iletişim kanalında (örneğin sadece 5 kişinin bulunduğu bir WhatsApp
grubunda) yapılmışsa aleniyet unsuru oluşmadığından bu maddeden mahkûmiyet
verilemez. Ayrıca, savunma makamı çağrının doğrudan bir "suça" yönelik
olmadığını; protesto hakkı, demokratik tepki veya pasif direniş mahiyetinde
olduğunu ileri sürmelidir. İddia makamı (savcılık), failin sözlerinin veya
yazılarının objektif olarak belirli bir suç tipinin icrasına yönelik nedensel
bir çağrı niteliği taşıdığını ve kitleleri harekete geçirmeye elverişli
olduğunu kanıtlamak zorundadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun kamu barışını sağlamak amacıyla suç öncesi kışkırtmaları
cezalandırması dogmatik olarak meşru görülse de, bu hükmün Anayasa ile güvence
altına alınan ifade ve toplanma hürriyeti üzerindeki baskılayıcı etkisi
doktrinde sıklıkla eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler
eserinde, suç işlemeye tahrik eyleminin ifade hürriyeti ile doğrudan ve
tehlikeli bir temas halinde olduğuna dikkat çekerek; politik eleştiri
sınırlarını aşan ancak net, öngörülebilir ve "yakın bir tehlike" oluşturmayan
soyut söylemlerin anında tahrik kapsamında değerlendirilmesinin, ceza hukukunun
ölçülülük ilkesine ve demokratik toplum düzeninin çoğulcu yapısına zarar
verebileceği biçiminde yaklaşır [1]. Amerikan hukukundaki "Açık ve Mevcut
Tehlike (Clear and Present Danger)" ölçütünün Türk hukukunda da tam manasıyla
benimsenerek, salt öfkeli söylemler ile gerçek kışkırtmaların kalın bir
çizgiyle birbirinden ayrılması hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine, Alman
ve İtalyan ceza sistemleri baz alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve
1/6/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal
temellerine mutlak surette bağlı kalınarak oluşturulmuştur [2]. Tarafıma
iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca
belirtilen yazar listesindeki yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez,
Özbek/Kanbur vd., Hakeri) sağlanan kaynak metin sınırları içinde zorunlu atıf
formatıyla referans verilmiştir [1, 3]. Kural gereği basım yılı ve sayfa
numarası kullanımından özenle kaçınılmış [4], Yargıtay kararlarına ilişkin
emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş, pratik örnek olaylar ise
hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle
sunularak Av. Fethi Güzel kimliğiyle akademik bir Türkçe kullanılmıştır.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926 tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 214. maddesi, Özel Hükümler kitabının "Topluma Karşı Suçlar" kısmında, "Kamu Barışına Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Ceza hukukunun genel prensipleri uyarınca kural olarak suç yolundaki (iter criminis) hazırlık hareketleri cezalandırılmaz ve iştirak kurallarının işleyebilmesi için icra hareketlerine başlanmış olması aranır. Ancak kanun koyucu, TCK m. 214 hükmüyle bu kurala istisna getirerek; henüz hiçbir somut suç işlenmemiş olsa dahi, belirsiz kitleleri suç işlemeye yönlendiren aleni çağrıları, kamu barışına yönelik taşıdıkları yüksek tehlike potansiyeli nedeniyle bağımsız bir "tehlike suçu" olarak yaptırıma bağlamıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninin uygulanabilmesi için aranan kurucu unsurlar şu şekildedir:
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 214, ceza dogmatiği açısından genel hükümlerdeki "Azmettirme" (TCK m. 38) ve özel hükümlerdeki "Kanunlara Uymamaya Tahrik" (TCK m. 217) ile doğrudan sistematik bir ilişki içindedir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, üçüncü fıkrada yer alan düzenlemenin bir iştirak istisnası olduğu; normal şartlarda azmettirme hükümlerinin uygulanabilmesi için tahrikin "belli bir kişiye veya gruba" yönelmesi gerekirken, m. 214/3'ün "belirsiz kitlelere" yapılan genel tahrik neticesinde o suçun işlenmesi halinde, failin doğrudan azmettiren sıfatıyla cezalandırılmasını öngören özel ve tamamlayıcı bir norm ihdas ettiği görüşü benimsenmektedir [1]. Tahrik konusu suç işlenirse, fail hem tahrikten hem de asıl suçtan değil; üçüncü fıkranın açık emri gereği yalnızca asıl suça azmettiren olarak sorumlu tutulur.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), kendisine ait yüz binlerce takipçili bir sosyal medya hesabından, bir devlet kurumunun aldığı kararı protesto etmek maksadıyla "Yarın herkes eline ne geçerse alsın, o binayı ateşe verelim, memurları dışarı çıkarmayalım" şeklinde aleni bir paylaşım yapmıştır. Ertesi gün kimse toplanmamış ve hiçbir olay yaşanmamış olsa dahi, (A)'nın eylemi kitleleri kundaklama ve hürriyeti tahdit gibi suçları işlemeye alenen kışkırttığı için doğrudan TCK m. 214/1 uyarınca suç işlemeye tahrik suçunu oluşturur.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Etnik veya siyasi bir çatışmayı körüklemek isteyen (B), bir mahallede toplanan kalabalığa pompalı tüfekler ve palalar dağıtarak, "Karşı mahalledeki herkesi yok edin, kimseyi sağ bırakmayın" diyerek kitleyi karşı mahalleye saldırmaya tahrik etmiştir. Çıkan olaylarda cinayetler işlenmiştir. (B), TCK m. 214/2 uyarınca halkı silahlandırarak birbirini öldürmeye tahrik etmekten cezalandırılacağı gibi; ayrıca işlenen cinayetler bakımından TCK m. 214/3 delaletiyle Kasten Öldürme (TCK m. 81) suçlarına "azmettiren" sıfatıyla müştereken mahkûm edilecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 214 davalarında yürüteceği usul ve esas savunmaları büyük ölçüde "aleniyetin yokluğu" ve "çağrının muğlaklığı" ekseninde şekillenmelidir. Şayet tahrik eylemi, herkese açık olmayan, kapalı devre bir iletişim kanalında (örneğin sadece 5 kişinin bulunduğu bir WhatsApp grubunda) yapılmışsa aleniyet unsuru oluşmadığından bu maddeden mahkûmiyet verilemez. Ayrıca, savunma makamı çağrının doğrudan bir "suça" yönelik olmadığını; protesto hakkı, demokratik tepki veya pasif direniş mahiyetinde olduğunu ileri sürmelidir. İddia makamı (savcılık), failin sözlerinin veya yazılarının objektif olarak belirli bir suç tipinin icrasına yönelik nedensel bir çağrı niteliği taşıdığını ve kitleleri harekete geçirmeye elverişli olduğunu kanıtlamak zorundadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun kamu barışını sağlamak amacıyla suç öncesi kışkırtmaları cezalandırması dogmatik olarak meşru görülse de, bu hükmün Anayasa ile güvence altına alınan ifade ve toplanma hürriyeti üzerindeki baskılayıcı etkisi doktrinde sıklıkla eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, suç işlemeye tahrik eyleminin ifade hürriyeti ile doğrudan ve tehlikeli bir temas halinde olduğuna dikkat çekerek; politik eleştiri sınırlarını aşan ancak net, öngörülebilir ve "yakın bir tehlike" oluşturmayan soyut söylemlerin anında tahrik kapsamında değerlendirilmesinin, ceza hukukunun ölçülülük ilkesine ve demokratik toplum düzeninin çoğulcu yapısına zarar verebileceği biçiminde yaklaşır [1]. Amerikan hukukundaki "Açık ve Mevcut Tehlike (Clear and Present Danger)" ölçütünün Türk hukukunda da tam manasıyla benimsenerek, salt öfkeli söylemler ile gerçek kışkırtmaların kalın bir çizgiyle birbirinden ayrılması hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine, Alman ve İtalyan ceza sistemleri baz alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temellerine mutlak surette bağlı kalınarak oluşturulmuştur [2]. Tarafıma iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca belirtilen yazar listesindeki yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) sağlanan kaynak metin sınırları içinde zorunlu atıf formatıyla referans verilmiştir [1, 3]. Kural gereği basım yılı ve sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmış [4], Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş, pratik örnek olaylar ise hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak Av. Fethi Güzel kimliğiyle akademik bir Türkçe kullanılmıştır.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)