1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004
tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926
tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk
Ceza Kanunu'nun 196. maddesi [1], Özel Hükümler kitabının "Topluma Karşı
Suçlar" kısmında, "Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar" bölümünün son maddesi olarak
düzenlenmiştir. Toplum sağlığını korumak, yeraltı sularının kirlenmesini
engellemek ve salgın hastalıkların yayılmasının önüne geçmek maksadıyla,
cenazelerin defin işlemlerinin devletin gözetimi ve denetimi altında, yalnızca
bu iş için tahsis edilmiş alanlarda yapılması zorunludur. Kanun koyucu bu
hükümle, ölülerin izinsiz alanlara (örneğin özel mülklere, bahçelere veya
ormanlara) gömülmesini, henüz somut bir salgın veya çevre felaketi doğmamış
olsa dahi müstakil bir "tehlike suçu" olarak yaptırıma bağlamıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninin uygulanabilmesi için aranan kurucu maddi ve manevi unsurlar şu
şekildedir:
- Ölü (Cenaze): Suçun maddi konusudur. Hukuken "ölü" kavramı, insan
cesedini ifade eder; hayvan ölülerinin usulsüz gömülmesi bu maddenin değil,
Çevre Kanunu veya TCK m. 181 (Çevrenin Kasten Kirletilmesi) hükümlerinin konusu
olabilir.
- Ölü Gömülmesine Ayrılan Yerler: Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve
Mezarlıkların Korunması Hakkında Kanun uyarınca, belediyeler veya köy tüzel
kişilikleri tarafından resmi mezarlık alanı olarak belirlenmiş ve
ruhsatlandırılmış yerlerdir.
- Seçimlik Hareketler: Ölüyü bizzat "gömmek" (icrai hareket) veya bir
başkasına (örneğin ücret mukabili bir işçiye) "gömdürmek". Suçun faili herkes
olabilir.
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında [2, 3], bu suçla
korunan hukuki değerin kamunun sağlığı ve çevre hijyeni olduğu; eylemin kastla
işlenebilen bir sırf hareket ve soyut tehlike suçu niteliği taşıdığı
değerlendirmesi yer almaktadır.
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 196, ceza dogmatiği açısından "Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya
Değiştirme" (TCK m. 281) suçu ile sıkı bir ayırıma ve sınır komşuluğuna
tabidir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler
eserinde bu konuda [2, 3], şayet fail bir cinayet işlemiş ve maktulün cesedini
delilleri karartmak amacıyla ıssız bir alana gömmüşse, failin TCK m. 196'dan
değil, Kasten Öldürme (TCK m. 81) ile Suç Delillerini Gizleme (m. 281)
suçlarından cezalandırılması gerektiği; zira TCK m. 196'nın genellikle "doğal
yollarla gerçekleşen ölümlerin" ardından yapılan hukuka aykırı defin
işlemlerini (örneğin vasiyet üzerine özel bahçeye gömme) kapsayan tali bir norm
olduğu görüşü benimsenmektedir. Cinayet kurbanının gömülmesi eyleminde m. 196
uygulanmaz.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A)'nın dedesi (B), köydeki evlerinde doğal
yollarla vefat etmiştir. Dedesi ölmeden önce köy mezarlığına değil, evinin arka
bahçesindeki ulu çınarın altına gömülmeyi vasiyet etmiştir. (A), dedesinin bu
vasiyetini yerine getirmek için hiçbir resmi makama haber vermeden cenazeyi
evin bahçesine defnetmiştir. (B)'nin ölümünde şüpheli bir durum (cinayet vb.)
olmamasına rağmen, (A)'nın eylemi resmi mezarlık dışına defin içerdiğinden
doğrudan TCK m. 196 uyarınca usulsüz ölü gömülmesi suçunu oluşturur.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (C) isimli ruhani bir lider, kronik hastalığı
neticesinde yatağında ölmüştür. Müritlerinden (D) ve (E), liderlerinin
türbesini oluşturmak ve ölümünü kamudan gizlemek amacıyla, cesedi kurdukları
vakıf binasının bodrum katına kazdıkları bir mezara gömmüşlerdir. Bu eylem, ölü
gömülmesine ayrılan yerler dışına cenaze gömme fiili olduğundan, (D) ve (E)
hakkında TCK m. 196 kapsamında hapis cezası istemiyle dava açılır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 196 uyuşmazlıklarında yürüteceği usul
stratejisinin temeli, "ölümün doğal yollarla gerçekleştiğinin ispatı"
üzerine kurulmalıdır. Şayet gömülen cesette darp, zehirlenme veya ateşli silah
yarası izi varsa, savcılık derhal Kasten Öldürme (TCK m. 81) soruşturması
başlatacaktır. Müdafi, defin işleminin ardında bir cinayeti örtbas etme saiki
olmadığını, tamamen dini saiklerle, vasiyet yerine getirme amacıyla veya
bilgisizlikten kaynaklandığını Adli Tıp Kurumu otopsi raporuyla (ölümün
eceliyle olduğunu belgeleyerek) kanıtlamalıdır. Suçun yaptırımının "altı aya
kadar hapis" gibi alt düzeyde bir ceza olması sebebiyle; Ceza Muhakemesi Kanunu
m. 251 uyarınca "Basit Yargılama Usulü" işletilebilecek, mahkûmiyet durumunda
ise yaptırım büyük ihtimalle Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına (HAGB)
veya adli para cezasına çevrilecektir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun usulsüz defin işlemlerini ceza normuna alarak kamu sağlığını
koruma iradesi dogmatik olarak isabetli olsa da, suçun müeyyidesi ile koruduğu
değerin potansiyel riski arasındaki orantı doktrinde tartışılmaktadır. Hakeri,
Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde [2, 3], usulsüz bir yere gömülen cesedin
(özellikle ölüm sebebi salgın veya bulaşıcı bir hastalıksa) yeraltı içme
sularına veya toprağa karışarak o bölgedeki kitlelerin sağlığı üzerinde muazzam
tehlikeler yaratma potansiyelinin bulunduğunu; buna karşın maddedeki
müeyyidenin yalnızca "altı aya kadar hapis" olarak öngörülmesinin oldukça hafif
kaldığını biçiminde yaklaşır. Nitekim bulaşıcı hastalıktan ölen bir kimsenin
usulsüz gömülmesi eylemi için, genel nitelikteki m. 196 yerine salgın riskini
gözeterek nitelikli bir hal (ceza artırım sebebi) öngörülmemesi, kanunun kamu
sağlığını koruma sistematiğinde bir eksiklik olarak değerlendirilmelidir.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine, Alman
ve İtalyan ceza sistemleri baz alınarak 26/9/2004'te kabul edilen ve
1/6/2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal
temellerine mutlak surette bağlı kalınarak oluşturulmuştur [1]. Tarafıma
iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca
belirtilen listedeki yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd.,
Hakeri) ve eserlerine zorunlu atıf formatıyla referans verilmiştir [2-4]. Kural
gereği basım yılı ve sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmış [3],
Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş,
pratik örnek olaylar ise hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla
"(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak Av. Fethi Güzel kimliğiyle akademik
bir Türkçe kullanılmıştır. İstem metninde yer alan "DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Kamu
Güvenine Karşı Suçlar" ibaresi, kanunun bir sonraki ana bölümünün başlığını
ifade ettiğinden şerhin içeriksel dogmatiğine dâhil edilmemiştir.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926 tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 196. maddesi [1], Özel Hükümler kitabının "Topluma Karşı Suçlar" kısmında, "Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar" bölümünün son maddesi olarak düzenlenmiştir. Toplum sağlığını korumak, yeraltı sularının kirlenmesini engellemek ve salgın hastalıkların yayılmasının önüne geçmek maksadıyla, cenazelerin defin işlemlerinin devletin gözetimi ve denetimi altında, yalnızca bu iş için tahsis edilmiş alanlarda yapılması zorunludur. Kanun koyucu bu hükümle, ölülerin izinsiz alanlara (örneğin özel mülklere, bahçelere veya ormanlara) gömülmesini, henüz somut bir salgın veya çevre felaketi doğmamış olsa dahi müstakil bir "tehlike suçu" olarak yaptırıma bağlamıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninin uygulanabilmesi için aranan kurucu maddi ve manevi unsurlar şu şekildedir:
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 196, ceza dogmatiği açısından "Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme" (TCK m. 281) suçu ile sıkı bir ayırıma ve sınır komşuluğuna tabidir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda [2, 3], şayet fail bir cinayet işlemiş ve maktulün cesedini delilleri karartmak amacıyla ıssız bir alana gömmüşse, failin TCK m. 196'dan değil, Kasten Öldürme (TCK m. 81) ile Suç Delillerini Gizleme (m. 281) suçlarından cezalandırılması gerektiği; zira TCK m. 196'nın genellikle "doğal yollarla gerçekleşen ölümlerin" ardından yapılan hukuka aykırı defin işlemlerini (örneğin vasiyet üzerine özel bahçeye gömme) kapsayan tali bir norm olduğu görüşü benimsenmektedir. Cinayet kurbanının gömülmesi eyleminde m. 196 uygulanmaz.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A)'nın dedesi (B), köydeki evlerinde doğal yollarla vefat etmiştir. Dedesi ölmeden önce köy mezarlığına değil, evinin arka bahçesindeki ulu çınarın altına gömülmeyi vasiyet etmiştir. (A), dedesinin bu vasiyetini yerine getirmek için hiçbir resmi makama haber vermeden cenazeyi evin bahçesine defnetmiştir. (B)'nin ölümünde şüpheli bir durum (cinayet vb.) olmamasına rağmen, (A)'nın eylemi resmi mezarlık dışına defin içerdiğinden doğrudan TCK m. 196 uyarınca usulsüz ölü gömülmesi suçunu oluşturur.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (C) isimli ruhani bir lider, kronik hastalığı neticesinde yatağında ölmüştür. Müritlerinden (D) ve (E), liderlerinin türbesini oluşturmak ve ölümünü kamudan gizlemek amacıyla, cesedi kurdukları vakıf binasının bodrum katına kazdıkları bir mezara gömmüşlerdir. Bu eylem, ölü gömülmesine ayrılan yerler dışına cenaze gömme fiili olduğundan, (D) ve (E) hakkında TCK m. 196 kapsamında hapis cezası istemiyle dava açılır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 196 uyuşmazlıklarında yürüteceği usul stratejisinin temeli, "ölümün doğal yollarla gerçekleştiğinin ispatı" üzerine kurulmalıdır. Şayet gömülen cesette darp, zehirlenme veya ateşli silah yarası izi varsa, savcılık derhal Kasten Öldürme (TCK m. 81) soruşturması başlatacaktır. Müdafi, defin işleminin ardında bir cinayeti örtbas etme saiki olmadığını, tamamen dini saiklerle, vasiyet yerine getirme amacıyla veya bilgisizlikten kaynaklandığını Adli Tıp Kurumu otopsi raporuyla (ölümün eceliyle olduğunu belgeleyerek) kanıtlamalıdır. Suçun yaptırımının "altı aya kadar hapis" gibi alt düzeyde bir ceza olması sebebiyle; Ceza Muhakemesi Kanunu m. 251 uyarınca "Basit Yargılama Usulü" işletilebilecek, mahkûmiyet durumunda ise yaptırım büyük ihtimalle Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına (HAGB) veya adli para cezasına çevrilecektir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun usulsüz defin işlemlerini ceza normuna alarak kamu sağlığını koruma iradesi dogmatik olarak isabetli olsa da, suçun müeyyidesi ile koruduğu değerin potansiyel riski arasındaki orantı doktrinde tartışılmaktadır. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde [2, 3], usulsüz bir yere gömülen cesedin (özellikle ölüm sebebi salgın veya bulaşıcı bir hastalıksa) yeraltı içme sularına veya toprağa karışarak o bölgedeki kitlelerin sağlığı üzerinde muazzam tehlikeler yaratma potansiyelinin bulunduğunu; buna karşın maddedeki müeyyidenin yalnızca "altı aya kadar hapis" olarak öngörülmesinin oldukça hafif kaldığını biçiminde yaklaşır. Nitekim bulaşıcı hastalıktan ölen bir kimsenin usulsüz gömülmesi eylemi için, genel nitelikteki m. 196 yerine salgın riskini gözeterek nitelikli bir hal (ceza artırım sebebi) öngörülmemesi, kanunun kamu sağlığını koruma sistematiğinde bir eksiklik olarak değerlendirilmelidir.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine, Alman ve İtalyan ceza sistemleri baz alınarak 26/9/2004'te kabul edilen ve 1/6/2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temellerine mutlak surette bağlı kalınarak oluşturulmuştur [1]. Tarafıma iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca belirtilen listedeki yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) ve eserlerine zorunlu atıf formatıyla referans verilmiştir [2-4]. Kural gereği basım yılı ve sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmış [3], Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş, pratik örnek olaylar ise hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak Av. Fethi Güzel kimliğiyle akademik bir Türkçe kullanılmıştır. İstem metninde yer alan "DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Kamu Güvenine Karşı Suçlar" ibaresi, kanunun bir sonraki ana bölümünün başlığını ifade ettiğinden şerhin içeriksel dogmatiğine dâhil edilmemiştir.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)