1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004
tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926
tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk
Ceza Kanunu'nun 193. maddesi [1], Özel Hükümler kitabının "Topluma Karşı
Suçlar" kısmında, "Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir.
Modern endüstriyel toplumda, tarım, sanayi veya sağlık sektörlerinde
kullanılmak üzere sayısız kimyasal ve zehirli madde üretilmektedir. Kanun
koyucu, bu maddelerin kontrolsüzce piyasaya sürülmesinin toplum sağlığı
açısından yaratacağı potansiyel felaketleri önlemek amacıyla, zehirli
maddelerin üretimini ve dolaşımını idari izin şartına bağlamış; bu idari
kuralın ihlalini ise ceza hukukunun himayesine alarak bağımsız bir suç tipi
olarak ihdas etmiştir. Bu norm, koruyucu ve önleyici bir ceza siyasetinin
yansımasıdır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninin uygulanabilmesi için aranan kurucu maddi ve manevi unsurlar şu
şekildedir:
- Suçun Konusu: İçeriğinde "zehir" bulunan ve üretilmesi, bulundurulması
veya satılması yasal mevzuat uyarınca "izne bağlı olan" her türlü (katı, sıvı,
gaz) maddedir. Siyanür, cıva, bazı ağır tarım ilaçları (pestisitler) veya
endüstriyel toksinler bu kapsama girer.
- İzinsizlik (Hukuka Aykırılık): Suçun oluşumu, maddenin dolaşımı için
yetkili idari mercilerden (Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı vb.)
alınması gereken ruhsat veya iznin alınmamış olmasına bağlıdır. Bu yönüyle
madde, idari mevzuata atıf yapan bir "çerçeve norm (beyaz hüküm)" niteliği
taşır.
- Seçimlik Hareketler: Maddeyi izinsiz olarak "üretmek" (imal etmek),
"bulundurmak", "satmak" veya "nakletmek". Seçimlik hareketli bir suç olup
bunlardan sadece birinin yapılması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında [2, 3], bu suçla
korunan hukuki değerin kamunun sağlığı olduğu; suçun oluşumu için zehirli
maddenin fiilen bir kimseye zarar vermesinin veya somut bir tehlike
yaratmasının aranmadığı, eylemin tipik bir "soyut tehlike suçu" niteliği
taşıdığı değerlendirmesi yer almaktadır.
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 193, "Zehirli Madde Katma" (TCK m. 185) ve "Bozulmuş veya Değiştirilmiş
Gıda veya İlaçların Ticareti" (TCK m. 186) suçları ile yakın bir sınır
komşuluğuna sahiptir. Ancak TCK m. 193, doğrudan doğruya "zehrin kendisinin"
ticari veya lojistik dolaşımını cezalandırır. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe,
Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda [2, 3], failin izinsiz
ürettiği veya naklettiği bu zehirli maddeyi daha sonra içme sularına katması
(TCK m. 185) veya bir kimseyi kasten/taksirle zehirleyerek öldürmesi (TCK m. 81
/ TCK m. 85) durumunda, "geçitli suç" ve fikri içtima (TCK m. 44) kuralları
gereğince, failin artık bu soyut tehlike suçundan (TCK m. 193) değil, meydana
gelen ağır neticeye göre ilgili zarar suçundan cezalandırılacağı görüşü
benimsenmektedir. TCK m. 193, zehrin zararsızca ele geçirildiği ve tehlikenin
atlatıldığı durumlarda uygulanan tali (ikincil) bir normdur.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), kimya mühendisi olup, kendi kurduğu
ruhsatsız bir atölyede, tarım zararlılarına karşı kullanılan ancak Sağlık
Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı'nın ortak iznine tabi olan son derece toksik bir
sıvı pestisit (zehirli madde) üretmektedir. Yapılan bir zabıta ve polis
denetiminde atölyedeki varillerce zehirli madde ele geçirilmiştir. Bu maddeler
kimseye zarar vermemiş ve henüz satılmamış olsa da, (A)'nın eylemi TCK m. 193
uyarınca izinsiz zehirli madde "üretme" ve "bulundurma" suçunu oluşturur.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (B), bir altın madeninde kullanılmak üzere,
taşıması son derece sıkı güvenlik protokollerine ve idari nakil izinlerine tabi
olan yüksek yoğunluklu siyanür varillerini, hiçbir yasal izin belgesi
almaksızın sıradan bir kamyonetin kasasında şehirlerarası yolda taşımaktadır.
Trafik çevirmesinde durumun fark edilmesi üzerine, siyanürün doğaya sızmamış
olması bir önem taşımaksızın, (B) hakkında TCK m. 193 kapsamında izinsiz
zehirli madde "nakletme" suçundan işlem yapılacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin veya iddia makamının TCK m. 193'e dayalı
soruşturmalarda odaklanacağı ana husus, "maddenin niteliği" ve "idari
mevzuattaki yeri" olmalıdır. Savcılık, ele geçen maddenin fennen "zehir"
sınıfına girip girmediğini mutlaka Adli Tıp Kurumu, Hıfzıssıhha veya
üniversitelerin toksikoloji bilim dallarından alınacak bir raporla tespit
ettirmelidir. Daha da önemlisi, suç bir beyaz hüküm (çerçeve norm) olduğundan,
iddianamede maddenin üretilmesinin veya taşınmasının "hangi kanun veya
yönetmeliğe göre" izne tabi olduğu açıkça ve somut olarak gösterilmelidir. Aksi
takdirde tipiklik unsuru oluşmaz. Suçun yaptırımının "iki aydan bir yıla kadar
hapis" gibi oldukça düşük bir aralıkta belirlenmiş olması sebebiyle, mahkemeler
mahkûmiyet halinde fail hakkında genellikle doğrudan adli para cezasına çevirme
(TCK m. 50) veya Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB - CMK m. 231)
kararı vermektedir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun zehirli maddelerin izinsiz dolaşımını yaptırıma bağlaması
isabetli bir ceza politikası olmakla birlikte, maddedeki ceza yaptırımının
ölçüsü doktrinde ciddi ve haklı eleştirilere neden olmaktadır. Hakeri, Ceza
Hukuku Özel Hükümler eserinde [2, 3], modern sanayi toplumunda cıva, siyanür
veya tarımsal zehirler gibi maddelerin sızıntı yapması veya kötü niyetli
kişilerin eline geçmesi durumunda devasa kitlesel ölümlere ve ekolojik
facialara yol açma potansiyelinin çok yüksek olduğu; böylesine vahim bir
tehlikenin yaptırımının "iki aydan bir yıla kadar hapis" (pratikte sadece cüzi
bir adli para cezası) olarak belirlenmesinin, ceza adaletinin caydırıcılık
fonksiyonunu tamamen işlevsiz kıldığı biçiminde yaklaşır. İnsan sağlığını
kitlesel boyutta tehdit etmeye elverişli bu maddelerin izinsiz ticaretinin
böylesine hafif bir yaptırımla karşılanması, korunan hukuki değer (kamu
sağlığı) ile öngörülen ceza arasındaki orantısızlığın (orantılılık ilkesi
ihlalinin) en belirgin örneklerinden biridir.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine, Alman
ve İtalyan ceza sistemleri baz alınarak 26/9/2004'te kabul edilen ve
1/6/2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal
temellerine mutlak surette bağlı kalınarak oluşturulmuştur [1]. Tarafıma
iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca
belirtilen yazar listesindeki yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez,
Özbek/Kanbur vd., Hakeri) zorunlu atıf şablonuyla referans verilmiş ve kural
gereği basım yılı/sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır [2-4].
Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş,
pratik örnek olaylar ise hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla
"(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak Av. Fethi Güzel kimliğiyle akademik
bir Türkçe kullanılmıştır.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926 tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 193. maddesi [1], Özel Hükümler kitabının "Topluma Karşı Suçlar" kısmında, "Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Modern endüstriyel toplumda, tarım, sanayi veya sağlık sektörlerinde kullanılmak üzere sayısız kimyasal ve zehirli madde üretilmektedir. Kanun koyucu, bu maddelerin kontrolsüzce piyasaya sürülmesinin toplum sağlığı açısından yaratacağı potansiyel felaketleri önlemek amacıyla, zehirli maddelerin üretimini ve dolaşımını idari izin şartına bağlamış; bu idari kuralın ihlalini ise ceza hukukunun himayesine alarak bağımsız bir suç tipi olarak ihdas etmiştir. Bu norm, koruyucu ve önleyici bir ceza siyasetinin yansımasıdır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninin uygulanabilmesi için aranan kurucu maddi ve manevi unsurlar şu şekildedir:
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 193, "Zehirli Madde Katma" (TCK m. 185) ve "Bozulmuş veya Değiştirilmiş Gıda veya İlaçların Ticareti" (TCK m. 186) suçları ile yakın bir sınır komşuluğuna sahiptir. Ancak TCK m. 193, doğrudan doğruya "zehrin kendisinin" ticari veya lojistik dolaşımını cezalandırır. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda [2, 3], failin izinsiz ürettiği veya naklettiği bu zehirli maddeyi daha sonra içme sularına katması (TCK m. 185) veya bir kimseyi kasten/taksirle zehirleyerek öldürmesi (TCK m. 81 / TCK m. 85) durumunda, "geçitli suç" ve fikri içtima (TCK m. 44) kuralları gereğince, failin artık bu soyut tehlike suçundan (TCK m. 193) değil, meydana gelen ağır neticeye göre ilgili zarar suçundan cezalandırılacağı görüşü benimsenmektedir. TCK m. 193, zehrin zararsızca ele geçirildiği ve tehlikenin atlatıldığı durumlarda uygulanan tali (ikincil) bir normdur.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), kimya mühendisi olup, kendi kurduğu ruhsatsız bir atölyede, tarım zararlılarına karşı kullanılan ancak Sağlık Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı'nın ortak iznine tabi olan son derece toksik bir sıvı pestisit (zehirli madde) üretmektedir. Yapılan bir zabıta ve polis denetiminde atölyedeki varillerce zehirli madde ele geçirilmiştir. Bu maddeler kimseye zarar vermemiş ve henüz satılmamış olsa da, (A)'nın eylemi TCK m. 193 uyarınca izinsiz zehirli madde "üretme" ve "bulundurma" suçunu oluşturur.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (B), bir altın madeninde kullanılmak üzere, taşıması son derece sıkı güvenlik protokollerine ve idari nakil izinlerine tabi olan yüksek yoğunluklu siyanür varillerini, hiçbir yasal izin belgesi almaksızın sıradan bir kamyonetin kasasında şehirlerarası yolda taşımaktadır. Trafik çevirmesinde durumun fark edilmesi üzerine, siyanürün doğaya sızmamış olması bir önem taşımaksızın, (B) hakkında TCK m. 193 kapsamında izinsiz zehirli madde "nakletme" suçundan işlem yapılacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin veya iddia makamının TCK m. 193'e dayalı soruşturmalarda odaklanacağı ana husus, "maddenin niteliği" ve "idari mevzuattaki yeri" olmalıdır. Savcılık, ele geçen maddenin fennen "zehir" sınıfına girip girmediğini mutlaka Adli Tıp Kurumu, Hıfzıssıhha veya üniversitelerin toksikoloji bilim dallarından alınacak bir raporla tespit ettirmelidir. Daha da önemlisi, suç bir beyaz hüküm (çerçeve norm) olduğundan, iddianamede maddenin üretilmesinin veya taşınmasının "hangi kanun veya yönetmeliğe göre" izne tabi olduğu açıkça ve somut olarak gösterilmelidir. Aksi takdirde tipiklik unsuru oluşmaz. Suçun yaptırımının "iki aydan bir yıla kadar hapis" gibi oldukça düşük bir aralıkta belirlenmiş olması sebebiyle, mahkemeler mahkûmiyet halinde fail hakkında genellikle doğrudan adli para cezasına çevirme (TCK m. 50) veya Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB - CMK m. 231) kararı vermektedir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun zehirli maddelerin izinsiz dolaşımını yaptırıma bağlaması isabetli bir ceza politikası olmakla birlikte, maddedeki ceza yaptırımının ölçüsü doktrinde ciddi ve haklı eleştirilere neden olmaktadır. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde [2, 3], modern sanayi toplumunda cıva, siyanür veya tarımsal zehirler gibi maddelerin sızıntı yapması veya kötü niyetli kişilerin eline geçmesi durumunda devasa kitlesel ölümlere ve ekolojik facialara yol açma potansiyelinin çok yüksek olduğu; böylesine vahim bir tehlikenin yaptırımının "iki aydan bir yıla kadar hapis" (pratikte sadece cüzi bir adli para cezası) olarak belirlenmesinin, ceza adaletinin caydırıcılık fonksiyonunu tamamen işlevsiz kıldığı biçiminde yaklaşır. İnsan sağlığını kitlesel boyutta tehdit etmeye elverişli bu maddelerin izinsiz ticaretinin böylesine hafif bir yaptırımla karşılanması, korunan hukuki değer (kamu sağlığı) ile öngörülen ceza arasındaki orantısızlığın (orantılılık ilkesi ihlalinin) en belirgin örneklerinden biridir.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine, Alman ve İtalyan ceza sistemleri baz alınarak 26/9/2004'te kabul edilen ve 1/6/2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temellerine mutlak surette bağlı kalınarak oluşturulmuştur [1]. Tarafıma iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca belirtilen yazar listesindeki yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) zorunlu atıf şablonuyla referans verilmiş ve kural gereği basım yılı/sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır [2-4]. Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş, pratik örnek olaylar ise hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak Av. Fethi Güzel kimliğiyle akademik bir Türkçe kullanılmıştır.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)