TCK Madde 19 – Yabancı Kanunun Göz Önünde Bulundurulması
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
TCK'nın Birinci Kitabı, Birinci Kısım, İkinci Bölümü "Ceza Kanununun Yer Bakımından Uygulanması" başlığını taşımakta olup bu bölüm md. 8 ila md. 22 arasında düzenlenmektedir. Madde 19, söz konusu bölümün sistematik bütünlüğü içinde, yabancı unsur taşıyan davalarda Türk mahkemelerince uygulanacak cezanın üst sınırını belirleyen özel bir güvence normu olarak konumlanmaktadır.
Maddenin tarihsel arka planına bakıldığında, 765 sayılı mülga TCK'nın benzer bir düzenleme içermediği görülmektedir. 5237 sayılı Kanun ile getirilen bu hüküm, Türkiye'nin yer bakımından uygulama yetkisini genişleten md. 8–13 hükümlerinin yarattığı potansiyel aşırı cezalandırma riskini dengelemek amacıyla kaleme alınmıştır. Başka bir deyişle, Türk mahkemelerinin yargı yetkisini sınırlamayan madde; yargı yetkisi kullanılırken verilecek cezanın miktarı üzerinde bir tavan işlevi görmektedir.
Maddenin iki temel unsuru mevcuttur:
- Birinci fıkra: Genel kural — yabancı ülkede işlenen suçlar bakımından Türk mahkemesinin verebileceği ceza, suçun işlendiği ülkenin kanununda öngörülen üst sınırı aşamaz.
- İkinci fıkra: İstisna — devlet güvenliğine yönelik suçlar ile belirli Türk menfaatlerini hedef alan suçlarda bu tavan kuralı uygulanmaz; Türk kanununun tüm yaptırım ağırlığı devreye girer.
Madde, özünde iki ilkenin çatışmasını çözen bir uzlaşma normu niteliğindedir: Bir yanda Türk ceza kanununun ilgili hükmünün tam olarak uygulanması ilkesi, diğer yanda suçun işlendiği ülkenin hukuk düzenine ve fail lehine yoruma saygıyı simgeleyen kısmi yabancı hukuka atıf tekniği. Norm, ne tam anlamıyla yabancı hukukun uygulanması ne de yabancı hukukun tamamen göz ardı edilmesi tercihini benimsemektedir; ikisi arasında işlevsel bir denge kurmaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. "Türkiye'nin Egemenlik Alanı Dışında İşlenen Suçlar"
Bu ifade, maddenin uygulama alanını belirleyen coğrafi ölçüttür. Türkiye'nin egemenlik alanı; kara sınırları, karasuları (12 deniz miline kadar), Türk hava sahası, Türk bayrağı taşıyan gemi ve uçakların bulunduğu alanları ve diplomatik temsilciliklerin binaları gibi devlet egemenliğinin fiilen hâkim olduğu mekânları kapsar. Bu alanlarda işlenen suçlara md. 8/1 uyarınca Türk ceza kanunu doğrudan ve kısıtsız biçimde uygulanır; md. 19 devreye girmez.
Buna karşılık md. 9–13 kapsamında, yani:
- md. 9 (Türk vatandaşının yabancı ülkede suç işlemesi),
- md. 10 (yabancının Türkiye zararına suç işlemesi),
- md. 11 (yabancının Türk vatandaşına karşı suç işlemesi),
- md. 12 (yabancının yabancıya karşı suç işlemesi),
- md. 13 (evrensel yetki kapsamındaki suçlar)
düzenlemeleri çerçevesinde Türkiye'de yargılama yapılan durumlarda md. 19'un uygulama alanı doğar.
2.2. "Türkiye'de Yargılama Yapılırken"
Bu ibare, maddenin zamanlama bakımından uygulanacağı aşamayı net biçimde ortaya koymaktadır: Kovuşturma aşaması. Soruşturma evresinde bir ön sınırlama söz konusu değildir; sınırlama, mahkeme tarafından hüküm kurulurken gözetilmesi gereken bir yaptırım tavanı olarak işler. Hâkim, esas hakkındaki müzakere sırasında ve cezayı belirlerken bu kuralı re'sen dikkate almak zorundadır.
2.3. "Türk Kanununa Göre Verilecek Olan Ceza"
Bu kavram, Türk ceza hükmünün tam olarak uygulanması sonucunda ortaya çıkacak nihai yaptırım miktarını ifade eder. Suç tipini karşılayan yaptırımın üst sınırı değil, somut olayda temel ceza ile birlikte tüm artırım ve indirim nedenlerinin işletilmesinden sonra ulaşılan sonuç ceza esas alınmalıdır. Zira düzenlemenin amacı, failin fiilen maruz kalacağı ceza yükünü sınırlamaktır; soyut yaptırım çerçevesini değil.
2.4. "Suçun İşlendiği Ülke Kanununda Öngörülen Cezanın Üst Sınırı"
Maddenin temel teknik kavramı budur. Çeşitli boyutlarıyla incelenmesi gerekmektedir:
a) Üst sınırın belirlenmesi: "Üst sınır" ifadesinden yalnızca ilgili suç tipinin soyut yaptırım çerçevesindeki üst sınırın mı, yoksa o ülke hukukunca mümkün kılınan en yüksek cezanın mı anlaşılması gerektiği tartışmaya açıktır. Doktrinde hâkim görüş, suç tipine özgü normun öngördüğü soyut üst sınırın esas alınması yönündedir; zira yabancı hukukun somut olaya uygulanmasının, Türk mahkemesi bakımından pratik güçlükler doğuracağı kabul edilmektedir (Koca/Üzülmez).
b) Fiil suçun işlendiği ülke hukukunda suç oluşturmuyorsa: Madde metni bu ihtimali açıkça düzenlememektedir. Yabancı hukukta ilgili fiil suç olarak tanımlanmıyor ya da o ülke hukukunda herhangi bir ceza öngörülmüyorsa ne olacaktır? Doktrinde bir görüş, bu durumun md. 12/1-a kapsamındaki "her iki ülke kanununa göre suç sayılma" (çifte suç) koşulunun sağlanamaması nedeniyle yargılamanın zaten mümkün olmayacağını savunmaktadır (Özgenç). Bununla birlikte md. 13 kapsamındaki evrensel yetki suçlarında çifte suç koşulu aranmadığından (md. 13/3), bu ihtimalde md. 19/1'in ne şekilde işleyeceği belirsizliğini korumaktadır. Kanaatimizce bu durumda md. 19/1'in uygulama zemini ortadan kalkmakta; Türk kanununun öngördüğü tam yaptırım uygulanmalıdır.
c) Yabancı hukukun içeriğinin tespiti: Türk hâkimi yabancı hukuku re'sen araştırmak zorunda değildir; ancak tarafların ya da mahkemenin bu bilgiyi sunamaması hâlinde nasıl hareket edileceğine dair kanunda bir yönlendirme bulunmamaktadır. Bu boşluk, uygulamada önemli pratik sorunlara yol açmaktadır (bkz. Bölüm 7).
2.5. "Türkiye'nin Güvenliğine Karşı veya Zararına Olarak" (md. 19/2-a)
Bu istisna, korunan hukuki değerin Türk Devleti'nin bütünlüğü, siyasi varlığı, anayasal düzeni veya dış güvenliği olduğu suçları kapsar. TCK'nın İkinci Kitabı, Dördüncü Kısım'da (md. 302–339) düzenlenen devlete karşı suçlar bu kategorinin çekirdeğini oluşturmaktadır. "Güvenliğe karşı" ifadesi, hedefin devlet kurumları ve egemenlik unsurları olduğunu; "zarara" ifadesi ise fiilen gerçekleşen ya da gerçekleşmesi kuvvetle muhtemel somut bir zararı ima etmektedir. Bu iki ölçüt birbirini tamamlayıcı nitelikte olup dar yorumlanmalıdır; maddenin istisnai karakteri bu zorunluluğu dayatmaktadır.
2.6. "Türk Vatandaşına Karşı ya da Türk Kanunlarına Göre Kurulmuş Özel Hukuk Tüzel Kişisi Zararına Olarak" (md. 19/2-b)
Bu istisna iki ayrı mağdur kategorisini kapsamaktadır:
Türk vatandaşı: Vatandaşlık statüsü, suçun işlendiği tarih itibarıyla belirlenmelidir. Suç işlendikten sonra mağdurun Türk vatandaşlığına geçmesi ya da vatandaşlığını kaybetmesi istisnayı etkiler mi? Doktrinde bu konuda bir görüş birliği mevcut değildir. Kanaatimizce, cezalandırmanın meşruiyet temelini suçun işlendiği andaki durum oluşturduğundan, vatandaşlık da o ana göre değerlendirilmelidir.
Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi: Anonim şirket, limited şirket, dernek, vakıf gibi Türk hukukuna göre tescil edilmiş ve hukuken tanınmış tüzel kişiler bu kapsamdadır. Kamu tüzel kişilerinin (belediyeler, üniversiteler, KİT'ler vb.) bu hükme dahil edilip edilmeyeceği, hem "kamu yararı" ile "özel hukuk" ayrımı hem de md. 19/2-a kapsamıyla örtüşme sorunu nedeniyle tartışmalıdır. Sistematik yorum açısından kamu tüzel kişilerinin md. 19/2-a'nın "zarar" boyutuna girdiği ve bu nedenle zaten istisna kapsamında olduğu söylenebilir.
3. Sistematik İlişkiler
3.1. Yer Bakımından Uygulama Hükümleriyle İlişki
Madde 19, TCK md. 8–13 ile organik bir ilişki içindedir. Bu maddelerin genişletici yetki kuralları olmaksızın md. 19'un uygulama zemini doğmaz. Öte yandan md. 19, bu yetki kurallarının yaptırım boyutunu sınırlandırmakta ve bir anlamda onları dengelemektedir. Şöyle ki:
| Yetki Maddesi |
Kapsam |
md. 19/1 Uygulanır mı? |
md. 19/2 İstisnası? |
| md. 9 |
TC vatandaşı – yabancı ülkede suç |
Evet |
Koşullara göre |
| md. 10 |
Yabancı – Türkiye aleyhine |
Evet |
md. 19/2-a devreye girebilir |
| md. 11 |
Yabancı – TC vatandaşı aleyhine |
Evet |
md. 19/2-b devreye girer |
| md. 12 |
Yabancı – yabancıya karşı |
Evet |
Koşullara göre |
| md. 13 |
Evrensel yetki suçları |
Tartışmalı |
Koşullara göre |
3.2. Mahsup Hükümleriyle İlişki (md. 16)
TCK md. 16, yabancı ülkede verilen ve infaz edilen cezanın Türkiye'de verilecek cezadan mahsup edilmesini düzenlemektedir. Madde 19 ile md. 16'nın birlikte işlediği durumlar söz konusu olabilir: Fail yabancı ülkede yargılanmış ve bir miktar ceza çekmiş, ardından Türkiye'de tekrar yargılanmaktadır. Bu hâlde önce md. 19/1 çerçevesinde tavan belirlenmeli, ardından md. 16 kapsamında mahsup işlemi gerçekleştirilmelidir.
3.3. Non Bis in Idem İlkesiyle İlişki (md. 9/2, md. 11/2)
Evrensel hukuk ilkesi olan non bis in idem (aynı suçtan iki kez yargılanmama) ile md. 19 arasında örtüşen bir işlev mevcuttur. Türk hukukunda yabancı mahkemede beraat kararının kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı md. 9 ve md. 11 sistematiğinde düzenlenmiştir. Madde 19, bu ilkenin tam anlamıyla uygulanamadığı çifte yargılama senaryolarında en azından ceza yükü bakımından orantılıl
TCK Madde 19 – Yabancı Kanunun Göz Önünde Bulundurulması
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
TCK'nın Birinci Kitabı, Birinci Kısım, İkinci Bölümü "Ceza Kanununun Yer Bakımından Uygulanması" başlığını taşımakta olup bu bölüm md. 8 ila md. 22 arasında düzenlenmektedir. Madde 19, söz konusu bölümün sistematik bütünlüğü içinde, yabancı unsur taşıyan davalarda Türk mahkemelerince uygulanacak cezanın üst sınırını belirleyen özel bir güvence normu olarak konumlanmaktadır.
Maddenin tarihsel arka planına bakıldığında, 765 sayılı mülga TCK'nın benzer bir düzenleme içermediği görülmektedir. 5237 sayılı Kanun ile getirilen bu hüküm, Türkiye'nin yer bakımından uygulama yetkisini genişleten md. 8–13 hükümlerinin yarattığı potansiyel aşırı cezalandırma riskini dengelemek amacıyla kaleme alınmıştır. Başka bir deyişle, Türk mahkemelerinin yargı yetkisini sınırlamayan madde; yargı yetkisi kullanılırken verilecek cezanın miktarı üzerinde bir tavan işlevi görmektedir.
Maddenin iki temel unsuru mevcuttur:
Madde, özünde iki ilkenin çatışmasını çözen bir uzlaşma normu niteliğindedir: Bir yanda Türk ceza kanununun ilgili hükmünün tam olarak uygulanması ilkesi, diğer yanda suçun işlendiği ülkenin hukuk düzenine ve fail lehine yoruma saygıyı simgeleyen kısmi yabancı hukuka atıf tekniği. Norm, ne tam anlamıyla yabancı hukukun uygulanması ne de yabancı hukukun tamamen göz ardı edilmesi tercihini benimsemektedir; ikisi arasında işlevsel bir denge kurmaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. "Türkiye'nin Egemenlik Alanı Dışında İşlenen Suçlar"
Bu ifade, maddenin uygulama alanını belirleyen coğrafi ölçüttür. Türkiye'nin egemenlik alanı; kara sınırları, karasuları (12 deniz miline kadar), Türk hava sahası, Türk bayrağı taşıyan gemi ve uçakların bulunduğu alanları ve diplomatik temsilciliklerin binaları gibi devlet egemenliğinin fiilen hâkim olduğu mekânları kapsar. Bu alanlarda işlenen suçlara md. 8/1 uyarınca Türk ceza kanunu doğrudan ve kısıtsız biçimde uygulanır; md. 19 devreye girmez.
Buna karşılık md. 9–13 kapsamında, yani:
düzenlemeleri çerçevesinde Türkiye'de yargılama yapılan durumlarda md. 19'un uygulama alanı doğar.
2.2. "Türkiye'de Yargılama Yapılırken"
Bu ibare, maddenin zamanlama bakımından uygulanacağı aşamayı net biçimde ortaya koymaktadır: Kovuşturma aşaması. Soruşturma evresinde bir ön sınırlama söz konusu değildir; sınırlama, mahkeme tarafından hüküm kurulurken gözetilmesi gereken bir yaptırım tavanı olarak işler. Hâkim, esas hakkındaki müzakere sırasında ve cezayı belirlerken bu kuralı re'sen dikkate almak zorundadır.
2.3. "Türk Kanununa Göre Verilecek Olan Ceza"
Bu kavram, Türk ceza hükmünün tam olarak uygulanması sonucunda ortaya çıkacak nihai yaptırım miktarını ifade eder. Suç tipini karşılayan yaptırımın üst sınırı değil, somut olayda temel ceza ile birlikte tüm artırım ve indirim nedenlerinin işletilmesinden sonra ulaşılan sonuç ceza esas alınmalıdır. Zira düzenlemenin amacı, failin fiilen maruz kalacağı ceza yükünü sınırlamaktır; soyut yaptırım çerçevesini değil.
2.4. "Suçun İşlendiği Ülke Kanununda Öngörülen Cezanın Üst Sınırı"
Maddenin temel teknik kavramı budur. Çeşitli boyutlarıyla incelenmesi gerekmektedir:
a) Üst sınırın belirlenmesi: "Üst sınır" ifadesinden yalnızca ilgili suç tipinin soyut yaptırım çerçevesindeki üst sınırın mı, yoksa o ülke hukukunca mümkün kılınan en yüksek cezanın mı anlaşılması gerektiği tartışmaya açıktır. Doktrinde hâkim görüş, suç tipine özgü normun öngördüğü soyut üst sınırın esas alınması yönündedir; zira yabancı hukukun somut olaya uygulanmasının, Türk mahkemesi bakımından pratik güçlükler doğuracağı kabul edilmektedir (Koca/Üzülmez).
b) Fiil suçun işlendiği ülke hukukunda suç oluşturmuyorsa: Madde metni bu ihtimali açıkça düzenlememektedir. Yabancı hukukta ilgili fiil suç olarak tanımlanmıyor ya da o ülke hukukunda herhangi bir ceza öngörülmüyorsa ne olacaktır? Doktrinde bir görüş, bu durumun md. 12/1-a kapsamındaki "her iki ülke kanununa göre suç sayılma" (çifte suç) koşulunun sağlanamaması nedeniyle yargılamanın zaten mümkün olmayacağını savunmaktadır (Özgenç). Bununla birlikte md. 13 kapsamındaki evrensel yetki suçlarında çifte suç koşulu aranmadığından (md. 13/3), bu ihtimalde md. 19/1'in ne şekilde işleyeceği belirsizliğini korumaktadır. Kanaatimizce bu durumda md. 19/1'in uygulama zemini ortadan kalkmakta; Türk kanununun öngördüğü tam yaptırım uygulanmalıdır.
c) Yabancı hukukun içeriğinin tespiti: Türk hâkimi yabancı hukuku re'sen araştırmak zorunda değildir; ancak tarafların ya da mahkemenin bu bilgiyi sunamaması hâlinde nasıl hareket edileceğine dair kanunda bir yönlendirme bulunmamaktadır. Bu boşluk, uygulamada önemli pratik sorunlara yol açmaktadır (bkz. Bölüm 7).
2.5. "Türkiye'nin Güvenliğine Karşı veya Zararına Olarak" (md. 19/2-a)
Bu istisna, korunan hukuki değerin Türk Devleti'nin bütünlüğü, siyasi varlığı, anayasal düzeni veya dış güvenliği olduğu suçları kapsar. TCK'nın İkinci Kitabı, Dördüncü Kısım'da (md. 302–339) düzenlenen devlete karşı suçlar bu kategorinin çekirdeğini oluşturmaktadır. "Güvenliğe karşı" ifadesi, hedefin devlet kurumları ve egemenlik unsurları olduğunu; "zarara" ifadesi ise fiilen gerçekleşen ya da gerçekleşmesi kuvvetle muhtemel somut bir zararı ima etmektedir. Bu iki ölçüt birbirini tamamlayıcı nitelikte olup dar yorumlanmalıdır; maddenin istisnai karakteri bu zorunluluğu dayatmaktadır.
2.6. "Türk Vatandaşına Karşı ya da Türk Kanunlarına Göre Kurulmuş Özel Hukuk Tüzel Kişisi Zararına Olarak" (md. 19/2-b)
Bu istisna iki ayrı mağdur kategorisini kapsamaktadır:
Türk vatandaşı: Vatandaşlık statüsü, suçun işlendiği tarih itibarıyla belirlenmelidir. Suç işlendikten sonra mağdurun Türk vatandaşlığına geçmesi ya da vatandaşlığını kaybetmesi istisnayı etkiler mi? Doktrinde bu konuda bir görüş birliği mevcut değildir. Kanaatimizce, cezalandırmanın meşruiyet temelini suçun işlendiği andaki durum oluşturduğundan, vatandaşlık da o ana göre değerlendirilmelidir.
Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi: Anonim şirket, limited şirket, dernek, vakıf gibi Türk hukukuna göre tescil edilmiş ve hukuken tanınmış tüzel kişiler bu kapsamdadır. Kamu tüzel kişilerinin (belediyeler, üniversiteler, KİT'ler vb.) bu hükme dahil edilip edilmeyeceği, hem "kamu yararı" ile "özel hukuk" ayrımı hem de md. 19/2-a kapsamıyla örtüşme sorunu nedeniyle tartışmalıdır. Sistematik yorum açısından kamu tüzel kişilerinin md. 19/2-a'nın "zarar" boyutuna girdiği ve bu nedenle zaten istisna kapsamında olduğu söylenebilir.
3. Sistematik İlişkiler
3.1. Yer Bakımından Uygulama Hükümleriyle İlişki
Madde 19, TCK md. 8–13 ile organik bir ilişki içindedir. Bu maddelerin genişletici yetki kuralları olmaksızın md. 19'un uygulama zemini doğmaz. Öte yandan md. 19, bu yetki kurallarının yaptırım boyutunu sınırlandırmakta ve bir anlamda onları dengelemektedir. Şöyle ki:
3.2. Mahsup Hükümleriyle İlişki (md. 16)
TCK md. 16, yabancı ülkede verilen ve infaz edilen cezanın Türkiye'de verilecek cezadan mahsup edilmesini düzenlemektedir. Madde 19 ile md. 16'nın birlikte işlediği durumlar söz konusu olabilir: Fail yabancı ülkede yargılanmış ve bir miktar ceza çekmiş, ardından Türkiye'de tekrar yargılanmaktadır. Bu hâlde önce md. 19/1 çerçevesinde tavan belirlenmeli, ardından md. 16 kapsamında mahsup işlemi gerçekleştirilmelidir.
3.3. Non Bis in Idem İlkesiyle İlişki (md. 9/2, md. 11/2)
Evrensel hukuk ilkesi olan non bis in idem (aynı suçtan iki kez yargılanmama) ile md. 19 arasında örtüşen bir işlev mevcuttur. Türk hukukunda yabancı mahkemede beraat kararının kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı md. 9 ve md. 11 sistematiğinde düzenlenmiştir. Madde 19, bu ilkenin tam anlamıyla uygulanamadığı çifte yargılama senaryolarında en azından ceza yükü bakımından orantılıl