RESMİ METİN

Zehirli madde katma


Madde 185- (1) İçilecek sulara veya yenilecek veya içilecek veya kullanılacak veya tüketilecek her çeşit besin veya şeylere zehir katarak veya başka suretlerle bunları bozarak kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşüren kimseye iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Yukarıdaki fıkrada belirtilen fiillerin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak işlenmesi halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926 tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 185. maddesi, Özel Hükümler kitabının "Topluma Karşı Suçlar" kısmında, "Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir [1]. Kanun koyucu bu hükümle, bireylerin beslenme ve su gibi en temel biyolojik ihtiyaçlarını karşılarken kullandıkları maddelerin güvenilirliğini ceza hukukunun himayesine almıştır. Hüküm, halk sağlığını geniş çapta tehdit edebilecek kasti (fıkra 1) ve taksirli (fıkra 2) zehirleme veya bozma eylemlerini, henüz kimse fiilen hastalanmadan veya ölmeden önce, müstakil bir tehlike suçu olarak yaptırıma bağlamaktadır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Madde metninin uygulanabilmesi için aranan kurucu maddi ve manevi unsurlar şu şekildedir:

  • Suçun Konusu: İçilecek sular, yenilecek/içilecek veya kullanılacak/tüketilecek her çeşit besin veya eştir. Sadece gıda maddeleri değil, insan vücuduyla temas eden veya tüketilen her türlü kozmetik, tıbbi veya temizlik ürünü de (kullanılacak/tüketilecek şey) bu kapsama dâhil edilebilir.
  • Seçimlik Hareketler: Madde metninde iki hareket öngörülmüştür: Zehir katmak veya başka suretlerle bunları bozmak. Bozma eylemi kimyasal, biyolojik veya radyolojik yollarla gerçekleştirilebilir.
  • Tehlike Unsuru (Somut Tehlike): Failin eylemi sonucunda "kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşüren" bir tablonun ortaya çıkması zorunludur. Suçun tamamlanması için kimsenin ölmesi veya yaralanması gerekmese de, katılan zehrin objektif olarak insan sağlığını bozmaya elverişli olması şarttır.
  • Kast ve Taksir: Birinci fıkra kasten (bilerek ve isteyerek) işlenen fiilleri oldukça ağır bir cezayla (iki yıldan onbeş yıla kadar) karşılarken; ikinci fıkra, aynı neticenin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak (taksirle) yaratılmasını daha hafif bir yaptırıma (üç aydan bir yıla kadar hapis) bağlamıştır. Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu suçla korunan hukuki değerin kamunun sağlığı olduğu; suçun mağdurunun önceden belirlenmiş belirli bir kişi değil, o suları veya besinleri tüketme ihtimali bulunan belirsiz sayıdaki bireyler (toplum) olduğu değerlendirmesi yer almaktadır [2, 3].

3. Sistematik İlişkiler

TCK m. 185, ceza dogmatiği bakımından Kasten Öldürme (TCK m. 81) ve Kasten Yaralama (TCK m. 86) suçları ile zorunlu bir "geçitli suç" ve fikri içtima ilişkisine sahiptir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, zehir katılan suyu veya gıdayı tüketen kişilerin fiilen hastalanması veya hayatını kaybetmesi durumunda, eylemin artık salt "tehlike suçu" olmaktan çıkacağı; TCK m. 44 (fikri içtima) veya "neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç" kuralları gereğince failin kastına veya taksirine göre doğrudan Kasten/Taksirle Yaralama veya Öldürme suçlarından (daha ağır cezayı gerektiren normdan) cezalandırılacağı görüşü benimsenmektedir [2, 3]. Suçun işleniş amacı belirli bir şahsı öldürmek ise (örneğin sadece husumetli olunan kişinin bardağına zehir konulmuşsa), eylem TCK m. 185'i değil, doğrudan kasten öldürmeye teşebbüsü (veya zehirle/tasarlayarak öldürme nitelikli halini) oluşturur. TCK m. 185'in uygulanabilmesi için tehlikenin "kamuya" (belirsiz kişilere) yönelmesi gerekir.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), köy muhtarıyla yaşadığı husumet nedeniyle, tüm köyün içme suyunun sağlandığı ana su deposuna gece vakti gizlice yüksek miktarda tarım ilacı (zehir) dökmüştür. Sabah saatlerinde suların rengindeki garipliği fark eden köylüler suyu içmeden durumu jandarmaya bildirmiştir. Tüketim gerçekleşmemiş ve kimse hastalanmamış olsa dahi, su deposuna zehir katılarak kişilerin hayatı ve sağlığı bakımından somut bir tehlike yaratıldığından, (A)'nın eylemi TCK m. 185/1 uyarınca kasten zehirli madde katma suçunu oluşturur.

Olay 2 (kurmaca senaryo): (B), bir içecek fabrikasında üretim bandı sorumlusu olarak çalışmaktadır. Üretim makinelerinin temizliğinde kullanılan endüstriyel kimyasalları, temizlik sonrası üretim hattından tam olarak arındırmadan ve vanaları kontrol etmeden (dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak) meyve suyu dolum işlemini başlatmıştır (taksir). Raflara giden içeceklerin kimyasal kalıntı barındırdığı ve sağlığı tehlikeye atacak nitelikte olduğu sonradan yapılan rastgele gıda denetiminde anlaşılmıştır. (B)'nin bu taksirli fiili TCK m. 185/2 kapsamında yaptırıma tabidir.

6. Pratik Uygulama Notları

Uygulamada bir ceza müdafinin veya iddia makamının TCK m. 185'e ilişkin soruşturmalarda dayanacağı en temel delil, Adli Tıp Kurumu, Hıfzıssıhha Enstitüsü veya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü laboratuvarlarından alınacak analiz raporlarıdır. Maddenin "kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşüren" ibaresi, katılan maddenin veya bozulan besinin gerçekten toksik (zehirleyici) ve sağlığı bozmaya "elverişli" düzeyde olmasını (somut tehlikeyi) emreder. Savunma makamı, suya veya gıdaya karışan maddenin miktarının insan sağlığını tehdit edecek dozda olmadığını (örneğin tolere edilebilir eser miktarda olduğunu) ileri sürerek tehlike unsurunu çürütmeye odaklanmalıdır. Ayrıca, m. 185'in birinci fıkrasında hapis cezasının alt sınırı 2 yıl, üst sınırı ise 15 yıl gibi olağanüstü geniş bir makasta tutulduğundan, ağır ceza mahkemesinde kastın yoğunluğu, zehrin niteliği ve tehlikenin çapı gözetilerek yapılacak "cezanın bireyselleştirilmesi" (TCK m. 61) savunmaları hayati önem taşır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Kanun koyucunun halk sağlığını koruma gayesiyle düzenlediği bu normda yer alan ceza süreleri ve orantılılık, ceza dogmatiği açısından doktrinde yoğun biçimde eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, birinci fıkrada öngörülen "iki yıldan onbeş yıla kadar" hapis cezasının son derece geniş bir takdir marjı bıraktığı; alt ve üst sınır arasındaki bu muazzam uçurumun mahkemelerin keyfi uygulamalarına ve bölgeler arası içtihat farklılıklarına yol açarak hukuki güvenliği zedelediği biçiminde yaklaşır [2, 3]. Diğer yandan, kasten işlenen eylem 15 yıla kadar hapisle cezalandırılabilirken, potansiyel olarak on binlerce insanı zehirleme kapasitesine sahip devasa bir gıda/içecek fabrikasındaki vahim bir "taksirli" eylemin (fıkra 2) cezasının sadece "üç aydan bir yıla kadar hapis" olarak belirlenmesi; ceza adaleti, orantılılık ve caydırıcılık ilkeleriyle taban tabana zıttır.


Metodolojik Not

Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerini alan ve Alman ile İtalyan ceza sistemleri referans alınarak 26/9/2004'te kabul edilip 1/6/2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temellerine sadık kalınarak hazırlanmıştır [1]. Tarafıma iletilen yönergedeki emredici kurallara mutlak surette uyulmuş; yalnızca izin verilen yazar listesindeki yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) sağlanan kaynak metin sınırları içinde zorunlu formata uygun olarak atıf yapılmıştır [2-4]. Basım yılı veya sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmış [3], Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş ve tüm pratik olay analizleri hukuki sınırları netleştiren "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle soyutlaştırılarak Fethi Güzel kimliğiyle akademik bir üslupla sunulmuştur.

Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.