1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004
tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926
tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk
Ceza Kanunu'nun 184. maddesi, Özel Hükümler kitabının "Topluma Karşı Suçlar"
kısmında, "Çevreye Karşı Suçlar" bölümünün son maddesi olarak düzenlenmiştir
[1]. Kanun koyucu bu hükümle, Türkiye'nin kentleşme sürecinde kronik bir sorun
olan kaçak yapılaşma (gecekondu) ve plansız şehirleşme eylemlerini salt bir
idari ihlal (para cezası) olmaktan çıkararak ceza hukukunun alanına taşımıştır.
Maddenin temel felsefesi, sağlıklı ve planlı bir çevrede yaşama hakkını
korumak, kentsel altyapının felce uğramasını engellemek ve imar kurallarına
itaati güvence altına almaktır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninin uygulanabilmesi için aranan kurucu maddi ve manevi unsurlar şu
şekildedir:
- Bina Yapan veya Yaptıran Kişi (1. Fıkra): Kanun koyucu bilinçli olarak
İmar Kanunu'ndaki geniş "yapı" kavramı yerine daha dar olan "bina" kavramını
tercih etmiştir. Kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine
girebilecekleri yapılar bina sayılır. Suçun faili, binayı fiilen inşa eden
usta/müteahhit olabileceği gibi, bu inşaatın talimatını veren ve finanse eden
mal sahibi de olabilir.
- Ruhsatsızlık veya Ruhsata Aykırılık: İnşaata başlanabilmesi için
idareden alınması gereken "yapı ruhsatiyesinin" hiç alınmamış olması veya
alınmakla birlikte inşaatın bu ruhsatın sınırları (kat sayısı, metrekare vb.)
aşılarak yapılmasıdır.
- Şantiyelere Bağlantı Müsaadesi (2. Fıkra): Ruhsatsız bir inşaatın
altyapı ihtiyaçlarını karşılamak üzere elektrik, su veya telefon bağlantısı
yapılmasına izin veren yetkililer (dağıtım şirketleri veya belediye personeli)
asli fail olarak cezalandırılır.
- Sınai Faaliyete İzin (3. Fıkra): Yapı kullanma izni (iskân) alınmamış
bir binada sanayi faaliyeti yürütülmesine izin verilmesidir.
- Mekân Sınırı (4. Fıkra): Üçüncü fıkra istisna olmak üzere, imar
kirliliği suçunun oluşabilmesi için binanın "belediye sınırları içinde" veya
"özel imar rejimine tabi" (organize sanayi bölgesi, turizm alanı vb.) yerlerde
olması şarttır.
- Etkin Pişmanlık (5. Fıkra): Failin, ruhsatsız binasını yıkarak veya
sonradan ruhsat alıp imar planına uygun hale getirerek yarattığı çevre
kirliliğini ortadan kaldırması durumunda cezasızlık (düşme) öngören özel bir
etkin pişmanlık halidir.
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu suçla korunan
hukuki değerin, kişilerin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı ile
devletin imar düzeni ve planlı kentleşme politikası olduğu değerlendirmesi yer
almaktadır [2].
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 184, ceza dogmatiği açısından bir çerçeve (beyaz) hüküm niteliğinde
olup, doğrudan 3194 sayılı İmar Kanunu hükümleriyle birlikte yorumlanmak
zorundadır. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler
eserinde bu konuda, maddedeki "ruhsat" ve "bina" kavramlarının içinin İmar
Kanunu'na göre doldurulacağı; dolayısıyla idare hukukundaki imar
düzenlemelerinden bağımsız bir ceza yargılaması yapılamayacağı görüşü
benimsenmektedir [2, 3]. Ayrıca bu madde, belediyelerin kaçak inşaatı
mühürlemesine rağmen inşaata devam edilmesi halinde Mühür Bozma (TCK m. 203)
suçu ile ve kaçak yapılaşmaya göz yuman kamu görevlileri bakımından Görevi
Kötüye Kullanma (TCK m. 257) suçları ile yoğun bir sistematik ilişki içindedir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), belediye sınırları içerisinde kalan
arsasına, belediyeden herhangi bir yapı ruhsatı almadan iki katlı betonarme bir
ev inşa etmeye başlamıştır. Belediye zabıtası durumu tespit edip tutanak
tutmuştur. (A)'nın ruhsat almaksızın bina yapması eylemi TCK m. 184/1 uyarınca
imar kirliliğine neden olma suçunu oluşturur. Yargılama aşamasında (A),
binasını tamamen yıkarak arsayı eski haline getirirse, TCK m. 184/5 uyarınca
hakkında açılan kamu davası düşecektir.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (B), ruhsatsız olarak inşa edilen bir tekstil
atölyesine elektrik aboneliği bağlatmak için ilgili elektrik dağıtım şirketine
başvurmuştur. Dağıtım şirketinde yetkili memur olan (C), inşaatın ruhsatsız
şantiye olduğunu bilmesine rağmen elektrik bağlanmasına müsaade etmiş ve
sözleşmeyi imzalamıştır. (C)'nin bu eylemi, TCK m. 184/2 kapsamında altyapı
bağlantısına müsaade etme suçunu teşkil eder.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 184 davalarında izlemesi gereken strateji
üç temel adımdan oluşur: İlk olarak, inşaatın yapıldığı alanın belediye
sınırları veya özel imar rejimine tabi yerler içinde olup olmadığı mutlaka
kadastro ve belediye yazışmalarıyla tespit edilmelidir. Şayet yapı, köy
yerleşik alanında ve belediye sınırı dışındaysa birinci fıkra uygulanamaz.
İkinci olarak, yapılan şeyin İmar Kanunu anlamında "bina" (örtülü ve
insanların girebileceği alan) niteliği taşıyıp taşımadığı sorgulanmalıdır;
istinat duvarı, açık yüzme havuzu veya tel çit gibi yapılar "bina" olmadığından
suçun yasal unsuru oluşmaz. Üçüncü ve en önemlisi, müdafinin TCK m. 184/5'teki
etkin pişmanlık (eski hale getirme) kurumunu işletmek için mahkemeden süre
talep etmesidir. Fail binayı ruhsata uygun hale getirir, imar affından
faydalanıp yapı kayıt belgesi alır veya binayı yıkarsa ceza ortadan kalkar.
İddia makamı (savcılık), salt zabıta tutanağı ile yetinmemeli, yapının
niteliğini ve imar durumunu uzman bilirkişiler (inşaat mühendisi/harita
mühendisi) aracılığıyla delillendirmelidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun TCK m. 184'te "yapı" yerine dar anlamlı "bina" kavramını
kullanması, kentsel dokuyu bozan birçok devasa imar ihlalinin cezasız kalmasına
yol açtığı için doktrinde ciddi şekilde eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku
Özel Hükümler eserinde, kanun koyucunun bina kavramını tercih etmesinin suçun
kapsamını daralttığı; örneğin dev bir açık hava spor kompleksinin, devasa
istinat duvarlarının veya üstü açık ticari tesislerin sırf "bina" tanımına
uymadığı için bu madde kapsamına alınamamasının, imar kirliliği ile mücadelede
kanuni bir zafiyet ve çelişki yarattığı biçiminde yaklaşır [2, 3]. Bunun yanı
sıra, uygulamada sık sık çıkarılan "İmar Barışı" (imar affı) yasaları, TCK m.
184'ün caydırıcılığını tamamen ortadan kaldırmakta; kişileri kaçak yapılaşmaya
teşvik eden, kentsel planlamayı rant ve oy uğruna feda eden sosyolojik bir
cezasızlık kültürü yaratmaktadır.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine, Alman
ve İtalyan ceza sistemleri baz alınarak 26/9/2004'te kabul edilen ve
1/6/2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal
temellerine mutlak surette bağlı kalınarak oluşturulmuştur [1]. Tarafıma
iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca
belirtilen listedeki yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd.,
Hakeri) ve eserlerine zorunlu atıf formatıyla referans verilmiştir [2, 3].
Kural gereği basım yılı ve sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmış,
Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş,
pratik örnek olaylar ise hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla
"(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak Fethi Güzel kimliğiyle akademik bir
Türkçe kullanılmıştır. İstem metninin sonunda yer alan "ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Kamunun
Sağlığına Karşı Suçlar" ibaresi, kanunun bir sonraki ana bölümünün başlığını
ifade ettiğinden ve şerh edilen maddeyle doğrudan içeriksel bağı
bulunmadığından metne dâhil edilmemiştir.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926 tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184. maddesi, Özel Hükümler kitabının "Topluma Karşı Suçlar" kısmında, "Çevreye Karşı Suçlar" bölümünün son maddesi olarak düzenlenmiştir [1]. Kanun koyucu bu hükümle, Türkiye'nin kentleşme sürecinde kronik bir sorun olan kaçak yapılaşma (gecekondu) ve plansız şehirleşme eylemlerini salt bir idari ihlal (para cezası) olmaktan çıkararak ceza hukukunun alanına taşımıştır. Maddenin temel felsefesi, sağlıklı ve planlı bir çevrede yaşama hakkını korumak, kentsel altyapının felce uğramasını engellemek ve imar kurallarına itaati güvence altına almaktır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninin uygulanabilmesi için aranan kurucu maddi ve manevi unsurlar şu şekildedir:
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 184, ceza dogmatiği açısından bir çerçeve (beyaz) hüküm niteliğinde olup, doğrudan 3194 sayılı İmar Kanunu hükümleriyle birlikte yorumlanmak zorundadır. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, maddedeki "ruhsat" ve "bina" kavramlarının içinin İmar Kanunu'na göre doldurulacağı; dolayısıyla idare hukukundaki imar düzenlemelerinden bağımsız bir ceza yargılaması yapılamayacağı görüşü benimsenmektedir [2, 3]. Ayrıca bu madde, belediyelerin kaçak inşaatı mühürlemesine rağmen inşaata devam edilmesi halinde Mühür Bozma (TCK m. 203) suçu ile ve kaçak yapılaşmaya göz yuman kamu görevlileri bakımından Görevi Kötüye Kullanma (TCK m. 257) suçları ile yoğun bir sistematik ilişki içindedir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), belediye sınırları içerisinde kalan arsasına, belediyeden herhangi bir yapı ruhsatı almadan iki katlı betonarme bir ev inşa etmeye başlamıştır. Belediye zabıtası durumu tespit edip tutanak tutmuştur. (A)'nın ruhsat almaksızın bina yapması eylemi TCK m. 184/1 uyarınca imar kirliliğine neden olma suçunu oluşturur. Yargılama aşamasında (A), binasını tamamen yıkarak arsayı eski haline getirirse, TCK m. 184/5 uyarınca hakkında açılan kamu davası düşecektir.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (B), ruhsatsız olarak inşa edilen bir tekstil atölyesine elektrik aboneliği bağlatmak için ilgili elektrik dağıtım şirketine başvurmuştur. Dağıtım şirketinde yetkili memur olan (C), inşaatın ruhsatsız şantiye olduğunu bilmesine rağmen elektrik bağlanmasına müsaade etmiş ve sözleşmeyi imzalamıştır. (C)'nin bu eylemi, TCK m. 184/2 kapsamında altyapı bağlantısına müsaade etme suçunu teşkil eder.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 184 davalarında izlemesi gereken strateji üç temel adımdan oluşur: İlk olarak, inşaatın yapıldığı alanın belediye sınırları veya özel imar rejimine tabi yerler içinde olup olmadığı mutlaka kadastro ve belediye yazışmalarıyla tespit edilmelidir. Şayet yapı, köy yerleşik alanında ve belediye sınırı dışındaysa birinci fıkra uygulanamaz. İkinci olarak, yapılan şeyin İmar Kanunu anlamında "bina" (örtülü ve insanların girebileceği alan) niteliği taşıyıp taşımadığı sorgulanmalıdır; istinat duvarı, açık yüzme havuzu veya tel çit gibi yapılar "bina" olmadığından suçun yasal unsuru oluşmaz. Üçüncü ve en önemlisi, müdafinin TCK m. 184/5'teki etkin pişmanlık (eski hale getirme) kurumunu işletmek için mahkemeden süre talep etmesidir. Fail binayı ruhsata uygun hale getirir, imar affından faydalanıp yapı kayıt belgesi alır veya binayı yıkarsa ceza ortadan kalkar. İddia makamı (savcılık), salt zabıta tutanağı ile yetinmemeli, yapının niteliğini ve imar durumunu uzman bilirkişiler (inşaat mühendisi/harita mühendisi) aracılığıyla delillendirmelidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun TCK m. 184'te "yapı" yerine dar anlamlı "bina" kavramını kullanması, kentsel dokuyu bozan birçok devasa imar ihlalinin cezasız kalmasına yol açtığı için doktrinde ciddi şekilde eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, kanun koyucunun bina kavramını tercih etmesinin suçun kapsamını daralttığı; örneğin dev bir açık hava spor kompleksinin, devasa istinat duvarlarının veya üstü açık ticari tesislerin sırf "bina" tanımına uymadığı için bu madde kapsamına alınamamasının, imar kirliliği ile mücadelede kanuni bir zafiyet ve çelişki yarattığı biçiminde yaklaşır [2, 3]. Bunun yanı sıra, uygulamada sık sık çıkarılan "İmar Barışı" (imar affı) yasaları, TCK m. 184'ün caydırıcılığını tamamen ortadan kaldırmakta; kişileri kaçak yapılaşmaya teşvik eden, kentsel planlamayı rant ve oy uğruna feda eden sosyolojik bir cezasızlık kültürü yaratmaktadır.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine, Alman ve İtalyan ceza sistemleri baz alınarak 26/9/2004'te kabul edilen ve 1/6/2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temellerine mutlak surette bağlı kalınarak oluşturulmuştur [1]. Tarafıma iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca belirtilen listedeki yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) ve eserlerine zorunlu atıf formatıyla referans verilmiştir [2, 3]. Kural gereği basım yılı ve sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmış, Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş, pratik örnek olaylar ise hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak Fethi Güzel kimliğiyle akademik bir Türkçe kullanılmıştır. İstem metninin sonunda yer alan "ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar" ibaresi, kanunun bir sonraki ana bölümünün başlığını ifade ettiğinden ve şerh edilen maddeyle doğrudan içeriksel bağı bulunmadığından metne dâhil edilmemiştir.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)