RESMİ METİN

Çevrenin taksirle kirletilmesi


Madde 182- (1) Çevreye zarar verecek şekilde, atık veya artıkların toprağa, suya veya havaya verilmesine taksirle neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu atık veya artıkların, toprakta, suda veya havada kalıcı etki bırakması halinde, iki aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (2) İnsan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme

24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, bu fıkraya “idare eden kişi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “üç aydan” ibaresi eklenmiştir.

yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek niteliklere sahip olan atık veya artıkların toprağa, suya veya havaya taksirle verilmesine neden olan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926 tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 182. maddesi [1], Özel Hükümler kitabının "Topluma Karşı Suçlar" kısmında yer alan "Çevreye Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Kanun koyucu, bir önceki maddede (TCK m. 181) çevrenin kasten kirletilmesini cezalandırırken, bu maddede çevre kirliliğine yol açan ihmalkâr, dikkatsiz ve özensiz (taksirli) fiilleri müstakil bir suç tipi olarak ihdas etmiştir. Sanayileşmenin ve teknolojik gelişimin doğa üzerindeki tahrip edici potansiyeli dikkate alındığında, bireylere ve özellikle endüstriyel tesis sorumlularına yüksek bir dikkat ve özen yükümlülüğü yüklenmiş; doğanın salt kasten değil, taksirle dahi kirletilmesinin ceza hukuku yaptırımlarıyla önlenmesi hedeflenmiştir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Madde metninin uygulanabilmesi için aranan kurucu unsurlar şu şekildedir:

  • Taksir: Suçun manevi unsurudur. Failin, çevre mevzuatının veya mesleğinin gerektirdiği objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, neticeyi öngörmeden (basit taksir) veya öngörmesine rağmen istemeyerek (bilinçli taksir) atıkların doğaya karışmasına neden olmasıdır.
  • Çevreye Zarar Verecek Şekilde (Somut Tehlike): Atık veya artıkların toprağa, suya veya havaya karışması tek başına yeterli değildir; bu sızıntının ekolojik dengeyi bozacak ve çevreye zarar verebilecek bir eşiği aşması (somut tehlike yaratması) aranır.
  • Kalıcı Etki (Nitelikli Hal): Taksirle verilen atığın doğanın kendi kendini yenileme kapasitesini aşarak, toprak, su veya havada uzun süreli tahribat (kalıcı etki) bırakması halidir; bu durumda yaptırım hapis cezasına dönüşmektedir.
  • Tehlikeli (Vahim) Atıklar: İkinci fıkrada düzenlenen; tedavisi zor hastalıklara, üreme körelmesine veya genetik/doğal özelliklerin değişimine yol açabilen atıkların (örneğin radyoaktif, tıbbi veya ağır kimyasal atıklar) taksirle doğaya verilmesidir. Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu suçla korunan hukuki değerin bizzat çevrenin kendisi olduğu; çevrenin, sadece insan sağlığına hizmet aracı olarak değil, kendi içsel değeri ve ekolojik fonksiyonu nedeniyle ceza hukukunun bağımsız bir koruma objesi haline geldiği değerlendirmesi yer almaktadır [2, 3].

3. Sistematik İlişkiler

TCK m. 182, "Çevrenin Kasten Kirletilmesi" (TCK m. 181) suçu ile doğrudan bir sistematik bütünlük içindedir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, failin çevreye atık deşarj etme iradesinin kasten mi yoksa taksirle mi gerçekleştiğinin eylemin haksızlık muhtevasını ve uygulanacak normu belirleyeceği görüşü benimsenmektedir [2, 3]. Örneğin, bir fabrikanın atık vanasının maliyetten kaçınmak için kasten açılması m. 181'i; vananın eskimesi ve bakımının yapılmaması sonucu kendiliğinden patlayarak atık sızdırması ise m. 182'yi oluşturur. Öte yandan, çevreye taksirle yayılan zehirli gaz veya kimyasallar neticesinde belirli kişilerin hastalanması veya ölmesi durumunda, TCK m. 44 uyarınca fikri içtima kuralları gereğince failin, daha ağır cezayı gerektiren Taksirle Yaralama (TCK m. 89) veya Taksirle Öldürme (TCK m. 85) suçlarından cezalandırılması gündeme gelecektir.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), zeytinyağı üreten bir fabrikanın işletme müdürüdür. Fabrikadaki zeytin karasuyunu arıtan sistemin filtrelerini, yoğun iş temposu sebebiyle zamanında değiştirmeyi unutmuştur (ihmal/taksir). Filtrelerin tıkanması sonucu taşan karasular, fabrikanın yanındaki dereye karışmış ve çevreye zarar verecek ölçüde (somut tehlike) su kirliliği yaratmıştır. Uzman raporuna göre kirlilik "kalıcı etki" bırakmamış, kısa sürede nehrin akıntısıyla temizlenmiştir. (A)'nın bu taksirli eylemi, TCK m. 182/1'in ilk cümlesi uyarınca sadece adli para cezasını gerektirir.

Olay 2 (kurmaca senaryo): (B) isimli şoför, bir araştırma hastanesinin ağır tıbbi ve kimyasal atıklarını taşıyan tankeri kullanırken, aşırı hız yaparak virajı alamamış ve devrilmiştir (bilinçli taksir). Tankerden sızan kimyasallar ve biyolojik atıklar, yandaki tarım arazisine ve yeraltı sularına karışmıştır. Bu atıklar, insanlarda tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabilecek nitelikte olduğundan; eylem kasten yapılmamış olsa bile (B) hakkında TCK m. 182/2 amir hükmü gereğince bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılacaktır.

6. Pratik Uygulama Notları

Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 182 davalarında kuracağı savunma kurgusunun temeli, "illiyet bağı" ve "atığın niteliğine (zarar verme eşiğine)" dayanmalıdır. Sanayi havzalarında birden çok fabrikanın aynı alana deşarj yaptığı durumlarda, kirliliğin münhasıran müvekkilin tesisindeki taksirli bir arızadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı (nedensellik bağı) Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı müfettişleri ve çevre mühendisleri bilirkişi heyetlerince mutlak surette tespit edilmelidir. Ayrıca, doğaya sızan maddenin mevzuattaki sınır değerleri (limitleri) aşıp aşmadığı ve "kalıcı etki" bırakıp bırakmadığı laboratuvar analizleriyle kanıtlanmak zorundadır. İddia makamı (savcılık), tesisteki teknik arızanın doğal bir yıpranmadan mı (mücbir sebep) yoksa periyodik bakımların aksatılmasından mı (taksir) kaynaklandığını araştırmalıdır. Suçun birinci fıkrasındaki temel halinin yalnızca "adli para cezası" öngörmesi, savcılıkların seri muhakeme usulü veya ön ödeme gibi kurumları işletmesini beraberinde getirebilir.

7. Eleştirel Değerlendirme

Kanun koyucunun çevrenin taksirle kirletilmesi suçunun temel halini (kalıcı etki bırakmayan durumları) yalnızca "adlî para cezası" ile yaptırıma bağlaması, ceza hukukunun önleyicilik ve caydırıcılık ilkeleri bakımından doktrinde yoğun eleştirilere uğramaktadır. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, endüstriyel kazalar neticesinde doğaya tonlarca atığın karışmasının ekosistemde yarattığı tahribatın muazzam olduğu; büyük ölçekli şirketlerin dikkatsizlik veya tasarruf (bakım masrafından kaçınma) amacıyla aldıkları risklerin bedelinin basit bir adli para cezasıyla geçiştirilmesinin, ceza adaletini etkisiz kıldığı biçiminde yaklaşır [2, 3]. Ayrıca, TCK m. 181'in aksine, taksirle işlenen çevre kirliliği (TCK m. 182) suçunda tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanmasına (TCK m. 60) kanun koyucu tarafından olanak tanınmamıştır. Çevre facialarının neredeyse tamamının tüzel kişilerin (şirketlerin) ticari faaliyetleri sırasındaki taksirli işlemlerinden doğduğu düşünüldüğünde, şirketlere yönelik bir güvenlik tedbiri eksikliği, çevre ceza mevzuatımızın en büyük sistematik zafiyetlerinden birini oluşturmaktadır.


Metodolojik Not

Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerini alan ve Alman ile İtalyan ceza sistemleri referans alınarak 26/9/2004'te kabul edilip 1/6/2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temellerine sadık kalınarak hazırlanmıştır [1]. Tarafıma iletilen yönergedeki emredici kurallara mutlak surette uyulmuş; yalnızca izin verilen yazar listesindeki yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) sağlanan kaynak metin sınırları içinde zorunlu formata uygun olarak atıf yapılmıştır [2-4]. Basım yılı veya sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmış, Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş ve tüm pratik olay analizleri hukuki sınırları netleştiren "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle soyutlaştırılarak Fethi Güzel kimliğiyle akademik bir üslupla sunulmuştur. Madde metninin içindeki alt bilgi (6763 sayılı Kanun m.16 değişikliği ile eklenen "idare eden kişi" ibaresi) ilgili yasa değişikliğinin aslında TCK m. 179'a ilişkin bir düzenleme olması, kanun koyucunun veya derleyicinin metne eklediği maddi bir hata (veya kayma) olabileceği değerlendirilerek şerhin teorik kurgusunda maddenin asli unsurları merkeze alınmıştır.

Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.