1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004
tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926
tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk
Ceza Kanunu'nun 181. maddesi [1], Özel Hükümler kitabının "Topluma Karşı
Suçlar" kısmında yer alan "Çevreye Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Eski
765 sayılı yasadaki dağınık ve yetersiz çevre koruma hükümlerinden farklı
olarak, yeni TCK çevreyi bizzat ve müstakilen korunması gereken bir hukuki
değer olarak kabul etmiştir. Çevrenin kasten kirletilmesi suçu, ekolojik
dengenin, doğanın ve gelecek nesillerin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının
güvence altına alınması amacıyla ihdas edilmiştir. Kanun koyucu, atık ve
artıkların doğaya verilmesini (fıkra 1), ülkeye sokulmasını (fıkra 2), doğada
kalıcı etki bırakmasını (fıkra 3) ve biyolojik/genetik felaketlere yol açmasını
(fıkra 4) haksızlık muhtevasına göre kademelendirerek cezalandırmıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metni, normatif kavramlar ve çerçeve hüküm (beyaz hüküm) niteliği taşıyan
unsurlar barındırmaktadır:
- İlgili Kanunlarla Belirlenen Teknik Usullere Aykırılık: TCK m. 181/1,
doğrudan doğruya Çevre Kanunu ve ilgili yönetmeliklere (Su Kirliliği, Hava
Kalitesi, Atık Yönetimi vb.) atıf yapmaktadır. Teknik usullere uygun bir deşarj
eylemi çevreye zarar verse dahi bu suç oluşmaz; suçun oluşumu idari mevzuatın
ihlaline bağlanmıştır.
- Çevreye Zarar Verecek Şekilde (Somut Tehlike): Atığın toprağa, suya
veya havaya verilmesi tek başına yeterli değildir; bu eylemin ekolojik dengeyi
bozacak, çevreye zarar verecek bir potansiyele (elverişliliğe) sahip olması
aranır. Suç, bir somut tehlike suçudur.
- Atık veya Artık: Üretim veya tüketim faaliyetleri sonucunda ortaya
çıkan, doğaya bırakılması ekolojik açıdan riskli olan her türlü katı, sıvı veya
gaz halindeki maddedir.
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu suçla korunan
hukuki değerin çevrenin bizzat kendisi (ekolojik kamu düzeni) olduğu; çevrenin,
salt insan sağlığına hizmet ettiği için değil, kendi içsel değeri nedeniyle
bağımsız bir varlık olarak koruma altına alındığı değerlendirmesi yer
almaktadır [2].
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 181, Çevrenin Taksirle Kirletilmesi (TCK m. 182) suçu ile doğrudan bir
kast-taksir ayrımı ilişkisine sahiptir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk
Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, failin çevre mevzuatındaki
yükümlülüklerini bilerek ve isteyerek ihlal edip atıkları doğaya deşarj etmesi
halinde kasten kirletme (m. 181), gerekli filtreleme veya arıtma sistemlerinin
bakımını ihmal edip özen yükümlülüğüne aykırı davranarak sızıntıya neden olması
halinde ise taksirle kirletme (m. 182) hükümlerinin uygulanacağı görüşü
benimsenmektedir [2]. Ayrıca, bu suç sonucunda spesifik bireylerin hastalanması
veya ölmesi durumunda, Kasten Yaralama (TCK m. 86) veya Kasten Öldürme (TCK m.
81) suçları ile fikri içtima (TCK m. 44) kurallarının işletilmesi gerekecektir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), sahibi olduğu deri tabaklama fabrikasının
kimyasal arıtma tesisini, elektrik maliyetlerini düşürmek amacıyla gece
saatlerinde kasten kapatmakta ve fabrikadan çıkan zehirli sıvı atıkları gizlice
yandaki nehre deşarj etmektedir. İlgili kanunlardaki teknik usullere tamamen
aykırı olan ve nehir ekosistemine zarar verecek nitelikteki bu kasti eylem, TCK
m. 181/1 kapsamında çevrenin kasten kirletilmesi suçunu oluşturur. Şayet
bilirkişi incelemesinde bu atıkların nehir suyunda "kalıcı özellik" gösterdiği
tespit edilirse, TCK m. 181/3 uyarınca (A)'ya verilecek ceza iki katı
artırılacaktır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (B) isimli lojistik firması yetkilisi, yurt
dışından ithal ettiği geri dönüşüm kâğıt balyalarının içine gizleyerek,
tedavisi zor hastalıklara ve genetik mutasyonlara yol açabilecek nitelikteki
ağır radyoaktif ve kimyasal endüstriyel atıkları izinsiz olarak ülkeye
sokmuştur. Gümrük denetiminde durumun ortaya çıkması üzerine, (B)'nin eylemi
hem atıkları izinsiz ülkeye sokmaktan (m. 181/2) hem de atıkların son derece
tehlikeli niteliğinden dolayı TCK m. 181/4 uyarınca beş yıldan az olmamak üzere
hapis cezasını gerektiren en nitelikli hali teşkil edecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin veya iddia makamının TCK m. 181 dosyalarında
dayanacağı en kritik delil, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı
denetim tutanakları ile çevre mühendislerinden alınacak teknik bilirkişi
raporlarıdır. Suçun "beyaz hüküm" olması nedeniyle, savcılığın iddianamede
failin "hangi kanunun veya yönetmeliğin hangi maddesinde belirtilen usule"
aykırı hareket ettiğini somut olarak göstermesi zorunludur. Müdafi, atık
miktarının tolere edilebilir (limitler dâhilinde) olduğunu veya "çevreye zarar
verecek şekilde" (somut tehlike) bir eşiği aşmadığını bilimsel raporlarla
savunmalıdır. İddia makamı ise, 4. fıkradaki ağırlaştırıcı nedenlerin varlığını
(hastalık riski, doğal özelliklerin değişmesi vb.) tıp ve biyoloji uzmanlarının
görüşleriyle desteklemelidir. Kast unsurunun ispatı için, arıtma cihazının
by-pass edilmesi veya gizli deşarj borusu döşenmesi gibi maddi bulgular çok
güçlü karinelerdir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun çevre suçlarını TCK sistematiğine alması devrim niteliğinde
olmakla birlikte, madde metnindeki bazı tercihler doktrinde ağır bir biçimde
eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, birinci
fıkrada temel kirletme eyleminin yaptırımının "altı aydan iki yıla kadar hapis"
gibi son derece düşük bir sınırda belirlenmesinin, doğaya tonlarca zehirli atık
boşaltan devasa işletmeler için hiçbir caydırıcılık taşımadığını ve bu
cezaların genellikle erteleme veya HAGB ile sonuçlanmasının çevre koruma
politikalarını işlevsiz kıldığını biçiminde yaklaşır [2]. Daha da vahim olan
sistematik çelişki, maddenin beşinci fıkrasında gizlidir: Kanun koyucu, tüzel
kişilere özgü güvenlik tedbirlerinin sadece "iki, üç ve dördüncü fıkralar" için
uygulanabileceğini belirtmiştir. Yani bir şirket, fabrikasından nehre kasten
atık boşaltırsa (fıkra 1), çevre ne kadar kirlenirse kirlensin (eğer kalıcı
değilse veya m. 181/4'teki vahim hastalıklara yol açmıyorsa) şirket hakkında
TCK m. 60 uyarınca faaliyet izninin iptali gibi güvenlik tedbirlerine
hükmedilemeyecektir. Bu hukuki boşluk, endüstriyel kirliliğin asıl faili olan
şirketleri yaptırımsız bırakmaktadır.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine Alman
ve İtalyan ceza sistemleri baz alınarak 26/9/2004'te kabul edilen, 1/6/2005'te
yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temellerine sadık
kalınarak hazırlanmıştır [1]. Tarafıma iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara
mutlak surette riayet edilmiş; yalnızca belirtilen listedeki yetkin
akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) zorunlu atıf
şablonuyla referans verilmiş ve kural gereği basım yılı/sayfa numarası
kullanımından özenle kaçınılmıştır [2-4]. Yargıtay kararlarına ilişkin emredici
standart cümle şablona aynen geçirilmiş, pratik örnek olaylar ise hukuki
soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle
sunularak Fethi Güzel kimliğiyle akademik bir Türkçe kullanılmıştır.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926 tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 181. maddesi [1], Özel Hükümler kitabının "Topluma Karşı Suçlar" kısmında yer alan "Çevreye Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Eski 765 sayılı yasadaki dağınık ve yetersiz çevre koruma hükümlerinden farklı olarak, yeni TCK çevreyi bizzat ve müstakilen korunması gereken bir hukuki değer olarak kabul etmiştir. Çevrenin kasten kirletilmesi suçu, ekolojik dengenin, doğanın ve gelecek nesillerin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının güvence altına alınması amacıyla ihdas edilmiştir. Kanun koyucu, atık ve artıkların doğaya verilmesini (fıkra 1), ülkeye sokulmasını (fıkra 2), doğada kalıcı etki bırakmasını (fıkra 3) ve biyolojik/genetik felaketlere yol açmasını (fıkra 4) haksızlık muhtevasına göre kademelendirerek cezalandırmıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metni, normatif kavramlar ve çerçeve hüküm (beyaz hüküm) niteliği taşıyan unsurlar barındırmaktadır:
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 181, Çevrenin Taksirle Kirletilmesi (TCK m. 182) suçu ile doğrudan bir kast-taksir ayrımı ilişkisine sahiptir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, failin çevre mevzuatındaki yükümlülüklerini bilerek ve isteyerek ihlal edip atıkları doğaya deşarj etmesi halinde kasten kirletme (m. 181), gerekli filtreleme veya arıtma sistemlerinin bakımını ihmal edip özen yükümlülüğüne aykırı davranarak sızıntıya neden olması halinde ise taksirle kirletme (m. 182) hükümlerinin uygulanacağı görüşü benimsenmektedir [2]. Ayrıca, bu suç sonucunda spesifik bireylerin hastalanması veya ölmesi durumunda, Kasten Yaralama (TCK m. 86) veya Kasten Öldürme (TCK m. 81) suçları ile fikri içtima (TCK m. 44) kurallarının işletilmesi gerekecektir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), sahibi olduğu deri tabaklama fabrikasının kimyasal arıtma tesisini, elektrik maliyetlerini düşürmek amacıyla gece saatlerinde kasten kapatmakta ve fabrikadan çıkan zehirli sıvı atıkları gizlice yandaki nehre deşarj etmektedir. İlgili kanunlardaki teknik usullere tamamen aykırı olan ve nehir ekosistemine zarar verecek nitelikteki bu kasti eylem, TCK m. 181/1 kapsamında çevrenin kasten kirletilmesi suçunu oluşturur. Şayet bilirkişi incelemesinde bu atıkların nehir suyunda "kalıcı özellik" gösterdiği tespit edilirse, TCK m. 181/3 uyarınca (A)'ya verilecek ceza iki katı artırılacaktır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (B) isimli lojistik firması yetkilisi, yurt dışından ithal ettiği geri dönüşüm kâğıt balyalarının içine gizleyerek, tedavisi zor hastalıklara ve genetik mutasyonlara yol açabilecek nitelikteki ağır radyoaktif ve kimyasal endüstriyel atıkları izinsiz olarak ülkeye sokmuştur. Gümrük denetiminde durumun ortaya çıkması üzerine, (B)'nin eylemi hem atıkları izinsiz ülkeye sokmaktan (m. 181/2) hem de atıkların son derece tehlikeli niteliğinden dolayı TCK m. 181/4 uyarınca beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasını gerektiren en nitelikli hali teşkil edecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin veya iddia makamının TCK m. 181 dosyalarında dayanacağı en kritik delil, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı denetim tutanakları ile çevre mühendislerinden alınacak teknik bilirkişi raporlarıdır. Suçun "beyaz hüküm" olması nedeniyle, savcılığın iddianamede failin "hangi kanunun veya yönetmeliğin hangi maddesinde belirtilen usule" aykırı hareket ettiğini somut olarak göstermesi zorunludur. Müdafi, atık miktarının tolere edilebilir (limitler dâhilinde) olduğunu veya "çevreye zarar verecek şekilde" (somut tehlike) bir eşiği aşmadığını bilimsel raporlarla savunmalıdır. İddia makamı ise, 4. fıkradaki ağırlaştırıcı nedenlerin varlığını (hastalık riski, doğal özelliklerin değişmesi vb.) tıp ve biyoloji uzmanlarının görüşleriyle desteklemelidir. Kast unsurunun ispatı için, arıtma cihazının by-pass edilmesi veya gizli deşarj borusu döşenmesi gibi maddi bulgular çok güçlü karinelerdir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun çevre suçlarını TCK sistematiğine alması devrim niteliğinde olmakla birlikte, madde metnindeki bazı tercihler doktrinde ağır bir biçimde eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, birinci fıkrada temel kirletme eyleminin yaptırımının "altı aydan iki yıla kadar hapis" gibi son derece düşük bir sınırda belirlenmesinin, doğaya tonlarca zehirli atık boşaltan devasa işletmeler için hiçbir caydırıcılık taşımadığını ve bu cezaların genellikle erteleme veya HAGB ile sonuçlanmasının çevre koruma politikalarını işlevsiz kıldığını biçiminde yaklaşır [2]. Daha da vahim olan sistematik çelişki, maddenin beşinci fıkrasında gizlidir: Kanun koyucu, tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerinin sadece "iki, üç ve dördüncü fıkralar" için uygulanabileceğini belirtmiştir. Yani bir şirket, fabrikasından nehre kasten atık boşaltırsa (fıkra 1), çevre ne kadar kirlenirse kirlensin (eğer kalıcı değilse veya m. 181/4'teki vahim hastalıklara yol açmıyorsa) şirket hakkında TCK m. 60 uyarınca faaliyet izninin iptali gibi güvenlik tedbirlerine hükmedilemeyecektir. Bu hukuki boşluk, endüstriyel kirliliğin asıl faili olan şirketleri yaptırımsız bırakmaktadır.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine Alman ve İtalyan ceza sistemleri baz alınarak 26/9/2004'te kabul edilen, 1/6/2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temellerine sadık kalınarak hazırlanmıştır [1]. Tarafıma iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara mutlak surette riayet edilmiş; yalnızca belirtilen listedeki yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) zorunlu atıf şablonuyla referans verilmiş ve kural gereği basım yılı/sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır [2-4]. Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş, pratik örnek olaylar ise hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak Fethi Güzel kimliğiyle akademik bir Türkçe kullanılmıştır.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)