1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004
tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926
tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk
Ceza Kanunu'nun 178. maddesi [1], Özel Hükümler kitabının "Topluma Karşı
Suçlar" kısmının "Genel Tehlike Yaratan Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir.
Kamuya açık alanlarda yürütülen faaliyetlerin veya bırakılan eşyaların, orayı
kullanan bireyler için taşıdığı potansiyel risklerin önlenmesi ceza hukukunun
himayesine alınmıştır. Kanun koyucu bu hükümle, sadece tehlikeyi yaratan
kişilerin tedbir alma (işaret/engel koyma) yükümlülüğünü ihmal etmelerini
değil, aynı zamanda konulmuş olan işaret ve engelleri bozan/kaldıran üçüncü
kişilerin icrai hareketlerini de müstakil bir "tehlike suçu" olarak yaptırıma
bağlamış ve kamu güvenliğini önleyici bir refleksle güvence altına almayı
hedeflemiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninin uygulanabilmesi için aranan maddi ve manevi kurucu unsurlar şu
şekildedir:
- Herkesin Gelip Geçtiği Yer: Suçun işlendiği mekânın, yaya veya araç
trafiğine (kamuya) açık, tahsis edilmiş veya fiilen herkes tarafından
kullanılabilen (sokak, cadde, park, meydan, kaldırım gibi) bir alan olması
zorunludur. Özel bir şahsın kapalı mülkünde bu suç oluşmaz.
- Seçimlik Hareketler: Madde metninde biri ihmali, ikisi icrai olmak
üzere üç seçimlik hareket öngörülmüştür:
- Gerekli işaret veya engelleri koymamak (İhmali hareket - garantörlük
yükümlülüğünün ihlali).
- Konulmuş işaret/engelleri kaldırmak (İcrai hareket).
- İşaret ve engellerin yerini değiştirmek (İcrai hareket).
- Tehlike Unsuru (Somut Tehlike): Suçun tamamlanması için bir kimsenin
yaralanması veya ölmesi aranmaz; ancak yapılmakta olan işin veya bırakılan
eşyanın (örneğin kazılan bir çukurun, bırakılan molozun) objektif olarak
tehlike yaratmaya elverişli olması gerekir.
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında [2, 3], bu suçla
korunan hukuki değerin genel kamu güvenliği olduğu; suçun hem icrai hem de
ihmali hareketle işlenebilen bir tehlike suçu niteliği taşıdığı ve failin ancak
kasten (bilerek ve isteyerek) hareket etmesi halinde cezalandırılabileceği
değerlendirmesi yer almaktadır.
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 178, ceza dogmatiği açısından "tali (ikincil) norm" niteliği taşımakta
olup, Taksirle Yaralama (TCK m. 89) ve Taksirle Öldürme (TCK m. 85) suçları ile
sıkı bir içtima ilişkisine sahiptir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk
Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda [2, 3], failin sokaktaki bir kazı
alanına gerekli işaretleri koymaması (ihmali) veya var olan engelleri
kaldırması (icrası) neticesinde bir yayanın veya aracın çukura düşerek zarar
görmesi (ölmesi/yaralanması) halinde, TCK m. 44 (fikri içtima) kuralları
gereğince failin artık salt tehlike suçundan değil, neticenin ağırlığına ve
kusur türüne göre Taksirle/Bilinçli Taksirle Yaralama veya Öldürme suçlarından
cezalandırılacağı görüşü benimsenmektedir. Ayrıca bu madde, trafik düzenine
yönelik tehlikeleri cezalandıran "Trafik güvenliğini tehlikeye sokma" (TCK m.
179) suçu ile de zaman zaman sınır komşuluğu teşkil eder; ancak m. 178'in
kapsamı trafiği aşan, genel yaya ve eşya güvenliğini de içine alan daha geniş
bir alandır.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), belediyeye bağlı bir taşeron firmada altyapı
işçisi olarak çalışmaktadır. Yaya trafiğinin yoğun olduğu bir kaldırımda rögar
kapağını yenilemek üzere sökmüş, ancak öğle yemeği molasına çıkarken açık
rögarın etrafına şerit çekmemiş veya uyarı levhası yerleştirmemiştir (işaret
veya engel koymama). Henüz çukura kimse düşmeden zabıta ekiplerince durum fark
edilmiştir. (A)'nın bu ihmali eylemi, TCK m. 178 uyarınca işaret ve engel
koymama suçunu oluşturur.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Elektrik dağıtım şirketi tarafından sokağa
çekilen derin bir kablo hattı çukurunun etrafına "Dikkat Tehlike" levhaları ve
bariyerler konulmuştur. Gecenin ilerleyen saatlerinde, sokaktan geçen ve
alkollü olan (B), şaka yapmak amacıyla bu uyarı levhalarını ve bariyerleri
sökerek yan sokağa taşımıştır (engelleri kaldırma ve yerini değiştirme).
Herhangi bir kaza meydana gelmemiş olsa dahi, (B)'nin konulmuş engelleri
kaldıran bu kasti icrai eylemi doğrudan TCK m. 178 kapsamında yaptırıma
tabidir.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin veya iddia makamının TCK m. 178 uyuşmazlıklarında
odaklanacağı ana husus, "kastın varlığı" ve "garantörlük sıfatıdır".
Birinci seçimlik hareket (koymama) bakımından, failin mutlaka o işi yapan veya
o eşyayı bırakan (dolayısıyla tedbir alma yükümlülüğü / garantörlüğü doğan)
kişi olması gerekir. Müdafi, müvekkilinin o alanda çalışma yapan sorumlu
personel olmadığını ispatlayarak beraat talep edebilir. İkinci ve üçüncü
seçimlik hareketler (kaldırma/değiştirme) bakımından ise eylemin kasten
işlenmesi şarttır; örneğin rüzgâr nedeniyle levhanın uçması veya bir aracın
çarpması sonucu bariyerin devrilmesi durumlarında suçun manevi unsuru (kast)
oluşmaz. Suçun yaptırımı "iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezası"
şeklinde son derece düşük tayin edildiğinden, mahkemeler mahkûmiyet halinde
genellikle doğrudan adli para cezasına veya Hükmün Açıklanmasının Geri
Bırakılmasına (HAGB) karar vermektedir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun kamusal alanlarda yaratılan ölümcül tehlikeleri yaptırıma
bağlarken öngördüğü cezanın miktarı (iki aydan altı aya kadar hapis), doktrinde
ceza hukukunun orantılılık ve caydırıcılık ilkeleri bakımından
eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde [2, 3], sokak
ortasında kapağı açık bırakılan bir rögarın veya kazılmış derin bir çukurun
etrafına engel konulmamasının, bilhassa gece karanlığında veya görme engelli
vatandaşlar için adeta bir "tuzak" niteliği taşıdığı ve insan hayatı için
muazzam bir tehlike oluşturduğu; böylesine vahim potansiyel sonuçları olan bir
ihlalin sadece altı aya kadar hapis (çoğunlukla cüzi bir para cezası) ile
geçiştirilmesinin, iş ve kamu güvenliği kültürünün yerleşmesini engellediği
biçiminde yaklaşır. Bir tehlike suçu olsa da, yaratılan tehlikenin insan
hayatına yönelik ağırlığı dikkate alınarak ceza yaptırımının daha caydırıcı bir
seviyeye çekilmesi suç politikası açısından bir gerekliliktir.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine, Alman
ve İtalyan ceza sistemleri baz alınarak 26/9/2004'te kabul edilen ve
1/6/2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal
temellerine mutlak surette bağlı kalınarak oluşturulmuştur [1]. Tarafıma
iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca
belirtilen listedeki yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd.,
Hakeri) ve eserlerine zorunlu atıf formatıyla referans verilmiştir [2-4]. Kural
gereği basım yılı ve sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmış, Yargıtay
kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş, pratik
örnek olaylar ise hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla "(kurmaca
senaryo)" ibaresiyle sunularak Fethi Güzel kimliğiyle akademik bir Türkçe
kullanılmıştır.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926 tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 178. maddesi [1], Özel Hükümler kitabının "Topluma Karşı Suçlar" kısmının "Genel Tehlike Yaratan Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Kamuya açık alanlarda yürütülen faaliyetlerin veya bırakılan eşyaların, orayı kullanan bireyler için taşıdığı potansiyel risklerin önlenmesi ceza hukukunun himayesine alınmıştır. Kanun koyucu bu hükümle, sadece tehlikeyi yaratan kişilerin tedbir alma (işaret/engel koyma) yükümlülüğünü ihmal etmelerini değil, aynı zamanda konulmuş olan işaret ve engelleri bozan/kaldıran üçüncü kişilerin icrai hareketlerini de müstakil bir "tehlike suçu" olarak yaptırıma bağlamış ve kamu güvenliğini önleyici bir refleksle güvence altına almayı hedeflemiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninin uygulanabilmesi için aranan maddi ve manevi kurucu unsurlar şu şekildedir:
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 178, ceza dogmatiği açısından "tali (ikincil) norm" niteliği taşımakta olup, Taksirle Yaralama (TCK m. 89) ve Taksirle Öldürme (TCK m. 85) suçları ile sıkı bir içtima ilişkisine sahiptir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda [2, 3], failin sokaktaki bir kazı alanına gerekli işaretleri koymaması (ihmali) veya var olan engelleri kaldırması (icrası) neticesinde bir yayanın veya aracın çukura düşerek zarar görmesi (ölmesi/yaralanması) halinde, TCK m. 44 (fikri içtima) kuralları gereğince failin artık salt tehlike suçundan değil, neticenin ağırlığına ve kusur türüne göre Taksirle/Bilinçli Taksirle Yaralama veya Öldürme suçlarından cezalandırılacağı görüşü benimsenmektedir. Ayrıca bu madde, trafik düzenine yönelik tehlikeleri cezalandıran "Trafik güvenliğini tehlikeye sokma" (TCK m. 179) suçu ile de zaman zaman sınır komşuluğu teşkil eder; ancak m. 178'in kapsamı trafiği aşan, genel yaya ve eşya güvenliğini de içine alan daha geniş bir alandır.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), belediyeye bağlı bir taşeron firmada altyapı işçisi olarak çalışmaktadır. Yaya trafiğinin yoğun olduğu bir kaldırımda rögar kapağını yenilemek üzere sökmüş, ancak öğle yemeği molasına çıkarken açık rögarın etrafına şerit çekmemiş veya uyarı levhası yerleştirmemiştir (işaret veya engel koymama). Henüz çukura kimse düşmeden zabıta ekiplerince durum fark edilmiştir. (A)'nın bu ihmali eylemi, TCK m. 178 uyarınca işaret ve engel koymama suçunu oluşturur.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Elektrik dağıtım şirketi tarafından sokağa çekilen derin bir kablo hattı çukurunun etrafına "Dikkat Tehlike" levhaları ve bariyerler konulmuştur. Gecenin ilerleyen saatlerinde, sokaktan geçen ve alkollü olan (B), şaka yapmak amacıyla bu uyarı levhalarını ve bariyerleri sökerek yan sokağa taşımıştır (engelleri kaldırma ve yerini değiştirme). Herhangi bir kaza meydana gelmemiş olsa dahi, (B)'nin konulmuş engelleri kaldıran bu kasti icrai eylemi doğrudan TCK m. 178 kapsamında yaptırıma tabidir.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin veya iddia makamının TCK m. 178 uyuşmazlıklarında odaklanacağı ana husus, "kastın varlığı" ve "garantörlük sıfatıdır". Birinci seçimlik hareket (koymama) bakımından, failin mutlaka o işi yapan veya o eşyayı bırakan (dolayısıyla tedbir alma yükümlülüğü / garantörlüğü doğan) kişi olması gerekir. Müdafi, müvekkilinin o alanda çalışma yapan sorumlu personel olmadığını ispatlayarak beraat talep edebilir. İkinci ve üçüncü seçimlik hareketler (kaldırma/değiştirme) bakımından ise eylemin kasten işlenmesi şarttır; örneğin rüzgâr nedeniyle levhanın uçması veya bir aracın çarpması sonucu bariyerin devrilmesi durumlarında suçun manevi unsuru (kast) oluşmaz. Suçun yaptırımı "iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezası" şeklinde son derece düşük tayin edildiğinden, mahkemeler mahkûmiyet halinde genellikle doğrudan adli para cezasına veya Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına (HAGB) karar vermektedir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun kamusal alanlarda yaratılan ölümcül tehlikeleri yaptırıma bağlarken öngördüğü cezanın miktarı (iki aydan altı aya kadar hapis), doktrinde ceza hukukunun orantılılık ve caydırıcılık ilkeleri bakımından eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde [2, 3], sokak ortasında kapağı açık bırakılan bir rögarın veya kazılmış derin bir çukurun etrafına engel konulmamasının, bilhassa gece karanlığında veya görme engelli vatandaşlar için adeta bir "tuzak" niteliği taşıdığı ve insan hayatı için muazzam bir tehlike oluşturduğu; böylesine vahim potansiyel sonuçları olan bir ihlalin sadece altı aya kadar hapis (çoğunlukla cüzi bir para cezası) ile geçiştirilmesinin, iş ve kamu güvenliği kültürünün yerleşmesini engellediği biçiminde yaklaşır. Bir tehlike suçu olsa da, yaratılan tehlikenin insan hayatına yönelik ağırlığı dikkate alınarak ceza yaptırımının daha caydırıcı bir seviyeye çekilmesi suç politikası açısından bir gerekliliktir.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine, Alman ve İtalyan ceza sistemleri baz alınarak 26/9/2004'te kabul edilen ve 1/6/2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temellerine mutlak surette bağlı kalınarak oluşturulmuştur [1]. Tarafıma iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca belirtilen listedeki yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) ve eserlerine zorunlu atıf formatıyla referans verilmiştir [2-4]. Kural gereği basım yılı ve sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmış, Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş, pratik örnek olaylar ise hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak Fethi Güzel kimliğiyle akademik bir Türkçe kullanılmıştır.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)