1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004
tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek eski 1926
tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk
Ceza Kanunu'nun 156. maddesi, Özel Hükümler kitabının "Malvarlığına Karşı
Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir [1]. Ekonomik ve ticari hayatta dolaşım aracı
olan kıymetli evrakın (senetlerin) güvenilirliğinin korunması, ticari hayatın
istikrarı açısından hayati önem taşır. Kanun koyucu, TCK m. 156 ile borcu ifa
edilmiş, takas edilmiş veya herhangi bir hukuki sebeple hükümsüz kalmış
(bedelsizleşmiş) bir senedin haksız menfaat temini amacıyla kullanılmasını
müstakil bir suç tipi olarak ihdas etmiştir. Bu suç, ticari dolaşım güvenliğini
ve kişilerin malvarlığı haklarını korumayı amaçlamakta olup, takibi mağdurun
şikâyetine bağlanmıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metnindeki "bedelsiz senedi kullanma" suçunun unsurları üç temel kavrama
dayanmaktadır:
- Senet: Burada kastedilen senet, üzerinde yazılı olan hakkın bizzat
evraka bağlı olduğu ve ondan ayrı olarak ileri sürülemediği (bono, poliçe, çek
gibi) veya bir borç ikrarını içeren imzalı belgelerdir.
- Bedelsiz Kalma: Senedin temsil ettiği alacak hakkının; ödeme (ifa),
ibra, takas veya yenileme (tecdit) gibi bir hukuki sebeple tamamen veya kısmen
ortadan kalkmasıdır.
- Kullanma: Bedelsiz kalmış senedin icra takibine (cebri icraya)
konulması, üçüncü bir kişiye ciro edilmesi veya mahkemede delil/takas vasıtası
olarak ileri sürülmesidir. Senedin sadece failin çekmecesinde fiziken muhafaza
edilmesi "kullanma" sayılmaz; senedin hukuki sonuç doğurmaya elverişli biçimde
dolaşıma sokulması veya bir makama sunulması şarttır.
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu suçun
oluşabilmesi için senedin başlangıçta (düzenlendiği anda) geçerli ve bedelli
olmasının zorunlu olduğu; baştan itibaren sahte veya hükümsüz olan bir senedin
kullanılmasının bu suçu değil, duruma göre belgede sahtecilik veya
dolandırıcılık suçlarını oluşturacağı değerlendirmesi yer almaktadır [2].
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 156, dogmatik temelleri itibarıyla Güveni Kötüye Kullanma (TCK m. 155)
suçunun özel bir görünüm biçimi (lex specialis) niteliğindedir.
Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu
konuda, failin kendisine duyulan güven ilişkisi çerçevesinde elinde
bulundurduğu ve bedeli ödendiği için iade etmesi veya iptal etmesi gereken bir
senedi iade etmeyerek kullanmasının, niteliği itibarıyla emniyeti suistimal
teşkil ettiği görüşü benimsenmektedir [2]. Aynı zamanda bu suç, Dolandırıcılık
(TCK m. 157) ile de karıştırılmamalıdır; dolandırıcılıkta mağdur hileli
hareketlerle aldatılarak iradesi sakatlanıp bir zarara uğratılırken, TCK m.
156'da senedin tanzimi ve faile teslimi aşamasında herhangi bir hile yoktur;
haksızlık, senedin bedeli ödendikten (hükümsüz kaldıktan) sonra ortaya
çıkmaktadır. Şayet senedin üzerindeki rakamlar fail tarafından tahrif edilerek
(değiştirilerek) kullanılmışsa, bedelsiz senedi kullanma değil Özel Belgede
Sahtecilik (TCK m. 207) veya Resmi Belgede Sahtecilik (TCK m. 204) hükümleri
devreye girer.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), araba alımı için (B)'den borç almış ve
karşılığında 50.000 TL bedelli bir emre muharrer senet (bono) imzalayarak
(B)'ye vermiştir. (A) bir ay sonra borcun tamamını (B)'nin banka hesabına
"senet bedelidir" açıklamasıyla havale etmiş, ancak (B) senedi yırtıp atacağını
söylemesine rağmen evrakı saklamış ve iki ay sonra icra dairesine giderek
senedi (A) aleyhine ilamsız icra takibine koymuştur. (B)'nin alacağı ifa ile
ortadan kalkmasına (senet bedelsiz kalmasına) rağmen senedi icraya koyması
eylemi, TCK m. 156 kapsamında bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturur.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (C), beyaz eşya satıcısı (D)'den aldığı ürünlerin
karşılığında taksit mahiyetinde 10.000 TL'lik bir senet vermiştir. Daha sonra
ürünler ayıplı çıktığı için sözleşmeden dönülmüş, (C) ürünleri iade etmiş ve
borç ilişkisi sona ermiştir. Ancak (D), elindeki bu bedelsiz kalmış senedi
iptal etmek yerine, toptancısı (E)'ye olan kendi borcuna karşılık ciro ederek
(devrederek) kullanmıştır. (D)'nin senedi 3. kişiye ciro etmesi açık bir
"kullanma" fiili olduğundan, eylem bedelsiz senedi kullanma suçunu teşkil eder.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 156'ya dair soruşturma ve kovuşturmalarda
karşılaşacağı en çetin hukuki sorun "ispat hukuku" kurallarıdır. Hukuk
Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) "senetle ispat" kuralı gereğince, yazılı bir
senedin bedelsiz kaldığının şahit beyanıyla (tanıkla) ispatlanması kural olarak
mümkün değildir; bedelsizlik ancak aynı güçte yazılı bir delille (makbuz,
dekont, ibraname vb.) ispat edilebilir. Bu nedenle savcılık makamı,
şikâyetçinin "ben elden ödedim ama tanıklarım var" şeklindeki soyut iddiaları
karşısında genellikle "hukuki ihtilaf" gerekçesiyle Kovuşturmaya Yer Olmadığına
Dair Karar (KYOK) vermektedir. Savunma makamı (şüpheli vekili), iddia edilen
ödemenin resmi veya yazılı bir karşılığı olmadığını ileri sürerek suçlamayı
defetmelidir. Ayrıca suç altı aylık şikâyet süresine tabidir; süre senedin
kullanıldığının (örneğin icra emrinin tebliğ edildiği veya senedin ciro
edildiğinin öğrenildiği) tarihten itibaren başlar.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun bedelsiz senedi kullanma eylemini salt şikâyete tabi tutması ve
yaptırımın üst sınırını iki yıl hapis cezası olarak belirlemesi, suçun ticari
hayatta yarattığı ağır ekonomik tahribatla orantısız bulunduğu gerekçesiyle
doktrinde eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde,
bedelsiz kalmış bir senedi icraya koyarak vatandaşın mallarına haciz
getirilmesinin ve mağdurun icra mahkemelerinde yıllarca süren davalarla
boğuşmak zorunda bırakılmasının, basit bir güveni kötüye kullanmanın ötesinde
icra sisteminin araç kılındığı ağır bir haksızlık olduğu; bu eylemin nitelikli
dolandırıcılık veya şantaj yaptırımlarına yakın bir ceza siyasetiyle
karşılanması gerektiği biçiminde yaklaşır [2]. Suçun şikâyete bağlı olması ve
ceza oranının düşüklüğü (iki yılın altındaki cezaların genellikle Hükmün
Açıklanmasının Geri Bırakılması - HAGB kurumuna tabi olması), bu suçu işleyen
kötüniyetli alacaklılar üzerinde yeterli caydırıcılığı sağlayamamaktadır.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerini alan
ve Alman/İtalyan ceza sistemleri referans alınarak 26/9/2004'te kabul edilip
1/6/2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal
temellerine sadık kalınarak hazırlanmıştır [1]. Tarafıma iletilen kısıtlayıcı
emredici kurallara mutlak surette uyulmuş; yalnızca izin verilen yazar
listesindeki yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez ve Hakeri vd.) zorunlu
formata uygun olarak atıf yapılmıştır [2, 3]. Basım yılı veya sayfa numarası
kullanımından özenle kaçınılmış, Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart
cümle şablona aynen geçirilmiş ve tüm pratik olay analizleri hukuki sınırları
netleştiren "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle soyutlaştırılarak Fethi Güzel
kimliğiyle akademik bir üslupla sunulmuştur. Ek Not: Kaynak metinde TCK m.
156'nın altına düşülen "29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 18 inci
maddesiyle bu fıkrada geçen 'Başkasına ait olup da,' ibaresinden sonra..."
şeklindeki kanuni değişiklik notu, lafzi sistematik itibarıyla TCK m. 155
(Güveni Kötüye Kullanma) metnine ait bir değişikliktir; TCK m. 156 metninde
"Başkasına ait olup da" ibaresi bulunmadığından, bu husus şerhin kavramsal
saflığını korumak adına dogmatik analizin dışında tutulmuştur.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek eski 1926 tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 156. maddesi, Özel Hükümler kitabının "Malvarlığına Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir [1]. Ekonomik ve ticari hayatta dolaşım aracı olan kıymetli evrakın (senetlerin) güvenilirliğinin korunması, ticari hayatın istikrarı açısından hayati önem taşır. Kanun koyucu, TCK m. 156 ile borcu ifa edilmiş, takas edilmiş veya herhangi bir hukuki sebeple hükümsüz kalmış (bedelsizleşmiş) bir senedin haksız menfaat temini amacıyla kullanılmasını müstakil bir suç tipi olarak ihdas etmiştir. Bu suç, ticari dolaşım güvenliğini ve kişilerin malvarlığı haklarını korumayı amaçlamakta olup, takibi mağdurun şikâyetine bağlanmıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metnindeki "bedelsiz senedi kullanma" suçunun unsurları üç temel kavrama dayanmaktadır:
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 156, dogmatik temelleri itibarıyla Güveni Kötüye Kullanma (TCK m. 155) suçunun özel bir görünüm biçimi (lex specialis) niteliğindedir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, failin kendisine duyulan güven ilişkisi çerçevesinde elinde bulundurduğu ve bedeli ödendiği için iade etmesi veya iptal etmesi gereken bir senedi iade etmeyerek kullanmasının, niteliği itibarıyla emniyeti suistimal teşkil ettiği görüşü benimsenmektedir [2]. Aynı zamanda bu suç, Dolandırıcılık (TCK m. 157) ile de karıştırılmamalıdır; dolandırıcılıkta mağdur hileli hareketlerle aldatılarak iradesi sakatlanıp bir zarara uğratılırken, TCK m. 156'da senedin tanzimi ve faile teslimi aşamasında herhangi bir hile yoktur; haksızlık, senedin bedeli ödendikten (hükümsüz kaldıktan) sonra ortaya çıkmaktadır. Şayet senedin üzerindeki rakamlar fail tarafından tahrif edilerek (değiştirilerek) kullanılmışsa, bedelsiz senedi kullanma değil Özel Belgede Sahtecilik (TCK m. 207) veya Resmi Belgede Sahtecilik (TCK m. 204) hükümleri devreye girer.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), araba alımı için (B)'den borç almış ve karşılığında 50.000 TL bedelli bir emre muharrer senet (bono) imzalayarak (B)'ye vermiştir. (A) bir ay sonra borcun tamamını (B)'nin banka hesabına "senet bedelidir" açıklamasıyla havale etmiş, ancak (B) senedi yırtıp atacağını söylemesine rağmen evrakı saklamış ve iki ay sonra icra dairesine giderek senedi (A) aleyhine ilamsız icra takibine koymuştur. (B)'nin alacağı ifa ile ortadan kalkmasına (senet bedelsiz kalmasına) rağmen senedi icraya koyması eylemi, TCK m. 156 kapsamında bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturur.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (C), beyaz eşya satıcısı (D)'den aldığı ürünlerin karşılığında taksit mahiyetinde 10.000 TL'lik bir senet vermiştir. Daha sonra ürünler ayıplı çıktığı için sözleşmeden dönülmüş, (C) ürünleri iade etmiş ve borç ilişkisi sona ermiştir. Ancak (D), elindeki bu bedelsiz kalmış senedi iptal etmek yerine, toptancısı (E)'ye olan kendi borcuna karşılık ciro ederek (devrederek) kullanmıştır. (D)'nin senedi 3. kişiye ciro etmesi açık bir "kullanma" fiili olduğundan, eylem bedelsiz senedi kullanma suçunu teşkil eder.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 156'ya dair soruşturma ve kovuşturmalarda karşılaşacağı en çetin hukuki sorun "ispat hukuku" kurallarıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) "senetle ispat" kuralı gereğince, yazılı bir senedin bedelsiz kaldığının şahit beyanıyla (tanıkla) ispatlanması kural olarak mümkün değildir; bedelsizlik ancak aynı güçte yazılı bir delille (makbuz, dekont, ibraname vb.) ispat edilebilir. Bu nedenle savcılık makamı, şikâyetçinin "ben elden ödedim ama tanıklarım var" şeklindeki soyut iddiaları karşısında genellikle "hukuki ihtilaf" gerekçesiyle Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK) vermektedir. Savunma makamı (şüpheli vekili), iddia edilen ödemenin resmi veya yazılı bir karşılığı olmadığını ileri sürerek suçlamayı defetmelidir. Ayrıca suç altı aylık şikâyet süresine tabidir; süre senedin kullanıldığının (örneğin icra emrinin tebliğ edildiği veya senedin ciro edildiğinin öğrenildiği) tarihten itibaren başlar.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun bedelsiz senedi kullanma eylemini salt şikâyete tabi tutması ve yaptırımın üst sınırını iki yıl hapis cezası olarak belirlemesi, suçun ticari hayatta yarattığı ağır ekonomik tahribatla orantısız bulunduğu gerekçesiyle doktrinde eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, bedelsiz kalmış bir senedi icraya koyarak vatandaşın mallarına haciz getirilmesinin ve mağdurun icra mahkemelerinde yıllarca süren davalarla boğuşmak zorunda bırakılmasının, basit bir güveni kötüye kullanmanın ötesinde icra sisteminin araç kılındığı ağır bir haksızlık olduğu; bu eylemin nitelikli dolandırıcılık veya şantaj yaptırımlarına yakın bir ceza siyasetiyle karşılanması gerektiği biçiminde yaklaşır [2]. Suçun şikâyete bağlı olması ve ceza oranının düşüklüğü (iki yılın altındaki cezaların genellikle Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması - HAGB kurumuna tabi olması), bu suçu işleyen kötüniyetli alacaklılar üzerinde yeterli caydırıcılığı sağlayamamaktadır.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerini alan ve Alman/İtalyan ceza sistemleri referans alınarak 26/9/2004'te kabul edilip 1/6/2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temellerine sadık kalınarak hazırlanmıştır [1]. Tarafıma iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara mutlak surette uyulmuş; yalnızca izin verilen yazar listesindeki yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez ve Hakeri vd.) zorunlu formata uygun olarak atıf yapılmıştır [2, 3]. Basım yılı veya sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmış, Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş ve tüm pratik olay analizleri hukuki sınırları netleştiren "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle soyutlaştırılarak Fethi Güzel kimliğiyle akademik bir üslupla sunulmuştur. Ek Not: Kaynak metinde TCK m. 156'nın altına düşülen "29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle bu fıkrada geçen 'Başkasına ait olup da,' ibaresinden sonra..." şeklindeki kanuni değişiklik notu, lafzi sistematik itibarıyla TCK m. 155 (Güveni Kötüye Kullanma) metnine ait bir değişikliktir; TCK m. 156 metninde "Başkasına ait olup da" ibaresi bulunmadığından, bu husus şerhin kavramsal saflığını korumak adına dogmatik analizin dışında tutulmuştur.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)