RESMİ METİN

Zorunluluk hâli


Madde 147- (1) Hırsızlık suçunun ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için işlenmesi halinde, olayın özelliğine göre, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir. 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 82 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ikinci fıkraya göre cezaya” ibaresi “beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına”, “onbeş yıla kadar hapis” ibaresi ise “ceza yarı oranında artırılır” şeklinde değiştirilmiştir. 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 63 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “üçte birine kadar” ibaresi “yarı oranında” şeklinde değiştirilmiştir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926 tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 147. maddesi, Özel Hükümler kitabının "Malvarlığına Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir [1]. Kanun koyucu, bireyin hayati menfaatleri ile mülkiyet hakkının çatıştığı istisnai durumlarda, mülkiyet hakkını mutlak bir şekilde korumanın hakkaniyete ve insan doğasına aykırı olacağı gerçeğinden hareketle TCK m. 147'yi ihdas etmiştir. Bu hüküm, ceza hukuku dogmatiğinde genel bir kusurluluğu ortadan kaldıran neden olan "zorunluluk halinin" (ıztırar hali) yalnızca hırsızlık suçuna özgülenmiş ve faile daha esnek güvenceler (indirim veya cezasızlık) sunan özel bir yansımasıdır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Madde metnindeki "zorunluluk hâli" müessesesinin uygulanabilmesi için iki temel kümülatif şartın gerçekleşmesi aranır:

  • Ağır İhtiyaç: Failin veya bir başkasının hayatı, sağlığı veya vücut bütünlüğü gibi çok temel bir hakkına yönelik, katlanılması kendisinden beklenemeyecek derecede ciddi bir tehlikenin/gereksinimin varlığıdır.
  • Acil İhtiyaç: Bu ağır ihtiyacın, o an için hırsızlık fiili dışında yasal ve olağan başka bir yolla (örneğin borç isteyerek, resmi makamlara başvurarak) giderilmesinin objektif olarak mümkün olmamasıdır. Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu maddeyle korunan asıl hedefin mülkiyet hakkı olmakla birlikte, yaşam hakkı veya vücut bütünlüğünün mülkiyet hakkına üstün tutulduğu; zorunluluk halinin failin iradesi üzerindeki manevi baskısının (kusur yeteneğini azaltan veya kaldıran etkisinin) ceza vermekten vazgeçme veya indirim için temel dayanak olduğu değerlendirmesi yer almaktadır [2, 3].

3. Sistematik İlişkiler

TCK m. 147, TCK m. 141 ve m. 142'de düzenlenen hırsızlık suçlarının haksızlık içeriğinden ziyade failin kusurluluğunu etkileyen bağımsız bir şahsi cezasızlık veya cezayı hafifletici nedendir. En önemli dogmatik ilişkisi, TCK m. 25/2'de düzenlenen genel "Zorunluluk Hali" ve TCK m. 145'te düzenlenen "Malın Değerinin Azlığı" nedeniyledir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, TCK m. 147'nin, genel zorunluluk hali olan m. 25/2 karşısında özel bir norm (lex specialis) niteliği taşıdığı; ancak m. 145'ten farklı olarak burada çalınan malın değerinin az veya çok olmasının kural olarak bir önem taşımadığı, zira m. 145'te objektif bir değer azlığı aranırken, m. 147'de failin sübjektif çaresizliğinin ve ihtiyacının ağırlığının esas alındığı görüşü benimsenmektedir [2, 3].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), dağda yürüyüş yaparken aniden bastıran şiddetli tipi ve donma tehlikesi karşısında çaresiz kalmış, hayatta kalabilmek için karşısına çıkan kilitli bir dağ evinin kapısını kırarak içeri girmiş ve içerideki battaniye ile yiyecekleri (başkasının taşınır malını) alıp tüketmiştir. (A)'nın donarak ölme tehlikesi "ağır ve acil bir ihtiyaç" niteliğinde olup, o an için başka bir alternatif bulunmadığından eylemi TCK m. 147 kapsamında değerlendirilecek ve hâkim büyük ihtimalle ceza vermekten vazgeçecektir.

Olay 2 (kurmaca senaryo): (B)'nin çocuğu gece vakti aniden ateşlenmiş ve havale geçirmeye başlamıştır. (B), hastaneye gitmek için acilen bir araca ihtiyaç duymuş, yoldan geçen araç bulamadığı için komşusu (C)'nin kapı önünde anahtarı üzerinde unutulmuş otomobilini ondan habersiz alarak çocuğunu hastaneye yetiştirmiştir. (B)'nin "ağır ve acil" sağlık gereksinimi sebebiyle işlediği bu fiil, TCK m. 147 kapsamında özel zorunluluk halini oluşturur.

6. Pratik Uygulama Notları

Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 147 iddialarına dayanan savunmalarında ispatlaması gereken en kritik husus "alternatifsizlik" (ultima ratio) ve "orantılılık" şartlarıdır. Kronik fakirlik, uzun süreli işsizlik veya borç batağında olma durumları Yargıtay pratiğinde kural olarak "acil ve ağır" bir ihtiyaç sayılmamaktadır; zira sosyal devlette bu sorunların yasal çözüm yolları (sosyal yardımlaşma kurumları vs.) mevcuttur. Aciliyet, anlık ve ani gelişen yaşamsal bir kriz olmalıdır. İddia makamı (savcılık), failin hırsızlık yapmadan önce başkalarından yardım isteme imkânı olup olmadığını ve aldığı malın miktarı ile ihtiyacı arasındaki orantıyı (örneğin sadece karnını doyurmak için bir somun ekmek çalmak yerine, gidip kasanın içindeki tüm parayı çalmasının orantısızlığını) titizlikle araştırmalıdır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Kanun koyucunun maddedeki yaptırım rejimini "verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir" şeklinde takdiri bir alternatife bağlaması, ceza hukuku dogmatiği bakımından ağır eleştirilere maruz kalmaktadır. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, ağır ve acil bir ihtiyacın baskısı altında (kusur yeteneğinin fiilen ortadan kalktığı bir durumda) işlenen fiilde, hâkime sırf indirim yaparak faile ceza verme yetkisinin tanınmasının kusur ilkesiyle çeliştiği; zira kişinin hayatta kalmak veya açlıktan ölmemek için hırsızlık yapması durumunda ortada kınanabilecek bir irade (kusur) kalmadığından, ceza vermekten vazgeçmenin mutlak bir kural olması gerektiği, mevcut lafzın hâkimleri keyfi kararlara sürükleyebileceği biçiminde yaklaşır [2, 3]. Kusursuz ceza olmaz evrensel prensibi, mülkiyetin korunması refleksine kurban edilmemelidir.


Metodolojik Not

Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine Alman ve İtalyan ceza sistemleri baz alınarak 26/9/2004'te kabul edilen ve 1/6/2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal ve dogmatik temellerine mutlak surette bağlı kalınarak oluşturulmuştur [1]. Tarafıma iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca kaynak listede belirtilen yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) zorunlu atıf şablonuyla referans verilmiş ve kural gereği basım yılı/sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır [2-4]. Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş, pratik örnek olaylar ise hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak Fethi Güzel kimliğiyle akademik bir Türkçe kullanılmıştır. İstem metninde yer alan 6352 ve 6545 sayılı Kanun değişikliklerine ilişkin dipnot bilgileri, TCK sistematiğinde önceki maddelere (özellikle gece vakti ve nitelikli hallere) ilişkin artırımların sehven m. 147'nin altına eklenmiş kalıntıları olduğundan, m. 147'nin saf dogmatik analizi dışında bırakılmıştır.

Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.