1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004
tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926
tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk
Ceza Kanunu'nun 147. maddesi, Özel Hükümler kitabının "Malvarlığına Karşı
Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir [1]. Kanun koyucu, bireyin hayati menfaatleri
ile mülkiyet hakkının çatıştığı istisnai durumlarda, mülkiyet hakkını mutlak
bir şekilde korumanın hakkaniyete ve insan doğasına aykırı olacağı gerçeğinden
hareketle TCK m. 147'yi ihdas etmiştir. Bu hüküm, ceza hukuku dogmatiğinde
genel bir kusurluluğu ortadan kaldıran neden olan "zorunluluk halinin" (ıztırar
hali) yalnızca hırsızlık suçuna özgülenmiş ve faile daha esnek güvenceler
(indirim veya cezasızlık) sunan özel bir yansımasıdır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metnindeki "zorunluluk hâli" müessesesinin uygulanabilmesi için iki temel
kümülatif şartın gerçekleşmesi aranır:
- Ağır İhtiyaç: Failin veya bir başkasının hayatı, sağlığı veya vücut
bütünlüğü gibi çok temel bir hakkına yönelik, katlanılması kendisinden
beklenemeyecek derecede ciddi bir tehlikenin/gereksinimin varlığıdır.
- Acil İhtiyaç: Bu ağır ihtiyacın, o an için hırsızlık fiili dışında
yasal ve olağan başka bir yolla (örneğin borç isteyerek, resmi makamlara
başvurarak) giderilmesinin objektif olarak mümkün olmamasıdır.
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu maddeyle
korunan asıl hedefin mülkiyet hakkı olmakla birlikte, yaşam hakkı veya vücut
bütünlüğünün mülkiyet hakkına üstün tutulduğu; zorunluluk halinin failin
iradesi üzerindeki manevi baskısının (kusur yeteneğini azaltan veya kaldıran
etkisinin) ceza vermekten vazgeçme veya indirim için temel dayanak olduğu
değerlendirmesi yer almaktadır [2, 3].
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 147, TCK m. 141 ve m. 142'de düzenlenen hırsızlık suçlarının haksızlık
içeriğinden ziyade failin kusurluluğunu etkileyen bağımsız bir şahsi cezasızlık
veya cezayı hafifletici nedendir. En önemli dogmatik ilişkisi, TCK m. 25/2'de
düzenlenen genel "Zorunluluk Hali" ve TCK m. 145'te düzenlenen "Malın Değerinin
Azlığı" nedeniyledir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel
Hükümler eserinde bu konuda, TCK m. 147'nin, genel zorunluluk hali olan m.
25/2 karşısında özel bir norm (lex specialis) niteliği taşıdığı; ancak m.
145'ten farklı olarak burada çalınan malın değerinin az veya çok olmasının
kural olarak bir önem taşımadığı, zira m. 145'te objektif bir değer azlığı
aranırken, m. 147'de failin sübjektif çaresizliğinin ve ihtiyacının ağırlığının
esas alındığı görüşü benimsenmektedir [2, 3].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), dağda yürüyüş yaparken aniden bastıran
şiddetli tipi ve donma tehlikesi karşısında çaresiz kalmış, hayatta kalabilmek
için karşısına çıkan kilitli bir dağ evinin kapısını kırarak içeri girmiş ve
içerideki battaniye ile yiyecekleri (başkasının taşınır malını) alıp
tüketmiştir. (A)'nın donarak ölme tehlikesi "ağır ve acil bir ihtiyaç"
niteliğinde olup, o an için başka bir alternatif bulunmadığından eylemi TCK m.
147 kapsamında değerlendirilecek ve hâkim büyük ihtimalle ceza vermekten
vazgeçecektir.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (B)'nin çocuğu gece vakti aniden ateşlenmiş ve
havale geçirmeye başlamıştır. (B), hastaneye gitmek için acilen bir araca
ihtiyaç duymuş, yoldan geçen araç bulamadığı için komşusu (C)'nin kapı önünde
anahtarı üzerinde unutulmuş otomobilini ondan habersiz alarak çocuğunu
hastaneye yetiştirmiştir. (B)'nin "ağır ve acil" sağlık gereksinimi sebebiyle
işlediği bu fiil, TCK m. 147 kapsamında özel zorunluluk halini oluşturur.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 147 iddialarına dayanan savunmalarında
ispatlaması gereken en kritik husus "alternatifsizlik" (ultima ratio) ve
"orantılılık" şartlarıdır. Kronik fakirlik, uzun süreli işsizlik veya borç
batağında olma durumları Yargıtay pratiğinde kural olarak "acil ve ağır" bir
ihtiyaç sayılmamaktadır; zira sosyal devlette bu sorunların yasal çözüm yolları
(sosyal yardımlaşma kurumları vs.) mevcuttur. Aciliyet, anlık ve ani gelişen
yaşamsal bir kriz olmalıdır. İddia makamı (savcılık), failin hırsızlık yapmadan
önce başkalarından yardım isteme imkânı olup olmadığını ve aldığı malın miktarı
ile ihtiyacı arasındaki orantıyı (örneğin sadece karnını doyurmak için bir
somun ekmek çalmak yerine, gidip kasanın içindeki tüm parayı çalmasının
orantısızlığını) titizlikle araştırmalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun maddedeki yaptırım rejimini "verilecek cezada indirim
yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir" şeklinde takdiri bir
alternatife bağlaması, ceza hukuku dogmatiği bakımından ağır eleştirilere maruz
kalmaktadır. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, ağır ve acil bir
ihtiyacın baskısı altında (kusur yeteneğinin fiilen ortadan kalktığı bir
durumda) işlenen fiilde, hâkime sırf indirim yaparak faile ceza verme
yetkisinin tanınmasının kusur ilkesiyle çeliştiği; zira kişinin hayatta kalmak
veya açlıktan ölmemek için hırsızlık yapması durumunda ortada kınanabilecek bir
irade (kusur) kalmadığından, ceza vermekten vazgeçmenin mutlak bir kural olması
gerektiği, mevcut lafzın hâkimleri keyfi kararlara sürükleyebileceği biçiminde
yaklaşır [2, 3]. Kusursuz ceza olmaz evrensel prensibi, mülkiyetin korunması
refleksine kurban edilmemelidir.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine Alman
ve İtalyan ceza sistemleri baz alınarak 26/9/2004'te kabul edilen ve
1/6/2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal ve
dogmatik temellerine mutlak surette bağlı kalınarak oluşturulmuştur [1].
Tarafıma iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş;
yalnızca kaynak listede belirtilen yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez,
Özbek/Kanbur vd., Hakeri) zorunlu atıf şablonuyla referans verilmiş ve kural
gereği basım yılı/sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır [2-4].
Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş,
pratik örnek olaylar ise hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla
"(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak Fethi Güzel kimliğiyle akademik bir
Türkçe kullanılmıştır. İstem metninde yer alan 6352 ve 6545 sayılı Kanun
değişikliklerine ilişkin dipnot bilgileri, TCK sistematiğinde önceki maddelere
(özellikle gece vakti ve nitelikli hallere) ilişkin artırımların sehven m.
147'nin altına eklenmiş kalıntıları olduğundan, m. 147'nin saf dogmatik analizi
dışında bırakılmıştır.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926 tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 147. maddesi, Özel Hükümler kitabının "Malvarlığına Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir [1]. Kanun koyucu, bireyin hayati menfaatleri ile mülkiyet hakkının çatıştığı istisnai durumlarda, mülkiyet hakkını mutlak bir şekilde korumanın hakkaniyete ve insan doğasına aykırı olacağı gerçeğinden hareketle TCK m. 147'yi ihdas etmiştir. Bu hüküm, ceza hukuku dogmatiğinde genel bir kusurluluğu ortadan kaldıran neden olan "zorunluluk halinin" (ıztırar hali) yalnızca hırsızlık suçuna özgülenmiş ve faile daha esnek güvenceler (indirim veya cezasızlık) sunan özel bir yansımasıdır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metnindeki "zorunluluk hâli" müessesesinin uygulanabilmesi için iki temel kümülatif şartın gerçekleşmesi aranır:
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 147, TCK m. 141 ve m. 142'de düzenlenen hırsızlık suçlarının haksızlık içeriğinden ziyade failin kusurluluğunu etkileyen bağımsız bir şahsi cezasızlık veya cezayı hafifletici nedendir. En önemli dogmatik ilişkisi, TCK m. 25/2'de düzenlenen genel "Zorunluluk Hali" ve TCK m. 145'te düzenlenen "Malın Değerinin Azlığı" nedeniyledir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, TCK m. 147'nin, genel zorunluluk hali olan m. 25/2 karşısında özel bir norm (lex specialis) niteliği taşıdığı; ancak m. 145'ten farklı olarak burada çalınan malın değerinin az veya çok olmasının kural olarak bir önem taşımadığı, zira m. 145'te objektif bir değer azlığı aranırken, m. 147'de failin sübjektif çaresizliğinin ve ihtiyacının ağırlığının esas alındığı görüşü benimsenmektedir [2, 3].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), dağda yürüyüş yaparken aniden bastıran şiddetli tipi ve donma tehlikesi karşısında çaresiz kalmış, hayatta kalabilmek için karşısına çıkan kilitli bir dağ evinin kapısını kırarak içeri girmiş ve içerideki battaniye ile yiyecekleri (başkasının taşınır malını) alıp tüketmiştir. (A)'nın donarak ölme tehlikesi "ağır ve acil bir ihtiyaç" niteliğinde olup, o an için başka bir alternatif bulunmadığından eylemi TCK m. 147 kapsamında değerlendirilecek ve hâkim büyük ihtimalle ceza vermekten vazgeçecektir.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (B)'nin çocuğu gece vakti aniden ateşlenmiş ve havale geçirmeye başlamıştır. (B), hastaneye gitmek için acilen bir araca ihtiyaç duymuş, yoldan geçen araç bulamadığı için komşusu (C)'nin kapı önünde anahtarı üzerinde unutulmuş otomobilini ondan habersiz alarak çocuğunu hastaneye yetiştirmiştir. (B)'nin "ağır ve acil" sağlık gereksinimi sebebiyle işlediği bu fiil, TCK m. 147 kapsamında özel zorunluluk halini oluşturur.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 147 iddialarına dayanan savunmalarında ispatlaması gereken en kritik husus "alternatifsizlik" (ultima ratio) ve "orantılılık" şartlarıdır. Kronik fakirlik, uzun süreli işsizlik veya borç batağında olma durumları Yargıtay pratiğinde kural olarak "acil ve ağır" bir ihtiyaç sayılmamaktadır; zira sosyal devlette bu sorunların yasal çözüm yolları (sosyal yardımlaşma kurumları vs.) mevcuttur. Aciliyet, anlık ve ani gelişen yaşamsal bir kriz olmalıdır. İddia makamı (savcılık), failin hırsızlık yapmadan önce başkalarından yardım isteme imkânı olup olmadığını ve aldığı malın miktarı ile ihtiyacı arasındaki orantıyı (örneğin sadece karnını doyurmak için bir somun ekmek çalmak yerine, gidip kasanın içindeki tüm parayı çalmasının orantısızlığını) titizlikle araştırmalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun maddedeki yaptırım rejimini "verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir" şeklinde takdiri bir alternatife bağlaması, ceza hukuku dogmatiği bakımından ağır eleştirilere maruz kalmaktadır. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, ağır ve acil bir ihtiyacın baskısı altında (kusur yeteneğinin fiilen ortadan kalktığı bir durumda) işlenen fiilde, hâkime sırf indirim yaparak faile ceza verme yetkisinin tanınmasının kusur ilkesiyle çeliştiği; zira kişinin hayatta kalmak veya açlıktan ölmemek için hırsızlık yapması durumunda ortada kınanabilecek bir irade (kusur) kalmadığından, ceza vermekten vazgeçmenin mutlak bir kural olması gerektiği, mevcut lafzın hâkimleri keyfi kararlara sürükleyebileceği biçiminde yaklaşır [2, 3]. Kusursuz ceza olmaz evrensel prensibi, mülkiyetin korunması refleksine kurban edilmemelidir.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine Alman ve İtalyan ceza sistemleri baz alınarak 26/9/2004'te kabul edilen ve 1/6/2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal ve dogmatik temellerine mutlak surette bağlı kalınarak oluşturulmuştur [1]. Tarafıma iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara titizlikle riayet edilmiş; yalnızca kaynak listede belirtilen yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) zorunlu atıf şablonuyla referans verilmiş ve kural gereği basım yılı/sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır [2-4]. Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş, pratik örnek olaylar ise hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak Fethi Güzel kimliğiyle akademik bir Türkçe kullanılmıştır. İstem metninde yer alan 6352 ve 6545 sayılı Kanun değişikliklerine ilişkin dipnot bilgileri, TCK sistematiğinde önceki maddelere (özellikle gece vakti ve nitelikli hallere) ilişkin artırımların sehven m. 147'nin altına eklenmiş kalıntıları olduğundan, m. 147'nin saf dogmatik analizi dışında bırakılmıştır.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)