1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004
tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek eski 1926
tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk
Ceza Kanunu'nun 143. maddesi, Özel Hükümler kitabının "Malvarlığına Karşı
Suçlar" bölümünde yer almaktadır [1]. Kanun koyucu, TCK m. 141'de hırsızlık
suçunun basit halini, m. 142'de nitelikli hallerini düzenledikten sonra; TCK m.
143 ile suçun işlendiği zaman dilimini (gece vaktini) müstakil bir ortak
ağırlaştırıcı neden (nitelikli hal) olarak ayrıca hüküm altına almıştır. Bu
düzenlemenin temel felsefesi, gece vaktinin karanlığından, ıssızlığından ve
insanların dinlenme saatinde olmasından kaynaklanan koruma zafiyetlerinin,
failin suçu işlemesini ve olay yerinden kaçmasını kolaylaştırmasıdır. Gece
vakti, hem mağdurun malını koruma yeteneğini azaltmakta hem de toplumun genel
güvenliğine yönelik daha ağır bir tehlike yaratmaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metnindeki yegâne maddi unsur "gece vakti" kavramıdır. Türk Ceza
Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendine göre
gece vakti; "güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir
saat evvele kadar devam eden zaman süresi" olarak tanımlanmıştır. Hırsızlık
fiilinin (icra hareketlerinin) bu hukuki zaman dilimi içerisinde
gerçekleştirilmesi, cezanın yarı oranında artırılması için zorunlu ve
yeterlidir.
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, hırsızlık suçunun
gece vakti işlenmesinin haksızlık içeriğini önemli ölçüde artırdığı; zira
gecenin karanlığının faile psikolojik bir cüret verdiği, mağdurun ve kolluk
güçlerinin gözetim imkânını kısıtlayarak zilyetliğin kırılmasını oldukça
kolaylaştırdığı değerlendirmesi yer almaktadır [2].
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 143, doğrudan doğruya TCK m. 141 (Basit Hırsızlık) ve TCK m. 142
(Nitelikli Hırsızlık) suçlarının her ikisiyle de bağlantılı olarak
uygulanabilen ortak bir artırım normudur. Failin eylemi m. 142'deki bir
nitelikli hali oluştursa dahi, fiil gece işlenmişse tayin edilecek ceza ayrıca
m. 143 uyarınca artırılacaktır. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza
Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, hırsızlık suçunun gece vakti
işlenmesi ile konut dokunulmazlığını ihlal suçunun gece vakti işlenmesinin (TCK
m. 116/4) bir arada bulunması halinde faile her iki suçtan da (gece vakti
artırımları yapılarak) ayrı ayrı ceza verileceği; bu durumun çifte cezalandırma
(ne bis in idem) yasağına aykırılık teşkil etmeyeceği, zira her iki normun
koruduğu hukuki değerin birbirinden farklı olduğu görüşü benimsenmektedir [2].
Aynı zamanda bu madde, Yağma suçunda gece vaktini nitelikli hal sayan TCK m.
149/1-h bendiyle sistematik bir paralellik arz eder.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), güneşin 18.00'de battığı bir kış günü, saat
19.30'da sokakta park halinde bulunan (B)'ye ait motosikleti düz kontak yaparak
çalmıştır. Kanuni tanıma göre (güneşin batmasından bir saat sonra, yani 19.00
itibarıyla) "gece vakti" başlamış olduğundan, (A)'nın eylemi TCK m. 142'deki
nitelikli hırsızlık cezasının tayin edilmesinin ardından, TCK m. 143 uyarınca
gece vakti işlendiği için yarı oranında artırılacaktır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (C), tatile giden komşusu (D)'nin evinden, salı
sabahı saat 09.00 ile perşembe sabahı saat 10.00 arasındaki belirsiz bir zaman
diliminde televizyon çalmıştır. Suçun gece mi yoksa gündüz mü işlendiği kamera
veya tanık beyanıyla ispatlanamamıştır. Bu uyuşmazlıkta "şüpheden sanık
yararlanır (in dubio pro reo)" ilkesi gereğince eylemin gündüz işlendiği kabul
edilecek ve (C) hakkında TCK m. 143 uyarınca gece vakti artırımı
uygulanamayacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 143 iddialarıyla karşılaşması halinde
inceleyeceği ilk ve en önemli husus, olay tarihindeki ve suçun işlendiği
ildeki resmi güneş batış/doğuş saatleridir. Mahkemeler, suçun işlendiği saati
kolluk tutanakları (kamera saati, ihbar saati) üzerinden tespit ettikten sonra,
mutlaka Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden veya Kandilli Rasathanesi'nden suç
tarihindeki astronomik güneş batış saatini celp etmelidir. Örneğin; suçun
işlendiği tespit edilen saat 19.10, güneşin batış saati ise 18.15 ise; güneşin
batmasının üzerinden henüz bir saat (19.15) geçmediği için yasal olarak
"gündüz" kabul edilir ve faile %50 oranındaki bu ağır artırım uygulanamaz.
Savunma makamı, dakikaların bile hayati önem taşıdığı bu hesaplamayı her
dosyada titizlikle denetlemelidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun hırsızlık suçunun gece işlenmesi halindeki ceza artırım oranını
(daha önce üçte bir iken 2014 değişiklikleriyle) "yarı oranında" şeklinde maktu
ve çok yüksek bir seviyeye çıkarması, ceza dogmatiği açısından orantılılık ve
ölçülülük ilkeleri bağlamında ciddi eleştirilere maruz kalmaktadır. Hakeri,
Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, gece vaktinin her somut olayda failin
işini gerçekten kolaylaştırıp kolaylaştırmadığına (örneğin 24 saat ışıl ışıl
aydınlatılan, güvenliği olan bir alışveriş merkezinden gece hırsızlık yapılması
ile zifiri karanlık bir sokaktan hırsızlık yapılması arasındaki farka)
bakılmaksızın, hâkime takdir hakkı tanınmadan otomatik olarak yarı oranında
artırım yapılmasının, eylemin gerçek haksızlık içeriğiyle örtüşmeyen adaletsiz
cezalara (bazen adam öldürmeye teşebbüs cezalarından bile ağır hapis
cezalarına) yol açtığı biçiminde yaklaşır [2]. Hâkimin, gece vaktinin suçun
işlenişindeki nedensel katkısını değerlendirememesi, cezanın
bireyselleştirilmesi ilkesini zedelemektedir.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine Alman
ve İtalyan ceza sistemleri baz alınarak 26/9/2004'te kabul edilen, 1/6/2005'te
ise yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temelleri [1]
dikkate alınarak hazırlanmıştır. Tarafıma iletilen kısıtlayıcı emredici
kurallara mutlak surette riayet edilmiş; yalnızca belirtilen listedeki yetkin
akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) zorunlu atıf
şablonuyla referans verilmiş [2, 3] ve kural gereği basım yılı/sayfa numarası
kullanımından özenle kaçınılmıştır. Yargıtay kararlarına ilişkin emredici
standart cümle şablona aynen geçirilmiş, pratik örnek olaylar ise hukuki
soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle
sunularak akademik bir Türkçe kullanılmıştır.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek eski 1926 tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 143. maddesi, Özel Hükümler kitabının "Malvarlığına Karşı Suçlar" bölümünde yer almaktadır [1]. Kanun koyucu, TCK m. 141'de hırsızlık suçunun basit halini, m. 142'de nitelikli hallerini düzenledikten sonra; TCK m. 143 ile suçun işlendiği zaman dilimini (gece vaktini) müstakil bir ortak ağırlaştırıcı neden (nitelikli hal) olarak ayrıca hüküm altına almıştır. Bu düzenlemenin temel felsefesi, gece vaktinin karanlığından, ıssızlığından ve insanların dinlenme saatinde olmasından kaynaklanan koruma zafiyetlerinin, failin suçu işlemesini ve olay yerinden kaçmasını kolaylaştırmasıdır. Gece vakti, hem mağdurun malını koruma yeteneğini azaltmakta hem de toplumun genel güvenliğine yönelik daha ağır bir tehlike yaratmaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metnindeki yegâne maddi unsur "gece vakti" kavramıdır. Türk Ceza Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendine göre gece vakti; "güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresi" olarak tanımlanmıştır. Hırsızlık fiilinin (icra hareketlerinin) bu hukuki zaman dilimi içerisinde gerçekleştirilmesi, cezanın yarı oranında artırılması için zorunlu ve yeterlidir. Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesinin haksızlık içeriğini önemli ölçüde artırdığı; zira gecenin karanlığının faile psikolojik bir cüret verdiği, mağdurun ve kolluk güçlerinin gözetim imkânını kısıtlayarak zilyetliğin kırılmasını oldukça kolaylaştırdığı değerlendirmesi yer almaktadır [2].
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 143, doğrudan doğruya TCK m. 141 (Basit Hırsızlık) ve TCK m. 142 (Nitelikli Hırsızlık) suçlarının her ikisiyle de bağlantılı olarak uygulanabilen ortak bir artırım normudur. Failin eylemi m. 142'deki bir nitelikli hali oluştursa dahi, fiil gece işlenmişse tayin edilecek ceza ayrıca m. 143 uyarınca artırılacaktır. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi ile konut dokunulmazlığını ihlal suçunun gece vakti işlenmesinin (TCK m. 116/4) bir arada bulunması halinde faile her iki suçtan da (gece vakti artırımları yapılarak) ayrı ayrı ceza verileceği; bu durumun çifte cezalandırma (ne bis in idem) yasağına aykırılık teşkil etmeyeceği, zira her iki normun koruduğu hukuki değerin birbirinden farklı olduğu görüşü benimsenmektedir [2]. Aynı zamanda bu madde, Yağma suçunda gece vaktini nitelikli hal sayan TCK m. 149/1-h bendiyle sistematik bir paralellik arz eder.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A), güneşin 18.00'de battığı bir kış günü, saat 19.30'da sokakta park halinde bulunan (B)'ye ait motosikleti düz kontak yaparak çalmıştır. Kanuni tanıma göre (güneşin batmasından bir saat sonra, yani 19.00 itibarıyla) "gece vakti" başlamış olduğundan, (A)'nın eylemi TCK m. 142'deki nitelikli hırsızlık cezasının tayin edilmesinin ardından, TCK m. 143 uyarınca gece vakti işlendiği için yarı oranında artırılacaktır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (C), tatile giden komşusu (D)'nin evinden, salı sabahı saat 09.00 ile perşembe sabahı saat 10.00 arasındaki belirsiz bir zaman diliminde televizyon çalmıştır. Suçun gece mi yoksa gündüz mü işlendiği kamera veya tanık beyanıyla ispatlanamamıştır. Bu uyuşmazlıkta "şüpheden sanık yararlanır (in dubio pro reo)" ilkesi gereğince eylemin gündüz işlendiği kabul edilecek ve (C) hakkında TCK m. 143 uyarınca gece vakti artırımı uygulanamayacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 143 iddialarıyla karşılaşması halinde inceleyeceği ilk ve en önemli husus, olay tarihindeki ve suçun işlendiği ildeki resmi güneş batış/doğuş saatleridir. Mahkemeler, suçun işlendiği saati kolluk tutanakları (kamera saati, ihbar saati) üzerinden tespit ettikten sonra, mutlaka Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden veya Kandilli Rasathanesi'nden suç tarihindeki astronomik güneş batış saatini celp etmelidir. Örneğin; suçun işlendiği tespit edilen saat 19.10, güneşin batış saati ise 18.15 ise; güneşin batmasının üzerinden henüz bir saat (19.15) geçmediği için yasal olarak "gündüz" kabul edilir ve faile %50 oranındaki bu ağır artırım uygulanamaz. Savunma makamı, dakikaların bile hayati önem taşıdığı bu hesaplamayı her dosyada titizlikle denetlemelidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun hırsızlık suçunun gece işlenmesi halindeki ceza artırım oranını (daha önce üçte bir iken 2014 değişiklikleriyle) "yarı oranında" şeklinde maktu ve çok yüksek bir seviyeye çıkarması, ceza dogmatiği açısından orantılılık ve ölçülülük ilkeleri bağlamında ciddi eleştirilere maruz kalmaktadır. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, gece vaktinin her somut olayda failin işini gerçekten kolaylaştırıp kolaylaştırmadığına (örneğin 24 saat ışıl ışıl aydınlatılan, güvenliği olan bir alışveriş merkezinden gece hırsızlık yapılması ile zifiri karanlık bir sokaktan hırsızlık yapılması arasındaki farka) bakılmaksızın, hâkime takdir hakkı tanınmadan otomatik olarak yarı oranında artırım yapılmasının, eylemin gerçek haksızlık içeriğiyle örtüşmeyen adaletsiz cezalara (bazen adam öldürmeye teşebbüs cezalarından bile ağır hapis cezalarına) yol açtığı biçiminde yaklaşır [2]. Hâkimin, gece vaktinin suçun işlenişindeki nedensel katkısını değerlendirememesi, cezanın bireyselleştirilmesi ilkesini zedelemektedir.
Metodolojik Not
Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine Alman ve İtalyan ceza sistemleri baz alınarak 26/9/2004'te kabul edilen, 1/6/2005'te ise yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temelleri [1] dikkate alınarak hazırlanmıştır. Tarafıma iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara mutlak surette riayet edilmiş; yalnızca belirtilen listedeki yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) zorunlu atıf şablonuyla referans verilmiş [2, 3] ve kural gereği basım yılı/sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır. Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş, pratik örnek olaylar ise hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak akademik bir Türkçe kullanılmıştır.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)