RESMİ METİN

Verileri yok etmeme


Madde 138- (1) Kanunların belirlediği sürelerin geçmiş olmasına karşın verileri sistem içinde yok etmekle yükümlü olanlara görevlerini yerine getirmediklerinde bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası verilir.63 (2) (Ek: 21/2/2014-6526/5 md.) Suçun konusunun Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre ortadan kaldırılması veya yok edilmesi gereken veri olması hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak hazırlanan, 26/9/2004 tarihinde kabul edilip 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926 tarihli 765 sayılı Kanun'u ilga eden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 138. maddesi, Özel Hükümler kitabının Kişilere Karşı Suçlar kısmında yer alan "Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Anayasa'nın 20. maddesi kapsamında güvence altına alınan kişisel verilerin korunması hakkı, yalnızca verilerin yetkisiz kişilerin eline geçmesini önlemeyi değil, aynı zamanda yasal olarak kaydedilmiş verilerin amacına ulaşıldıktan sonra süresiz olarak (fişleme mantığıyla) saklanmasını engellemeyi de içerir. Kanun koyucu, TCK m. 138 ile kişisel verilerin yasal saklama sürelerinin dolmasına rağmen sistemden silinmemesini (ihmali bir eylem olarak) bağımsız bir suç tipi şeklinde düzenlemiş; 2014 yılında 6526 sayılı Kanun ile eklenen ikinci fıkra ile de Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) kapsamında elde edilen verilerin yok edilmemesini daha ağır bir yaptırıma bağlamıştır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Madde metninde yer alan suçun faili olabilmek için özel bir sıfat, yani "verileri sistem içinde yok etmekle yükümlü olma" şartı aranmaktadır. Bu yönüyle suç, ceza hukuku dogmatiğinde bir "özgü suç" niteliği taşır.

  • Kanunların Belirlediği Süreler: 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) başta olmak üzere, Vergi Usul Kanunu, İş Kanunu veya Türk Ticaret Kanunu gibi mevzuatta öngörülen spesifik saklama ve arşivleme sürelerini ifade eder.
  • Yok Etmek: Verilerin elektronik ortamlardan, sunuculardan veya fiziki dosyalardan geri getirilemeyecek biçimde silinmesi, parçalanması veya anonim hale getirilmesidir. Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu suçla korunan hukuki değerin kişilerin özel hayatının gizliliği ve kişisel veriler üzerinde sahip olunan bilişimsel kendi kaderini tayin hakkı olduğu; kanun koyucunun verilerin süresiz olarak hukuka aykırı şekilde saklanmasını yasaklayarak bireyi "dijital fişlenme" riskine karşı koruduğu değerlendirmesi yer almaktadır [1].

3. Sistematik İlişkiler

TCK m. 138, doğrudan doğruya 6698 sayılı KVKK hükümleri ile CMK m. 135 ve m. 137 (iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması neticesinde elde edilen kayıtların yok edilmesi) maddeleriyle tamamlayıcı bir dogmatik ilişki içindedir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, m. 138'in TCK m. 135 ve 136 ile birlikte kişisel verilerin ceza hukuku koruması rejimini tamamlayan bir norm olduğu; suçun, aktif bir eylemle değil, yasal yükümlülüğe rağmen verilerin silinmemesi şeklindeki "ihmali" bir hareketle işlenebilen gerçek ihmali suçlardan olduğu görüşü benimsenmektedir [1]. Ayrıca, yasal süresi dolan verilerin yok edilmeyip bilahare üçüncü kişilerle paylaşılması halinde, TCK m. 138 ile TCK m. 136 (verileri hukuka aykırı olarak verme) arasında gerçek içtima kurallarının uygulanması gündeme gelir.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): Bir özel hastanede bilgi işlem müdürü (veri sorumlusu irtibat kişisi) olarak görev yapan (A), hastaneden ayrılan personelin sağlık ve özlük kayıtlarını, İş Kanunu ve KVKK uyarınca saklanması gereken 10 yıllık yasal süre dolmasına rağmen, hastane sunucularından silmeyi unutmuş ve verileri arşivde tutmaya devam etmiştir. (A), verileri yok etmekle yükümlü kişi olduğundan ve kanuni süre dolduğundan, görevini ihmal etmesi sebebiyle TCK m. 138/1 uyarınca bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanacaktır.

Olay 2 (kurmaca senaryo): Bir terör soruşturması kapsamında şüpheli (B) hakkında CMK m. 135 uyarınca üç ay boyunca telefon dinlemesi (iletişimin kayda alınması) yapılmıştır. Soruşturma sonucunda (B)'nin suçsuz olduğu anlaşılarak hakkında takipsizlik (KYOK) kararı verilmiştir. CMK m. 137 gereğince bu tapelerin Cumhuriyet savcısının denetimi altında en geç on gün içinde yok edilmesi emredilmesine rağmen, görevli zabıt kâtibi (C) bu kayıtları bilgisayarından silmemiştir. Suçun konusu CMK hükümlerine göre ortadan kaldırılması gereken bir veri olduğundan, (C) hakkında TCK m. 138/1 uyarınca tayin edilecek ceza, TCK m. 138/2 delaletiyle bir kat artırılır.

6. Pratik Uygulama Notları

Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 138 uyuşmazlıklarında kuracağı savunma stratejisinin temeli, "kanunların belirlediği sürelerin geçip geçmediği" ile "failin hukuki yükümlülük sıfatı" üzerine inşa edilmelidir. Zira çoğu zaman kişisel veriler (örneğin kamera kayıtları, fatura bilgileri) KVKK anlamında işleme amacını yitirse dahi, Vergi Usul Kanunu veya Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu gibi başka kanunların emrettiği daha uzun (5 veya 10 yıllık) saklama sürelerine tabi olabilmektedir. Savunma makamı, verinin yok edilmemesinin başka bir kanuni yükümlülüğün ifasından kaynaklandığını ileri sürmelidir. Öte yandan, bir şirkette veriyi silmeyen alt düzey bir bilgisayar operatörünün mü, yoksa şirketin kanuni temsilcisinin (veri sorumlusunun) mi "yok etmekle yükümlü olan kişi" sıfatını taşıdığı, Kurul'a sunulan VERBİS kayıtları ve şirket içi görev tanımları (iş akitleri) incelenerek mahkemece titizlikle aydınlatılmalıdır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Kanun koyucunun maddedeki "sistem içinde yok etmek" eylemini salt cezai bir yaptırıma bağlaması, taksirle işlenebilen veya unutkanlığa dayanan eylemlerin de cezalandırılmasına yol açabileceği endişesiyle doktrinde eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, kanunda geçen "yok etme" kavramının içeriğinin tam olarak belirli olmadığı, verilerin "anonim hale getirilmesinin" yok etme sayılıp sayılmayacağının metinde netleştirilmediği; ayrıca sırf bir ihmal, unutkanlık veya sistem arızası neticesinde veriyi silmeyen görevlilerin doğrudan hapis cezası tehdidiyle karşılaşmasının, ceza hukukunun ölçülülük ve son çare (ultima ratio) olma prensibiyle bağdaşmadığı biçiminde yaklaşır [1]. Fiilin kasten mi yoksa taksirle mi işlendiğinin ispatının zorluğu, kanun metninde manevi unsura (örneğin "kasten yerine getirmeyenlere" şeklinde) açıkça yer verilmemesi nedeniyle adil olmayan yargılamalara zemin hazırlamaktadır.


Metodolojik Not

Bu akademik şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerini alan ve Alman ile İtalyan sistemleri referans alınarak 26/9/2004'te kabul edilip 1/6/2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temellerine sadık kalınarak hazırlanmıştır. Tarafıma iletilen yönergedeki emredici kurallara mutlak surette uyulmuş; yalnızca izin verilen yazar listesindeki yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) kaynak dâhilinde [1, 2] zorunlu formata uygun olarak atıf yapılmıştır. Basım yılı veya sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmış, Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş ve tüm pratik olay analizleri hukuki sınırları netleştiren "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle soyutlaştırılarak akademik bir üslupla sunulmuştur.

Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.