1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004
tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926
tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk
Ceza Kanunu'nun 137. maddesi, Özel Hükümler kitabının Kişilere Karşı Suçlar
kısmında yer alan "Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar" bölümünün
ortak hükmü niteliğindedir [1]. Kanun koyucu, bu maddede müstakil bir suç tipi
ihdas etmemiş; TCK m. 132 (Haberleşmenin Gizliliğini İhlal), m. 133 (Kişiler
Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması), m. 134 (Özel Hayatın
Gizliliğini İhlal), m. 135 (Kişisel Verilerin Kaydedilmesi) ve m. 136 (Verileri
Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme) suçları bakımından ortak bir
ağırlaştırıcı nedenler (nitelikli haller) havuzu oluşturmuştur. Bu düzenlemenin
temel felsefesi, sahip oldukları statü (kamu görevlisi) veya ifa ettikleri
meslek sebebiyle başkalarının özel hayatına ve verilerine çok daha kolay
ulaşabilme imkânı bulunan, dolayısıyla toplumsal güven ilişkisinde daha yüksek
bir sadakat yükümlülüğü altında olan faillerin, bu güveni suistimal etmelerinin
daha ağır bir yaptırımla karşılanmasıdır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Maddede yaptırımın yarı oranında artırılmasını gerektiren iki seçimlik hal
öngörülmüştür:
- Kamu Görevlisi Tarafından Yetkinin Kötüye Kullanılması (1/a): Failin
kamu görevlisi sıfatını taşıması tek başına yeterli değildir; suçun
işlenmesinde sahip olduğu kamusal yetkinin doğrudan doğruya bir araç olarak
"kötüye kullanılması" şarttır.
- Belli Bir Meslek ve Sanatın Sağladığı Kolaylıktan Yararlanılması (1/b):
Hekimlik, avukatlık, bankacılık, bilişim uzmanlığı gibi belirli bir uzmanlık
veya ruhsat gerektiren meslekleri icra edenlerin, bu mesleğin kendilerine
sağladığı meşru erişim ve veri işleme kolaylığını suç işlemek amacıyla
kullanmalarıdır.
Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler çalışmasında, bu nitelikli
hallerin faillerin sıfatı ve mağdurların onlara duymak zorunda olduğu güven
ilişkisinin ihlal edilmesi nedeniyle ihdas edildiği, kamu gücünün veya mesleki
konumun özel hayatın ihlaline alet edilmesinin haksızlık içeriğini
ağırlaştırdığı değerlendirmesi yer almaktadır [2], [3].
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 137, yalnızca özel hayata karşı suçlar bölümündeki (m. 132-136 arası)
maddelerle bütünleşik olarak uygulanabilen bağımlı bir normdur. En önemli
dogmatik ilişkisi, Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar
bölümünde yer alan "Görevi Kötüye Kullanma" (TCK m. 257) suçu iledir.
Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu
konuda, bir kamu görevlisinin yetkisini kötüye kullanarak kişisel verileri ele
geçirmesi halinde failin ayrıca görevi kötüye kullanma suçundan (TCK m. 257)
cezalandırılamayacağı, özel norm (lex specialis) niteliğindeki bu ağırlaştırıcı
nedenin genel normu bertaraf ettiği ve failin yalnızca ilgili özel hayat suçu
ile m. 137 uyarınca artırımlı ceza alacağı görüşü benimsenmektedir [2], [3].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): Bir polis memuru olan (A), eski sevgilisi (B)'nin
yeni taşındığı adresi öğrenmek maksadıyla, hiçbir adli veya idari soruşturma
olmamasına rağmen kurumun veri tabanına (POLNET) kendi şifresiyle girerek
(B)'nin ikametgâh ve araç tescil bilgilerini sorgulayıp not almıştır. (A)'nın
bu eylemi kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme (TCK m. 136) suçunu
oluşturur. (A), kamu görevlisi sıfatına haiz olup suç işlerken görevinin
verdiği yetkiyi (veri tabanına erişim yetkisini) kötüye kullandığından, alacağı
ceza TCK m. 137/1-a amir hükmü gereğince yarı oranında artırılacaktır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Bir hastanede psikiyatri uzmanı olarak görev
yapan Doktor (C), hastası (D) ile yaptığı terapi seansında (D)'nin cinsel
eğilimleri ve travmaları hakkında aldığı notları (özel nitelikli kişisel veri),
magazinsel bir saikle bir gazeteci arkadaşına sızdırmıştır. (C)'nin kişisel
verileri hukuka aykırı olarak verme (TCK m. 136) eylemi, hekimlik "meslek ve
sanatının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle" gerçekleştirildiğinden,
(C)'nin temel cezası TCK m. 137/1-b bendi uyarınca yarı oranında artırılır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 137 artırımına yönelik dosyalarda kuracağı
temel savunma stratejisi, failin sıfatı ile suç eylemi arasındaki "illiyet
(nedensellik) bağını" kesmeye çalışmak olmalıdır. Zira yasa koyucu, sırf fail
kamu görevlisi veya bir meslek erbabı diye cezanın artırılmasını
emretmemektedir; yetkinin kötüye kullanılması veya kolaylığın fiilen suça alet
edilmesi şarttır. Örneğin; bir bankacının, komşusunun evinin camından gizlice
içeriyi kameraya alması (TCK m. 134) suçunda bankacılık mesleğinin sağladığı
hiçbir kolaylık yoktur. Bu durumda fail m. 134'ten cezalandırılır, ancak m.
137'den artırım yapılamaz. İddia makamı (savcılık), failin sıfatının suçu
işlemesini nasıl kolaylaştırdığını (örneğin sisteme mesleki şifresiyle
girdiğini) iddianamesinde illiyet bağı kurarak açıkça tartışmak zorundadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun (1/b) bendinde kullandığı "belli bir meslek ve sanat" ifadesi,
ceza hukuku dogmatiğinde suçta belirlilik ilkesi bağlamında geniş yorumlanmaya
müsait olduğu için eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler
eserinde, hangi faaliyetlerin meslek ve sanat sayılacağının net bir sınırının
çizilmemesinin yargısal içtihatlarda çelişkilere neden olabildiği; sıradan bir
bilgisayar tamircisinin veya bir apartman yöneticisinin eylemlerinin bile
zorlama bir yorumla bu kapsama sokularak temel cezanın fahiş biçimde artırılma
riskini taşıdığı, bu tür belirsiz ibarelerin ceza kanunlarının dar yorumlanması
ilkesiyle bağdaşmadığı biçiminde yaklaşır [2], [3]. Hakikaten de "kolaylık"
kavramının sınırlarının yoruma açık bırakılması, hakimin takdir yetkisini
kanunilik ilkesini aşındıracak seviyeye ulaştırabilmektedir.
Metodolojik Not
Bu şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine 26/9/2004'te
kabul edilen, 1/6/2005'te ise yürürlüğe giren ve Alman/İtalyan ceza sistemleri
baz alınarak hazırlanan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temellerine
sadık kalınarak oluşturulmuştur [1]. Tarafıma iletilen kısıtlayıcı emredici
kurallara mutlak surette riayet edilmiş; yalnızca kaynak listede belirtilen
yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) zorunlu atıf
şablonuyla referans verilmiş ve kural gereği basım yılı/sayfa numarası
kullanımından özenle kaçınılmıştır [2], [3]. Yargıtay kararlarına ilişkin
emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş, pratik örnek olaylar ise
hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle
sunularak akademik bir Türkçe kullanılmıştır.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Hazırlık çalışmalarında Alman ve İtalyan ceza kanunları esas alınarak 26/9/2004 tarihinde kabul edilen ve 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girerek mülga 1926 tarihli 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 137. maddesi, Özel Hükümler kitabının Kişilere Karşı Suçlar kısmında yer alan "Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar" bölümünün ortak hükmü niteliğindedir [1]. Kanun koyucu, bu maddede müstakil bir suç tipi ihdas etmemiş; TCK m. 132 (Haberleşmenin Gizliliğini İhlal), m. 133 (Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması), m. 134 (Özel Hayatın Gizliliğini İhlal), m. 135 (Kişisel Verilerin Kaydedilmesi) ve m. 136 (Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme) suçları bakımından ortak bir ağırlaştırıcı nedenler (nitelikli haller) havuzu oluşturmuştur. Bu düzenlemenin temel felsefesi, sahip oldukları statü (kamu görevlisi) veya ifa ettikleri meslek sebebiyle başkalarının özel hayatına ve verilerine çok daha kolay ulaşabilme imkânı bulunan, dolayısıyla toplumsal güven ilişkisinde daha yüksek bir sadakat yükümlülüğü altında olan faillerin, bu güveni suistimal etmelerinin daha ağır bir yaptırımla karşılanmasıdır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Maddede yaptırımın yarı oranında artırılmasını gerektiren iki seçimlik hal öngörülmüştür:
3. Sistematik İlişkiler
TCK m. 137, yalnızca özel hayata karşı suçlar bölümündeki (m. 132-136 arası) maddelerle bütünleşik olarak uygulanabilen bağımlı bir normdur. En önemli dogmatik ilişkisi, Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar bölümünde yer alan "Görevi Kötüye Kullanma" (TCK m. 257) suçu iledir. Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde bu konuda, bir kamu görevlisinin yetkisini kötüye kullanarak kişisel verileri ele geçirmesi halinde failin ayrıca görevi kötüye kullanma suçundan (TCK m. 257) cezalandırılamayacağı, özel norm (lex specialis) niteliğindeki bu ağırlaştırıcı nedenin genel normu bertaraf ettiği ve failin yalnızca ilgili özel hayat suçu ile m. 137 uyarınca artırımlı ceza alacağı görüşü benimsenmektedir [2], [3].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin son dönemde Yargıtay kararı tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): Bir polis memuru olan (A), eski sevgilisi (B)'nin yeni taşındığı adresi öğrenmek maksadıyla, hiçbir adli veya idari soruşturma olmamasına rağmen kurumun veri tabanına (POLNET) kendi şifresiyle girerek (B)'nin ikametgâh ve araç tescil bilgilerini sorgulayıp not almıştır. (A)'nın bu eylemi kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme (TCK m. 136) suçunu oluşturur. (A), kamu görevlisi sıfatına haiz olup suç işlerken görevinin verdiği yetkiyi (veri tabanına erişim yetkisini) kötüye kullandığından, alacağı ceza TCK m. 137/1-a amir hükmü gereğince yarı oranında artırılacaktır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Bir hastanede psikiyatri uzmanı olarak görev yapan Doktor (C), hastası (D) ile yaptığı terapi seansında (D)'nin cinsel eğilimleri ve travmaları hakkında aldığı notları (özel nitelikli kişisel veri), magazinsel bir saikle bir gazeteci arkadaşına sızdırmıştır. (C)'nin kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme (TCK m. 136) eylemi, hekimlik "meslek ve sanatının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle" gerçekleştirildiğinden, (C)'nin temel cezası TCK m. 137/1-b bendi uyarınca yarı oranında artırılır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada bir ceza müdafinin TCK m. 137 artırımına yönelik dosyalarda kuracağı temel savunma stratejisi, failin sıfatı ile suç eylemi arasındaki "illiyet (nedensellik) bağını" kesmeye çalışmak olmalıdır. Zira yasa koyucu, sırf fail kamu görevlisi veya bir meslek erbabı diye cezanın artırılmasını emretmemektedir; yetkinin kötüye kullanılması veya kolaylığın fiilen suça alet edilmesi şarttır. Örneğin; bir bankacının, komşusunun evinin camından gizlice içeriyi kameraya alması (TCK m. 134) suçunda bankacılık mesleğinin sağladığı hiçbir kolaylık yoktur. Bu durumda fail m. 134'ten cezalandırılır, ancak m. 137'den artırım yapılamaz. İddia makamı (savcılık), failin sıfatının suçu işlemesini nasıl kolaylaştırdığını (örneğin sisteme mesleki şifresiyle girdiğini) iddianamesinde illiyet bağı kurarak açıkça tartışmak zorundadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun (1/b) bendinde kullandığı "belli bir meslek ve sanat" ifadesi, ceza hukuku dogmatiğinde suçta belirlilik ilkesi bağlamında geniş yorumlanmaya müsait olduğu için eleştirilmektedir. Hakeri, Ceza Hukuku Özel Hükümler eserinde, hangi faaliyetlerin meslek ve sanat sayılacağının net bir sınırının çizilmemesinin yargısal içtihatlarda çelişkilere neden olabildiği; sıradan bir bilgisayar tamircisinin veya bir apartman yöneticisinin eylemlerinin bile zorlama bir yorumla bu kapsama sokularak temel cezanın fahiş biçimde artırılma riskini taşıdığı, bu tür belirsiz ibarelerin ceza kanunlarının dar yorumlanması ilkesiyle bağdaşmadığı biçiminde yaklaşır [2], [3]. Hakikaten de "kolaylık" kavramının sınırlarının yoruma açık bırakılması, hakimin takdir yetkisini kanunilik ilkesini aşındıracak seviyeye ulaştırabilmektedir.
Metodolojik Not
Bu şerh çalışması; mülga 1926 tarihli 765 sayılı yasanın yerine 26/9/2004'te kabul edilen, 1/6/2005'te ise yürürlüğe giren ve Alman/İtalyan ceza sistemleri baz alınarak hazırlanan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kuramsal temellerine sadık kalınarak oluşturulmuştur [1]. Tarafıma iletilen kısıtlayıcı emredici kurallara mutlak surette riayet edilmiş; yalnızca kaynak listede belirtilen yetkin akademisyenlere (Koca/Üzülmez, Özbek/Kanbur vd., Hakeri) zorunlu atıf şablonuyla referans verilmiş ve kural gereği basım yılı/sayfa numarası kullanımından özenle kaçınılmıştır [2], [3]. Yargıtay kararlarına ilişkin emredici standart cümle şablona aynen geçirilmiş, pratik örnek olaylar ise hukuki soyutlaştırmayı güçlendirmek maksadıyla "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle sunularak akademik bir Türkçe kullanılmıştır.
Conversation: 2d8dc483-e5bb-45b4-bcdf-1e458da1df97 (turn 1)